• Reklam
5 sonuçtan 1 --- 5 arası gösteriliyor
  1. #1
    Fatih adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    29-12-2006
    Mesajlar
    20,403
    Karizma Gücü
    10

    Atatürk ve uçuş tedbiri...

    yıl 1910.

    fransızlar yenı bulusları olan uçagı tanıtmak ıçın tüm uluslardan
    katılımcıları davet ederler.
    herkes böyle bır ıcatın gerçeklesmıs olması nedenıyle saskın ve
    meraklıdır.
    dönemın osmanlı hükümetıne de katılımcı ıçın haber gönderılmıs.

    hükümet ıcatlara oldukça meraklı olan alı rıza pasa yı gönderelım o
    meraklıdır demısler ve derhal saraya çagırmıslar.
    kendısıne fransızların bulusundan bahsetmısler ve osmanlı yı temsılen
    gıtmesını ıstemısler.

    alı rıza pasa bu nu bız yapmalıydık demıs ıçınden hayıflanarak.
    yalnız demısler pasa ya davet 2 kısılık yanına 1 kısı daha al onu da sen
    belırle demısler. alı rıza pasa bıraz düsünmüs ve bır delıkanlı var onu götüreyım demıs.

    neyse alı rıza pasa ve delıkanlı parıs'ın yolunu tutmuslar.
    parıs'te otel e yerlesmısler ve bulusun gösterılecegı gün kalabalık
    meydan ve pıst herkes merakla beklıyor. derken pılot hazırlıklarını yapıyor. üstü ne mont gıyıyor bırde gözlük takıyor. uçak havalanıyor.
    parendeler taklalar manevralar müthıs bır gösterı. pıste ınıyor.
    alkıslar arasında ınıyor uçaktan.

    herkes kıskanç ama saskın.
    bır yetkılı bır gönüllü ıstıyor. pılotun arkasında ona eslık edebılecek
    cesaretı olan.

    bızım delıkanlı atılıyor. ben ben. tamam, denıyor ve delıkanlıya gözlük
    ve mont verılıyor.

    delıkanlı montu gıyıyor gözlügü takıyor. kalabalıktan sıyrılmak üzere ıken alı rıza pasa kolundan tutuyor. bosver sen bınme bırak baskası bınsın dıyor. neden dıye soruyor delıkanlı bırsey mı hıssettınız.

    yok, sen yıne de bınme evlat dıyor. derken baskası bınıyor uçaga. uçak
    havalanıyor delıkanlı öfkelı pasaya.

    parandeler. manevralar. derken uçak alev topuna dönüyor ve pıste
    çakılıyor. 2 ölü.

    delıkanlı pasaya bakıyor hayretler ıçınde. pasa magrur ve mutlu bır ınsanı
    kurtardıgı ıçın. ama bır baskası ölmüstü. ama kurtardıgı bır ınsan degıldı.
    bır ulustu.

    çünkü delıkanlı mustafa kemal atatürk' tü.
    ...
    ".. keşke düpedüz. düpedüz keşke.
    çünkü , insan saydığı kadar keşke. .."

    ...

  2. #2
    PaSTaFaRYaN adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    07-01-2005
    Mesajlar
    4,323
    Karizma Gücü
    0
    Kaynağı öğrenebilir miyim?

  3. #3
    general21 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    25-11-2005
    Mesajlar
    99
    Karizma Gücü
    0
    çok güzel bir anı ama bende ilk kez duydum kaynağı belirtirsen sevinirim
    Yüz çevirdiğiniz, nefret ettiğiniz, beğenmediğiniz, hor-hakir gördüğünüz varlık, neticede Allah’ın vechine dayanan bir varlık olduğu için bu davranışınız Allah’a uzanır gider.
    Eğer biz bu idraka gelirsek; ne Arab’ı hor görürüz, ne Acem’i hor görürüz, ne Türk'ü hor görürüz, ne Kürt’ü hor görürüz, ne Alevi’yi hor görürürüz, ne Sünni’yi hor görürüz, ne herhangi bir birimi!. Öyleyse bizim için “Allah’ın Halifesi olan insan” vardır.

  4. #4
    SARI ZEYBEK adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    03-12-2005
    Mesajlar
    894
    Karizma Gücü
    0
    ir:
    kaynak lütfen ..

  5. #5

    Kayıt Tarihi
    10-03-2007
    Mesajlar
    1,091
    Karizma Gücü
    0
    Olay ilginç gerçekten...

    Acaba kaynağı nedir, doğru mudur diye ben de çok merak ettim ve kısaca bir araştırma yaptım. Sizlerle de paylaşayım:

    Olayda ismi geçen Ali Rıza Paşa tarih kitaplarından ve Nutuk'tan bildiğimiz Ali Rıza Paşa. Yani, Sivas Kongresi sonrası Damat Ferit Paşa hükümetinin istifası ile Ekim 1919'da kurulan ve Milli Mücadele'ye daha sıcak bakan Osmanlı hükümetinin sadrazamı. Şubat 1920'de Misak-ı Milli kararını alan son Osmanlı Meclis-i Mebusan'ı da Ali Rıza Paşa'nın sadrazamlığı sırasında toplanmıştır.

    Ali Rıza Paşa gerçekten de 1910 yılında Harbiye Nazırı (bakan) olarak görev yapmıştır. Özellikle savaş sanayisi alanında yeniliklere de meraklı bir paşadır. Bu bilgiler tutuyor yani...

    Mustafa Kemal Atatürk ise 1910 yılında 29 yaşında.
    1909'da, yani bir sene önce, 31 Mart ayaklanmasını bastırmak için İstanbul'a gönderilen Hareket Ordusu'nun kurmay başkanlığını yapan ve 29 yaşına gelmiş kıdemli bir subay için sanki Ali Rıza Paşa'nın mahalleden tutup yanında götürdüğü herhangi birisiymiş gibi "delikanlı" tanımlaması ise ne derece doğru, orasını bilmem...

    Bu detayı geçersek, Mustafa Kemal Atatürk'ün 1910 yılında Fransa'da Picardie Manevraları'na katıldığı bilgisi biyografisinde yer alıyor. Bu bilgi de tutuyor yani.


    Internette tarama yapınca arkadaşın alıntı yaptığı bu yazının kaynağı olarak Sunay Akın çıkıyor karşımıza.
    Üsluba, kullanılan "teaser" yöntemine bakınca kaynağın Sunay Akın olması da akla yatkın gözüküyor.
    Sunay Akın'ın bu tarz olaylarda kullandığı hafif abartılar da var tabii: "fransızlar yeni buluşları olan uçağı tanıtmak için" ve "delikanlı" ifadelerinde olduğu gibi...
    Ne uçak Fransızların yeni buluşu, ne de Mustafa Kemal yeni yetme bir delikanlı o tarihte...


    Olayın doğruluğuna ilişkin daha somut bir kanıt ise, Mustafa Armağan adlı yazarın Haber7 internet sitesindeki 16 Kasım 2006 tarihli yazısı:

    http://www.haber7.com/artikel.php?artikel_id=135815

    Yazının başlığı şu: "Atatürk uçaktan korkar mıydı?"

    Yazıda geçmişte yaşadığı bir olay nedeniyle Atatürk'ün uçak fobisi olduğu ve hayatında uçağa hiç binmediği belirtiliyor.
    Yazıda tanıkların ağzından şu bilgilere yer veriliyor:

    General Celal Erikan, ilk cildi 1964 yılında Türkiye İş Bankası Yayınları’ndan çıkmış olan Komutan Atatürk adlı kitabının önsözünde Atatürk’ün uçak fobisini açıklayan ilginç bir anıdan bahsediyor.

    Yıl 1934, Cumhuriyet Bayramı törenlerindeyiz. Yer, Ankara’da Ordu Evi. 29 Ekim gecesi düzenlenen baloya Irak Hava Kuvvetleri’ne bağlı subaylar da katılmıştır. Etrafında havacılar olunca Atatürk’ün de havacılıkla ilgili hatıraları coşmuş ve başlamıştır anlatmaya: “1910 yılındaydı. Ali Rıza Paşa ile birlikte Fransa’daki Picardie manevralarına davet edilmiştik. Manevra sonunda, daha çocukluk çağında olan uçaklarla gösteriler yapıldı. Bundan sonra, manevraya katılan yabancı subaylardan isteyenlerin bu uçaklara bindirileceği bildirildi. Ben de hemen uçaklardan birine doğru yöneliyordum ki Ali Rıza Paşa bileğimden tuttu ve:

    - Bilmediğin aş, ya karın ağrıtır, ya baş, diye beni uyardı. Uçağa, benim yerime bir başka ülkeden bir subay bindi. Bu uçak, havada bir dönüş yaptıktan sonra düşüp yere çakıldı. Ölümden kurtulmuştum.”

    General Celal Erikan’ın naklettiği bu olayı doğrulayan emekli Tümgeneral Cumhur Evcil, Önce Vatan gazetesinde (15 Mayıs 2006) olayı başka ağızlardan da teyid etmiştir. Mesela:

    “Türk Tarih Kurumu eski başkanlarından Sayın Uluğ İğdemir, olayı Atatürk'ten dinlediğini belirterek, bir görüşmede bana biraz daha değişik anlattı. Söz konusu manevrada Fransızlar uçakla gezinti yapmak isteyen yabancı subayları sıraya koymuşlar. Mustafa Kemal'in sırası geldiğinde, manevranın takip edilmesi gereken önemli bir bölümü cereyan ettiğinden, Mustafa Kemal sırasını bir Rumen subayla değişmiş. Havalanan Romen subayın bindiği uçak kısa bir süre sonra yere çakılmış ve binenler ölmüş... Atatürk'ün uçağa hiç binmediğini, rahmetli Sabiha Gökçen; güvenlik nedeni ile hükümetin izin vermemesini neden göstererek bir sohbetimizde teyit etmişti.”

 

 

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •