Bu kitap ülkemizin yaşadığı insanlık sınavında yaşanan bir kesiti anlatıyor. Bu büyük insanlık sınavının sadece bir sayfasını sizlere aktaran bu kitap aynı zamanda önemli bir tarihsel belge niteliği taşıyor.

Faşizme karşı ülkemiz hapishanelerinde başlayıp dışarıya da dalga dalga yayılan bu tarihsel direnişi anlatmaya elbetteki ne bir romanın sayfaları yeter, ne de bir filmin kareleri.

Bu direnişte herkese bir bedel düştü. Kimisi bu bedeli canıyla ödedi kimisi özgürlüğünü kaybetti. Kimisi ise, belki de acıların en büyüğü olan evlat acısını yaşadı. Bu acıyı yaşayanlardan biri de Ahmet Kulaksız� dı. Ama bu büyük acıyı yaşarken de dimdik ayakta durabilen evlatlarının inançlarına gösterdiği büyük saygıyla baba olmak ne demek bunu herkese bir kez daha düşündürten ve öğreten bir insan olarak kazındı hafızalarımıza.

Ahmet Kulaksız bir babaydı. Tek varlığı gencecik kızlarıydı. Onları bu direniş içinde kaybetti. Davalarına ve inançlarına duyduğu saygıyla mücadelelerinde sonuna kadar yanlarında oldu. Evletları ölüme giderken hep yanıbaşlarında oldu, ellerini tuttu. Büyük bir metanetle evlatlarının tabutuna omuz verdi.



Ahmet Kulaksız bu kitabı yazarken hala insanlar ölmeye devam ediyor, bu büyük direniş sürüyordu. Ahmet Kulaksız�ın ise yaşama umudu, yaşama bağlılığı azalmadan devam ediyordu. Gözleri yaşananları bir bir izliyor, yaşanan bu tarihe tanıklık etmeye devam ediyordu...