“Katiller delil,
şairler iz bırakırmış”
öyle diyor şiir
dostum.
Lakin bilmez mi zannediyorsunuz,
bazı şairler katildir aslında
ve
cümle katli çoğu zaman sarhoşken başlar.
Nereden bilir rakısına karıştığım şişe;
hiç jilet yüzü görmemiş
bileğimin kıvraklığını
ve
sen lamda öpüşlü kadın
ya sen
mazgallarını
kirpik saydığım şehir
ya da
denizci ağabeyimin
intihar edemediği
metal-i boşluk silahım?
Peki sen bilir misin;
merdiven boşluğunda boynumda büyüttüğüm
ipe gelmez intiharım?
Veya
ciğeri beş para etmez iç çekişlerimin
utancını örtemeyen
cigara zifti sesim?
Ya siz
asgari sevişmelerdeki
vasati aşklarım?
Ya da sen
bilir misin
yollarında her bir bacağını gördüğümde
ağdalı cümleler kurduğum kö
prü?
Ki
gün boyu
her köşe başı kutsanan
fahişe yalnızlıklar
daha da fenası işgal altında
inleyen tenler
yahut
lezbiyen bakışlı pembe solucanlar
ve
**** kılıksız simitlerin satıcıları.
Peki.
Peki sen
esrarımı paylaştığım
gündüzden kalanım.
Ve sen
şiirime konu olan,
kendisi için var oluşumun
çokta anlamı olmadığını
ve bunu
bilmediğimi zanneden
Gitsem.
Ölsem.
Bende mi biter
hayat
siz dem’i ?