Duygulariniz sizindir, saklidir, kimsenin mudahale edemeyecegi bir bicimde size aittir, oradaki her degisIklik yalnizca sizinle ilgili bir keder ya da sevinc yaratacaktir ama hayatiniz baskalarinin da icinde dolastigi, baskalarinin da kendine bir yer buldugu , acikca gorulen, izlenen, mudahale edilebilen, oradaki her degisIklikle baskalarinin da yaralanabildigi bir duraktir.

Vitrinlerindeki mankenleri cirilciplak soyulmus, demir parmakliklari indirilmis isIksiz dukkanlarin iki yanina dizildigi, apartman kapilarinin sIkisIkiya kapatilmis oldugu, kosebaslarinda coplerin biriktigi Sisli'nin arka sokaklarindan bir gece vakti, korkmayi bile unutarak, ask acilari icinde aglayarak gectigim o gece on yaslarindaydim herhalde.

Erken gelen bir ozgurluk merakiyla tek basima gittigim, gazoz ve toz kokulu Tan Sinemasi'nda seyrettigim filmdeki siyah gozlu kiza asIk olmustum.

Ama asktan aglamiyordum. Kizin adini ogrenemedigim icin agliyordum, onun kim oldugunu anlayamamistim. Adini bilmedigim icin onu hayallerimin arasina alamiyordum. Hayallerime alamadigim icin hayatima da alamamistim.

AsIktim ama asIk oldugum, kendisine ruhumda yer actigim bir kadina hayatimda bir yer acmam, onu hayatimin bir yerine, hayallerimde de olsa, yerlestirmem mumkun olmuyordu.

Simdi buyuklere cok manasiz gelecegini bildigim ama bir cocugu gercek bir aciyla acitan o ani aski yasarken; duygu dunyandaki yeri bu kadar acik ve kesin olan birinin hayatindaki yerini bilememenin, ona hayatinda bir yer bulamamanin nasil yakici bir siziya donusebilecegini galiba ilk o gece sezdim.

O gece, o kiza hayatimda bir yer bulamamamin nedeni hayal eksIkligindendi, hayal kuramamistim.

Daha sonralari, duygularla hayat arasindaki catismalarin, yalnizca hayal eksIkliginden kaynaklanmadigini; insanin varligini olusturan duygulariyla dusunceleri ve bu ikisini birden kapsayan hayati arasindaki belirsizliklerin, bunlarin arasindaki, acilmasi bazen imkansiz olan kapilarin tahminimden cok daha fazla olacagini gorecektim.

Okudugum kitaplardaki kahramanlarin cogu da, duygularindaki belirsizliklerden degil, duygulariyla hayatlari arasindaki
belirsizlikten aci cekiyorlardi.

Sevdiklerine duygularinda ve hayallerinde bir yer bulsalar bile hayatlarinda bir yer bulamiyorlardi.

Sanki duygularimizda cok keskin isIklarla aydinlanmis, parlak ve canli duran biri, hayatimizda, sirf parlakligindan dolayi yer bulamiyordu, onu hayatimiza yerlestirmek icin bircok isigin yerini degistirmemiz, bazi isIklari sondurmemiz gerekeceginden karar verirken duraliyorduk.

Ve soruyorduk kendimize:

- Onun duygularimdaki yerini biliyorum ama hayatimdaki yeri neresi?

Bu cevaplandirilmasi tahmin edilenden daha zor bir soru.

Cok sevdiginiz, cok deger verdiginiz bir insani hayatiniza almak istediginizde, onu hakettigi yere yerlestirebilmek icin, onun kadar ya da ona yakin degerde bir baska seyi hayatinizdan cikarmak zorunda kalirsiniz.

Bir vakitler Ingiltere krali, halktan bir kadina asIk olup da kendine bu soruyu sormak zorunda kaldiginda, "onun yeri hayatimin merkezi" cevabini vererek, sevdigini hayatina yerlestirebilmek icin krallik tacini hayatindan cikartip atmisti.

Ama o kralin yegeni, ayni soruya amcasi kadar guclu ve acik bir cevap veremedi. Hayatindan hicbir sey cikaramadigindan, gercekten asIk oldugu kadini hayatina alamadi.

Amca kral, kadinini, yegen prensin kadinini sevdiginden daha cok seviyordu diye bir sonuc cikarmak hemen mumkun mu tam bilemiyorum. Ya da prens taca amcasindan daha duskundu demek gercegi aciklamaya yeter mi, ondan da emin degilim.

Prens sevdigi kadin icin taci hayatindan cikarmaya karar verse, bu kararla birlikte sadece mustakbel tacini degil buyuk bir ihtimalle annesininmutlulugunu ve guvenini, babasinin ogluyla ilgili besledigi hayalleri de hayatindan cikarmak zorunda kalacakti.

Belki buna gucu yetmedi, belki annesini mutsuz gormeye dayanamayip kendi mutlulugundan vazgecti, ki insanin kendi mutlulugundan bir baskasi icin vazgecmesi de tacindan vazgecmek kadar, hatta bazen ondan da zor olabilir.

Mutlulugundan mi yoksa tacindan mi vazgecen daha buyuk bir fedakarlikta bulundu, buna kim kolayca cevap verebilir.

Tek bilebilecegimiz, "duygularimdaki yerini bildigim bu insanin hayatimdaki yeri neresi" sorusuna cevap vermenin sanildigindan daha guc oldugudur.

En siradan insanin bile oylesine karmasIk ve kalabalik bir hayati vardir ki, o hayatin icinde yeni birisine yer acmak daima birilerini huzursuz edecek, birilerinin canini yakacaktir.

Bir mutluluk buyuk bir ihtimalle bir baskasinin mutlulugu karsiliginda satin alinacaktir hayattan.

Bir baskasinin mutlulugu pahasina elde edilecek bir mutluluk, bir sizi, bir pismanlik, bir keder birakmayacak midir sizde, mutlulugunuz, karar verdiginiz anda baskasinin kederiyle yaralanip eksilmeyecek midir?

Bir baska insana duygularinizda yer bulmak, ona hayatinizda bir yer bulmaktan daha kolaydir.

Duygulariniz sizindir, saklidir, kimsenin mudahale edemeyecegi bir bicimde size aittir, oradaki her degisIklik yalnizca sizinle ilgili bir keder ya da sevinc yaratacaktir ama hayatiniz baskalarinin da icinde dolastigi, baskalarinin da kendine bir yer buldugu, acikca gorulen, izlenen, mudahale edilebilen, oradaki her degisIklikle baskalarinin da yaralanabildigi bir duraktir.

Hayatinizdaki her kipirti bircok insani da kipirdatir. Kipirdamadiginizda ise aci ceken siz olursunuz, bir de sizin duygularinizda yer alip da, hayatinizda yer almayi bekleyen insan.

Hayatinizdakileri kipirdatmayip onlari acidan kurtarirsaniz, kendinizi ve sevdiginizi acitirsiniz, kendinizi ve sevdiginizi sevindirip hayatinizi yeniden duzenlediginizde baska birilerini.

"Duygularimdaki yerini bildigim insanin hayatimdaki yeri neresi" sorusunu sordugunuzda, bunu sormak zorunda kaldiginizda, bir acinin bir yerde kimildanmaya basladigini hissedersiniz kacinilmaz olarak.

Ben on yasindayken ismini bilmedigim bir kadina ansizin asIk olup da, onu, adini bilmedigim icin hayallerime ve hayatima alamadigimda aglamistim sokaklarda.

Sonra, adini bildigim, hayallerime aldigim ama hayatimdaki yeri neresi sorusuna bir cevap bulamadiklarim icin agladim.

Duygularinizdaki yerini bilirsiniz bir insanin. Ama onun hayatinizdaki yerini bilmek... Bu zordur.

Vereceginiz cevap, bu cevap ne olursa olsun, issiz ve karanlik bir sokakta aglayan bir oglanin cektigi acinin nasil bir sey oldugunu size gosterir.

Ahmet ALTAN