SEVDA YÜKLÜ ZAMANLAR, SANİYELERİ PARAM PARÇA EDİP TAŞIYACAK YAŞAMIN SONSUZ GÜZELLİKLERİNE. YÜREĞİNDEKİ SIZI DEĞİL, BU BİR UYANIŞ, BU BİR BAŞ KALDIRIN NEFRETE, KİNE, ÖFKEYE. YENDİĞİN ZAMAN NEFRETİ, YERİNE EKTİĞİN SEVDA TOHUMLARI YAVAŞ YAVAŞ BÜYÜDÜĞÜNDE, ZAMAN ÇALSA HER ŞEYİNİ NE OLUR Kİ!
Bir tılsımı olmalıdır hayatın, vazgeçilmez bir öfke gibi,
zaptedilmeyen bir aşk aranışı gibi, kaptırıp kendini şiirler yazmak gibi, bir
kadehi fırlatıp aynalara gecenin büyüsünde kaybolmak gibi.
Böyle bir tılsım yoksa. İsteksiz isteksiz oluyorsan traşı, bir küf bağlamışsa bütün heyecanlarını, birşey demiyorsa sana Güney Amerika'nın Gerillosları, bir çıplak kadın vücudu düşünmüyorsan en ciddi konferansta ve bir anda çalıştığın yerden istifayı basıp çekip gitmek gelmiyorsa içinden.
Bir kapı önünde tozlu bir paspas bile olamazsın.
Bu tılsımın alevlerinde çıkılır tepesine Everest'in. Bu tılsımda yanar söner kandilleri ilk defa başbaşa kalınmış gecelerin. Bu tılsımda koklarsın ayaklarını kucağına aldığın ilk çocuğunun.
Bu tısımda : 'gel gidip çekelim be' vardır.
Bu tılsımda sevdiğin evin duvarına bir resim asma vardır.
Bu tılsımda bir kadının kendi göğüslerini yalnızken seyretmesi, bir erkeğin merdiven çıkan bir genç kızın bacaklarına hafifçe bakması.
Bunları tatmamışsan, ayda hiç değilse üç defa dünyanın anasını bir pula satmamışsan, kızıp vurmuyorsan yumruğunu masaya ve bir zindan parmaklıklarına dokunmuyorsa ellerinin gölgesi ve bir de sevdiğin kadının çıplak omuzlarına.
o zaman niçin geldin hayata?
Bir tılsımı olmalıdır hayatın, vazgeçilmez bir öfke gibi,
zaptedilmeyen bir aşk aranışı gibi, kaptırıp kendini şiirler yazmak gibi, bir
kadehi fırlatıp aynalara gecenin büyüsünde kaybolmak gibi.
Böyle bir tılsım yoksa. İsteksiz isteksiz oluyorsan traşı, bir küf bağlamışsa bütün heyecanlarını, birşey demiyorsa sana Güney Amerika'nın Gerillosları, bir çıplak kadın vücudu düşünmüyorsan en ciddi konferansta ve bir anda çalıştığın yerden istifayı basıp çekip gitmek gelmiyorsa içinden.
Bir kapı önünde tozlu bir paspas bile olamazsın.
Bu tılsımın alevlerinde çıkılır tepesine Everest'in. Bu tılsımda yanar söner kandilleri ilk defa başbaşa kalınmış gecelerin. Bu tılsımda koklarsın ayaklarını kucağına aldığın ilk çocuğunun.
Bu tısımda : 'gel gidip çekelim be' vardır.
Bu tılsımda sevdiğin evin duvarına bir resim asma vardır.
Bu tılsımda bir kadının kendi göğüslerini yalnızken seyretmesi, bir erkeğin merdiven çıkan bir genç kızın bacaklarına hafifçe bakması.
Bunları tatmamışsan, ayda hiç değilse üç defa dünyanın anasını bir pula satmamışsan, kızıp vurmuyorsan yumruğunu masaya ve bir zindan parmaklıklarına dokunmuyorsa ellerinin gölgesi ve bir de sevdiğin kadının çıplak omuzlarına.
o zaman niçin geldin hayata?
Bazen sarsılır yeryüzü ya da size öyle gelir. Sallanır dünyanız, dünyanızda her ne var ise. Çatırdar, yer hoplar zıplar, anılarınız birbirine karışır, rüyalarınız geçer gözünüzün önünden, ağladığınız günler biraraya gelir şelale gibi dökülür, çocukluğunuz pencerelerden aşağı düşer, ilk bayramlığınız ağacın dalına takılır da yırtılır, kovalamaca oynarken bir arabanın altında kalır hastaneye kaldırılırsınız, elleriniz kanar, kırmızıyı hiçbir zaman sevmediğinizi hatırlarsınız, yağmurda ıslanırken kurumaya başlarsınız, uçaktan düşer nefessiz kalırsınız, çimleri tavşanlar kemirir, fıskiyenin fıskiyesi çalışmaz olur, merdivenlerin basamakları birbirine karışır, bulmacanın yukarıdan aşağıya beşinci sorusunun ikinci bölümünde bir harf kayması yaşarsınız, ilk okuduğunuz çizgi roman hayallerinizi süsler, aynanın karşısına geçer bir güzel boyarsınız duvarları, en çok balkonu büyük evelerin balkonu çatırdar belki, koltuğun minderi yırtılır, güveler sarar yünleri, bilgisayar kendince mırıldanır, kendi sitesini hazırlar ev kedisi, dükkanların içinde raflar şakırdar, çengiler saz kurup oynaşırlar...


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla

...
