Kimliğimizi ne kadar gizli yaşadığımıza değinmek istiyorum.
Bazı insanlarda,karşısındakini tanıyabilme yönü çok güçlüdür.Karşısındakinin zaafları nelerdir?Güçlü yönleri,gizlemek istedikleri,kapasiteleri,hatalarının sebepleri açık bir kitap gibi okunabilir.Bazen insan boş bulunur da:genel veya özel bir tespitte bulunur.Karşımızdaki tanımlamanın hedefini çok fazla bulmasından veya doğruluğundan karşısındakine bir kez daha bakar.Bu bakış;uzun,abartılı ve inanmazlık yüklüdür.İşte o anda film kopar Bu şahıs ya tamamen kaçar veya düşman gibi bir şeye dönüşür.Tamamen silahsız,ruhunun tamamen çırıl çıplak kalmasını taşıyabilecek kadar güçlü değildir.Yada bilgi-akıl birlikteliği bir şekilde rahatsız edici,karışım durumundadır.Oysa diğerinin konuşma sebebi karşısındakinde gördüğü sıcak bir noktadır.Okadar çok kaybediyoruz ki,yenilgi zaman içinde yoruyor.Sonuçta ne mi oluyor?İfadesiz,yorumsuz,bolca saf görünüşlü insanlar çoğalıyor.Boş olduğumuz oranda hoş oluyoruz.Vazgeçilmez ve aranılan.Kendi üstünlüklerinin mutluluğunda dostluklar oluşuyor.
Bir de şahsi yorumumu eklemek istiyorum:Bayanlar anlaşılmaz derler ya;şu sebepten olmalı:onların sevgileri erkeklerden farklıdır.Bir bayan karşısındaki erkeğe ondan üstün yönlerini göstermez.
Tuna Kiremitçi yazarlar”kalbin karanlık yüzünden beslenirler “diyor.
Ne mutlu yazarlara.Kalplerindeki karanlık yönü paylaşabilecek kadar güçlüler.İnsanların çelişkili durumları karanlıkların ne kadarını paylaşacaklarıyla ilgilidir.Kendimizi gizleye gizleye kapalı yaşıyoruz.En kötüsü de göründüğü kadarımızla karar alma durumumuz.Ahmet Altan ”Bayanları hiçbir zaman anlayamayız”diyorsa!
Bu dünyada kimse kimseyi anlayamamıştır demek ki.Eğer gerçekten dünyaya bir kere geliyor isek;bu kadar gizli kimlikle yaşayarak ya bize yada hayatımıza gerçekten çok yazık ediyoruz.
Boşsun ama hoşsun.