• Reklam
+ Konuyu Yanıtla
7 sonuçtan 1 --- 7 arası gösteriliyor

Konu: İstanbul...

  1. #1
    KendindenZiyade adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    27-02-2007
    Mesajlar
    346
    Karizma Gücü
    0

    İstanbul...

    Yedi tepesini içinde taşıyan, nicelerine ilham kaynağı olan, eşi benzeri bulunmayan, lanet olası şehir...

    İstanbul...

    Lanetliği, bağımlılığından geliyor. Ne psikolog dinliyor, ne ilaç dinliyor, içime düşeni bırakmam diyor.Taşı toprağı altın deyip gelen, yalanmış dese de gidemeyen, burada doğan, doğmaz olaydım diyen ama kurtulmaya da çalışmayan yığınla insan dolu bu şehir. Esrarlı, ürkütücü, şefkatli, gaddar, karamsar, umut veren şehir...

    İstanbul...

    Nedir peki bu şehirde hiç düşünülmeyen, yapılmayan, akla gelmeyen..

    İçinde İstanbul olmayan bir İstanbul aslında istenen, hem de ne istediğini bilmeden.

    Beylerbeyi’nden arabana bindin, teybini açtın İstanbul radyosu başladı arabesk çalmaya, otoparkından çıktın, trafikte durdun. Korna sesleri rahatsız etmedi seni, çünkü alışıksın İstanbul'a. Mevsim kış, hava soğuk ama is pus daha üşütüyor ruhunu, bedeninden. Karşıya geçeceksin Emirgan'a çay içmeye, Boğazın incisi diye güzelim boğazına sarılmış tasmanın üzerine ulaşabildiğinde yaklaşık bir saat geçti bile. Ama alışıksın sen İstanbul'a. Kafanı sağa çevirdiğin zaman, tasmanın üzerindeyken, ne kadar vahşi bir şehirdeyim ki bir tasma bile yetmiyor diye geçiriyorsun içinden, ikincisini görünce. Zaten yürümüyor ki yol, hep bir şeyler geçirmek zorundasın kafandan zaman geçsin diye. Beşiktaş'a ulaştığında bir yorgunluk basmaya başlıyor üzerine, müziği kaldıramaz oluyorsun, kapatıyorsun. Yağmur şiddetini arttırdıkça sanki araba sayısı da gittikçe artıyor. Yine içinden bir şey geçireceksin ya, arabaların aslında yağmurun şiddetine oranla ürediğini ve doğal bir olay olduğunu düşünüyorsun. Ortaköy'ü geçip Bebek'e yaklaştığında otoparkından araba seline ilk girdiğin andan beri 2,5 saat geçtiğini fark ediyorsun, ama yadırgamıyorsun alışıksın sen İstanbul'a. Yaklaştın işte Emirgan'a herhalde 30 dakikada falan orada olurum diye geçiyor şimdi de kafandan. Gerçekten de öyle oluyor, nihayet geldin keyif çayı içmeye keyifsizce. Oturduğunda aklından ilk geçen, dönüş yolunda çekeceğin eziyeti bildiğin için, bir an önce çayını zıkkımlanıp yola çıkman gerektiği oluyor. Ve öyle de yapıyorsun, ne içtiğini, neden burada içtiğini bile anlamadan kalkıyorsun daha ısıtamadığın koltuktan. Aynı yol, aynı çile, aynı düşünceler ve eve ulaşmanın verdiği keyif, rahatlama...Ama alışıksın sen İstanbul'a.

    İçinde İstanbul olmayan bir İstanbul dedim değil mi ? Şimdi bu hikayenin içinden İstanbul'u çıkaralım, bakalım nasıl olacak...

    Beylerbey'inden çıkıyorsun evinden. Kış mevsimi, soğuk ama nefesleri açan tertemiz bir hava. Yürümek geliyor biraz içinden sessiz yolda. Bir faytona işaret ediyorsun az sonra, Üsküdar'a ulaşmak için. İki tane atın ahenkli adımlarının çıkarttığı ritmik bir ses eşliğinde geliyorsun Üsküdar'a. Vapura bindiğinde dışarıda durmak istiyorsun soğuğa rağmen, boğazın eşsiz güzelliğini seyretmek için. Sanki uçsuz bucaksız gibi geliyor boğazın iki tarafı o anda, hiç bir engel takılmıyor gözüne bu sonsuzluğu seyrederken. Vapurdan indiğinde Beşiktaş'da ki faytonlar zaten seni bekliyor. Herhalde 45 50 dakika falan oldu evden çıkalı ama hiç farkında değilsin ki, her dakikasında daha bir hafif hissettin kendini. Fayton seni Emirgan'a getirdiğinde, çay bahçesine girmeden önce sahile yaklaşıyorsun iyice, bu güzelliği biraz daha seyredeyim diye. Çayını söylüyorsun, kitabını açıyorsun zamanın nasıl geçtiğini anlamadan gelen semaverde ki çayın boşaldığını anlıyorsun. Gideyim artık diye düşünüyorsun hiç canın istemese de...

    Ben İstanbul'un içindeki İstanbul'u söküp atabilmek istiyorum, O beni içinden söküp atmadan önce.


    K. B.
    Dikkat edin!
    Dünya hayatı sizleri
    birbirinizi aldatmaya sürüklemesin
    ve
    O aldatıcı sizi
    "Allah"la
    aldatmasın.

    Kur'an; Lokman Suresi
    33. Ayet



  2. #2
    MeDiD adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    03-01-2006
    Mesajlar
    33,295
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    13
    istanbul...onsuz yapamam...onunlaykende kayboluyorum...hem onda hem kendim de....

    ...Kuyruguna basilMAdikca, tirmalaMAyan KeDiGiL...


  3. #3
    KendindenZiyade adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    27-02-2007
    Mesajlar
    346
    Karizma Gücü
    0
    KA&#199Ş


    Herşeyin bir bedeli var(mı). Neye sahip olduğun değildir çoğu zaman önemli olan, neye sahip olamadığındır. Şehirde yaşamak zordur hangi konumda olursan ol. Yavaş yavaş sıkılırsın, sıkarlar, içindeki bütün enerji, umut zaman içinde emilir. Geriye içi boş pörsümüş bir kabuk kalır.

    Oysaki bir cinnet anı gereklidir, yeniden içini doldurmak için. Cinnet dediysem katliam yapman gerekmez, “yeter artık, bana ben lazımım” demen yeterlidir. Çekip gitmek için. Ondan sonrası senin gücüne kalmış. Ister kendi sınırlarını aştığın gibi ülkenin de sınırlarını aş, ister bir valizle bir otobüsten in “ben geldim” de.

    Ama kararlı ol. Bağımlılık tedavisi gördüğüne inandır kendini. Zaman zaman geçireceğin krizlere hazırlıklı ol. Arabana atlayıp keşmekeşin içinde bir yerlere gitmeye çalışmayı unut, zırt pırt çalan cep telefonunun sesini duyamadığında kendini yalnız hissetme. Hele bütün dünyayı ayaklarına seren internet lanetinden, titreme krizleri pahasına kurtulacağına inan. Sabret...

    Sonunda ne mi olacak?...

    İnsan olduğunu fark edeceksin öncelikle ve hayvansal dürtülerle hareket edip, hayvanlar gibi yönlendirilmemenin hazzını yaşayacaksın. Kabuk yeniden dolmaya başladıkça, hiç bilmediğin bir huzuru yaşayacaksın. Seni mutlu edenin önce kendine faydalı olmak olduğunu öğreneceksin.

    Zor gibi görünüyor değil mi uygulamak. Ve fakat hayalini kurmak keyifli geldi değil mi?
    Yaşa o zaman hayalini.

    Her zaman bir dangalak çıkacaktır karşına, bunun bir kaçış olduğunu söyleyecek. Evet dangalak o. Içsel diretmelerle, yönlendirmelerle ve çeşitli hayatsal dayatmalarla yaşamak zorunda bırakıldığın hayattan özüne dönme, dönebilme çabasıdır bu sadece.

    Ve unutma...
    Hiç birşey için geç değildir...


    K. B.
    Dikkat edin!
    Dünya hayatı sizleri
    birbirinizi aldatmaya sürüklemesin
    ve
    O aldatıcı sizi
    "Allah"la
    aldatmasın.

    Kur'an; Lokman Suresi
    33. Ayet



  4. #4
    MeDiD adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    03-01-2006
    Mesajlar
    33,295
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    13
    Kabuk yeniden dolmaya başladıkça, hiç bilmediğin bir huzuru yaşayacaksın. Seni mutlu edenin önce kendine faydalı olmak olduğunu öğreneceksin.

    Zor gibi görünüyor değil mi uygulamak. Ve fakat hayalini kurmak keyifli geldi değil mi?
    Yaşa o zaman hayalini.

    Kabuğum arada bir içinde ,kafamı çıkarıp, etrafa baktığım, sonra korkup geri kaçtığım... kırılmasına izin vermediğim...

    Kabuğumu seviyorum.

  5. #5
    KendindenZiyade adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    27-02-2007
    Mesajlar
    346
    Karizma Gücü
    0
    Serzenişim doğaya sade, bu kadar düzgün işlediği için. Dengeleri böylesine titizlikle kurulduğu için. Onun bir parçası olan ben, hiç birşeyimi yoluna koyamadığım için.

    Bir bütünün parçası olduğumuzu iddia edenlere hiç katılmadım, bütünü oluşturamamış parçalar olduğumuzu düşündüğüm için.

    Bencilliklerini, alabildiğince, ama gizli saklı yaşayan yaratıklar topluluğu.

    Ve o toplulukta bir “O”

    Yıpranmış hayalleriyle dans edip duruyordu, her gece sabaha kadar ve her gecenin sabahında, lanet ediyordu gerçeği getirdiği için gündüze.

    Gün ağarırken yarım kalan umudunu, getiren olacak mıydı akşama kadar. Olmasın zaten. Böyle alışıktı o, gecelerle kucak kucağa, sanki ateşli bir sevgiliydi hayalleri, her sabah uyandığında, başucuna parasını bırakıp giden.

    Gecelik mutluluklar...

    Gecelik hayaller...

    Lanetlenmiş gündüzler...

    Veda zamanına merhaba vakti şimdi...

    Çaresizliklerin hasat mevsimi...

    Hayallerinin fahişesiydi o, namuslu bir yaşantı içinde.üstünden geçen yaşanmışlıklar yıldırmamıştı onu, ayakta durmak adına. “birgün” derdi, “birgün dimdik olduğumu fark edecekler”.

    Edemediler...

    Yenik düştü kendine, tükenmişliğini hissettiği bir anda. Kesti biletini dönmemek üzere, bakmaya doyamadığı denizin içinde. Neden diye sormadı birbirine, onu tanıyanlar. Belki de nihayet dediler içlerinden, yaşadıklarını bilenler.

    Erkendi onun için. Böyle kolay olmamalıydı, hiçbirşey bu kadar sıradan olmamıştı onun hayatında.

    Ama bitti...

    Unutuldu...

    Gitti...

    Geriye sadece, yerel gazetelerin ikinci sayfalarındaki, sahile vurmuş, bedeni mosmor fotografı kaldı.


    K. B.
    Dikkat edin!
    Dünya hayatı sizleri
    birbirinizi aldatmaya sürüklemesin
    ve
    O aldatıcı sizi
    "Allah"la
    aldatmasın.

    Kur'an; Lokman Suresi
    33. Ayet



  6. #6
    KendindenZiyade adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    27-02-2007
    Mesajlar
    346
    Karizma Gücü
    0
    CESARET, CESARET KIRAR

    Canı yanmıştı babası yanağındaki tüyü çekince, “ah” dedi birden acıyla irkilirken, kaşları çatıldı acıdan, gözleri şaşkın şaşkın babasına baktı neden der gibi. Babasının yüzünde tatlı bir gülümseme “işte bu kadar ah dedirteni sana, yaşatmam bu dünyada” dedi, az önce tüyünü çeken eliyle yanağını okşarken. Garip bir mutluluk hissetti birden, belki bu kadar sevilmenin keyfi belki de güven duygusu. Sarıldı babasına sımsıkı öptü yanaklarından, gözlerinde yaşlarla ama mutluluktan.

    Böylesi bir sevgiydi babasının oğluna duyduğu, sert bir anlatımla yumuşacık bir sevgi. Birisini bu dünyadan yok edebilecek kadar sert, bir tüyün zarar görmesinden üzülebilecek kadar yumuşak.

    Ama biliyordu oğlunun kendi ayakları üzerinde durması gerektiğini, sadece her tökezlediğinde yanında olacağını hissettirmek istedi oğluna. Boyun eğmezdi onun oğlu kimseye, yılmazdı, yıkılmazdı, ama yine de bilmeliydi yanı başında onu bekleyen gücü, hiç kullanmasa da.

    Bazen karar vermek, uygulamaktan daha zordur, yapmak istenenlerle yapılanlar örtüşmez her zaman. Ama o teslimiyetçi ruh var ya, işte o en büyük düşmanıdır insanın, hem de hep yanında dolaşan. Güç, gösterebildiğin oranda vardır. Korkaklık telafisi zor hatalar yaptırabilir insana ve düşülen kuyunun dibi olmadığını anlamak ancak iş işten geçtiğinde oluşur.

    O halde, babanın oğluna verdiği güveni hissedebiliyorsan yanında, korkmadan yaklaşmak lazım her olaya. Cesaret, cesaret kırar, kim daha kararlıysa onu galip kılar.


    K. B.
    Dikkat edin!
    Dünya hayatı sizleri
    birbirinizi aldatmaya sürüklemesin
    ve
    O aldatıcı sizi
    "Allah"la
    aldatmasın.

    Kur'an; Lokman Suresi
    33. Ayet



  7. #7
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    01-11-2006
    Mesajlar
    874
    Karizma Gücü
    0
    Özledim onu.

 

 

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •