• Reklam
Sayfa: 1 | Toplam: 16 1234567891011 ... SonSon
158 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    hunt me down adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    30-12-2006
    Mesajlar
    7,878
    Karizma Gücü
    7

    Sünnetlerin ve Hadislerin doğruluğu?

    Evet arkadaşlar sormak istediğim şey şu.Bu forumda gördüğüm çoğu kişi herhalde sadece Kur'an ile yetinilmeyeceği konusunda.Yani çoğu kişi hadis ve sünnetlere inanıyor.Peki bu hadis ve sünnetlerin doğruluğundan kesinlikle emin olabilirmiyiz?Eminim ki içlerinde uydurma olanı vardır.Peki hangisinin uydurma hangisinin gerçek olduğunu nasıl bileceğiz?Peki kaynaklar,kaynaklar her zaman güvenilir midir?Bunu peygamberin söylediğinden nasıl emin oluruz?Bu bir inanç meselesi midir?Yoksa bunlar gerçek kayıtlar mıdır?

  2. #2

    Kayıt Tarihi
    02-03-2006
    Mesajlar
    1,614
    Karizma Gücü
    0
    arkadaşım bu oldukça spekülatif bir konu.Nerde ise her dinsel başlık altında bu konu enine boyuna savunuluyor,eleştiriliyor,tartışılıyor.
    Ayrılıkları, farklılıkları,sorunları körükleyecek konulardan ziyade, birliği,bütünlüğü,kapsayıcılığı geliştirecek tartışma konuları seçilmeli..
    Konunun bilinmeyen,tartışılmayan tarafı kalmadı.Konu bin yıllık bir mesele..
    Emin olun ki yeni hiçbirşey söylemek mümkün değil..
    Ayrılıklar farklılıklar farklılaşmalar yaratmak kolay..
    Artık daha bütünleştirici,daha kapsayıcı daha yararlı tartışma konuları bulabilmeliyiz.
    (Din konusunu aşağılama olarak algılanmasın ama: "yaw acaba fener mi büyük cimbom'mu ne diyonuz" diye sorupta ciddi bir (objektif/doğru) sonuç almayı ümid etmek ne kadar mantıklı ise, (doğru olan takımları değil futbolun kendisini tartışmak ise) bu başlıkla amaçlanan tartışmadan da o kadar doğru ve mantıklı sonuç çıkar.

  3. #3
    student adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    19-09-2005
    Mesajlar
    5,219
    Karizma Gücü
    8
    Peki hangisinin uydurma hangisinin gerçek olduğunu nasıl bileceğiz?Peki kaynaklar,kaynaklar her zaman güvenilir midir?Bunu peygamberin söylediğinden nasıl emin oluruz?Bu bir inanç meselesi midir?Yoksa bunlar gerçek kayıtlar mıdır?
    Hadis ilminde uzman olan kişiler , hadis alimleri tarafından uydurma hadisler hakkında yazılan kitaplar var.

    Peygamberin söylediğinden emin olabilmek için hadisler konusunda belirlenne kriterler var.Kuranı Kerime uygunluğu , ravilerin güvenilirliği , raviyer arasında kopuklu meselesi , kaç kişi tarafından rivayet edildiği gibi..

    Sonuçta hadisleri rivayet edenler , Kuranı kerimi rivayet edenler gibi sahabeler.

    Hz.Muhamemd (sas ) zamanında kayıt altına alındığına dair deliller var.Bizzat sahabenin yazdığı hadisler var.Hz. Ali (ra9 nin yazdığına dair kayıtlar var.Konu hakkında gerçekten bilgi edinmek istiyorsan Beyan Yayınlarından çıkan Muhammed Hmidullah ın '' Muhtasar Hadis Tarihi '' adlı kitabı okumanı tavsiye ederim.

    selam ve dua ile,


    Not: Tekerlemeyi imzandan çıkar, neler ima ediyorsun o tekerlemeyle ? Çok mu iyi ingilizce biliyorsun ?

  4. #4

    Kayıt Tarihi
    02-03-2006
    Mesajlar
    1,614
    Karizma Gücü
    0
    Kuran ve hadisleri (ikisi de ravi/rivayet eden'den diye) "aynı" kaynaklı görmek/göstermek doğru değil..
    Kuran tartışılmaz/tartışılmıyor (İslam böyle bir sorun yaşamıyor) ama hadisler tartışılıyor/tartışılır..(Bir kesimin sahih/doğru/makbul saydığı hadis/ler/i diğer bir kesim doğru bulmayabiliyor, diğerininkini de beriki kabul etmeyebiliyor.Bu noktadaki "ilim"!!i, "alim"!!i de yorumcu yani bir taraf olarak görmek gerek.çünkü tarafa gör alim de ilim de değişik sonuç çıkarıyor:kesin olan bu..Her iki kesimde kendi kaynaklarını kendince yorum ve referanslarla Kuran'a dayandırdığını iddia ediyor.Sonuç şu ki Kuran tek ve aynı: anlayış,yorum,izlem farklı.Dolayısıyla da izleyen doğruluğuna inanıyorsa izleyecek vebalini yüklenecektir.Vebalini yükleneni kimse de sorgulamamalıdır.Ama tarafların herhangibirinin yorum/izlem/anlayışını/yaklaşımını Kuran,İslam diye dayatmama duyarlığı olması ve İslam'ı bir mezhepler,yollar çatışması/savaşı arenası/platformu gibi görmemesi gerekir.Bu İslam bütünlüğüne yönelik parçalayıcı bir yöneliştir.)

  5. #5
    student adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    19-09-2005
    Mesajlar
    5,219
    Karizma Gücü
    8
    Kuran ve hadisleri (ikisi de ravi/rivayet eden'den diye) "aynı" kaynaklı görmek/göstermek doğru değil
    Yanlış olduğunu ispat et .Kuran gökten inmedi , hepimiz biliyoruz.Sahabeler tarafından rivayet edilmediğini ispat et .

    Kuran tartışılmaz/tartışılmıyor (İslam böyle bir sorun yaşamıyor) ama hadisler tartışılıyor/tartışılır
    Kuranı Kerimi biz tartışmıyoruz.Kuranın Kerim 7 kıraat üzerine indirilmiştir ve hepside mütavatir kıraatlardır.Sen daha Kuran okumasını bilmediğin için , Kuran hakkında bilgin olmadığı için ne olduğunu bilmiyorsun .Kuranı rivayet edenleri sahabelerden farklı zannediyorsun.Kuranı Kerim hakkında da tartışmalar yapılmıştır ama biz müslümanlar için çamur atanların ne dediği önemli değildir.Aynı şekilde hadisler içinde çamur atanların ne dediği önemli değildir.

    selam ve dua ile,

  6. #6
    HAMZA... adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    09-02-2007
    Mesajlar
    5,134
    Karizma Gücü
    7
    Alıntı hunt me down tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Evet arkadaşlar sormak istediğim şey şu.Bu forumda gördüğüm çoğu kişi herhalde sadece Kur'an ile yetinilmeyeceği konusunda.Yani çoğu kişi hadis ve sünnetlere inanıyor.Peki bu hadis ve sünnetlerin doğruluğundan kesinlikle emin olabilirmiyiz?Eminim ki içlerinde uydurma olanı vardır.Peki hangisinin uydurma hangisinin gerçek olduğunu nasıl bileceğiz?Peki kaynaklar,kaynaklar her zaman güvenilir midir?Bunu peygamberin söylediğinden nasıl emin oluruz?Bu bir inanç meselesi midir?Yoksa bunlar gerçek kayıtlar mıdır?
    Hunt me down;
    Kuan-ı Kerimle yetinilmeyecek diye bir şey söz konusu değil. Sadece Kuran-ı Kerim'le yetinilecektir mutlaka. Sizin yazınıza bakan bir kimse kesinlikle Kuran-ı Kerim ile Peygamber sünnetini ayrı ayrı tarzlar olarak görür. Aslında Kuran-ı Kerim'i kimseye ihtiyaç duymadan anlayıp yorumlayan kişi zaten sünnet-i seniyeyide yapmış olacaktır. Yoksa Sünnet-i seniye Kuran-ı Kerim de tereddüte düşülebilecek durumlarda yol göstermekten başka bir şey değildir. Peygamberimizin yaşayış tarzı kuran ahlakı olarak adlandırıldığına göre, Müslümanların sıkıntıya düşebilecekleri durumda nasıl davranılacağını içeren bir uygulamalar bütünü olarak adlandırmamız hatalı olmayacaktır. Anlatım, Allah'ın Kuran-ı ve Peygamber efendimizin uygulaması olarak adledip kabullendiğimizde birbirini doğrulayan terimler dahada anlaşılacaktır. Bu konuyu daha önce tartışırken insanlar, Kuran-ı Kerim'e ve Hz. Peygambere inanırız gerisine inanmayızda demişti. İşte bu aşamada bizimle aynı söylem içinde olduklarınıda ifade etmiş oldular. İslam'ın peygamberine inanıyorsak, onun kuran-ı Nasıl yaşadığınada inanmalıyız. Eğer bu ifadeyede inanıyorsak Sünneti Seniyeyede inanmalıyız. Kuran-ı Kerim'i yaşamımıza sokamadığımız, onunla amel edemediğimiz sürece, başkalarının bize Hadis diye yutturmak istediklerinede kolayca inanacağızdır. Oysa kitabımızı iyi öğrenip onun emirlerini iyi anladığımızda Peygamberimizinde açıklamalarını bu nüans içinde daha rahat kavrayacağızdır. Raflarımızda süs olmaktan çıkaramadığımız Kuran'ı o şekliyle anlamamız mümkün değildir. Sözde inandığımızı söyledikten sonra kalben tasdik, amelende taklit etmeliyiz. Yoksa doğrular ve yanlışlar ayrımında bizde birer konu mankeni oluveririz. Burada yorumlarımız yapıcı ve anlayışlı olmalı konu hem ağır hem çok önemli. İfadelerimizi gelişigüzel seçersek Mazallah hataya düşeriz. Sevgi ve Saygılarımla.
    HAMZA...


    Son Ağaç yıkıldığında, Son Nehir kuruduğunda, Son Balık öldüğünde,son Çiçek solduğunda paranın yenmeyeceğini öğreneceksiniz (Kızılderili Atasözü)



    TÜRKYAŞAM
    FENERBAHÇELİLE

    Hep DESTEK
    Tam DESTEK!!




    NE KADAR BİLİRSEN BİL, SÖYLEDİKLERİN KARŞINDAKİ KİŞİNİN ANLADIĞI KADARDIR. (HZ. MEVLANA)

  7. #7

    Kayıt Tarihi
    02-03-2006
    Mesajlar
    1,614
    Karizma Gücü
    0
    Kuran'a "eş" "benzer" gösterip, ileri sürmek; temel İslam referanslarına aykırılık oluşturur.Tartışılmaz bile..
    Ne sebep ve gerekçe ile olursa olsun: Kuran'a yetersizlik, eksiklik izafe etmek te aynıdır..
    Dar çizgi ve izlemlerin savunulması pahası ve inadına Allah'ın Kitab'ının da "tartışılan, sadece bir kesimce savunulan" "şey"lere benzetilmesi çabası, anlayışı: birilerinin mezhebinin dininden önde geldiği anlayışını gösterir o kadar..

    Müslümanlar, tarihlerinin hiçbir döneminde -belki çok istisnai zayıf sapışlar hariç- Kuran'da ayrılığa düşmemişler, Kuran'ı tartışmamışlardır.Tartışmazlar da..
    Tartışma Kuran dışı olmuştur..Anlayışta,yorumda,izlemde olmuştur..
    Bugün İran'da suudilerde bilmemkimlerde "aynı ve tek" Kuran olduğunda birleşir..Tartışmaz..Ama anlayış ve yorumda, belki uygulamada farklılaşabilirler..
    Bu hadisi Kuran yapmaz.Filanın sünnet anlayışı ile falanın sünnet anlayışı farklılaşmışsa bu onların aklı, onların sorunudur.Kuran'ın sorunu değil..
    Mezhep dinin kendisi değil, din içinde bir çizgi/yoldur..Yollardan biridir..Yolun kendisi (yol olduğuna inanılanın kendisi) hedef demek değildir.
    Istanbul başka, Istanbula giden veya gittiğine inanılan yol/lar başkadır. (Yolun götürüp götürmediğinin sonucuna yolda giden karar veremez.O tabiiki doğru olduğuna inanacaktır, yoksa niye gitsin.Değişik yollardan İstanbula gideceğini düşünenler ancakki kendi yollarının doğruluğunu tartışıyordur.Ama asla Istanbul'u tartışmıyordur.İzleyenlerin birbirlerine: bu yolu bana babam söyledi, İstanbulun valisi söyledi,eski belediye başkanı söyledi,daha yeni gelen biri söyledi vb.vb. kısır atışması izleyenin izlediği yolun doğruluğuna delil teşkil etmez.Her yol izleyenin iyi-kötü kendince kuşkusuz ki bir gerekçesi vardır.Yoksa niye izlesin.)
    Her şey tartışılabilir kısaca:
    ama Kuran'ın tek, Kuran'ın "eş"siz ve Kuran!ın "benzersiz" olduğu, Kuran'ın yeterli olduğu tartışılmaz.İma edilmez, edilemez..(Gerekçe ne olursa olsun.)
    Kuran'ın "eşsiz,benzersiz ve tek" oluşu Allah'tan oluşundandır..Kuranı Kuran'dan başka bir "şey"le önce benzetip aynılaştırıp sonra ha o ha öteki noktasına gidilemez. Kuran'ı kendinden yani Kuran'dan başka -ama- "hiçbir şey"le aynılaştıramayız, benzetemeyiz,ek,benzer,eş yaratamayız. (Eşsizlik,benzersizlik ve teklik bu anlamdadır.Kuran'a insanlar uyacaktır.Ama insanlar Kuran diye uyulacak akıllar yaratamazlar, söylenceler üretemezler..Bu İslam'a aykırıdır.)

  8. #8
    HAMZA... adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    09-02-2007
    Mesajlar
    5,134
    Karizma Gücü
    7
    Kuran-ı kerim'in Orijinal hali Arapça'dır. Arapça inmiş hali Allah(cc) 'ın koruması altındadır. Onu Arapça Şekli ile okumak anlamak idrak etmek Arap'ların dışında oldukça zordur. Diğer dillere çevrilen Mealler hiç bir şekilde Orijinal hali gibi değildir. Çevirilere bakarak bunu zaten hepimiz anlyabiliriz. Çevirilerdeki bu hata insanların anlamasındaki gerçekleri etkileyebilir. O zaman herkes bir başkasının çevirdiği meallerden bilgi almak durumunda kalır. Herkesin Eğitim durumu, anlayış büyüklüğü, aynı değildir. Ehl-i Sünnet Peygamber efendimizin yaşayış tarzıdır, Yani Kuran-ı Kerim'i yaşamıştır kendisi. Onu amelen taklit etmek zaten Kuran-ı Yaşamaktır. Kendince Kuran-ı Her yönü ile anlayabilen insan onunla amel edebilir. Mezhep İmamımız Ebu Hanife'nin bile Kuran-ı Öğrendiği bir hocası olduğunu düşünürsek kendimizce Kuran'ın tüm emirlerini her yönü ile anlayabileceğimizi iddia edersek bu çok mükemmel bir iş olur. Hala insanlara burada Kuran-ı Kerim'e eş bir kitap oluşturulmaya çalışılmadığını ifade etmekle ömür geçiriyoruz. Kimse Kuran-ı Kerim yetersizdir demiyorki, tam aksine insanlar Kuran-ı kerim'i anlamada yetersizdir. Kuran'ı anlamakta bir ilimdir. Onunla amel etmek ise hem ameli hem tatbiki ilimide gerektirir. Gereğinde yazılarında Kuran'dan başka Hadis, icma ve kıyas'ı doğru bulmamıza rağmen bunları kuranla yarışıyor görmek İslami anlayışın yolu değildir. İnsanlar aynı frekansta hepsi kitabımızı aynı oranda anlayabileceklermi? Tüm mesele burada. Haç ibadetini Kuran-ı Kerim hali vakti uyan Müslümanlara farz kılmıştır ama Rukunleri konusunda bize aktarılan tam bir emir varmı? İşte bu gereği bize anlatan durumdur Sünnet. Bu konu üzerine çok konuşuldu. Kimse anlamların içinde anlam çıkarmamalı. Kuran-ı Kerim'in kudsiyeti onun eksiklikten münezzeh olduğu, benzersiz oluşu onun Orijinal haline yönelik Mükemmeliyetleridir. Meallerde insanların kelime seçişleri arasındaki farklılıklar, emirlerin zaman ve mekan üzerine olan anlayış farklılıklar ilahi tarzında tereddütler doğurur. Herkes Arapça halindeki ifadesinden gereğini anlıyorsa zaten sorun yok, anlamayan ise gidip başka peygamber'in sünnetinden bunu aramayacaktır. İslamın peygamberi yaşayan kuran vasfıyla gerekli mesajları vermiştir. Fıkıh kitaplarında Peygamberlere uymamanın yaratacağı durum bellidir. Ona göre davranmak insanları hatadan dahada koruyacaktır.
    HAMZA...


    Son Ağaç yıkıldığında, Son Nehir kuruduğunda, Son Balık öldüğünde,son Çiçek solduğunda paranın yenmeyeceğini öğreneceksiniz (Kızılderili Atasözü)



    TÜRKYAŞAM
    FENERBAHÇELİLE

    Hep DESTEK
    Tam DESTEK!!




    NE KADAR BİLİRSEN BİL, SÖYLEDİKLERİN KARŞINDAKİ KİŞİNİN ANLADIĞI KADARDIR. (HZ. MEVLANA)

  9. #9
    Kickboxer adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    11-05-2006
    Mesajlar
    976
    Karizma Gücü
    7
    (Onlar, ağızları ile Allah’ın nurunu [Kur’an, Sünnet, icma ve kıyastan meydana gelen Allah’ın dinini] söndürmeye yelteniyorlar. Halbuki kâfirler istemeseler de, Allah nurunu [dinini] tamamlayacaktır.) [Saf 8]

  10. #10
    hunt me down adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    30-12-2006
    Mesajlar
    7,878
    Karizma Gücü
    7
    Alıntı student tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Hadis ilminde uzman olan kişiler , hadis alimleri tarafından uydurma hadisler hakkında yazılan kitaplar var.

    Peygamberin söylediğinden emin olabilmek için hadisler konusunda belirlenne kriterler var.Kuranı Kerime uygunluğu , ravilerin güvenilirliği , raviyer arasında kopuklu meselesi , kaç kişi tarafından rivayet edildiği gibi..

    Sonuçta hadisleri rivayet edenler , Kuranı kerimi rivayet edenler gibi sahabeler.

    Hz.Muhamemd (sas ) zamanında kayıt altına alındığına dair deliller var.Bizzat sahabenin yazdığı hadisler var.Hz. Ali (ra9 nin yazdığına dair kayıtlar var.Konu hakkında gerçekten bilgi edinmek istiyorsan Beyan Yayınlarından çıkan Muhammed Hmidullah ın '' Muhtasar Hadis Tarihi '' adlı kitabı okumanı tavsiye ederim.

    selam ve dua ile,


    Not: Tekerlemeyi imzandan çıkar, neler ima ediyorsun o tekerlemeyle ? Çok mu iyi ingilizce biliyorsun ?
    Yani deliller var ise o zaman tamam herhalde...Ama aralarında bazı yalan yanlış hadislerin olması muhtemel.
    Ve bu arada imza sırf öylesine koyulmuş birşey.Yazacak daha iyi birşey bulduğumda imzamı değiştireceğim.

    Alıntı HAMZA... tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Hunt me down;
    Kuan-ı Kerimle yetinilmeyecek diye bir şey söz konusu değil. Sadece Kuran-ı Kerim'le yetinilecektir mutlaka. Sizin yazınıza bakan bir kimse kesinlikle Kuran-ı Kerim ile Peygamber sünnetini ayrı ayrı tarzlar olarak görür. Aslında Kuran-ı Kerim'i kimseye ihtiyaç duymadan anlayıp yorumlayan kişi zaten sünnet-i seniyeyide yapmış olacaktır. Yoksa Sünnet-i seniye Kuran-ı Kerim de tereddüte düşülebilecek durumlarda yol göstermekten başka bir şey değildir. Peygamberimizin yaşayış tarzı kuran ahlakı olarak adlandırıldığına göre, Müslümanların sıkıntıya düşebilecekleri durumda nasıl davranılacağını içeren bir uygulamalar bütünü olarak adlandırmamız hatalı olmayacaktır. Anlatım, Allah'ın Kuran-ı ve Peygamber efendimizin uygulaması olarak adledip kabullendiğimizde birbirini doğrulayan terimler dahada anlaşılacaktır. Bu konuyu daha önce tartışırken insanlar, Kuran-ı Kerim'e ve Hz. Peygambere inanırız gerisine inanmayızda demişti. İşte bu aşamada bizimle aynı söylem içinde olduklarınıda ifade etmiş oldular. İslam'ın peygamberine inanıyorsak, onun kuran-ı Nasıl yaşadığınada inanmalıyız. Eğer bu ifadeyede inanıyorsak Sünneti Seniyeyede inanmalıyız. Kuran-ı Kerim'i yaşamımıza sokamadığımız, onunla amel edemediğimiz sürece, başkalarının bize Hadis diye yutturmak istediklerinede kolayca inanacağızdır. Oysa kitabımızı iyi öğrenip onun emirlerini iyi anladığımızda Peygamberimizinde açıklamalarını bu nüans içinde daha rahat kavrayacağızdır. Raflarımızda süs olmaktan çıkaramadığımız Kuran'ı o şekliyle anlamamız mümkün değildir. Sözde inandığımızı söyledikten sonra kalben tasdik, amelende taklit etmeliyiz. Yoksa doğrular ve yanlışlar ayrımında bizde birer konu mankeni oluveririz. Burada yorumlarımız yapıcı ve anlayışlı olmalı konu hem ağır hem çok önemli. İfadelerimizi gelişigüzel seçersek Mazallah hataya düşeriz. Sevgi ve Saygılarımla.
    HAMZA...
    Birde şu sorum var idi.Şimdi sünnet(ibadet ile olanlar dışında) ile hadisleri tamamen reddetse bir insan sadece Kur'an a göre müslüman olsa bu doğru olur mu?Hadislerin ve Sünnetin Müslümanlığın içindeki yeri ne kadar olmalıdır?

 

 

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •