• Reklam
5 sonuçtan 1 --- 5 arası gösteriliyor
  1. #1
    HAMZA... adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    09-02-2007
    Mesajlar
    5,134
    Karizma Gücü
    7

    Harut Ve Marut

    HARUT ve MARUT

    Harut ve Marut isimlerinin geçtiği Bakara suresinin 102. ayeti, “o ne güzel kuldu” ifadesiyle Rabbimizin övgüsüne mahzar olmuş Süleyman peygambere atılan iftiraları bertaraf etmekte ve o çok değerli peygamberin üzerine atılmış çamurları temizleyip, onu kendisine sürülmeye çalışılan karalardan arındırmaktadır.

    Ayetin meali şöyledir:

    Bakara; 102: Ve onlar (Yahudiler) Süleyman mülküne dair şeytanların okuyup durdukları şeylere uydular. Halbuki Süleyman kâfir değildi. Ama o şeytanlar kâfir idiler; insanlara sihri ve Babil’de iki meleğe/ iki krala; Harut ve Marut’a indirileni öğretiyorlardı. Halbuki o ikisi (Harut ve Marut), “Biz fitneyiz, sakın kâfir olma!” demedikçe hiç kimseye hiçbir şey öğretmezlerdi. İnsanlar o ikisinden erkekle eşinin arasını açtıkları şeyleri öğreniyorlardı. -Ne var ki, onlar onunla Allah’ın izni olmadan hiç kimseye zarar veremezler- Onlar kendilerine zarar vereni, yarar vermeyeni öğreniyorlardı. Ant olsun ki, onu satın alanın ahirette hiçbir nasibi olmayacağını da kesinlikle biliyorlardı. Ve öz benliklerini sattıkları şey ne çirkin bir şeydi! Keşke bilmiş olsalardı.

    Aslında bu ayet, bağımsız bir ayet olmayıp, Yahudilerin kınandığı Bakara suresinin 97-103. ayetlerinden oluşan bir pasajın parçasıdır. Bu ayet, bir çok yanlış davranışlarda bulunmuş olan Yahudileri, tüm yanlışlarına ilâveten “Bir de şeytanların (Süleyman peygamberin emri altında gönülsüz olarak çalışan yabancı işçilerin) yalanlarına kandıkları ve o tertemiz peygamberi kâfirlikle suçladıkları için kınamaktadır. Ayetin esas mesajı budur.
    Yahudilerin, Süleyman peygamberin emrinde çalışan insan şeytanlara uyarak ona kâfirliği reva gördüklerinin kanıtı ise, Kitab-ı Mukaddes’te bulunmaktadır:

    Kitab-ı Mukaddes 1. Krallar bölüm 11:

    1. Kral Süleyman firavunun kızının yanısıra Moavlı, Ammonlu, Edomlu, Saydalı ve Hititli bir çok yabancı kadın sevdi.

    2. Bu kadınlar RAB`bin İsrail halkına, "Ne siz onların arasına girin, ne de onlar sizin aranıza girsinler; çünkü onlar kesinlikle sizi kendi ilahlarının ardınca yürümek üzere saptıracaklardır" dediği uluslardandı. Buna karşın, Süleyman
    onlara sevgiyle bağlandı.

    3. Süleyman`ın kral kızlarından yedi yüz karısı ve üç yüz
    cariyesi vardı. Karıları onu yolundan saptırdılar.

    4. Süleyman yaşlandıkça, karıları onu başka ilahların ardınca
    yürümek üzere saptırdılar. Böylece Süleyman bütün yüreğini
    Tanrısı RAB`be adayan babası Davut gibi yaşamadı.

    5. Saydalılar`ın tanrıçası Aştoret`e ve Ammonlular`ın iğrenç
    ilahı Molek`e taptı.

    6. Böylece RAB`bin gözünde kötü olanı yaptı, RAB`bin yolunda
    yürüyen babası Davut gibi tam anlamıyla RAB`bi izlemedi.

    7. Yeruşalim`in doğusundaki tepede Moavlılar`ın iğrenç ilahı
    Kemoş`a ve Ammonlular`ın iğrenç ilahı Molek`e tapmak için bir yer yaptırdı.

    8. İlahlarına buhur yakıp kurban kesen bütün yabancı karıları
    için de aynı şeyleri yaptı.

    9-10. İsrail`in Tanrısı RAB, kendisine iki kez görünüp, "Başka
    ilahlara tapma!" demesine karşın, Süleyman RAB`bin yolundan saptı
    ve O`nun buyruğuna uymadı. Bu yüzden RAB Süleyman`a öfkelenerek,

    11. "Seninle yaptığım antlaşmaya ve kurallarıma bilerek uymadığın için krallığı elinden alacağım ve görevlilerinden birine vereceğim" dedi,

    12. "Ancak baban Davut`un hatırı için, bunu senin yaşadığın sürede değil,
    oğlun kral olduktan sonra yapacağım.

    13. Ama oğlunun elinden bütün krallığı almayacağım. Kulum Davut`un ve kendi seçtiğim Yeruşalim`in hatırı için oğluna bir oymak bırakacağım."


    Kendi elleriyle yazdıkları uydurma kitaplarından da görüldüğü gibi Yahudiler, Bakara 102. ayette bildirildiği üzere Süleyman peygamberi “o bir kâfirdir” iftirasıyla karalamak isteyen şeytanların oyununa gelerek onun kâfirliğini kabul etmişlerdir ve hâlâ da etmektedirler.
    Bu durum, yani Süleyman peygamberin kâfirleştiğine dair ifadelerin Kitab-ı Mukaddes’te yer alması; Yahudilerin, şeytanların iftiralarına inanmaları yanında, Kitab-ı Mukaddes’in Allah kelâmı olmadığını ve Musa peygamberden asırlar sonra uydurulup tertip edilmiş olduğunu da göstermektedir.
    Süleyman peygambere iftira eden şeytanlar, Sad suresinin 37. ayetinde konu edilen şeytanlar olup, bir çok ayette “cinn” olarak ifade edilmişlerdir. Bu şeytanların, halk arasında genel kabul görmüş şeytan ile bir ilgisi yoktur. “Şeytan” sözcüğünün sözlük anlamı; “haktan uzak olan” demektir. Kavram olarak ise “şeytan”; “Hakka ve akla aykırı hareket eden her türlü kişi, güç ve kurumun ortak ve tipik adıdır”. İşte, Süleyman peygambere iftira eden şeytanlar (cinnler); Süleyman peygamberin emrinde zoraki çalıştırılan ve karakter tanımlarına uygun davranışlarda bulunarak, onun hakkında sürekli gerçek dışı ve hakka aykırı plânlar kuran, yalanlar üreten ve iftiralar yayan işçilerdir. (Daha fazla detay “Cinn” ve “Şeytan” başlıklı yazılarımızda mevcuttur.)
    Bakara suresinin 102. ayeti, hem bu insan şeytanların neler yaptıklarını bize bildirmekte hem Yahudilerin bu şeytanların uydurduklarına inanmalarını eleştirmekte hem de o saygıdeğer Elçi’nin kâfir olmadığını ilân etmektedir:
    “Ve onlar (Yahudiler) Süleyman mülküne dair şeytanların okuyup durdukları şeylere uydular. Halbuki Süleyman kâfir değildi. Ama o şeytanlar kâfir idiler…”
    Kur’an’dan öğrendiğimize göre bu şeytanlar, Süleyman peygambere yaptıkları iftiranın yanında, başka şu işleri de yapıyorlardı:
    “insanlara sihri ve Babil’de iki meleğe/ iki krala; Harut ve Marut’a indirileni öğretiyorlardı.”
    Görüldüğü üzere şeytanlar insanlara iki şeyi öğretiyorlardı;
    - Sihir ve
    - Babil’deki iki melik/ melek’e indirilmiş (vahyedilmiş) şeyler.
    Sihrin bir göz boyama tekniği olduğu bellidir (A’raf 116, 117) ama “Harut ve Marut kimdir?” ve “Onlara neler indirilmiştir?” sorularının cevapları belli değildir.
    Ayete göre Harut ve Marut’un sihir ve sihir öğretmenliğiyle ilgileri yoktur ve onların bildiği ve öğrettiği şeyler sihirden başka bir şeyler olmalıdır. Çünkü, ayette şeytanların öğrettikleri, iki madde halinde yer almaktadır. Eğer Harut ve Marut da sihir öğretselerdi, ayette sihir ile Harut ve Marut’un öğrettikleri arasına “ve” bağlacı konmaması gerekirdi.

    Harut ve Marut

    Kur’an’da, Harut ve Marut’un kim oldukları ve onlara neler indirildiği bildirilmemesine rağmen bu kişilerin rivayetlerdeki tanımları çok ilginçtir:

    “Harut ve Marut iki melektir. Onlar insanlarla alay ediyorlardı. Onları sınamak için Allah kendilerini, cinsel vb. günahlar işlememe emriyle yeryüzüne gönderdi. Yeryüzünde bir güzel kadın onları yoldan çıkardı. Ceza olsun diye onlar Babil’de bir kuyuya kapatıldılar, ayaklarından asıldılar. Orada onlar kendilerinden istekte bulunanlara sihiri öğretiyorlardı.” (Sonra ne oldular ki!)

    Harut ve Marut ile ilgili, bunların “Cebrail” ve “Mikail” olduğu yolunda veya “iki şeytan” olduğu yolunda, tutarsız bir çok açıklama yapılmış olup, Arap, Fars ve İbrani toplumlarında bu isim ve bu isme benzer isimlerle ifade edilmiş bir çok efsane kahramanı mevcuttur. (Bu konunun detayı için TDV.nın İSLAM ANSİKLOPEDİSİ içinde yer alan “Harut ve Marut” maddelerine bakılabilir.)
    Harut ve Marut ile ilgili peygamberimiz kaynaklı sağlam bir bilgi yoktur. Zaten olması da mümkün değildir. Müslümanlar arasında dolaşan yanlış inancın ise, İsrailiyat kaynaklı olduğu ve özellikle de Ka’b ül Ahbar tarafından uydurulduğu, başta Taberî olmak üzere bir çok düşünür tarafından ileri sürülmüştür. Kadı İyâd, İbn Hazm, Ebû Bekir İbn ül-Arabî, Kurtubî, İbn Kesîr, İbn ül-Cevzî, Fahreddin er-Râzî ve Taberî bu rivayetleri tenkit etmişler, uydurma veya zayıf olduğunu ifade etmişlerdir.
    Harut ve Marut ile ilgili olarak bildiğimiz ise, bu iki kral peygamberin Babil’de yaşadıkları ve kendilerine bir şeylerin indirilmiş (vahyedilmiş) olduğudur. Ayetteki “melekeyni (iki melek)” ifadesi, İbn Abbas, Hasan-ı Basrî, Ebü`l-Esved ve Dahhâk tarafından “melikeyni (iki kral)” diye okunmuştur. Biz de konuya en uygun anlam olan bu anlamı tercih etmekteyiz. Yani bize göre Harut ve Marut, Babil’de yaşamış iki kral peygamberdir. İlerideki bir tarihte, pek çok konuda olduğu gibi yine “ELİN GÂVURU”, BABİL UYGARLIĞINA AİT TABLETLERİ BULUR VE DE DEŞİFRE EDEREK BİZE ALTIN TEPSİDE SUNARSA, belki o zaman bizler de Harut ve Marut’un kimler olduğu ve neler öğrettiklerini bir bir öğrenebiliriz (!). Binlerce Mucizeyi onlardan öğrendiğimiz gibi…

    Ayette, Harut ile Marut’un karı-koca arasındaki uyumsuzluğa, geçimsizliğe ve ayrılığa neden olan şeyleri öğrettikleri belirtilmektedir:

    “İnsanlar o ikisinden erkekle eşinin arasını açtıkları şeyleri öğreniyorlardı.”

    Burada işaret edilen şey sihir değildir. Yani “O ikisi”, mutlu bir ailenin nasıl kurulacağını ve hangi şartlarda yuvanın dağılacağını öğretiyorlar, insanlar da bu iki kral peygamberden öğrendikleriyle yuvalarını sağlam tutuyorlardı. Ayrıca bu iki kral peygamber insanlara “Biz fitneyiz, sakın kâfir olma! (sakın bu bilgileri kötüye kullanmayın” diye öğütte de bulunuyorlardı:

    “Halbuki o ikisi (Harut ve Marut) “Biz fitneyiz, sakın kâfir olma!” demedikçe hiç kimseye hiçbir şey öğretmezlerdi.”

    Ayetin sonrasında Yahudilerin yanlış davranışlarının açıklanmasına devam edilmekte ve bu pasaj, Bakara suresinin 103. ayetindeki yine Yahudilere yapılmış olan sitemle son bulmaktadır:

    “-Ne var ki, onlar onunla Allah’ın izni olmadan hiç kimseye zarar veremezler- Onlar kendilerine zarar vereni, yarar vermeyeni öğreniyorlardı. Ant olsun ki, onu satın alanın ahirette hiçbir nasibi olmayacağını da kesinlikle biliyorlardı. Ve öz benliklerini sattıkları şey ne çirkin bir şeydi! Keşke bilmiş olsalardı.”

    Bakara; 103: Ve eğer onlar iman edip takvalı davransalardı, Allah katında elde edecekleri sevap daha hayırlı idi. Keşke bilmiş olsalardı.


    Sonuç olarak bu konuda biz, Harut ve Marut hakkında, Kur’an’da verilen yukarıdaki bilgiler dışında bir zanna kapılmamayı ve ileride bulunacağını umduğumuz arkeolojik belgeler ortaya çıkıncaya kadar da Allah’ın verdiği bilgi ile yetinmeyi tavsiye ediyoruz.

    http://www.istekuran.com/index.php?p...f168dc9a&id=48


    Son Ağaç yıkıldığında, Son Nehir kuruduğunda, Son Balık öldüğünde,son Çiçek solduğunda paranın yenmeyeceğini öğreneceksiniz (Kızılderili Atasözü)



    TÜRKYAŞAM
    FENERBAHÇELİLE

    Hep DESTEK
    Tam DESTEK!!




    NE KADAR BİLİRSEN BİL, SÖYLEDİKLERİN KARŞINDAKİ KİŞİNİN ANLADIĞI KADARDIR. (HZ. MEVLANA)

  2. #2
    Kickboxer adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    11-05-2006
    Mesajlar
    976
    Karizma Gücü
    7
    Paylasim icin tesekkürler

  3. #3
    HAMZA... adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    09-02-2007
    Mesajlar
    5,134
    Karizma Gücü
    7
    Kuran-ı kerim İle Tevrat'ın Hz. Süleyman'a bakış açısını sergileyen bu çalışma aslında Hak kitap anlatımınıda açığa çıkarıyor. Tevrat nedense Süleyman Peygambere "Sapmış" muamelesi yapar. Yukarıdaki yazıda Tevrat söylemleri bunu doğrulamaktadır. Ancak, Kuran-ı Kerim Hz. Süleyman için mükemmel ifadelerde bulunuyor. O halde Tevrat'ın değişmeden kaldığını savunan Siyonizm burada yanılgıya düşüyor. Yukarıda Tevrat'ın söylemleri var şimdi Hz. Kuran'a bakalım neler diyor Hz. Süleyman için
    "Biz Davud'a Süleyman'ı armağan ettik. O, ne güzel kuldu.
    Çünkü o, (daima Allah'a) yönelip-dönen biriydi."
    (Sad Suresi, 30)

    "Süleyman için de, fırtına biçiminde esen rüzgara (boyun eğdirdik) ki, kendi emriyle, içinde bereketler kıldığımız yere akıp giderdi. Biz herşeyi bilenleriz." (Enbiya Suresi, 81)
    Andolsun, Biz Süleyman'ı imtihan ettik, tahtının üstünde bir ceset bıraktık. Sonra (eski durumuna) döndü. "Rabbim, beni bağışla ve benden sonra hiç kimseye nasib olmayan bir mülkü bana armağan et. Şüphesiz Sen, karşılıksız armağan edensin."
    (Sad Suresi, 34-35)

    Biz bunu (hükm&#252 Süleyman'a kavrattık, her birine hüküm ve ilim verdik. Davud ile birlikte tesbih etsinler diye, dağlara ve kuşlara boyun eğdirdik. (Bunları) Yapanlar biz idik. (Enbiya Suresi, 79)
    Evet Hz. Süleyman Yahudilerin büyük Peygamberlerindendir. Çok büyük ilim verilmiş bir Peygamberdir. Ancak Kuran-ı Kerim'in aksine Tevrat bilinmeyen bir nedenle Peygamberi karalar. Kuran-ı Kerim bu konuda doğru söylediğine göre Tevrat bunu neden yalanlıyor. Yorum sizin.
    HAMZA...


    Son Ağaç yıkıldığında, Son Nehir kuruduğunda, Son Balık öldüğünde,son Çiçek solduğunda paranın yenmeyeceğini öğreneceksiniz (Kızılderili Atasözü)



    TÜRKYAŞAM
    FENERBAHÇELİLE

    Hep DESTEK
    Tam DESTEK!!




    NE KADAR BİLİRSEN BİL, SÖYLEDİKLERİN KARŞINDAKİ KİŞİNİN ANLADIĞI KADARDIR. (HZ. MEVLANA)

  4. #4
    student adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    19-09-2005
    Mesajlar
    5,219
    Karizma Gücü
    8
    HAMZA kardeşim demiş ki;

    Kuran-ı kerim İle Tevrat'ın Hz. Süleyman'a bakış açısını sergileyen bu çalışma aslında Hak kitap anlatımınıda açığa çıkarıyor. Tevrat nedense Süleyman Peygambere "Sapmış" muamelesi yapar. Yukarıdaki yazıda Tevrat söylemleri bunu doğrulamaktadır. Ancak, Kuran-ı Kerim Hz. Süleyman için mükemmel ifadelerde bulunuyor. O halde Tevrat'ın değişmeden kaldığını savunan Siyonizm burada yanılgıya düşüyor. Yukarıda Tevrat'ın söylemleri var şimdi Hz. Kuran'a bakalım neler diyor Hz. Süleyman için
    "Biz Davud'a Süleyman'ı armağan ettik. O, ne güzel kuldu.
    Çünkü o, (daima Allah'a) yönelip-dönen biriydi."
    (Sad Suresi, 30)
    "Süleyman için de, fırtına biçiminde esen rüzgara (boyun eğdirdik) ki, kendi emriyle, içinde bereketler kıldığımız yere akıp giderdi. Biz herşeyi bilenleriz." (Enbiya Suresi, 81)
    Andolsun, Biz Süleyman'ı imtihan ettik, tahtının üstünde bir ceset bıraktık. Sonra (eski durumuna) döndü. "Rabbim, beni bağışla ve benden sonra hiç kimseye nasib olmayan bir mülkü bana armağan et. Şüphesiz Sen, karşılıksız armağan edensin."
    (Sad Suresi, 34-35)
    Biz bunu (hükm&#252 Süleyman'a kavrattık, her birine hüküm ve ilim verdik. Davud ile birlikte tesbih etsinler diye, dağlara ve kuşlara boyun eğdirdik. (Bunları) Yapanlar biz idik. (Enbiya Suresi, 79)
    Evet Hz. Süleyman Yahudilerin büyük Peygamberlerindendir. Çok büyük ilim verilmiş bir Peygamberdir. Ancak Kuran-ı Kerim'in aksine Tevrat bilinmeyen bir nedenle Peygamberi karalar. Kuran-ı Kerim bu konuda doğru söylediğine göre Tevrat bunu neden yalanlıyor. Yorum sizin.
    çok rica ederim HAMZA kardeşim , Yahudiler Allah vardır diyorlar , onlar müslümanlar , kitaplarında böyle birşey yazmaz.Sen yanlış okumuşsundur.Bu konuyu Galibiler daha iyi biliyorlar.Şimdi sana gerçek Tahrif edilmemiş Tevrattan o konuyu bulup doğrusunu gösterirler.

    Araff Suresi

    157. Onlar, yanlarındaki Tevrat’ta ve İncil’de yazılı buldukları Resûle, o ümmî peygambere uyan kimselerdir. O, onlara iyiliği emreder, onları kötülükten alıkoyar. Onlara iyi ve temiz şeyleri helal, kötü ve pis şeyleri haram kılar. Üzerlerindeki ağır yükleri ve zincirleri kaldırır. Ona iman edenler, ona saygı gösterenler, ona yardım edenler ve ona indirilen nura (Kur’an’a) uyanlar var ya, işte onlar kurtuluşa erenlerdir

    Şu anki Tevratta Hz. Muhammed (sas) min geleceğide yazılı ( Galibiler gerçek Tahrif edilmemiş Tevrattan bu ayetleride gösterirler sana , sendeki Tevrat tahrif edilmiş olanı ) .Hatta Yahudiler bu ellerindeki tahrif edilmemiş Tevratta yazan Hz.Muhammed (sas) ile ilgili ayetleride biliyorlar , hatta onlar Hz. Muhammed (sas) mide kabul ettilerde yıllardır bize şaka yapıyorlar .Yoksa onlarda müslüman.Şakacıktan inkar ediyor gibi yapıyorlar.

    selam ve dua ile,

  5. #5
    HAMZA... adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    09-02-2007
    Mesajlar
    5,134
    Karizma Gücü
    7
    Student Kardeşim;
    Tevrat'ın tahrifi için bizim yani Müslümanların, kimsenin söylemine ihtiyacımız yok. Kuran-ı Kerimin ayetlerini okuyan her kişi, Tevrat söylemlerine baktıgında aradaki farkı görür. Bu fark görülüncede kişiler taraflarını ona göre koymalıdır. Cünkü Allah(cc)'ın kanunu tektir, onun söylediklerinde hata olmaz o halde; Kuran-ı Kerim ve Tevrat'ın aynı olayları anlatışına bakmak lazım aradaki fark, bizim düşünce eksenimiz olacaktır.
    KURAN-I KERİM:
    Araf / 54. Şüphesiz ki Rabbiniz, gökleri ve yeri altı günde yaratan, sonra Arş'a istivâ eden, geceyi, durmadan kendisini kovalayan gündüze bürüyüp örten; güneşi, ayı ve yıldızları emrine boyun eğmiş durumda yaratan Allah'tır. Bilesiniz ki, yaratmak da emretmek de O'na mahsustur. Alemlerin Rabbi Allah ne yücedir!

    TEVRAT:
    &#199KIŞ
    BAB: 31 / 17
    S: 87 "0, İsrail oğulları ile benim aramda ebediyen bir alamettir; çünkü Rab gökleri ve yeri altı günde yarattı ve yedinci günde rahat etti ve dinlendi.

    Bu ifade çok önemlidir. Tevrat Allah'a haşa insan vasfı yüklemiştir. Allah Yeri Göğü 6 günde yarattıktan sonra haşa yorulmuş, 7. gün istirahat etmiştir. Kuran'da Allah'a atfedilmiş olan hiç bir insani öğe bulamazsınız. Ancak Tevrat'ta daha neler var bakalım.
    KURAN-I KERİM:
    Tin

    1- Andolsun incir ve zeytine,

    2- Andolsun sina dağına,

    3- Andolsun bu güvenli Mekke şehrine,

    4- Biz insanı en güzel bir şekilde yarattık,

    5-Sonra onu aşağıların en aşağısı kıldık.

    6- Yalnız inanan iyi işler yapanlar hariç. Onlar için kesintisiz bir mükafat vardır.

    TEVRAT:
    TEKVİN
    BAB: 6 / 5-7
    S.5 Ve Rab gördü ki, yeryüzünde adamın kötülüğü çoktu ve her gün yüreğinin düşünceleri ve kuruntuları ancak kötü idi. Ve Rab yeryüzünde adamı yaptığına nadim oldu, ve yüreğinde acı duydu. Ve Rab dedi; Yarattığım adamı, ve hayvanları, sürünenleri, ve göklerin kuşlarını toprağın yüzü üzerinden sileceğim; çünkü onları yaptığıma nadim oldum.

    Tevrat Allahın haşa İnsanları yaratmasından sonra pişman olduğunu iletiyor. Kuran-ı Kerim, İnsanın en güzel şekilde yaratıldığını ancak davranışından dolayı zelil olduğunu ama aralarında Allaha uyanlarında bulunduğunu bize iletiyor.
    Tabiki burada Tevrat'ın içinde Allah'ın özgün Ayetleri olabilir. Ben bunu reddetmiyorum ama şimdi aşağıda vereceğim Tevrat Söylemlerinin durumunu okuyanlara bırakıyorum;
    TEKVİN
    BAB: 33 / 24-30
    S: 33 Ve Yakub yalnız başına kaldı; ve seher sökünceye kadar, bir adam onunla güreşti. Ve onu yenmediğini görünce, uyluğunun başına dokundu, ve onunla güreşirken Yakub'un uyluk başı incindi. Ve dedi: Bırak gideyim, çünkü seher vakti oluyor, Ve dedi: Beni mübarek kılmadıkça seni bırakmam. Ve ona dedi: Adın nedir? Ve o dedi: Yakub. Ve dedi: artık sana Yakub değil ancak İsrail denilecek; çünkü Allah ile insanlarla uğraşıp yendin. Ve Yakub sorup dedi: Rica ederim, adını bildir. Ve dedi: Adımı niçin soruyorsun? Ve orada onu mübarek kıldı. Ve Yakub o yerin adını Peniel koydu; çünkü Allahı yüz yüze gördüm, ve canım sağ kaldı, dedi.

    HOSEA
    BAB: 12 / 2-4
    S.862 Rabbin Yahuda ile de davası var, ve Yakub'u kendi yollarına göre cezalandıracak, ona işlerinde göre ödeyecek. Rahimde kardeşini topuğundan tuttu; ve erkeklik çağında Allah ile güreşti; "ve melekle güreşip yendi.

    Burada Haşa Hz. yakup ile allah güreşiyor ve Hz. Yakup Allahı yeniyor. İlginç!
    MALAKI
    BAB: 3 / 8
    S: 698 İnsan Allahı soyar mı? Siz ise beni soymaktasınız.

    Yorumsuz.
    TEKVİN
    BAB: 3 / 8
    S.3 Ve günün serinliğinde bahçede gezmekte olan Rab Allah’ın sesini işittiler.

    Buradaki Allah'tan kasıt yaradandır. Yani insana atfedilmiş bir suç değil. haşa Allah Bahçe'de geziyor. Gezmek nasıl bir fiildir?
    &#199KIŞ
    BAB: 24 / 9-11
    S.78 Ve Musa ile Harun. Nadab ve Abihu ve İsrailin ihtiyarlarından 70 kişi çıktılar ve İsraillin Allahını gördüler. Ve İsrail oğullarının asilzadelerine dokunmadı ve Allahı gördüler ve yiyip içtiler.

    Kuran- Kerimde Hz. Musa'nın Tuva vadisinde Allahın nidasını işitmiş olduğu anlatılır. Allah'ı gördüğü ile ilgili bir anlatım yoktur. Hele yiyip içtiklerine dair bir şey olması mümkünmü?
    &#199KIŞ
    BAB: 32 / 11-12-14
    S.87 Ve Musa Allahı RABBE yalvarıp dedi: Ya RAB, Mısır diyarından büyük kuvvetle, ve kudretli elle çıkardığın kavmine karşı, niçin öfken alevleniyor? Mısırlılar: onları kötülük için, dağlarda öldürmek için ve onları yeryüzünden yok etmek için çıkardı, diye niçin söylesinler? Kızgın öfkenden dön, ve kavmine karşı bu kötülüğe nadim ol. Ve RAB kavmine edeceğini söylediği kötülüğe nadim oldu.

    Burada Hz. Musa sanki haşa Allahı sorguluyor, ona yanlış yapıyorsun diyorda, Allah'ta haşa sonunda bunu kabul ediyor. Tevrat'ta buna benzer daha çok söylem var. Açılıp bakılabilir. Hele şiddet Söylemleri varki ben buraya taşımak istemiyorum onları. Ehl-i Kitap ta bizim gibi İbadetlerini yaparken Kitaplarına göre yapacaktır. Her Cumartesi günleri Sinagog'larına, Havra'larına gidince bu söylemlerini okuyup ibadet edecekler. Biz öyle yapmıyormuyuz? Namaza durduktan sonra Kuran-ı Kerim'den Ayetler okuyoruz. Şimdi Ehl-i Kitap Allah ile Güreşen peygamberin kıssası ile okurken ibadet etmiş olurmu? Hele Peygamberin Güreşte Allahı yendiğini okuduğunda durum nedir? Biz Müslümanlar bir şeyi söylerken nereye varacağınıda bilmeliyiz. Hz. Musa bunlarla İsrailoğullarına gelmiş olamaz. Hz. Musa'nın getirdiği şeriat bunları emredebilirmi? Kuran-ı Kerim'de bu söylemleri destekleyen ayetler varmı? Her ikisinide gönderen aynı Allah olduğuna göre, Neden Allah Kuran-ı Kerim'de Tevhidi üstüne basa basa bize hatırlatıyor? Bu söylemlerin içinde bulunduğu kitaba inanan yahudi "Lailahe illallah" dermi sizce? Dese bile Hz. Üzeyir Allahın Oğludur" ithamları, bizim kastettiğimiz Allah'ı birlemişmi olur, yoksa onların Oğul edinmiş Allah inancı bizden farklımı? Bunlar Ehl-i Kitabı tanımadan söylenemez. Ehl-i Kitap bu işte. Kitapları yasak değil, piyasada satılıyor. Hatta ücretsiz dağıtılıyor. Önce onların inandıkları nedir diye araştırmak lazım, O inanışlar İslam ile aynı çizgidemi bakmak lazım, Peygamberlerinin getirdiği kitaplarda TEVHİD inancı hala emredildiği gibimi saptamak lazım. Tabiki bizim Ehl-i Kitabın inancı ile kendimizi kıyaslamamız bir değil. Ama onların Tevhid inancı ile İslam'ın Tevhid inancı bir değil. Bu yüzden Nasıl Allahtan başka allah yoktur diyebilirlerki?
    HAMZA...
    Bu mesaj en son " 14.03.07 " tarihinde saat 12:33 itibariyle HAMZA... tarafından düzenlenmiştir...


    Son Ağaç yıkıldığında, Son Nehir kuruduğunda, Son Balık öldüğünde,son Çiçek solduğunda paranın yenmeyeceğini öğreneceksiniz (Kızılderili Atasözü)



    TÜRKYAŞAM
    FENERBAHÇELİLE

    Hep DESTEK
    Tam DESTEK!!




    NE KADAR BİLİRSEN BİL, SÖYLEDİKLERİN KARŞINDAKİ KİŞİNİN ANLADIĞI KADARDIR. (HZ. MEVLANA)

 

 

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •