Geceye ay düşerdi
ve sularda yakamoz
Önce bulutlar üşürdü, sonra yapraklar
bir de ben
Nefesinden öper, titrerdim
geceden başka kimse görmezdi seni öptüğümü

Sevdaya fesleğen kokularını gizleyip
içimde senliliğe dair düşleri çoğaltırken
önce bulutlar, sonra yapraklar çiçeğe dönerdi zamansız
Mavi yıldızların aydınlattığı gecede
önce ebruli karanfiller
sonra katmerli yediveren gülleri açar
ben üşürdüm

Sevda cemreleri düşmeden yüreklere
kumdan yaratılan cama
titreyen parmakların ince bir sızı ile çizdiği
kırık bir sevdadır artık adın
geç kalınmış bu sevdadan geriye kalan

Öfkeli bir yalnızlık senfonisinin ilk gamı
terk edilmişlik sesleriyle notaya dökülüp
ve mevsimler magmanın tam ortasında kışa dönerken
Havadaki ilkyaz çiçeklerinin kokusuna inat
bütün ışıkları sönerdi umutların
Sevda zifiri karanlıkta kaybolurken
unutulmuş bir heykel katılığında
ben üşürdüm

Sonra silindiri geçerdi üzerinden zamanın
ne bir caddede ne de aynı iskelede kesişmeyince yollar
ayrılığın donmuş karesi canlanmaz
ben yine üşürdüm

Şimdi uzak kıyılarda kalıp da rengini yitirirken düşler
Sekiz sütuna manşet bir ilandır
hüzün üzerine hüzün sözcükleriyle yazılan gazetelerin
ön sayfalarında yitirilmiş sevdam

'Bir rüya' olsun artık ayrılık, uyanayım

Atila IŞIK