• Reklam
8 sonuçtan 1 --- 8 arası gösteriliyor
  1. #1
    misafir <s><span style='color: #FF0000'>alpi1907</span></s> adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    15-11-2005
    Mesajlar
    27,766
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    12

    Cenaze Namazı

    Cenaze namazı, vefat eden din kardeşlerimiz hakkında duâ olmak üzere bir farz-ı kifâyedir.

    Cenaze namazının kılınması için aranan şartlar şunlardır:

    Ölenin müslüman olması. Müslüman olduğu bilinmeyen, bu hususta hâli gizli olan kimsenin Cenaze namazı kılınmaz. Ölenin müslüman olduğuna muteber şâhid ve delil lâzımdır .
    Ölünün yıkanarak temiz kefene sarılmış olması.
    Ölünün, imam ve cemaatin önünde olması.
    Ölünün tamamının veya bedeninin çoğunun mevcut olması. Eğer bedeninin çoğu gitmiş veya başsız olarak yarısı varsa namazı kılınmaz, yıkanmaz. Bir beze sarılarak gömülür.

    Cenaze Namazının Kılınışı

    Cenaze namazı dört tekbir ve kıyâmla edâ edilir. Bu namazda secde ve rükû yoktur.

    İmam, ölünün göğsü hizasında durur. Cemâat da arkasında saf tutar. Cemâata ölünün erkek veya kadın olduğu duyurulur, ona göre niyet edilir. Yâni "Allâh için namaza, meyyit için duâya, er kişi (veya hâtun kişi) niyetine uydum hâzır olan imâma" diye kalben niyet edip imamın arkasından tekbir alınır. İlk tekbiri alırken eller kulak hizâsına kadar kaldırılıp göbek altında bağlanır, Sübhâneke, "ve celle senâüke" ile okunur.

    Bundan sonra eller kaldırılmadan ikinci bir tekbir alınır. Bu tekbirleri imam âşikâr, cemâat ise gizli alır. "Allâhümme salli ve Allâhümme bârik..." okunur. Bundan sonra üçüncü tekbir alınır ve Cenaze duâsı okunur.

    Cenaze duâsını bilmeyenler burada "Allâhümme innâ nesteıynüke..." yi yâni kunut duâsını veya duâ niyeti ile Fâtiha-i şerîfeyi okurlar. Daha sonra dördüncü tekbir alınır, eller yan tarafa bırakılıp selâm verilir.

    Üçüncü tekbirden sonra okunacak Cenaze duâsı:



    ٱَللّٰهُمَّ ٱغْفِرْ لِحَيِّنَا وَمَيِّتِنَا وَشَاهِدِنَا وَغَآئِبِنَا وَكَبِيرِنَا وَصَغِيرِنَا وَذَكَرِنَا وَاُنْثَانَا ٱَللّٰهُمَّ مَنْ اَحْيَيْتَهُ مِنَّا فَاَحْيِهِ عَلَى ٱْلاِسْلاَمِ وَمَنْ تَوَفَّيْتَهُ مِنَّا فَتَوَفَّنَا عَلَى ٱْلاِيمَانِ وَخُصَّ هٰذَا ٱلْمَيِّتَ بِٱلرَّوْحِ وَٱلرَّاحَةِ وَٱلرَّحْمَةِ وَٱلْمَغْفِرَةِ وَٱلرِّضْوَانِ ٱَللّٰهُمَّ اِنْ كَانَ مُحْسِنًا فَزِدْ فِى اِحْسَانِهِ وَاِنْ كَانَ مُسِيئًا وَتَجَاوَزْ عَنْهُ وَلَقِّهِ ٱْلاَمْنَ وَٱلْبُشْرٰى وَٱلْكَرَامَةَ وَٱلزُّلْفٰى بِرَحْمَتِكَ يَا اَرْحَمَ ٱلرَّاحِمِينَ


    "Allâhümmağfir lihayyinâ ve meyyitinâ ve şâhidinâ ve gâibinâ ve kebîrinâ ve sağîrinâ ve zekerinâ ve ünsânâ. Allâhümme men ahyeytehû minnâ feahyihî alel islâmi ve men teveffeytehû minnâ feteveffehû alel îmâni ve hussa hâzelmeyyite (*) birravhi verrâhati verrahmeti velmağfireti verrıdvân. Allâhümme in kâne muhsinen (**) fezid fî ihsânihî ve in kâne müsîen fetecâvez anhü ve lakkıhil' emne velbüşrâ velkerâmete vezzülfâ birahmetike yâ erhamerrâhimîn." (***)

    (*) Kadın ise "hâzihil meyyite" denir.
    (**) Kadın ise "in kânet muhsineten fezid fî ihsânihâ ve in kânet müsîeten fetecâvez anhâ ve lakkıhel'emne" denir.
    (***) Mânâsı: Allâh'ım! Bizim dirilerimizi, ölülerimizi, hâzır ve gâib olanlarımızı, büyüklerimizi ve küçüklerimizi, erkeklerimizi ve kadınlarımızı afv ü mağfiret buyur. Yâ Rabb! Bizden yaşattıklarını İslâm üzere yaşat. Bizden öldürdüklerini iman üzere öldür. Bilhassa bu ölüyü kolaylığa, rahatlığa, mağfirete, rızâna erdir. Yâ Rabb! Eğer bu ölü, muhsin ise ihsanını artır; ve eğer yaramaz bulunmuş ise affet. Kendisine emniyet, beşâret, kerâmet ve kurbaniyet nasib buyur, rahmetinle, ey erhamerrâhimîn."

    Cenaze erkek çocuk ise, yukarıdaki duâ "alel îmâni" den itibaren şöyle okunur: "Allâhümmec'alhü lenâ feratan vec'alhü lenâ ecran ve zuhrâ. Allâhüm-mec'alhü lenâ şâfian ve müşeffean."

    Cenaze kız çocuk ise, yukarıdaki Cenaze duâsı "alel îmâni" den itibâren şöyle okunur: "Allâhümmec'alhâ lenâ feratan vec'alhâ lenâ ecran ve zuhrâ. Allâhümmec'alhâ lenâ şâfiaten ve müşeffeaten."

    Mühim Hatırlatma

    Bir çok kimseler, Cenaze namazının dördüncü tekbirinde, ya hiç ellerini bırakmadan selâm vermekte veya sağ tarafa selâm verince sağ elini, sol tarafa selâm verince de sol elini yana bırakmaktadır.
    Bu hareketlerin her ikisi de yanlıştır. Doğrusu, dördüncü tekbiri aldıktan sonra her iki eli yana bırakıp selâm vermektir. Çünkü kendisinde sünnet olan bir zikrin bulunduğu kıyamlarda eller bağlanır. Sünnet olan bir zikrin kalmadığı kıyamlarda ise, eller bağlanmaz, yana salınır. (Dürer, 1/ 53)

    Cenaze namazı içinde imam açıktan "Allâhü Ekber" diye tekbir aldıkça bazı kimseler kafalarını kaldırmaktadırlar. Bu da yanlış ve tehlikeli bir harekettir. Doğrusu, ne kafa ile ve ne de başka bir azâ ile namaz müddetince hiçbir harekette bulunmamaktır.

    Cenaze namazı kılınıcak yer veya ayakkabı temiz değilse, ayakkabıyı çıkarıp üzerine basmalıdır.

    Kaynak: Muhtasar İlmihal (Resimli Namaz Hocası) 67. Baskı, Hasan Arıkan


    Kor cehalet cirkeflestirir insanlari !
    Suskunlugum asaletimdendir...
    Her lafa verecek bir cevabim var...
    Lakin bir lafa bakarim laf mi diye,
    Bir de soyleyene bakarim adam mi diye...
    Mevlana Celaleddin-i Rumii

  2. #2
    student adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    19-09-2005
    Mesajlar
    5,219
    Karizma Gücü
    8
    alpi1907 sen bunları , iyi hoş alıntılyonda , yarın seni Kuran ahrici kaynak gösteriyor diye şikayet etmsinler , haids ve s&#252;nnet olmadan bu yazdıkların uygulanmaz , kaynağı hadisler ve s&#252;nnetlerdir ,

    selam ve dua ile,

  3. #3
    misafir <s><span style='color: #FF0000'>alpi1907</span></s> adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    15-11-2005
    Mesajlar
    27,766
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    12
    kaynak altta yazıyor kıtap gereklı bılgıler var.buna benzer konular daha once acıldı kıtap kaynak oluyor:A


    Kor cehalet cirkeflestirir insanlari !
    Suskunlugum asaletimdendir...
    Her lafa verecek bir cevabim var...
    Lakin bir lafa bakarim laf mi diye,
    Bir de soyleyene bakarim adam mi diye...
    Mevlana Celaleddin-i Rumii

  4. #4

    Kayıt Tarihi
    23-01-2007
    Mesajlar
    359
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı alpi1907 tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Cenaze namazı, vefat eden din kardeşlerimiz hakkında duâ olmak üzere bir farz-ı kifâyedir.

    Cenaze namazının kılınması için aranan şartlar şunlardır:

    Ölenin müslüman olması. Müslüman olduğu bilinmeyen, bu hususta hâli gizli olan kimsenin Cenaze namazı kılınmaz.
    Sayın alpi1907, verdiğiniz bilgiler için çok teşekkürler.Önce kime müslüman diyeceğiz? Bunu bir bilebilsek cenaze namazı kolay.Hatırlatmakta fayda görüyorum
    Peygamber efendimiz(s.a.s) ,hırıstiyan olan Habeş kralının gıyabi cenaze namazını kıldırmıştır.
    Saygılarımla..
    Akla, ''iman nedir ?'' diye sordum
    O, kalb kulağıma dedi ki,'' İman edebtir.

    Ey rüzgar, mademki o semte gideceksin, O nazenin sevgili ile yüz yüze geleceksin, bizden ona çok selam ve saygılar götür.

    Aşk namesinin taşa ne tesiri olur? Aşka yabancı olana musiki haramdır.Çünkü ateş yanmayan yerde duman çıkmaz.

  5. #5
    student adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    19-09-2005
    Mesajlar
    5,219
    Karizma Gücü
    8
    Sayın alpi1907, verdiğiniz bilgiler için çok teşekk&#252;rler.&#214;nce kime m&#252;sl&#252;man diyeceğiz? Bunu bir bilebilsek cenaze namazı kolay.Hatırlatmakta fayda gör&#252;yorum
    Peygamber efendimiz(s.a.s) ,hırıstiyan olan Habeş kralının gıyabi cenaze namazını kıldırmıştır.
    Saygılarımla..

    Peygamber efendimizin HabeşKralı Nacaşinin cenaze namazını kıldırdığı hangi kaynakta var ?

    Kaynağı yazarsan bundan sonra sana o kaynaktan cevap vereceğim . ( malum bizim söylediğimiz hiçbir kaynağı beğenmiyorsunuz , o zaman sizin kabul ettiğiniz kaynaklardan size cevap yazarım )


    Habeş Necaş&#238;'sinin Sorularını Hz. Cafer'in Cevaplayışı


    &#220;mm&#252; Seleme Validemiz anlatıyor ki:

    "Muhacirler Necaş&#238;'nin yanına vardıkları zaman, Necaş&#238;, daha önceden kendi din adamlarını da yanına çağırmıştı. Onlar, Necaş&#238;'nin çevresinde mushaflarını yaymış, açmış bulunuyorlardı. Necaş&#238;, Muhacirlere:

    'Siz, ne benim dinime, ne de şu milletlerden hiçbirinin dinine girmediğinize göre, sizin kavimleriniz&#173;den ayrılarak tutmuş olduğunuz bu din nasıl bir dindir?' diye sordu.

    Muhacirler adına, Cafer b. Ebi Talib:

    'Ey h&#252;k&#252;mdar!' dedi.

    'Biz Cahiliye halkından bir kavim idik.

    Putlara tapardık.

    &#214;lm&#252;ş hayvan eti yerdik.

    B&#252;t&#252;n köt&#252;l&#252;kleri yapardık.

    Akrabalarımızla ilgilerimizi keser, akraba hakkı gözetmezdik.

    Komşularımızı unutur, komşuluk vazifelerini yerine getirmezdik.

    İçimizden g&#252;çl&#252; olan, g&#252;çs&#252;z, zayıf olanı yerdi.

    Y&#252;ce Allah bize kendimizden, soyunu sopunu, doğruluğunu, eminliğini, iffet ve nezahetini bildiğimiz Res&#251;l&#252; gönderinceye kadar, biz hep bu köt&#252; durum ve tutumda idik.

    O peygamber, bizi, bizim ve babalarımızın Allahtan başka tapageldiğimiz, taştan, ağaçtan, altın ve g&#252;m&#252;şten yapılmış putları bırakarak Allah'ın birliğine inanmaya ve yalnız O'na ibadet etmeye davet etti. Yine o peygamber:

    Doğru söylemeyi,

    Emaneti sahibine vermeyi,

    Akraba haklarını gözetmeyi,

    Komşulara iyi davranmayı,

    Haramlardan uzak,

    Kan dökmekten geri durmamızı bize emretti.

    Yine o, bizi her t&#252;rl&#252; çirkin, y&#252;z kızarcı söz ve işlerden,

    Yalan söylemekten,

    Yetim malı yemekten,

    İffetli kadınlara dil uzatmak ve iftira etmekten de men ve nehy etti.

    Ayrıca:

    Hiçbir şeyi kendisine eş ve ortak tutmaksızın, yalnız Allah'a ibadet etmemizi,

    Namaz kılmamızı,

    Zek&#226;t vermemizi,

    Oruç tutmamızı da bize emretti.

    Biz onu doğruladık ve ona iman ettik.

    Allah tarafından getirdiği şeylere göre, ona t&#226;bi olduk.

    Bir ve Tek olan Allah'a ibadet ettik, O'na hiçbir şeyi şirk koşmadık.

    O'nun bize haram kıldığını haram, hel&#226;l kıldığını hel&#226;l olarak kabul ettik.

    Bunun &#252;zerine, kavmimiz bize d&#252;şman kesildi.

    Bizi dinimizden dönd&#252;rmek, Y&#252;ce Allah'a ibadetten vazgeçirip puflara taptırmak, öteden beri hel&#226;lleştirip serbestçe işleyegeldiğimiz köt&#252;l&#252;kleri tekrar işletmek için, bizi işkenceden işkenceye uğrat&#173;tılar.

    Onlar bize böylece galebe çalıp zulmettikleri, bizimle dinimiz arasına gerildikleri ve tazyiklerini art&#173;tırdıkları zaman, biz senin &#252;lkene çıkmak, sığınmak zorunda kaldık.

    Seni başkalarına tercih ile, senin korurluğun ve komşuluğunda bulunmayı arzu ettik.

    Ey h&#252;k&#252;mdar! Biz senin yanında hiçbir zulme uğramayacağımızı umuyoruz!'

    Necaş&#238;:

    'Allah tarafından peygamberinizin getirip sizlere bildirdiği şeylerden, senin yanında birşey var mı?' diye sordu. Cafer

    'Evet! Var' dedi.

    Necaş&#238;:

    'Onu bana oku!' dedi.

    Cafer, Meryem s&#251;resinin baş tarafından, Yahya ve İsa (a.s.)ların doğumları ile ilgili &#226;yetleri [1-35] okuyunca, vallahi Necaş&#238; o kadar ağladı ki, (akan gözyaşlarından) sakalı ıslandı.

    Necaş&#238;'nin din adamları da, okunan &#226;yetleri dinledikleri zaman, ağladılar ve hatta onların mushafları da gözyaşlarından ıslandı.

    Bundan sonra, Necaş&#238;, Mekke'den gelen iki Kureyş&#238;ye:

    'Bu (dinlediğim şey), İsa'ya gelmiş olanla muhakkak aynı yerden çıkıyordur! Siz ikiniz, gidin artık! Hayır! Vallahi ben onları size ne teslim ederim, ne de onlara dokunulur!' dedi."

    İki elçi, Necaş&#238;'nin yanından dışarı çıktıkları zaman, Amr b. &#194;s:

    "Vallahi, ben yarın Necaş&#238;'nin yanına gidip onlar hakkında söyleyeceğim şeyle onların köklerini kazıtacağım!" dedi.

    Abdullah b. Ebi Rebia ise:

    "Sen böyle birşey yapma! Onlar bize muhalif olsalar da, aramızda onlarla akrabalık var!" dedi.

    Amr b.&#194;s:

    "Vallahi, Necaş&#238;'ye, bunların İsa b. Meryem'in bir kul olduğunu iddia ettiklerini haber vereceğim!" dedi.

    Ertesi g&#252;n, Necaş&#238;'nin yanına gidip:

    "Ey h&#252;k&#252;mdar! Onlar İsa b. Meryem hakkında çok b&#252;y&#252;k, ağır bir söz söyl&#252;yorlar! Onları çağır da, onun hakkında ne söylediklerini onlara bir sor" dedi.

    Bunun &#252;zerine, Necaş&#238;, bu hususu sormak için onları tekrar yanına çağırdı.

    Muhacirler toplandılar. Birbirlerine:

    "Necaş&#238; size İsa b. Meryem hakkında sorduğunda, ne söyleyeceksiniz?" diye sordular ve:

    "Vallahi, onun hakkında Allah'ın dediklerini ve Peygamberimizin bize bildirdiklerini söyleriz. İşin sonu ne olursa olsun!" dediler.

    Muhacirler Necaş&#238;'nin yanına vardıkları zaman, Necaş&#238; onlara:

    "Söyleyin bakalım; Meryem oğlu İsa hakkında ne söyl&#252;yorsunuz?" diye sordu.

    Cafer b. Ebi Talib, ona:

    "Biz, onun hakkında, Peygamberimizin bildirdiklerini söyl&#252;yoruz. O, diyor ki:

    'İsa Allah'ın kulu, res&#251;l&#252;, Ruh'u ve O'nun d&#252;nyadan ve erden geçerek Allah'a bağlanmış bir kız olan Meryem'e ilka eylediği Kelimesidir'" deyince, Necaş&#238;, elini yere uzatıp oradan bir çöp aldıktan sonra:

    "Vallahi, İsa b. Meryem de, senin söylediğinden başka birşey değildir! Arada, şu çöp kadar bile fark yoktur!" dedi.

    Necaş&#238; bunu söylediği zaman, çevresindeki kumandanlar homurdanmaya başladılar. Necaş&#238;, kumandanlara:

    "Vallahi, siz homurdansanız da, gerçek olan budur!" dedi. Muhacirlere de:

    "Gidiniz! Sizler, benim &#252;lkemde, tamamıyla emniyet içindesiniz!

    Size söven, dil uzatan kimse cezalandırılacaktır!

    Size söven, dil uzatan kimse cezalandırılacaktır!

    Size söven, dil uzatan kimse cezalandırılacaktır!

    Ben, sizden birinize, bir dağ altın karşılığında bile, eziyet etmek istemem!

    Getirdikleri hediyeleri de şu iki adama geri verin! Benim onlara ihtiyacım yok!

    Vallahi, Allah bana saltanatımı geri verdiği zaman benden r&#252;şvet almadı ki, ben bu hususta r&#252;şvet alayım!" dedi.

    Bunun &#252;zerine, Amr b. &#194;s ile Abdullah b. Ebi Rebia, getirdikleri hediyeleri geri verilerek, suçlanmış ve reddedilmiş bir halde Necaş&#238;'nin yanından çıkıp gittiler.

    Muhacirler de, Necaş&#238;'nin &#252;lkesinde, en iyi yurtta ve en iyi koruyucunun yanında kaldılar.

    İbn İshak, İbn Hişam, Sine, c. 1, s. 357-362, Ahmed b. Hanbel, M&#252;sned, c. 1, s. 202-203, c. 4, s. 290, Ebu Nuaym, Del&#226;il&#252;'n-n&#252;b&#252;vve, c. 1 , s. 247-250, Beyhak&#238;, Del&#226;il&#252;'n-n&#252;b&#252;we, c. 2, s. 301-304, Zeheb&#238;, T&#226;rıhu'l-isl&#226;m, s. 191-192, Ebu'l-Fid&#226;, el-Bid&#226;ye ye'n-nih&#226;ye, c. 3, s. 72-75, Heysem&#238;, Mecma, c. 6, s. 25-27, Diyarbekr&#238;,Hamis, c. 1, s. 290-291.

    M. Asım Köksal, İslam Tarihi, Köksal Yayıncılık: 2/40-43.




    selam ve du aile,

  6. #6

    Kayıt Tarihi
    23-01-2007
    Mesajlar
    359
    Karizma Gücü
    0
    HZ. PEYGAMBER'İN (SAV) NECAŞİ'YE GÖNDERDİĞİ MEKTUP

    "Rahman ve Rahîm olan Allah'ın adıyla!

    Allah'ın Resûlü Muhammed'den Habeşistan kralı Necaşi Ashâm'a!

    Selâm senin üzerine olsun. Yegâne güç ve kudret sahibi Kuddûs, Mü'min ve Müheymin olan Allah'a hamd ediyorum. Şehâdet ederim ki İsa, Allah'ın ruhu ve kelimesidir. Onu bakire, saf, temiz ve namuslu Meryem'in rahmine ilkâ etmiştir ve böylece Meryem, İsa'ya gebe kalmıştır. Âdem'i de eliyle ve yine nefhasından yaratmıştır. Seni bir ve ortaksız olan Allah'a inanmaya davet ediyorum. Onun taati üzerinde yardımlaşmaya, O'na tâbi olmaya, O'na ve benim getirdiğime iman etmeye davet ediyorum.

    Ben Allah'ın Resulüyüm. Sana amcamın oğlu Cafer ile beraberindeki Müslümanları gönderdim. Onlar sana geldiklerinde kendilerini misafir et. Kibirden sakın. Seni ve askerlerini Allah'a inanmaya davet ediyorum. Ben vazifemi tebliğ ettim, nasihatte bulundum. Benim nasihatimi kabul ediniz.

    Selâm hidayete tâbi olanların üzerine olsun"


    NECAŞİ'DEN HZ. PEYGAMBER’E (SAV) CEVABÎ MEKTUP

    "Rahman ve Rahîm olan Allah'ın adıyla!

    Necaşi Asham b. Ebcer'den Allah'ın Resûlü Muhammed'e. Ey Allah'ın Peygamber'i! Allah'ın selamı, rahmet ve bereketi senin üzerine olsun. Allah'tan başka ilâh yoktur. O Allah ki beni İslâm'a hidayet etmiştir. Ey Allah'ın Resûlü! İsa ile ilgili sözlerini içeren mektubun bana erişti. Göklerin ve yerin rabbine and içerim ki İsa senin söylediğin gibidir, fazlası değildir. Biz senin bize gönderdiğini tanıdık. Onları, amcanın oğlunu ve arkadaşlarını misafir ettik.

    Şehâdet ederim ki sen Allah'ın resûlüsün, doğrusun ve Allah tarafından da tasdik edilmişsindir. Sana ve amcanın oğluna biat ettim ve onun eliyle âlemlerin rabbine teslim oldum.

    Ey Allah'ın Rasûlü! Sana Erîha b. Ashâm b. Ebcer'i (yani oğlumu) gönderiyorum. Sana gelmemi istersen, gelirim. Şehâdet ederim ki senin söylediklerin haktır

    -------------------------------------------------
    yazıyı fazla uzun tutmamak için burada kesiyorum.Devamı gelecek.
    Saygılarımla

    Necaşi türbesini ziyarete gelen herkese dağıtılan metinde şu anlamlı sözler yazıyor: "Selam olsun sana ey faziletli hükümdar, selam olsun sana ey adil hükümdar, selam olsun sana ey Allah Resulü'nün (sallallâhu aleyhi ve sellem) hakkında 'O, ülkesinde kimseye zulmedilmeyen kraldır.' dediği şahsiyet, selam olsun sana ey Allah Resulü'nün (sallallâhu aleyhi ve sellem) ashabını ağırlayan, selam olsun sana ey Cafer b. Ebu Talib'e (r.a.) 'Sizler benim topraklarımda emin olarak kalın.' teminatında bulunan, selam olsun sana ey halkına 'bu insanlara kötü davranan her kim olursa cezalandırılacak' fermanında bulunan, selam olsun sana ey Al-i İmran sûresinde bir ayette, Allah-u Teala'nın Efendimize övdüğü yüce insan, selam olsun sana ey 'eğer o peygamber benim ülkemde bulunmuş olsaydı onun ayaklarını yıkardım, bir an bile hizmetinden geri durmazdım' diyen kimse, selam olsun sana Kuran-ı Azimuşşan'ı dinlerken gözyaşı döken, selam olsun sana ey Allah Resulü'ne (sallallâhu aleyhi ve sellem) armağanda bulunan, selam olsun sana ey Allah Resulü'nün (sallallâhu aleyhi ve sellem) yerine mehir ödeyerek O'nu Ummü Habibe binti Ebu Süfyan ile nikahlayan, selam olsun sana ey Allah Resulü'nün (sallallâhu aleyhi ve sellem) mektubunu fildişi bir kutuda muhafaza eden, selam olsun sana ey Allah Resulü'nün (sallallâhu aleyhi ve sellem) ve ashabının (r.a.) gıyabına cenaze namazı kıldığı şahs-ı muhterem, Cenab-ı Allah tüm bunlar için seni cennette Allah Resulü'ne (sallallâhu aleyhi ve sellem) yoldaş eylesin ve Cenab-ı Allah bizleri cennetinde Allah Resulü (sallallâhu aleyhi ve sellem) ile ve seninle buluştursun. Amin."

    NECAŞİ’YLE AYNI TÜRBEDE YATAN SAHABELER

    Addi bin Nadri
    El Muttalip bin Ezher
    Süfyan bin Muammer
    Urvah bin Abdülaziz
    Umeyr bin Ümeyye
    Abdullah bin el Haris
    Hatib bin el Haris
    Hattap bin el Haris
    Musa bin el Haris
    Hatib bin el Haris
    Zeynep binti el Haris
    Fatıma binti Safvan
    Birk binti Yasir
    Ramlah binti Abdülesved
    Hannana binti Abdülesved
    -----------------------------------------------
    Konuyla ilgili asılsız bilgi vermekten rabbıma sığınırım.
    Saygılarımla
    Bu mesaj en son " 17.03.07 " tarihinde saat 14:12 itibariyle alpi1907 tarafından düzenlenmiştir... Neden: flood...
    Akla, ''iman nedir ?'' diye sordum
    O, kalb kulağıma dedi ki,'' İman edebtir.

    Ey rüzgar, mademki o semte gideceksin, O nazenin sevgili ile yüz yüze geleceksin, bizden ona çok selam ve saygılar götür.

    Aşk namesinin taşa ne tesiri olur? Aşka yabancı olana musiki haramdır.Çünkü ateş yanmayan yerde duman çıkmaz.

  7. #7
    signorezeki adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    14-01-2007
    Mesajlar
    1,304
    Karizma Gücü
    6
    Değerli arkadaşlar NECAŞİ hakkında verdiğiniz bu bilgilerden dolayı ALLAH c.c sizlerden razı olsun çok faydalandık .
    gerçi konu cenaze namazı ile alakalı ama bu konuyuda işlemiş olduk.evet benimde bildiğim kadarı ile efendimiz s.a.s necaşi'nin gıyabı cenaze namazını kılmıştır.

  8. #8
    csyasoo adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    09-07-2005
    Mesajlar
    16,466
    Karizma Gücü
    10
    hocam tesekkurler !

 

 

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •