• Reklam
Sayfa: 1 | Toplam: 8 12345678 SonSon
71 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    ÖÑĐΣŔ ÖnDeR adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    04-10-2005
    Mesajlar
    7,215
    Karizma Gücü
    8

    Türkyaşam Rehberlik Psikolojik Danışma Servisi

    Sevgili Türkyaşam Üyeleri:
    Evet, işte sonunda beklenen gün geldi. İnternet Dünyasında her zaman ilklere imza atan Türkyaşam, bir ilke daha imza atıyor.
    Türkyaşam Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Servisimiz hizmetinizde. 7 Gün 24 saat açık olan servisimizden bütün Türkyaşam üyeleri yararlanabilir. Ancak bu servisi açarken öncelikle öğrenci arkadaşlarımızı düşündük. ÖSS, OKS diğer sınavlar ile ilgili her türlü konuda rehberlik hizmetine hazırız. Şunu unutmayalım ki Rehberlik asla sorunları çözmek değildir. Rehberlik sorunları çözümünde yol göstermek, olaylara farklı bakış açısı ile bakmayı sağlayabilmektir. Rehberlik Hizmeti sorunlu, ya da sorunsuz çözüm isteyen herkese açıktır. O yüzden hepinizin katılımlarını bekliyoruz. :A

    Bu konuda bizlere yardımcı olacak olan kişi Rehber öğretmen olarak çalışmakta olan 1asen kullanıcı adlı üyemiz. Ayrıca diğer rehber öğretmenler eroluz ve endenozya arkadaşlarımızdan katkılarını ümit ediyorum. Kendilerine şimdiden çok teşekkür ediyorum.

    PSİKOLOJİK DANIŞMA VE REHBERLİK


    Bir kardelen gibi dış dünyaya ilk gözümüzü açtığımızda, tavanı delercesine fırlattığımız çığlıkla dünyaya merhaba dedik. Kimbilir bizi ne melanetler ve badireler bekliyordu. Nerden bilebilirdik ki ne yaşayacağımızı…
    İnsanın hayatındaki ilkler içimizdeki meçhul anıtlar gibidir. Bazen bizi alır bir limana götürür ve dünyanın en güzel zenginliklerini yaşatır; bazen de bir okyanusun derinliklerinde oksijensiz yaşamın girdabında debelenip dururuz.
    İlk çığlığımız, anamızın kucağına ilk sarılışımız, bedenimize dokunan ilk temas, ilk sesler… Keşke beynimizde bir kayıt olsada ilk kutsalımızı içimizin orta yerinden çıkarıp gözümüzün önüne al işte diye diksek…
    İnsan yaşadıkça vardır, tanımlayamazsınız, kavramlaştıramazsınız, formüle edemezsiniz… Pusulası kendinde bir geminin dümeni gibidir insan. Kerameti kendi ruhunda ve aklındadır. Bazen çektiğimiz acılar ve sıkıntılar kim bilir yaşamımızın ileriki dönemlerinde bize ne tecrübeler, ne yaşam zenginlikleri kazandıracaktır.
    İnsan, aklı, ruhu ve benliği ile yaşıyorsa vardır. İnsan değerli bir varlıktır. Bırakalım insan ne yaşamak istiyorsa, onu yaşasın. Kuralları kendisi koysun. Bazen başkası için istediğimiz şeyin, aslında kendimiz için istediğimiz için değil mi ? Başkalarından istediklerimiz aslında kendimizde olmayanlar değil mi ? Hatta erişemediklerimizi karşımızdakine dayattığımız olmuyor mu ? Mutlak doğrunun keşfedildiği zaman ve yeri bana gösterebilirmisiniz. Değişen ve gelişen dünyanın bireyleri olarak, bizlerde gelişiyor ve değişiyoruz. En doğru ve en ideal keşfedilseydi, keşfedildiği zamanda ve mekanda yaşıyor oluyorduk.
    Bireyin dış dünyasındakilerin görevi ancak, insana mutlu ve güvenli ortam hazırlamaktır. İnsan toplumsallaşmayı, içinde bulunan toplumun değerleri ile psikolojik sözleşme yaparak ve diğer bireylerle eşit ve karşılıklı kabul edilebilir bir anlayışla ilişkisellik içinde oluşturabilmeli.
    Rehberlik ve psikolojik danışma mesleğinin özü, insana saygı ve değer vermektir. İnsan doğrularıyla ve yanlışlarıyla yaşamda vardır ve bir bütündür. Heyecanımız, coşkumuz, sevincimiz, başarımız, başarısızlığımız, umutlarımız, umutsuzluğumuz, mutluluğumuz, mutsuzluğumuzla bir bütünüz ve bu değerlerimizle kendimizi gerçekleştirme gayret ve çabası içindeyiz.
    Yaşamımızın herhangi bir alanındaki başarı veya başarısızlığımız, ne olacağımız ve ne olamayacağımızı asla belirlemez. İdeal insan yoktur, olsa olsa insanın idealleri vardır. İnsan; sınırlandırılamaz, sınıflandırılamaz; formüle edilemez ve kalıplaştırılamaz. İnsan bir avuç tahribi yüksek melanetin yaptığı etkiden milyonlarca katlı yararlı etkilerde bulunur, dünyaya ve çevresine…
    Psikolojik danışma bireyin bütünlüğüne ve ruhsal varoluşuna saygıyı temel alır. İnsan ne olursa olsun onu anlamalıyız, sevgi ile yaklaşmalıyız, aklını ve ruhunu yaşamasındaki engelleri kaldırmalıyız. Bırakın kendi doğrularını kendi temelinde, yine kendisi bulsun.
    Bu meslek, insanları kimlik, kültür, yapı ve diğer olgulardan arınık kabul eder. Birey yargılanmaz, eleştirilmez, değerlendirilmez, cezalandırılmaz, suçlanmaz, dışlanmaz, reddedilmez, alıkonulmaz, sınırlandırılmaz… Yine bu mesleği yürüten psikolojik danışmanlar (Rehber Öğretmen) birey (Öğrenci) ile otoriter ilişkiye giremez, not veremez, disipline edemez, değerlendiremez, baskı kuramaz, karşı koyamaz, akıl veremez.
    Rehber öğretmen kendi duygularını bir tarafa bırakarak, öğrenciyi önyargısız kabul ederek, saygı içinde, bireye değer vererek ve en önemlisi gizlilik içinde mesleğini yasal ve mesleki etik ilkeleri doğrultusunda sürdürmekle yükümlüdür.
    Eğitim örgütlerinin öğrenciye yapacağı en büyük katkı kendine güvenen, yaratıcı, üretken, kendini doğru ifade eden, aklını kullanan, duygularının farkında olan, insanlarla etkili iletişim kuran, yaşamdan mutlu olmasını bilen bireyler yetiştirmektir.
    Anlaşılmayan ve kabul görmeyen bireyler kaygı ve korkuyu bedenlerinde ve ruhlarında meçhul anıtlarmış gibi yaşarlar. İnsanın psikolojik ve sosyal ihtiyaçları giderildikçe mutlu olur, kendine güvenir, sorunlarına güçlü ve sağlıklı kararlar verir.
    Psikolojik danışma ve rehberlik mesleği, kökenini varoluşçuluk felsefesinden alan, humanistik psikoloji akımını temele alan bir yaklaşım içindedir.
    Yaşadığımız coğrafyada, Cumhuriyetimizin kurucusu büyük insan Mustafa Kemal Atatürk’ün, “Yurtta barış dünyada barış” dış politika anlayışı, Yunus Emre’nin, “Kendini bilmek” insan felsefesi, Mevlana Celaleddini Rumi’nin, “Ne olursan ol yine gel, bin kere tevbeni bozmuş olsan da yine gel” yaşam felsefesi… tarihsel süreç içinde insanı anlama ve insana bakış felsefemizde aslında insan sevgisi ve insana saygıyı temele alan bir yaşam anlayışımızın olduğunu görebiliyoruz.
    Çağdaş eğitim sürecinin üç temel unsuru olan “eğitim-yönetim-rehberlik” hizmetlerinin okul toplumundaki karşılığı;
    -EĞİTİMDE; SEVGİ VE HOŞGÖRÜ,
    -YÖNETİMDE; DEMOKRATİKLİK VE KATILIMCILIK,
    -REHBERLİKTE; İNSANA SAYGI VE DEĞER VERME,
    esasları temeline dayanan eğitim anlayışı, çağımızın yeni paradigmaları olarak yükselen değerlerdir.














    Bu mesaj en son " 13.04.07 " tarihinde saat 22:37 itibariyle ÖnDeR tarafından düzenlenmiştir...

  2. #2
    endonezya adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    22-11-2005
    Mesajlar
    4,485
    Karizma Gücü
    7
    çok güzel düşünülmüş . kutlarım :A

    memnuniyetle katılırım

  3. #3
    dnz_ adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    28-01-2006
    Mesajlar
    2,919
    Karizma Gücü
    7
    Ben oks gircem bu sene inş iyi bir yer kazanırım..Bir yardıma ihtiyacım olursa gelirim bizi düşündüğünüz ve böyle bir servis kurduğunuz için Teşekkürler..

  4. #4
    1asen adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    04-10-2005
    Mesajlar
    362
    Karizma Gücü
    0
    Umarım faydalı olur Servisimiz hayırlı olsun
    :hz kadimdostlar :hz




  5. #5
    endonezya adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    22-11-2005
    Mesajlar
    4,485
    Karizma Gücü
    7
    1asen,okul rehber öğretmeniydin değil mi? not sisteminden puan sistemine geçiş ile ilgili bilgi verir misin? bakanlık sitesinden baktım. daha detaylı bilgi var mı?

    teşekkürler

  6. #6
    1asen adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    04-10-2005
    Mesajlar
    362
    Karizma Gücü
    0
    İlköğretimdeki 5'lik not sistemi yerine 100'lük not sistemi kullanılacak. Bu yeni sistemde öğretmenler kanaat notu kullanmayacak. 2007-2008 öğretim yılında uygulamaya konulacak sistemde ilköğretim 4'ten, 8'e kadar tüm derslerin notları karnede yer alacak. Aynı zamanda öğrencinin 100'lük not sistemindeki puan değerinin, 5'lik not sistemindeki karşılığı gösterilecek.

    Birinci adımda, 4, 5, 6, 7 ve 8. sınıflardaki yıl sonu başarı ortalamalarından diploma notu elde edilir. İkinci adımda, tüm öğrencilerin diploma notları toplanır ve öğrenci sayısına bölünür. Böylece okul ortalaması bulunur. Üçüncü adımda ise, öğrencinin diploma notu, okulunun ortalamasıyla karşılaştırılır. Bunun sonucuna göre öğrenciye az ya da çok puan verilir. Buna ilköğretim başarı puanı denir. Bu puana göre öğrencinin kişisel başarısı ortaya çıkar. Öğrenci bu puanı yükseltmek istiyorsa, okuluna daha çok ağırlık vermek zorundadır.
    :hz kadimdostlar :hz




  7. #7
    endonezya adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    22-11-2005
    Mesajlar
    4,485
    Karizma Gücü
    7
    TeŞkkÜr Ederİm- HazirladiĞim Rehberlİk KİtapÇiĞinda KullanacaĞim

  8. #8
    1asen adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    04-10-2005
    Mesajlar
    362
    Karizma Gücü
    0
    Ben aslında emin olamamıştım ilk ,bu muydu sorduğun diye.Hani ilköğretim değilse merak ettiğin İşine yaramasına sevindim.Ne zaman ne istersen sor ,burdayım
    :hz kadimdostlar :hz




  9. #9
    endonezya adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    22-11-2005
    Mesajlar
    4,485
    Karizma Gücü
    7
    ÖZ-DE-BİR ' in yaptığı türkiye geneli öss mart ayı sınavı geçici sonuçları açıklandı...


    http://www.testsonucu.com/

  10. #10
    ÖÑĐΣŔ ÖnDeR adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    04-10-2005
    Mesajlar
    7,215
    Karizma Gücü
    8
    Eyvah! Çocuğum tırnak yiyor!

    Çocukluk yıllarında hemen herkes evde ailesi ya da okulda öğretmenleri tarafından "Evladım elini ağzından çek!" sözüyle uyarılmıştır. Tabii ki bu alışkanlık sadece çocukların değil, stresli bir hayattan dolayı sonradan bu alışkanlığı edinmiş herkesin problemi.

    Bu istenmeyen durum tırnaklarda barınan mikroplardan dolayı pek çok sağlık probleminin de tetikleyicisi olabiliyor. Çocukları tırnak yeme alışkanlığından vazgeçirmekse o kadar kolay değil.
    Öncelikle tırnak yeme davranışını parmak emme davranışından ayırmamız gerekir. Parmak emme belli bir yaşa kadar davranış bozukluğu olarak değerlendirilmezken, tırnak yeme hangi yaşta ortaya çıkarsa çıksın davranış bozukluğu olarak değerlendirilir.
    Ne yapmalıyız?
    "Yeter artık tırnaklarını kemirdiğin, yapma şunu, bak sana ceza vereceğim..." şeklinde çocuğu azarlamak, korkutmak, ceza vermek gibi zorlayıcı yöntemlerle belki belli bir süre bu alışkanlığı ortadan kaldırabilirsiniz. Ama daha ağır duygusal problemlerin farklı şekillerde ortaya çıkabileceğini bilmelisiniz. Önemli olan çocuğun tırnak yemesine yol açan asıl problemi ortaya çıkarmak ve çocuğun problemle yüzleşmesini sağlamaktır.
    Çocuk tırnağını yemeye yeltendiğinde dikkatini başka bir yöne çekmek tırnaklarını kemirme uyarısından daha etkilidir. Örnek olarak; "hadi bana bir bardak su getir, dışarı gezmeye çıkalım..." gibi çocuğa cazip gelebilecek tekliflerle dikkatini başka bir yöne kaydırabilirsiniz. Ayrıca çocuğun elini ve ağzını hareket halinde tutacak "sakız çiğneme, el uğraşları" gibi meşgaleler de etkili olabilir.
    Çocuklar korku, tehdit, kaygı, kıskançlık ve güvensizlik doğuracak durumlardan uzak tutulmalıdır. Sözgelimi tırnak yemeyen kardeşi, tırnak yiyenle kıyaslamak gibi yanlış yaklaşımlar çocuğu küçük düşürür, hırçınlaştırır, size ve kendisine olan saygısı zedelenir.
    Çocuk anne-babasını kızdırmak için parmağını ağzına götürdüğü zaman (genelde bunun kaynağı ilgi çekmedir) görmezden gelinmeli ve gerekiyorsa o mekân terk edilmelidir. Çocuğa hissettirmeden uzaktan gözlemlemelerinizde eğer yalnız kaldığında çocuğunuz tırnak yemekten vazgeçmişse alışkanlığın sebebi büyük ihtimalle dikkat çekmek içindir.
    Sıkıntı hali hayatın çeşitli evrelerinde boy gösterir. Tırnak yeme davranışıyla çocuğunuz yaşadığı sıkıntıyı ifade ediyor. Bu durum çocuğunuzun ileride ağır psikolojik problemler yaşayacağı anlamına gelmez. Panik havasından uzak, daha iyimser bir yaklaşımla problemin çözümü kolaylaşır. Ancak çocuğunuz aşırı derecede tırnak yeme durumundaysa vakit geçirmeden çocuk ve ergen psikiyatrisine başvurun.
    Çocuğunuzun tırnak yemesinin sosyal ve psikolojik sebepleri neler?
    Üzüntü ve sıkıntı duyguları:
    Çocuk çok sevdiği bir yakınını, oyun arkadaşını kaybetmişse üzüntüye kapılır. Çevresinden yeterli desteği göremezse can sıkıntısından tırnak yiyebilir.
    Gerilim ve kaygı duyguları:
    Aileye yeni bir kardeşin katılması, çocuklar arasında ayırım yapılması, aşırı kuralcı ve baskıcı eğitim, tırnak yemesine yol açabilir.
    Öfke, saldırganlık ve korku:
    Öfkesini açıkça dile getiremeyen çocuk tırnak yiyerek öfkesini kendine yöneltebilir. Baskılı bir ortamda cezalandırılma endişesi taşıyan çocuk tırnak yiyebilir.
    Değersizlik ve güvensizlik:
    Kendini ifade edemeyen, ilgi-sevgi ortamını bulamayan çocuk üzüntü ve sıkıntısını dışa yansıtır.
    Aile içi iletişim sorunları:
    Aile içinde yaşanan huzursuzluklar, kavgalar, çocuğun tırnak yemesine yol açabilir.

 

 

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •