• Reklam
4 sonuçtan 1 --- 4 arası gösteriliyor
  1. #1
    Kickboxer adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    11-05-2006
    Mesajlar
    976
    Karizma Gücü
    7

    İnsanlar Dört Kısımdır

    FUTUHU´L GAYB


    BİRİNCİSİ: Kalbsiz ve dilsizdir. Asi ve hissizdir. Allah buna hayır vermemiştir. Sebebi: Bu ve benzerleri, hayrı istemezler, hayır yolunu sevmezler. Şu var ki; Bir gün Allah c.c. rahmeti iktizası bunları yola getirir. Kudret eli bunların kalbine iman ışığı tutar. Eğer istidatları varsa onlar da hak yola girerler.

    Ama sakın bunlardan olma, onların ahlakını alma, onların hareketlerine katılma... Hikmeti ise: Onlar azap, gazap ve felaket insanlarıdır. Yerleri cehennemdir, arkadaşları şakilerdir. Ancak ilim sahibi isen, onlara yakınlık sana zarar vermez. Çünkü onlara hayrı öğreten, doğru yolu gösteren bir insan olursun. Eğer kendine güveniyorsan onların arasına gir ve Hak?ka davet et. Onlara doğru yolu öğret, hak yola çağır. Görürsün ki; bu sohbetin hoş oluyor. Allah sana, resullerin, nebilerin kadar sevap verir. Bunu anlatmak için Hz. Peygamber S.A. Hz. Ali?ye buyurduğu bir Hadis-i Şerifi nakletmek yeter:

    - Allah bir kimseyi vasıtanla doğru yola getirirse, bunun sevabı yeryüzündeki bütün mülke bedeldir.

    İKİNCİSİ: Dili vardır, kalbi yoktur. Herkese hikmetten konuşur ama kendisi amel etmez. İnsanları doğru yola çağırır, kendisi kaçar. Başkasının hatasını büyük görür ama kendisi durmadan yapar. Allah?a karşı edep ve terbiye yollarını öğretir fakat kendisi büyük günahları işlemeğe devam eder. İnsanlar arasında iyi görünür, yalnız kalınca önüne geleni yutan hayvana benzer.

    Peygamber efendimiz bu adamın durumuna işaret ederek:

    - Ümmetim için en çok endişe ettiğim şey dilli münafıklıktır.?

    Buyurmuşlardır. Diğer bir Hâdis-i Şerifleriyle de:

    - Ümmetim için en korkulacak şey kötü bilginlerdir.


    Buyurmuştur...

    Allah cümlemizi bu gibilerden korusun.

    Bu zümreden çekin ve kaç, tatlı dili seni yakalar. Güzel (!) sözü seni aldatır. Günah ateşi seni yakar. Onun manevi kir kokusu seni öldürür.

    ÜÇÜNCÜSÜ: Kalb sahibidir, ama dili yoktur. Halbuki o Allah?a tam inanmıştır. Allah da onu halkından gizlemiştir. Onun üzerine manevi bir örtü çekmiştir. Gözünü halktan kapatmıştır. Bu insan yalnız kendi ayıbını görür ve onu gidermeğe çalışır. Kalbi tevhid nuru ile doludur. Bu nur, insanlar arasına karışmanın güçlüğünü, onların ağzından çıkan sözün boşluğunu gösterir. O insan, selametin; sükütta, sessizlikte ve yalnızlıkta olduğunu bilir. Peygamber efendimizin şu hadisi-i Şerifini candan duymuştur.

    - Susan kurtulur.

    O muhterem insan her şeyi can kulağı ile diler, bu dinledikleri arasında şu da vardır:

    - İbadet on bölümdür, bunun dokuzu sükûttadır.

    Bu zat velidir. Allah onu kötülüklerden esirgemiştir. Daima selamet içinde olur. Akıl ve fikir sahibidir. Allah?ın rahman sıfatı onda tecelli etmiştir. Hayırlı insanla arasında, bu gibileri seçilir. Bu gibilerden hem hayır umulur, hem de arkadaşlık edilir. Hak onun işini gördürür. Hak onu sever. Sen de sev, ona yaklaş... Böyle yaparsan, Allah da seni sever. Bu gibi seçkin kulları ara, onların hürmetiyle yüce Allah seni sevgili kulları ve salih kişiler arasına katar.

    DÖRDÜNCÜSÜ: En yüksek derece buna verilmiş ve melekût alemindedir.İşte Hazret-i Nebi bu büyük zatın şanını tarif ederken şöyle buyurmuştur:

    - Bir kimse öğrenir öğretirse... Ayrıca bildiği, öğrettiği ile âmil olursa melekût aleminde ona, AZİM ismi verilir.

    Bu zat, alim-i billah?tır. Mertebeler ölçülürse en yüksek derece onun olduğu ortaya çıkar. Dinin hikmet yönünü en iyi bilen odur. Allah-ü Taâla birçok bilinmeyen ilimleri onun kalbine yerleştirmiştir. Hiç kimsenin erişemiyeceği sırları ona sezdirmiştir. Bu saf ve temiz kul, Allah tarafından seçilmiş, sevilmiş ve Hakka cezbedilmiştir. İlâhi hikmetleri çözüldüğü kapıya yalnız bu insan yetişmiştir. Hidayet yolları buna açıktır. Bunda istidat çok büyüktür. Ve bütün sırları anlamak kabiliyeti vardır. Bunda bilgi sonsuz, hikmet ölçüsüzdür. Bu zat, Allah yolunda bir şahtır. Hak yola o çağırır, kötülükleri onlara o gösterir, kıyamet günü şefaatçi, dünyada temiz, Allah indinde herşeyi makbul ve merguptur. Doğrudur, doğruluğu tastiklidir. Resul ve nebilerin vekilidir. İşte peygamberler, bunları vekil etmiştir.

    İşte son had buraya kadar... İnsan oğlunun son durağı bu makama varır. Buradan öte Peygamberlik başlar. Sana bu insan lazım. Bunu ara, bulunca muhalefet etme, sözlerine darılma, uzak kalmaktan hoşlanma. Onu sev ve sözlerine bağlan, her nereye varsan böyle birini ara ve zihninde onu gezdir. Şunu bil ki: O ne söylerse selamet ondadır. Helak, bataklık başkadadır. Allah?tan onu iste, yol bundan başkaya varmaz. Himmet başkalarında yoktur. Yolunu bu ülkeye vardırmayan kurtulamaz. Ama Allah başka türlü emretmiş ise bir şey denemez. Allah?ın doğru yolu gösterdiği kimselere kimse şaşmaz.

    Ey iman sahibi; insanları sana bölüm bölüm gösterdim. Kendini düşün, eğer gözün varsa bak. Bu sayılanlara basiret gözünü gezdir ve kendine bir sığınak ara. Eğer kendine acıyorsan bunu yap ve kurtul.

    Allah, bize ve sana verdiği ve razı olduğu yolları göstersin... Amin!..

    http://www.haznevi.net/icerikoku.aspx?KID=6058&BID=73

  2. #2
    hunt me down adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    30-12-2006
    Mesajlar
    7,878
    Karizma Gücü
    7
    Paylaşım için teşekkürler ama bir sorum olacak. Bu her insan için geçerli bir olaymıdır?

  3. #3

    Kayıt Tarihi
    02-03-2006
    Mesajlar
    1,614
    Karizma Gücü
    0
    ..."- Susan kurtulur.".....

    Konuşan'ın "kim" olduğuna, söylenenin "ne" olduğuna bağlı..
    Soyut anlamda bir suskunluk ve onay/kabul doğrulama gerçek mümin için erdem değildir.Hatta susmaması gereken yerde ve haksız yere susarak kendisini onaylamasını bekleyene karşı susmak, pasif onay vermek yanlıştır..

    Yazıda bir kişinin insanlar için kendince tanım,tasnif ve tespitleri var..Yani bu tasnif ilahi bir tasnif/tanım değil..
    Herkes düşüncesi ve çizgisi açısından kendisini doğru, kendi dışındakini (bu tasnifteki) kötü olarak görebilir/gösterebilir.
    .....................................
    ..." Bir kimse öğrenir öğretirse... Ayrıca bildiği, öğrettiği ile âmil olursa melekût aleminde ona, AZİM ismi verilir.

    Bu zat, alim-i billah?tır. Mertebeler ölçülürse en yüksek derece onun olduğu ortaya çıkar. Dinin hikmet yönünü en iyi bilen odur. Allah-ü Taâla birçok bilinmeyen ilimleri onun kalbine yerleştirmiştir. Hiç kimsenin erişemiyeceği sırları ona sezdirmiştir. Bu saf ve temiz kul, Allah tarafından seçilmiş, sevilmiş ve Hakka cezbedilmiştir. İlâhi hikmetleri çözüldüğü kapıya yalnız bu insan yetişmiştir. Hidayet yolları buna açıktır. Bunda istidat çok büyüktür. Ve bütün sırları anlamak kabiliyeti vardır. Bunda bilgi sonsuz, hikmet ölçüsüzdür. Bu zat, Allah yolunda bir şahtır. Hak yola o çağırır, kötülükleri onlara o gösterir, kıyamet günü şefaatçi, dünyada temiz, Allah indinde herşeyi makbul ve merguptur. Doğrudur, doğruluğu tastiklidir. Resul ve nebilerin vekilidir. İşte peygamberler, bunları vekil etmiştir."....????!!!!
    .........................................
    Bunun "kim" olarak gösterilip,sanıldığı/iddia edildiği subjektif bir konudur.Onun gösterdiğini öteki, ötekinin böyle bilip gösterdiğini beriki kabul etmeyebilir.(Bu denli subjektif bir kriterden yola çıkıp "Peygamber vekili"!!?? saptamak ne denli doğrudur.
    Peygamberlerin izlenmesi için (mutlaka vekil! de gerekir diye düşünen,yorumlayan için) mümini zora sokar..Herikiside vekil iddiasında ve ancak birbiriyle çelişen/çatışan durumda iki -veya gerçekte daha fazla- vekil! varlığı halinde mümin ne yapacaktir.? (Ki bu çokta istisan bir durum değildir.Kendini resul/nebi ilan eden şarlatanlar tv kanalı sahibi malum.)

    İzlenmesi, tabi olunması tavsiye ve telkin olunan ve yüceltilerek sunulan son gurup "vekil"?? den sonra:

    ..." Buradan öte Peygamberlik başlar.".... deniliyor..????

    Peygamberlik Allah hüküm ve takdirindeki bir seçimdir.Kıdem,eğitim (veya herhangi bilinen bir süreç) durumuna bağlı kazanılabilen bir rütbe,makam değildir ki..Tespit yanlış..Telkin yanlış..
    Nerdeyse ha biri ha öteki düzeyinde (ki vekil! olarak, varis olarak tanımlanma cesareti ve iddiası var) "eş" görme,gösterme yanlışı var..

    Ruhbanı reddededen bir din, Peygamberine vekil iddiasını müesseseleştirebilir mi.? Buna İslam'da Kuran'da referans bulunabilir mi.? (Birilerinin Kuran'da buyrulup öğütlenen övülen kişi/ler/nin kendisi olduğunu söylemesi idda etmesi ciddiye alınabilir mi.?)

    Yazı ve yazıda amaçlanan temel düşünce: size ya birini doğrudan gösterip peşine çağırıyoruz, ya da "artık siz anlayın" iması ile yine birilerini yüceltme yolunda bir sunum..
    Vebalini gösteren ve izleyen çekecek..
    Tanım ve tasnifin ilahiliği,dinselliği,bilimselliği yok inancındayım.
    İslam'ın son din, Hz.Muhammed'in son peygamber, Kuran'ın son Kitap olduğuna inananlar tartışmasız Kuran varken vekil! izlemek zorundalar mı.? Bunu inananlar kararlaştırabilir.
    Yazıdaki temel düşünce ve yaklaşıma (kendi adıma)katılmıyorum. Bence herhangibir vekil!in öteki vekil! veya varisten farkı yok..

  4. #4
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    03-03-2007
    Mesajlar
    90
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı northest tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    ..."- Susan kurtulur.".....

    Konuşan'ın "kim" olduğuna, söylenenin "ne" olduğuna bağlı..
    Soyut anlamda bir suskunluk ve onay/kabul doğrulama gerçek mümin için erdem değildir.Hatta susmaması gereken yerde ve haksız yere susarak kendisini onaylamasını bekleyene karşı susmak, pasif onay vermek yanlıştır..

    Yazıda bir kişinin insanlar için kendince tanım,tasnif ve tespitleri var..Yani bu tasnif ilahi bir tasnif/tanım değil..
    Herkes düşüncesi ve çizgisi açısından kendisini doğru, kendi dışındakini (bu tasnifteki) kötü olarak görebilir/gösterebilir.
    .....................................
    ..." Bir kimse öğrenir öğretirse... Ayrıca bildiği, öğrettiği ile âmil olursa melekût aleminde ona, AZİM ismi verilir.

    Bu zat, alim-i billah?tır. Mertebeler ölçülürse en yüksek derece onun olduğu ortaya çıkar. Dinin hikmet yönünü en iyi bilen odur. Allah-ü Taâla birçok bilinmeyen ilimleri onun kalbine yerleştirmiştir. Hiç kimsenin erişemiyeceği sırları ona sezdirmiştir. Bu saf ve temiz kul, Allah tarafından seçilmiş, sevilmiş ve Hakka cezbedilmiştir. İlâhi hikmetleri çözüldüğü kapıya yalnız bu insan yetişmiştir. Hidayet yolları buna açıktır. Bunda istidat çok büyüktür. Ve bütün sırları anlamak kabiliyeti vardır. Bunda bilgi sonsuz, hikmet ölçüsüzdür. Bu zat, Allah yolunda bir şahtır. Hak yola o çağırır, kötülükleri onlara o gösterir, kıyamet günü şefaatçi, dünyada temiz, Allah indinde herşeyi makbul ve merguptur. Doğrudur, doğruluğu tastiklidir. Resul ve nebilerin vekilidir. İşte peygamberler, bunları vekil etmiştir."....????!!!!
    .........................................
    Bunun "kim" olarak gösterilip,sanıldığı/iddia edildiği subjektif bir konudur.Onun gösterdiğini öteki, ötekinin böyle bilip gösterdiğini beriki kabul etmeyebilir.(Bu denli subjektif bir kriterden yola çıkıp "Peygamber vekili"!!?? saptamak ne denli doğrudur.
    Peygamberlerin izlenmesi için (mutlaka vekil! de gerekir diye düşünen,yorumlayan için) mümini zora sokar..Herikiside vekil iddiasında ve ancak birbiriyle çelişen/çatışan durumda iki -veya gerçekte daha fazla- vekil! varlığı halinde mümin ne yapacaktir.? (Ki bu çokta istisan bir durum değildir.Kendini resul/nebi ilan eden şarlatanlar tv kanalı sahibi malum.)

    İzlenmesi, tabi olunması tavsiye ve telkin olunan ve yüceltilerek sunulan son gurup "vekil"?? den sonra:

    ..." Buradan öte Peygamberlik başlar.".... deniliyor..????

    Peygamberlik Allah hüküm ve takdirindeki bir seçimdir.Kıdem,eğitim (veya herhangi bilinen bir süreç) durumuna bağlı kazanılabilen bir rütbe,makam değildir ki..Tespit yanlış..Telkin yanlış..
    Nerdeyse ha biri ha öteki düzeyinde (ki vekil! olarak, varis olarak tanımlanma cesareti ve iddiası var) "eş" görme,gösterme yanlışı var..

    Ruhbanı reddededen bir din, Peygamberine vekil iddiasını müesseseleştirebilir mi.? Buna İslam'da Kuran'da referans bulunabilir mi.? (Birilerinin Kuran'da buyrulup öğütlenen övülen kişi/ler/nin kendisi olduğunu söylemesi idda etmesi ciddiye alınabilir mi.?)

    Yazı ve yazıda amaçlanan temel düşünce: size ya birini doğrudan gösterip peşine çağırıyoruz, ya da "artık siz anlayın" iması ile yine birilerini yüceltme yolunda bir sunum..
    Vebalini gösteren ve izleyen çekecek..
    Tanım ve tasnifin ilahiliği,dinselliği,bilimselliği yok inancındayım.
    İslam'ın son din, Hz.Muhammed'in son peygamber, Kuran'ın son Kitap olduğuna inananlar tartışmasız Kuran varken vekil! izlemek zorundalar mı.? Bunu inananlar kararlaştırabilir.
    Yazıdaki temel düşünce ve yaklaşıma (kendi adıma)katılmıyorum. Bence herhangibir vekil!in öteki vekil! veya varisten farkı yok..
    sevgili NORTHEST;
    Arkadaşım sana bir sorum olacak, Allah kuran'da "ben zulümden münezzehim "diye buyuruyor. Peygamber efendimizin irtihalinden sonra gelen kişiler demiyecekler mi ?
    Yarabbi bizim ne günahımız vardı da, bizi onun zamanında
    dünyaya getirmedin .O zaman dünyaya gelseydim ,peygam -berimiz efendimin dizinin dibinden ayrılmaz, her türlü ilmi onun
    ağzından birinci elden alırdım demiyecekmi? Haşa , burada
    ALLAH adaletsiz mi? Bu durumu lütfen açıklarmısınız.?

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Kanserİ Yenen İnsanlar
    2005 Konuları bölümünde hit24 tarafından açılmış
    Yanıt: 0
    Son Mesaj: 01.11.05, 12:01
  2. İnsanlar Hata Yapar
    2005 Konuları bölümünde dalyan tarafından açılmış
    Yanıt: 17
    Son Mesaj: 06.05.05, 14:38

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •