• Reklam
Sayfa: 1 | Toplam: 2 12 SonSon
11 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    Misafir ewren44 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    01-10-2006
    Mesajlar
    665
    Karizma Gücü
    0

    Onay Din ve devlet işleri birarada olurmu?

    Arkadaşlar,istemedende olsa,bazı konularda görüşlerimizi açıklarken,konu ister istemez,'' din,laiklik,siyaset,hortumcu'' vs.kayıyor.Birtek kelime bile,karşı tarafa söz hakkı veriyor.Konu amacından sapıyor,ve nihayetinde kilitleniyor.En iyi ihtimalle özenerek yazdığımız,emek verdiğimiz mesajlarımız siliniyor.Bakın ''ey nurcu cevap ver'' ve '' belam sıfatı taşıyanlar '' adlı konu buna en iyi örnektir.

    Derimki, gelin siyasete,laikliğe,din sömürüsüne,dindara yapılan baskıya bubaşlık altında cevap verelim.Herkez eteğindeki taşı döksün

    Yönetimede buradan sesleniyorum;

    Bu konuyu burada açmasakda ,siyaset bölümünde açsak,dini bölüme taşınacak.Bazı görüş sahipleri,görüşünü ''ayetlerle'' ve ''hadislerle'' desteklemek isteyeceğinden,konunun yeri aslında burası.Bırakın,hatta sabitleyin,isteyen istediği gibi fikrini beyan etsin.Bu başlık altında dilerse her zümreye eleştirisini getirsin(tabii hakarete varmadan).

    Başka konularda,bu konuyu ilgilendirecek mesajlarıda buraya taşıyınki,diğer konu hakettiği alakayı bulsun,amacına ulaşsın.

    İlk soruyuda ben sorayım,Din ve devlet işleri birbirinden ayrı olabilirmi,olamazsa nedenleri nelerdir?

    İyi forumlar..

  2. #2
    Ben Türk'üm ve Müslümanım Son_Of_Liberty adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    24-04-2005
    Mesajlar
    1,891
    Karizma Gücü
    0
    Şimdi arkadaşım. Din işleri ile devlet işleri zaten mantıken bir arada gitmez. Tarihte de görüldüğü üzere eski devletler de camiden değil saraydan yönetilmişlerdir. Gider ibadetini yaparsın döner işini yaparsın. Bu kadar basit.
    Önemli olan yapılan işlerin biz öldükten sonra hesaba çekileceğimiz vakit orada tir tir titremeden alnımızın akıyla yüzümüz gülerek hesap vermemiz. Din kuralları ile hukuk kuralları da hemen hemen örtüşmekte. Örneğin hırsızlık her iki tarafta da suç değil mi? Örtüşmeyen konular genellikle büyük sermayelerin zarar edeceği kavramlar. Onun dışında başka bir sorun yok. Ki burada da benim fikrim; Seni, beni, konuyu açan şahsı, burada yazacak olan kişileri, baktığımız monitörü sayarsam türkyasam almaz kısacası tüm kainatı yaratanın koyduğu emir ve yasakları tercih etmek. Şimdi diyecek olanlar çıkacak yok şu Kuran da yazmıyor bu yazmıyor ama açık ve net olarak herkesin anlayabileceği şeyler dahi hakaretlere konu oluyor. Bir baş örtüsü tutturuldu gidiyor. Yok öyle yok böyle artık suyu çıktı. Bütün uyanıklar ekmeğini bu baş örtüsünden yedi. Olan sesi çıkmayanlara oldu. Ya sen uzay mekiği yaptın da baş örtüsüne mi takıldı. Var olan maddi problemler çözülse zaten bir çok sosyal problem de kendiliğinden ortadan kalkacak.
    Bu mesaj en son " 16.03.07 " tarihinde saat 13:16 itibariyle Son_Of_Liberty tarafından düzenlenmiştir...

    Binlerce yıllık Türk Milleti'nin şerefini iki paralık eden korkak (satılmış) monşerler yerlerini ve elini çektikçe, Türk Milleti layık olduğu yere gelecektir.

  3. #3
    hunt me down adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    30-12-2006
    Mesajlar
    7,878
    Karizma Gücü
    7
    Bence ayrı olmalıdır.Ama yinede bu topiğin siyaset bölümüne
    taşınması daha doğru diye düşünüyorum.

  4. #4
    student adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    19-09-2005
    Mesajlar
    5,219
    Karizma Gücü
    8
    Hz. Muhammed (sas ) min Medineye hicrett ettikten sonra orda İlk İslam devletini kurduğu İslam Tarihinde yazar.Kurulan bu devlette hristiyanlarda Yahudilerde yaşıyordu. Medine Anayasası bilinen ilk yazılı anayasadır.Bu anayasa günümüze kadar gelmiştir.Peygamber efendimizden sonra İslam devletini yöneten ( ve meşru sayılan ilk dört halife ) Hz. Ebu Bekir (ra) , Hz. Ömer (ra) ,
    Hz. Osman (ra) ve Hz. Ali (ra) İslam devletini Allah'ın emirleri ve Resulünün uygulamalarına göre yönetmişlerdir.

    Devlet ve din işleri birarada olur mu ? dan daha önemli soru ; Müslümanlar Allah'ın hükümlerinden başka hükümlerle yönetilebilinir mi? Kurandaki hükümlere uymamanın hükmü nedir?


    selam ve dua ile,

  5. #5
    HAMZA... adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    09-02-2007
    Mesajlar
    5,134
    Karizma Gücü
    7
    Alıntı student tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Devlet ve din işleri birarada olur mu ? dan daha önemli soru ; Müslümanlar Allah'ın hükümlerinden başka hükümlerle yönetilebilinir mi? Kurandaki hükümlere uymamanın hükmü nedir?


    selam ve dua ile,
    Aslında hükmün genel ifadesi Student Kardeşin yazısının son paragrafıdır. Yüzyıllardır yönetim işlevleri, yönetenlerin iktidarı gereği kimi zaman asıl amacından sapar. Bazende taklit taraflar ortaya çıkarda, bizler ilk etapta onları asılları ile ayırt edemeyiz, ancak sonraki süre içinde renkler onu zaten ele verir. Dünya'daki yaşamımızın ahiret öncesi imtihanı olduğuna inanıyor ve bu inancın gereğide burada yaptıklarımızın karşılığını uhra'da göreceğimize kannat getiriyorsak Allahın yasaları üzerine bir yaşam kurmanın imkansızlığını neden kabul ediyoruz? Müslüman'ın Kuran-ı Kerime göre bir yaşantısı olmayacaksa, Ahiret inancımızın gereği nereden anlaşılacak? Bazı ayetlerde gördüğümüz üzere "Bunlar Allah'ın Yasalarıdır" Emirlerini, "Biz burada Dünya işi ile Ahiret işini ayırdık bu yasalarıda uygulayamayız" diye bir bahanenin ardına gizlenebilirmiyiz? Tabiki ciddi anlamda anlaşılmamış, veya anlaşılıpta takiyye yolu ile bu sistemlerden kazanç sağlayan grupları neden gösterip, "Biz Dincileride gördük herkes kendi kesesine çalışıyor" çıkarımıyla koskoca bir İslam alemini suçlayamayız. Bütünden bir çok fırkalara ayrılan İslam'ın evlatları, ortadaki tehlikeyi farketmeden bölünmeye devam etmektedirler. Konuyu fazla dağıtmadan, Allah yasalarını uygulamıyoruz diye bize azap etse, bizi bu azaptan koruyacak hamilerimiz varmı?
    Saygı ile.
    HAMZA...


    Son Ağaç yıkıldığında, Son Nehir kuruduğunda, Son Balık öldüğünde,son Çiçek solduğunda paranın yenmeyeceğini öğreneceksiniz (Kızılderili Atasözü)



    TÜRKYAŞAM
    FENERBAHÇELİLE

    Hep DESTEK
    Tam DESTEK!!




    NE KADAR BİLİRSEN BİL, SÖYLEDİKLERİN KARŞINDAKİ KİŞİNİN ANLADIĞI KADARDIR. (HZ. MEVLANA)

  6. #6
    hunt me down adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    30-12-2006
    Mesajlar
    7,878
    Karizma Gücü
    7
    Alıntı HAMZA... tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Aslında hükmün genel ifadesi Student Kardeşin yazısının son paragrafıdır. Yüzyıllardır yönetim işlevleri, yönetenlerin iktidarı gereği kimi zaman asıl amacından sapar. Bazende taklit taraflar ortaya çıkarda, bizler ilk etapta onları asılları ile ayırt edemeyiz, ancak sonraki süre içinde renkler onu zaten ele verir. Dünya'daki yaşamımızın ahiret öncesi imtihanı olduğuna inanıyor ve bu inancın gereğide burada yaptıklarımızın karşılığını uhra'da göreceğimize kannat getiriyorsak Allahın yasaları üzerine bir yaşam kurmanın imkansızlığını neden kabul ediyoruz? Müslüman'ın Kuran-ı Kerime göre bir yaşantısı olmayacaksa, Ahiret inancımızın gereği nereden anlaşılacak? Bazı ayetlerde gördüğümüz üzere "Bunlar Allah'ın Yasalarıdır" Emirlerini, "Biz burada Dünya işi ile Ahiret işini ayırdık bu yasalarıda uygulayamayız" diye bir bahanenin ardına gizlenebilirmiyiz? Tabiki ciddi anlamda anlaşılmamış, veya anlaşılıpta takiyye yolu ile bu sistemlerden kazanç sağlayan grupları neden gösterip, "Biz Dincileride gördük herkes kendi kesesine çalışıyor" çıkarımıyla koskoca bir İslam alemini suçlayamayız. Bütünden bir çok fırkalara ayrılan İslam'ın evlatları, ortadaki tehlikeyi farketmeden bölünmeye devam etmektedirler. Konuyu fazla dağıtmadan, Allah yasalarını uygulamıyoruz diye bize azap etse, bizi bu azaptan koruyacak hamilerimiz varmı?
    Saygı ile.
    HAMZA...
    Tabii ki insanlar ibadetlerini yapacaklar, ama uygun zaman ve uygun yerlerde.Mesela bizim başımıza gelen bir olayı anlatayım, Ankarada iken bizim bir akrabamızın devlet dairesinde bir işi çıktı, sıralarını beklemişler girmişler ama adam onları kabul etmemiş nedeni "Namazda imiş,sonra gelecekmiş" diğer memurlar arı gibi çalışıyor bu adam devlet dairesinde namaz kılıyor.Babam şikayet edecekti ama ben dedim şimdi boşver başımıza iş açılır..Yani olay ondan ibaret devlet ve din işleri bu yüzden ayrılmalı.

  7. #7
    student adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    19-09-2005
    Mesajlar
    5,219
    Karizma Gücü
    8
    Tabii ki insanlar ibadetlerini yapacaklar, ama uygun zaman ve uygun yerlerde.Mesela bizim başımıza gelen bir olayı anlatayım, Ankarada iken bizim bir akrabamızın devlet dairesinde bir işi çıktı, sıralarını beklemişler girmişler ama adam onları kabul etmemiş nedeni "Namazda imiş,sonra gelecekmiş" diğer memurlar arı gibi çalışıyor bu adam devlet dairesinde namaz kılıyor.Babam şikayet edecekti ama ben dedim şimdi boşver başımıza iş açılır..Yani olay ondan ibaret devlet ve din işleri bu yüzden ayrılmalı.
    Cumartesi veya Pazar günü tatil , Yahudilerde , Hrsitiyanlarda diledikleri gibi ibadetlerini yapıyorlar .İnce bir ayarlama ile aynı şekilde müslümanlarında Allah'ın emrettiği ibadetlerini yapabilmesi sağlanabilir.Öğlen yemek tatili var zaten.Öğlen namazı bu zaatte kılınır.İkindi vakti içinde yarım saatlik bir çay molası koyulur.İsteyen namazını kılar isteyen çayını içer.Ben hiç ısrar ediyor muyum illada Pazar günüde memurlarçalışsınlar diye ? Resmi tatil bir gün öne alınsın Cuma günü başlasın diye önerge verse milletvekilleri ne olur ?Ülkenin çoğunluğu zaten müslüman.Azınlığa göre ayarlı şu an resmi tatiller.

    Not :İşin garip tarafı inandığını uygulayan kişi eleştiriliyor , inandığını uygulamayan kişiler iyi gözüküyor.Yapılması gereken inandığını uygulamaya çalışanın önündeki engelleri kaldırmak olmalıdır.



    selam ve dua ile ,

  8. #8
    hunt me down adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    30-12-2006
    Mesajlar
    7,878
    Karizma Gücü
    7
    Alıntı student tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Cumartesi veya Pazar günü tatil , Yahudilerde , Hrsitiyanlarda diledikleri gibi ibadetlerini yapıyorlar .İnce bir ayarlama ile aynı şekilde müslümanlarında Allah'ın emrettiği ibadetlerini yapabilmesi sağlanabilir.Öğlen yemek tatili var zaten.Öğlen namazı bu zaatte kılınır.İkindi vakti içinde yarım saatlik bir çay molası koyulur.İsteyen namazını kılar isteyen çayını içer.Ben hiç ısrar ediyor muyum illada Pazar günüde memurlarçalışsınlar diye ? Resmi tatil bir gün öne alınsın Cuma günü başlasın diye önerge verse milletvekilleri ne olur ?Ülkenin çoğunluğu zaten müslüman.Azınlığa göre ayarlı şu an resmi tatiller.

    Not şin garip tarafı inandığını uygulayan kişi eleştiriliyor , inandığını uygulamayan kişiler iyi gözüküyor.Yapılması gereken inandığını uygulamaya çalışanın önündeki engelleri kaldırmak olmalıdır.



    selam ve dua ile ,
    Biz devlet dairesine cuma günü gitmedik ki?
    Ve dediğim gibi yapılırsa Türkiyede herşey alt üst olur.Yani bu sistem yıllardır böyle çalışıyor, şimdi cuma gününü tatil ilan edersen, silbaştan bir sürü işi yapmak gerekiyor.Ama sonuçta o kişinin diğer kişiler çalışırken, bir de devlet dairesinde, namaz kılması doğru değil.Oraya insanlar işlerini halletmeye geliyor, o kişi ise orada namaz kılacam diye milletin işini aksatıyor.Eğer o kadar umrunda ise gitsin evinde kazasını kılsın.Zaten Cuma namazları için öğle tatili var.Bu arada ben burada inandığını uygulamayan kişileri iyi gösterme amacı ile bu yazıyı yazmadım.Mantıklı olan iş saatinde işini yapmaktır.Bunu söylememde yanlış birşey yoktur.Ve devlet dairesinde yani, o kadar insanın geldiği bir yerde bütün işler aksıyor ve o adam orada namazını kılıyor.
    Arkadaşım bu iş böyle olmaz.Eğer illaki namazımı kılacağım diyorsan ya devlet dairesinde çalışma git kendine iş saatleri esnek bir iş bul, yada hiç çalışma yani işini namaz için aksatacaksan.

    Hürmetler.

  9. #9
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    12-03-2007
    Mesajlar
    144
    Karizma Gücü
    0
    Bu başlık derhal silinmeli.

  10. #10

    Kayıt Tarihi
    02-03-2006
    Mesajlar
    1,614
    Karizma Gücü
    0
    Din ve Devlet işleri birarada olur mu.? Soru bu..
    Toplumsal gelişim ve tarihsel süreç bunun birarada olmayacağını/olamayacağını göstermiş ve Modern Devlet yapıları, işleyişleri,demokrasiler,parlamenter sistemler ortaya çıkmştır.
    Günümüz dünyasında modern toplum ve devlet, din ve inanç işlerini "özgürlükler ve haklar" kapsamında ele alarak düzenlemiştir.Olması gereken de budur.
    Modern toplum ve devlet yapısı, eğitim,yetenek ve liyakat esasında vatandaşlarını özgür bireyler olarak görür ve eşit sayar.(İnancına bakmaksızın.) Kuramsal olarak hepsine eşit uzaklıktadır ve olanaklar çerçevesinde herkesin her özgürlük ve hakkı yaşayabilmesinin olanaklarını hazırlar..
    Yönetenler, yönetim yetkisini doğrudan özgür seçimlerle yönetileceklerden alır ve kendilerini denetleyecek kurumların kontrol ve denetiminde yönettiklerine hesap verirler.Fiilerinden, uygulamalrından kişisel olarak sorumludurlar, kuraldışılık ve haksızlık yapmışlarsa yargılanırlar, cezalandırılırlar.
    Yönetmeye talip olanlar siyasi partiler halinde örgütlenebilir, yapmayı vaadettiklerini programla sunup oy isterler.Programları uygun bulunup iktidara geldiklerinde vaadettilerini yapıp yapmayışlarına bağlı olarak yeniden seçilebilir veya yetkilerini kaybederler.
    Yöneticilik herkesin hakkıdır..Liyakatli olan, göreve uygun olan herkes (görevin özgün gereklerine bağlı eğitim,kariyer,deneyim,yetenek şartı olabilir.Bu durumda sınav yarışında herkes eşittir.)

    Eğer din unsuru, devlet yönetiminde etkin olursa, yönetecek olan "en yetkin dinsel kimlik/kişi" olmalıdır.Yahut kan,soy vb. özelliklerden gelen bir aile mensubu olabilir. Yöneticinin söyleyip buyurduğu eğer "dinsel hüküm" sayılır ise, kullandığı yetki (haşa) Allah adına olacağı için karşı gelmek,tartışmak,eleştirmek,değiştirmek mümkün olamaz.
    Yönetim normları (anayasa,yasa vd.)"dinsel" norm ve hükümler sayılır ise değiştirilmesi/yenilenmesi mümkün olamaz. Bu durum bir din aristokrasi ve bürokrasisi yaratır, sonuçta dikta rejimidir.İnsana/yöneticiye dair kusur,eksik,hata ve herşey "ilahi" bir durum kazanacağı için ne telafisi ne de ileri sürülmesi mümkün olmaz. Başkaca hesap sorabilecek bir denetim,yargı,seçim,değiştirme mekanizması da olamayacağı için haksızlk ve hata ve adalet kulun/kişinin insiyatifine bırakılmış olur.(Hiçbir din bunu savunmaz oysa.)

    Çağımızda dinsel yönetimler, (nerdeyse tamamı) ya monarşik sözde cumhuriyetlerdir.Ya doğrudan aile diktatörlükleridir, kendisine dinsel misyon atfetmiş sorumsuz askeri diktatörlükleridir.
    Göstermelik cumhuriyet yapıları özgür seçime dayalı parlamenter demokratik yapılar değildir.Oligarşik din cuntalarının yönlendirdiği örgütlenmiş diktatörlüklerdir.
    İran,Suudiler,Libya,Afganistan ve kimi afrika ülkeleri..(İslami dünya açısından)

    Kuşkusuz ki her kişi her özgürlük ve hakkı için daha fazla talepte bulunur bulunmalıdır.Kuşkusuz ki ilahi adalet düzeyinde eşitçi bir rejim icad edilmemiştir edilemeyecektir de.
    Ama ne olursa olsun: en kötü demokrasi en iyi diktatörlükten iyidir saptamasının yanlışlğı da kanıtlanamamıştır..

    Daha fazla kendi inancı doğrultusunda hak ve ayrıcalık,eşitlik isteyenin (talebi siyasidir) daha fazla eşit eğitim,sağlık,hizmet isteyen bir diğer kişiden farkı yoktur.

    Resmi tatil günleri, mesai saatleri, iş ve çalışma kuralları gibi esaslar küçülen modern dünya açısından artık "dinsel" olmaktan çıkmış konulardır.(Dinimizi sevmediğimiz için değil, ülke ve ulus çıkarlarımız öyle gerektirdiği için pazar günleri tatildir.Takvimimiz öyledir,giysi ve kurumlaşmamız öyledir.Bankacılık ve ekonomimiz öyledir.)

    Din ve inancı yaşamayı yanlış anlamamak gerekir. (Bugün alamancılarımız, gurbetçilerimiz tümü ile farklı bir din sahibi kişilerce ve sistemle yönetilen ülkelerdeki yönetimleri bizdekinden iyi buluyorlar.Bu da gösteriyor ki, yönetim ve devlet işlerini dinselleştirmek sanıldığı ve iddia edildiği gibi "iyi ve doğru" değil..)

    Din ve devlet işleri arasındaki ilişki ve bağ laiklik olarak sistemleştirilmiştir.Laiklik anlayışında da ve uygulamalarında da farklı ince çizgiler olmakla birlikte: genel kural toplumsal yönetimin siyaset, din ve inancın bir özgürlük ve hak olduğu yani din ve devlet işlerinin birbirinden ayrı,farklı olduğunun kabulüdür.Devlet dine karışmaz,taraf tutmaz,ayrım yapmaz.

    Dinsel yönetim isteyenler: istedikleri yönetimin (soyut övgü propagandası ve aldatmacası dışında) nasıl, hangi ülke ve uygulamadaki gibi ve ne esasta olacağını ayrıntıları ile açıklayabailmelidir.Oysa genel,gerçekleştirilemez,soyut ajitasyon ve propaganda dışında henüz dünyada/yeryüzünde bir dinsel "adil düzen"!?? gerçekleştirilememiştir.
    Günümüzde şeriat/şeriatçılık vb. tarzında siyasi propaganda da bu soyut söylem ve siyasetin tipik örneğidir.
    Yasal bakımdan da din esasında siyaset ve örgütlenme, devleti/sistemi din esaslı biçimde yönetme suçtur.

 

 
Sayfa: 1 | Toplam: 2 12 SonSon

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •