• Reklam
Sayfa: 1 | Toplam: 2 12 SonSon
11 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    cagdas446 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    26-03-2006
    Mesajlar
    342
    Karizma Gücü
    0

    Atatürk'e Atılan İftiralara Cevaplar...

    Yapılan Saldırıların Nedeni


    * Atatürk milliyetçiliğine dayalı, laik, demokratik, sosyal bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti’ni yıkmak veya bölmek isteyenlerin önündeki en büyük engel Atatürk’tür.
    * Öncelikle Atatürk’ün kendisidir.
    * O’nun Türk ulusunun gönlünde yaşamasıdır,
    O’na bağlılığıdır.
    * Atatürk faktörü varoldukça hiçbir güç Türkiye’yi bölemeyecek veya bir İslam devleti kuramayacaktır.
    * Bu sebeple, amaçları ülkenin batması olan hainler ve onlara göz yumanlar öncelikli hedeflerini Atatürk faktörünü yıkmak olarak görürler.
    * İzledikleri metodoloji ise; öncelikle İslamiyet’i saptırarak demokrasi ve laikliğin Allah’a karşı gelmek olduğunu göstermek,
    * Müteakiben demokrasi ve laikliği Atatürk’ün getirdiğini vurgulamak,
    * Ayrıca O’nun hain, namussuz ve İslamiyet düşmanı olduğunu söyleyerek mümkün olduğunca çok kişiyi kandırmaktır.



    İftiraların Kaynağı


    * Yapılan saldırıların en önemli kaynaklarından biri Rıza Nur’dur.
    * Rıza Nur tıp doktorudur. Birinci ve İkinci Meclis’lerde iki dönem milletvekilliği yapmıştır.
    * Lozan Konferansı’na İsmet İnönü mahiyetinde katılmıştır.
    * Kurtuluş Savaşı’ndan sonra 14 ciltlik “Türk Tarihi” isimli bir eser yazmıştır.
    * Eylül 1926’da hastalığı münasebetiyle Fransa’ya yerleşir ve kendisine milletvekili maaşı ödenmeye devam edilir.
    * Atatürk 1927 yılında Nutuk’u okur ve yayımlar.
    * Nutuk’ta bu kişinin, Balkan Savaşı sırasında vatana ihanet ettiğini, Arnavutları isyana teşvik ettiğini açıklar.
    * Rıza Nur 1928 yılında Nutuk’u okur ve “Hayat ve Hatıratım” isimli anılarını yazmaya başlar.
    * Eser tamamen Nutuk’a cevap şeklindedir ve orada geçen olayları ters yüz ederek anlatmaktadır.
    * Anılarını 1935 yılında, British Museum’a 1960 yılına kadar yayımlanmamak kaydıyla gönderir. Diğer bir ifade ile olay tanıklarının ölmesini bekler.
    * Anılarında Atatürk’ü kötüler ve bir nevi intikam alır.
    * Kurtuluş Savaşı’nın kendisinin sayesinde kazanıldığını iddia eder.
    * Lozan’ı yapan, saltanatı kaldıran ve devrimlerin fikir babası olarak kendisini gösterir.
    * Kendi anılarından Rıza Nur’un kişilik yapısını çıkaran doktorların ifadeleri şöyledir.
    * Ağır bir ruhsal bozukluk, homoseksüel eğilim, narsisizm, paranoid reaksiyon, vs.
    * Kendi anlatımlarında yazdıkları ise şöyledir.
    * Gençliğinde tecavüze uğrar, bir harbiyeliye aşık olur ve kadın olmak ister, “kadını erkekle eşit saymak hatadır”, “kadın çocuk makinasıdır”, “Arnavutları isyana teşvikim iftihar sebebidir” der, vs.



    Annesi ve Babasına Yönelik Saldırılar


    * Zübeyde Hanım bir kişiyle beraber yaşıyormuş. O kişi ölünce babalık davası açmış.
    * Kişinin yakınları ölen kişinin, Zübeyde Hanım’ı genelevden iki yaşında oğlu ile birlikte odalık aldığını söylemişler.
    * Mahkeme geneleve sormuş ve genelevin yanıtına göre Zübeyde Hanım 19 Haziran 1881’de oğlu ile beraber geneleve girmiş ve 11 Nisan 1882’de ölen kişi tarafından çıkarılmış.
    * Diğer bir ifade ile babası belli değilmiş.



    Annesi ve Babasına Yönelik Saldırılara Yanıtlar


    * Zübeyde Hanım, Ali Rıza Efendi ile 1871 yılında 14 yaşında iken evlenmiştir.
    * Sözde mahkeme kararı 1882 yılında alınmıştır. Ancak bu tarihte Zübeyde Hanım hala Ali Rıza Efendi ile evlidir ve dört çocuk (Fatma, Ahmet, Ömer, Mustafa) sahibidir.
    * Ali Rıza Efendi 1893 yılında vefat etmiştir. Diğer bir ifade ile başka birine babalık davası açtığı anda Zübeyde Hanım hâlâ Ali Rıza Efendi ile evlidir. Böyle bir dava açması mümkün değildir.
    * Ayrıca, Osmanlı’da devletten müsaadeli, ruhsatlı ve meşru genelev yoktur.
    * Dolayısıyla mahkemenin genelev ile resmi olarak yazışması mantıklı değildir.



    Soyuna Yönelik Saldırılar


    * Mustafa Kemal Türk değilmiş.
    * Yahudi dönmesi, Sırp, Bulgar, Makedonmuş.


    Soyuna Yönelik Saldırılara Yanıtlar


    * Zübeyde Hanım’ın soyu yörüktür. Fatih Sultan Mehmet döneminde Karamanoğlu Beyliği’nin yıkılmasından sonra (1466), Balkanlar’da fethedilen yerlerin Türkleştirilmesi için göç ettirilen ailelerdendir.
    * Aile, Vodina sancağının Sarıgöl nahiyesine yerleştirilmiştir ve sonra Selanik’e göç etmiştir.
    * Konya bölgesinden geldikleri için “Konyarlar” ismi ile resmi kayıtlara geçmiş ve anılmışlardır.
    *Ali Rıza Efendi’nin soyu, Aydın/Söke’den gelerek Manastır vilayetine yerleştirilen, “Kocacık Yörükleri”ndendir.
    * Aile, sonra Selanik’e göç etmiştir.
    * Manastır’da yerleştikleri yere “Kocacık” denmiştir.


    Sofrasına ve İçkisine Yönelik Saldırılar


    * Sarhoşmuş, ayyaşmış, sabaha kadar içermiş, körkütük sarhoş olurmuş.
    * Sofrası zevk ve sefa alemiymiş. Ülkeyi sofradan idare edermiş.
    * Geceyi içki ve fuhuş aleminde, gündüzü uyuyarak geçirirmiş.


    Sofrasına ve İçkisine Yönelik Saldırılara Yanıtlar

    * Atatürk alkol kullanırdı. Rakıyı tercih ederdi. Baş mezesi leblebi, beyaz peynir ve kavundu.
    * Ancak günlüklerde ve anılarda aşağıdaki ifadeler vardır.
    * Ciddi işler konuşulduğunda kahveden başka bir şey içmezdi. Buhranlı zamanlarda O’nun için sofra-içki yoktu.
    * Korkunç derecede iradesi vardı. Sarhoşluktan hoşlanmazdı.
    * Atatürk’ün akşam sofraları ünlüdür. Birçok günlük ve anı defterinde aşağıdaki ifadeler vardır.
    * Atatürk’ün sofrası bir yemek, içki, eğlence sofrası değil bir nevi akademi, dershane idi. Sofranın karşısında bir karatahta bulunurdu.
    * Sofranın dağılması, görüşülen konunun önemine göre idi. Bazen sabahlanırdı.
    * Tek eğlence alaturka saz getirip onu dinlemekti. Çoğu zaman gelen sanatçılar bir köşede unutulup geri dönmüşlerdir.
    * Atatürk sofrasına herkesi bir maksatla davet ederdi. Oraya davet şeref sayılırdı.
    * Atatürk bilmediklerini sofralarda bilenlerden öğrenirdi. Bakanlar, milletvekilleri hep o tebeşirli karatahtaya kalkmışlardır.
    * Sofra bir idare yeri değil, dostları ile sohbet ve danışma yeri idi.
    * Aynı zamanda bir imtihan yeri idi. Bir vazifede kullanacağı kişileri söylemeden, hissettirmeden burada yoklardı.
    * Atatürk çalışmalarında; zaman, mekân ve imkân kavramlarıyla ilgili değildi. Başladığı bir işi bitirmeden rahat edemezdi.
    Profesyonel Devrimci Bugünün Türkiyesinde Kendini Hayatı Boyunca Türkiyenin Bağımsızlığına Adayan Kimsedir. (Deniz Gezmiş)


    Türkiye'nin Bağımsızlığından Başka Hiçbirşey İstemedik Ve Hayatımızı Bu Yola Koyduk Varlığımızı Türkiye Halkına Armağan Ettik Bunun Aksini İdda Edenler VATAN HAİNİDİR! (Deniz Gezmiş)

  2. #2
    AlpeR adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    10-07-2004
    Mesajlar
    8,269
    Karizma Gücü
    9
    Ellerinize sağlık, güzel bir konu olmuş. Bir de kaynak eklersek eksiksiz olur.

    Beni övme sözlerini bırakınız. Gelecek için neler yapacağız, onları söyleyiniz !
    MUSTAFA KEMAL



  3. #3
    Mustafa adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    15-08-2005
    Mesajlar
    9,477
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    8
    Çok Güzel Bir çalışma olmuş .. Teşekkür ederim...

    Şehir ESKİŞEHİR'dir !



    YİNE BİR KEMAL, YENİ BİR KEMAL !


  4. #4
    KroniK_Öğrencİ adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    23-06-2006
    Mesajlar
    3,041
    Karizma Gücü
    6
    saol kardşe....paylaşım için...
    'DeviL_MasteR'dı.....Olcak Yine.

    Y.O.K
    .Dikkat OKS Mağduru.




    8 HaziraN

  5. #5
    PaSTaFaRYaN adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    07-01-2005
    Mesajlar
    4,323
    Karizma Gücü
    0
    Bende de bunun sunumu vardı. Onu da yollayim bari. Yazılar aynı ama şekilli falan okumak isterseniz indirin.
    Eklenmiş Dosyalar Eklenmiş Dosyalar

  6. #6
    otonersamet adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    03-08-2006
    Mesajlar
    25
    Karizma Gücü
    0
    Hocam gerçekten yararlı bilgiler vermişsin.İftiraları duyunca kulaklarıma inanamadım ama yapılan çürütmeler oldukça yerinde.
    Geldim,artık herşey sizin için eskisinden farklı olacak.Söylenmemiş sözleri gerçekleri duymaya hazır olun

  7. #7
    cagdas446 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    26-03-2006
    Mesajlar
    342
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı AlpeR tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Ellerinize sağlık, güzel bir konu olmuş. Bir de kaynak eklersek eksiksiz olur.
    Bu yazıyı www.kemalist.org adında bir forum sitesinden almıştım...O yüzden kaynak belirtmedim...
    Profesyonel Devrimci Bugünün Türkiyesinde Kendini Hayatı Boyunca Türkiyenin Bağımsızlığına Adayan Kimsedir. (Deniz Gezmiş)


    Türkiye'nin Bağımsızlığından Başka Hiçbirşey İstemedik Ve Hayatımızı Bu Yola Koyduk Varlığımızı Türkiye Halkına Armağan Ettik Bunun Aksini İdda Edenler VATAN HAİNİDİR! (Deniz Gezmiş)

  8. #8
    cygan39 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    26-06-2006
    Mesajlar
    567
    Karizma Gücü
    6
    Eline Sağlık

  9. #9
    flager45 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    23-03-2007
    Mesajlar
    271
    Karizma Gücü
    0
    AtatÜrk'Ün Hz.muhammed S.a.v İ RÜyasinda GÖrmesİ Mustafa Kemal''in Hz. Muhammed(s.a.v)''i rüyasında görmesi...



    Rahmetli Gazi''yi bize nasıl tanıttılar, nasıl… Bugün, artık son nefesini "Saat kaç?" diye değil (ölüm ânında yanında bulunanların şahadetiyle), "Ve Aleykümselam!" diye verdiğini kesinkes öğrendiğimiz Rahmetli Gazi''ye ait iki hatırayı daha Yusuf Koç ve Ali Koç kardeşlerin son çalışmaları "Başbuğ Atatürk" adlı eserlerinden sizlerle paylaşacağız.

    Bakalım iftiracı vicdanlar tövbe edecekler mi?

    "Memleketin her tarafında çetin bir mücadele ve mukavemet başlamıştı. Ankara bir kurtuluş burcu ve Mustafa Kemal''in adı bir bayrak olmuştu. Antep, mücadele günlerinin acı bir devresiydi. Memlekette istiklâl şuurlaşmış, topyekûn bir vuzuh kazanmıştı.

    O zaman ilkokulun ihtiyari sınıfındaydım. Bir sabah okula geldiğim zaman çocukların bahçede toplanmış olduğunu gördüm. Din dersleri muallimi Hafız Halil Efendi''nin konuşacağını söylediler. Halk da okulun bahçesinde toplanmıştı. Az sonra Hafız Halil Efendi kürsüye çıktı. Titrek fakat heyecanlı bir sesle:

    ''- Din kardeşlerim, sizi Şeyh Sunusî Hazretlerinin bir tebşiri için buraya topladım'' dedi ve şu vakayı anlattı:

    ''- Şeyh Sunusî Hazretleri bir gece Peygamberimizi rüyasında görmüş ve koşup elini öpmek istemiş. Peygamber kendisine sol elini uzatmış, buna şaşıran ve mahzun olan Şeyh, Peygambere hitaben:

    - Ya Resulâllah niçin sağ elinizi vermediniz? Diye sual edince şu cevabı almış:

    "Sağ elimi Ankara''da Mustafa Kemal''e uzattım."

    Bu rüyayı anlatan Hafız Halil Efendi''nin elleri, çenesi ve dili titriyordu. Gözleri dolu doluydu; hitabesi kalabalığı etkilemişti. Birden gür ve imânlı bir sesle:

    -Ey ahali, Mustafa Kemal muzaffer olacak, Peygamber Efendimizin sağ eli onun elindedir. Buna iman edin!.. diye haykırdı ve kürsüden indi.

    Sonradan öğrendiğime göre, Merhum Hafız Halil Efendi bu rüyayı camide va''zetmiş ve onu imanlı tefsirlerle tamamlamıştır."

    "Avni Altıner, Her Yönüyle Atatürk, s. 153-155)


    ***

    İstiklal Harbi günlerinde, Sakarya Meydan Muharebe''lerinin en kritik dönemlerinde, top seslerinin Ankara''dan duyulmaya başlandığı ve Büyük Millet Meclisi''nin Kayseri''ye nakledilmesinin bile düşünüldüğü günlerde Atatürk, günlük çalışmalarının büyük bir kısmını yürüttüğü ve bugün müze olarak değerlendirilen Ankara Tren İstasyonundaki evde, bir sabah erken kalktığı bir sırada Çavuş Ali Metin''e:

    Acele olarak Fevzi Paşa''yı telefonla ara, bul ve hemen buraya gelmesini söyle. Diyor.

    Ali Metin, Fevzi Paşa''yı telefonla arayıp bulduğunda, Fevzi Paşa da Atatürk''ün yanına gelmek üzere, hemen evden çıkmakta olduğunu söylüyor. Fevzi Paşa Atatürk''ün yanına girince, Atatürk ona bir kâğıt kalem uzatıp:

    Bugün gördüğün rüyayı yaz ve bana ver, diyor.

    Kendisi de bir kâğıt kalem alıp aynı şekilde o gün gördüğü rüyayı, Fevzi Paşa''ya vermek üzere yazmaya başlıyor. Yazma işi bittikten sonra, her iki Paşa da karşılıklı olarak yazdıklarını alıp okuyorlar ve okuma işi bittikten sonra birbirlerine bakıp sevinçle gülümsüyorlar.

    Her ikisinin de yazdıklarını kendi kâğıtlarından okuyan Ali Metin, her iki kâğıtta da şu rüyanın yazılmış olduğunu görüyor:

    Hz.Peygamber (s.a.v) Efendimiz, Hacı Bayrâm-ı Velî''ye diyor ki:

    "-Mustafa''ya söyle, korkmasın, sonunda zafer onların olacak."

    Bilindiği gibi, aynı gecede rüyalarında Hz. Peygamber (s.a.v.) Efendimizi, Hacı Bayrâm-ı Velîye bu sözleri söylerken gören o iki muzaffer kumandanın o günkü isimleri, ''Mustafa Kemal'' ve ''Mustafa Fevzi''dir.
    (Ahmet Gürtaş, Atatürk ve Din Eğitimi, s.160-161)

  10. #10
    TigerMan adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    11-02-2007
    Mesajlar
    241
    Karizma Gücü
    0
    Çok güzel bilgilendirici bir yazı olmuş, Atatürk düşmanlarının yaptığı iftiralarının bir sınırı ve sonu yok. süleymancı olarak anılan şeriatçı bir tarikat cemaat Atatürk'ün bir ingiliz ajanı olduğunu hala açtıkları kurslarda toplantılarda gerçekmiş gibi anlatmaya devam ediyorlar. ingiliz ajanı olmasındaki en büyük kanıtlarıda laik düzeni getirmesiymiş, çoçukların daha çok ufakken beyinlerini bu ve bunun benzeri kin ,neferet ve düşmanlıkla dolduruyorlar.

    Kemal'in Askerleri
    TürkYaşam.com Atatürkçü Çalışma Topluluğu

 

 
Sayfa: 1 | Toplam: 2 12 SonSon

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Huzur ve güvene atılan bombalar....
    2005 Konuları bölümünde saylonlu tarafından açılmış
    Yanıt: 0
    Son Mesaj: 02.07.05, 19:04

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •