• Reklam
+ Konuyu Yanıtla
5 sonuçtan 1 --- 5 arası gösteriliyor
  1. #1
    endonezya adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    22-11-2005
    Mesajlar
    4,485
    Karizma Gücü
    7

    çocuklara şiirler *.*.*.*.

    ANNECİĞİM

    Anneciğim seni ben,
    Çiçeklerden yemişten,
    Sarı saçlı bebekten,
    Canımdan çok severim.

    Gitme hep yanımda kal,
    Beni kollarına al,
    Pembe gülden daha al,
    Yanağından öperim.



    Melahat UĞURKAN



    *.*.*.*.*.*.*.*.*.*.


    YIKANMA

    Leğene girdi mi Mine
    Kendini ördek sanır
    Annesi verir süngeri eline
    Hiç ağlamadan yıkanır.

    Her yıkanışında Mine
    Biraz daha küçülür leğen
    Leğen mi küçülür dersiniz
    Yoksa Mine mi büyür?



    Rıfat ILGAZ



    *.*.*.*.*.**.*.*.*.*.*.*.


    AĞAÇ DİYOR Kİ

    Ben küçücük bir ağacım
    Yurdumun bir bahçesinde,
    Topraklar tüterken görün,
    Dallarım çiçeklesin de.

    Her şeyimle yararlıyım,
    İnsanoğluna dünyada,
    Çiçeğim, yaprağım, gölgem
    İri dallı zerdalimle.

    Kuşlar mutlu şarkısını
    Hep dalımda söylerler,
    Şen arılar vızır vızır,
    Kokuma koşup gelirler.

    Sakın, sakın dalımızı;
    Çocuklar çekip kırmayın.
    Çakınızla gövdemizde
    Derin yaralar açmayın.



    Halim YAĞCIOĞLU



    *.*.*.*.*.*.*.*.*.*.*.


    BÜYÜKLER VE ÇOCUK KİTAPLARI

    Hafta sonları
    Kitabevine gidiyorum
    Çocuk kitaplarının
    Satıldığı rafın önünde
    Kocaman amcalar
    Çocuklarına kitap alıyorlar

    Peki ama söyler misiniz
    Neden gizli gizli
    Köşelerine çekilip
    Gazeteleri arasında
    Çocuk kitaplarını okuyorlar.
    Yalvaç URAL


    *.*.*.*.*.*.*.*.*.*.*.*.*.


    BİR SORU

    İnsanın yavrusu çocuk
    Koyununki kuzu
    Keçinin oğlak
    Ceylanın ceren
    Atın tay
    Devenin daylak

    Tilkininki neden tilki
    Kurtun neden kurt
    Yılanın neden yılan
    Hiç düşündünüz mü çocuklar?


    Yalvaç URAL



    *.*.*.*.*.*.*.*.*.*.*.

    ANA ÖĞÜDÜ

    Çiçekleri ezme yavrum
    Çiçekler bir yüreğe benzer
    Çiçek ezen, insan ezer.

    Sakın sen kuş vurma yavrum
    En engin bir kardeşlikte
    Uçar kuşlar gökyüzünde.

    Tüfekle oynama yavrum
    Şakacığı bile çirkin
    Bir canlıyı öldürmenin.

    Gel bir çiçek ol sen yavrum
    Kendi ülkenin renginde
    Şu yeryüzü demetinde.


    Tahsin SARAÇ



    *.*.*.*.*.*.*.*.*.*.*.*


    ANNEM

    Küçükken başucumda
    Bana ninni söylerdin

    Sabahları uyanınca,
    Beni okşar severdin.

    Benim annem, güzel annem
    Beni al dizlerine...

    Kucağında okşa beni,
    Ninniler söyle yine...

    Bugün hâlâ kulağımda
    Çınlıyor tatlı sesin.

    Güzel annem, kalbimin sen,
    En büyük neşesisin...


    Coşkun ERTEPINAR



    *.*.*.*.*.*.*.*.*.*.*.

  2. #2
    endonezya adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    22-11-2005
    Mesajlar
    4,485
    Karizma Gücü
    7
    ANNEN


    Sen bir avuç bebektin
    Kimdi süt veren sana,
    Hastalandın ölecektin
    Kim kanat gerdi sana?

    Senin minik başını
    Avuçlarına alıp
    Gece uykusuz kalıp
    Kucağında kim salladı
    Ağladın, seninle kim ağladı
    Annen!

    Sana ilk adımını attıran kimdir
    Konuşmayı öğretti sana bir bir
    Annen!

    Sen şimdi giderken okula
    Sefertasını kim hazırlar?
    Kim bakar arkandan yola?
    Sende en çok kimin hakkı var
    Kimdir seni en çok seven
    Annen!

    Dünyayı hiç değilse bir günlüğüne
    allı pullu bir balon gibi verelim oynasınlar
    oynasınlar türküler söyleyerek yıldızların arasında
    dünyayı çocuklara verelim
    kocaman bir elma gibi verelim sıcacık bir ekmek somunu
    gibi
    hiç değilse bir günlüğüne doysunlar
    dünyayı çocuklara verelim
    bir günlük de olsa öğrensin dünya arkadaşlığı
    çocuklar dünyayı alacak elimizden
    ölümsüz ağaçlar dikecekler




    Nâzım HİKMET

    *.*.*.*.*.*.*.*.*.*.


    BENİM OĞLAN FOTOĞRAFLARDA BÜYÜYOR


    İçimde acısı var yemişi koparılmış bir dalın,
    gitmez gözümden hayali Haliçe inen yolun,
    iki gözlü bir bıçaktır yüreğime saplanmış
    evlât hasretiyle hasreti İstanbulun.

    Ayrılık dayanılır gibi değil mi?
    Bize pek mi müthiş geliyor kendi kaderimiz?
    Elâleme haset mi ediyoruz?
    Elâlemin babası İstanbulda hapiste,
    elâlemin oğlunu asmak istiyorlar
    yol ortasında
    güpegündüz.
    Bense burda rüzgâr gibi
    bir halk türküsü gibi hürüm,
    sen ordasın yavrum,
    ama asılamıyacak kadar küçüksün henüz.
    Elâlemin oğlu katil olmasın,
    elâlemin babası ölmesin,
    eve ekmekle uçurtma getirsin diye,
    orda onlar aldı göze ipi.

    İnsanlar,
    iyi insanlar,
    seslenin dünyanın dört köşesinden
    dur deyin,
    cellât geçirmesin ipi.





    Nâzım HİKMET




    *.*.*.*.*.*.*.*.*.*.*.*.

    BİR KIZ VARDI JAPONYADA


    ............

    Bir kız vardı Japonyada
    ufacık, tefecik bir kız,
    Bir bulut vardı dünyada
    işi: öldürmekti yalnız.

    Bu bulut bu kızcağızın
    öldürdü nineciğini,
    külünü göğe savurdu,
    sonra, yine apansızın
    gelip babasını vurdu,
    sonra da kızın kendisini.
    Ve doymadı ve doymadı
    yeni kurbanlar arıyor.
    Atom ölümüdür adı,
    karanlıkta bağırıyor.

    Büyük bir birlik kuralım,
    canavarı susturalım.
    Savaş cengine gidelim,
    canavarı yok edelim.


    Nâzım HİKMET




    *.*.*.*.*.*.*.*.*.

    &#199NARI YIKMAK İÇİN BALTAYI KÖKÜNE VURURLAR


    ..........

    Çınarı yıkmak için
    baltayı köküne vururlar.
    evi yıkmak için
    sokarlar kundağı temele.
    Kartal uçmaz olur
    kanadı kırılınca.
    düşünebilir miyiz
    başımız vurulunca?

    Onlar köküdür memleketin,
    dallara yürüyen su
    bu kökte saklıdır.
    Onlar umudun temeli,
    onlar kanadı hürriyetin,
    halkın aklıdır.

    Kaç kere kaç yerde baltalandı kök
    yürümez oldu su
    dallar kurudu.
    Kırıldı kanat
    öldürdüler aklı;
    Ve sonra yolladılar insanları salhaneye.
    Çünkü böyledir
    asrımızın gerçeklerinden biri.




    Nâzım HİKMET





    *.*.*.*.*.*.*.*.*.

    DOĞUM

    Anası bir oğlancık doğurdu bana;
    kaşsız, sarı bir oğlan,
    masmavi kundağında yatan
    bir nur topu, üç kilo ağırlığında.

    Benim oğlan
    dünyaya geldiği zaman,
    çocuklar doğdu Korede,
    sarı ay çiçeğine benziyorlardı.
    Makartır kesti onları,
    gittiler ana sütüne bile doymadan
    Benim oğlan
    dünyaya geldiği zaman,
    çocuklar doğdu Yunan zindanlarında,
    babaları kurşuna dizilmiş.
    Bu dünyada ilk görülecek şey diye
    demir parmaklığı gördüler.

    Benim oğlan
    dünyaya geldiği zaman
    çocuklar doğdu Anadoluda,
    mavi gözlü, kara gözlü, elâ gözlü bebeklerdi.
    Bitlendiler doğar doğmaz
    kim bilir kaçı sağ kalır mucize kabilinden.
    Benim oğlan
    benim yaşıma bastığı zaman,
    ben bu dünyada olmıyacağım,
    ama harikulâde bir beşik olacak dünya,
    siyah,
    beyaz,
    sarı
    bütün çocukları
    sallıyan
    mavi atlas döşekli bir beşik.





    Makartır - (Mac Arthur): Amerikan generali. 2. Dünya savaşında
    Asya'daki Amerikan ordularının kumandanlığını yaptı. Asya halk-
    larına karşı yürüttüğü baskılarla ün saldığı (!) için Amerikan hükü-
    meti tarafından Kore savaşının kumandanlığına da atandı.





    Nâzım HİKMET




    *.*.*.*.*.*.*.*.*.*.

    DÜNYAYI VERELİM &#199CUKLARA

    Dünyayı verelim çocuklara hiç değilse bir günlüğüne
    allı pullu bir balon gibi verelim oynasınlar
    oynasınlar türküler söyliyerek yıldızların arasında
    dünyayı çocuklara verelim
    kocaman bir elma gibi verelim sıcacık bir ekmek somunu gibi
    hiç değilse bir günlüğüne doysunlar
    bir günlük de olsa öğrensin dünya arkadaşlığı
    çocuklar dünyayı alacak elimizden
    ölümsüz ağaçlar dikecekler


    Nâzım HİKMET



    *.*.*.*.*.*.*.*.*.*.

    KIZ&#199CUĞU


    Kapıları çalan benim
    kapıları birer birer.
    Gözünüze görünemem
    göze görünmez ölüler.

    Hiroşima'da öleli
    oluyor bir on yıl kadar.
    Yedi yaşında bir kızım,
    büyümez ölü çocuklar.

    Saçlarım tutuştu önce,
    gözlerim yandı kavruldu.
    Bir avuç kül oluverdim,
    külüm havaya savruldu.

    Benim sizden kendim için
    hiçbir şey istediğim yok.
    Şeker bile yiyemez ki
    kâat gibi yanan çocuk.

    Çalıyorum kapınızı,
    teyze, amca, bir imza ver.
    Çocuklar öldürülmesin
    şeker de yiyebilsinler.




    Nâzım HİKMET



    *.*.*.*.*.*.*.*.*.*.*.*


    POSTACI

    İnsanın, dünyanın, yurdun haberini,
    ağacın, kuşun, kurdun haberini,
    seher vakitlerinde
    yahut
    gecenin ortasında
    taşıdım insanlara yüreğimin çantasında,
    şairlik ettim
    bir çeşit postacılık yani.
    Çocukken postacı olmak isterdim,
    şairlik filân yoluyla değil ama
    basbaya, sahici postacı.
    Renkli kalemlerle çizilirdi bin türlü resim
    hep aynı postacının, Nâzımın resmi,
    Jül Vernin romanlarıyla coğrafya kitaplarına.
    İşte, köpeklerin çektiği kızağı
    sürüyorum buzun üzerinde,
    Işıldıyor kuzey şafağı
    konserve kutularıyla posta
    paketlerinde.

    Bering boğazını geçiyorum.
    Yahut işte bozkırda gölgesinde ağır bulutların
    asker mektubu dağıtıp ayran içiyorum.
    Yahut da büyük şehrin uğultulu asfaltındayım,
    çantamda yazıları yalnız müjdelerin
    yalnız umutların.
    Yahut çölde, yıldızların altındayım.
    Bir küçük kız ateşler içinde hasta.
    Kapı çalınıyor gece yarısı:

    -posta!
    Küçük kızın gözleri açıldı mavi mavi.
    Babası yarın akşam dönüyor hapislikten.
    O karda kıyamette bendim bulan o evi,
    komşu kıza bendim telegrafı getiren.

    Çocukken postacı olmak isterdim.
    Oysaki, Türkiyemde postacılık zor sanattır.
    Telegraflarda envai türlü acı
    mektuplarda satır satır keder taşır
    o güzelim memlekette postacı.

    Çocukken postacı olmak isterdim.
    Muradıma, Macaristan'da erdim, ellisinde.
    Çantamda bahar,
    Çantamda Tuna'nın pırıltısıyla
    kuş cıvıltısıyla,
    taze çimen kokusuyla dolu mektuplar.
    Moskova'ya Budapeşte'den,
    çocukların çocuklara mektupları.

    Çantamda cennet...
    Bir zarfın üzeri:
    "Memet,
    Nâzım Hikmet'in oğlu,
    Türkiye"
    diye yazılı.
    Moskova'da mektupları birer birer
    kendim dağıtırım adreslerine.
    Yalnız Memedin mektubunu götüremem yerine.
    hattâ yollıyamam.

    Nâzım'ın oğlu,
    haramiler kesmiş yolu,
    mektubunu vermezler.


    Nâzım HİKMET




    *.*.*.*.*.*.*.*.*.

  3. #3
    endonezya adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    22-11-2005
    Mesajlar
    4,485
    Karizma Gücü
    7

    ARILAR

    Emdiniz arılarım elma çiçeklerini,
    Doldurdunuz bahçenin bütün peteklerini
    Şimdi, tutun baharın, tutun eteklerini,
    Gökte vızıldayarak uçun, uçun arılar.

    Beyaz beyaz dallara, çiçeklere kondunuz,
    Tepeler çıktınız, ovalara indiniz,
    Bir çiçekten emip bir bu ota döndünüz
    Haydi tepemden halka halka geçin arılar.

    Böğürtlen içinde altın bir eviniz var,
    Odalarınız sarı sarı balla doludur,
    Beni de evinize davet edin bu bahar,
    Sofranızda bana da bir yer açın arılar.



    Ceyhun Atuf KANSU




    *.*.*.*.*.*.*.*.*.*.*


    UYUYAN GÜZEL ANNEYE

    Anne, bahar geliyor uyansana
    Çık altın eşikte bekle beni,
    En güzel tılsımları buldum sana
    Koklayabilmek için nefesini.

    Yeni açmış şu erik hatırlatır
    Bana ağaçları çok sevdiğimi,
    Sevginle mi ıslanmış şu sonsuz kır,
    O kara bırakmışsın gözlerini.

    Gül güzel annem benim, benim rüyam
    İçimden çiçekli bir yol var sana,
    Senin yerine biraz ben uyusam
    Anne bahar geliyor uyansana.



    Ceyhun Atuf KANSU




    *.*.*.*.*.*.*.*.

    TRAFİK MEMURLARI

    Trafik memurları dikilmiş durur
    el kol kımıldar kaşlar çatık
    sopalarının ucunda hürriyetimiz
    trafik memurları dikilip duracak
    sokaktakiler birbirlerini sevmeği öğreninceye kadar.

    Nâzım HİKMET



    *.*.*.*.*.*.*.*.*

    MERHABA &#199CUKLAR

    Nâzım, ne mutlu sana
    cân ü gönülden,
    ferah ve emin,
    «Merhaba,» diyebildin.

    Sene 940.
    Aylardan temmuz.
    Ayın ilk perşembesi günlerden.
    Saat : 9.

    Mektuplarınıza böyle mufassal tarih atın.
    Öyle bir dünyada yaşıyoruz
    ki en kalın kitaptan çok yazısı var :
    ayın, günün ve saatın.

    Merhaba, çocuklar.

    Bir geniş
    bir büyük «Merhaba» demek,
    sonra bitirmeden sözümü
    yüzünüze bakıp gülerek
    — kurnaz ve bahtiyar —
    kırpmak gözümü...

    Biz ne mükemmel dostlarız ki
    kelimesiz ve yazısız
    anlaşırız...

    Merhaba, çocuklar,
    merhaba cümleten...




    Nâzım HİKMET


    *.*.*.*.*.*.*.*.

  4. #4
    endonezya adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    22-11-2005
    Mesajlar
    4,485
    Karizma Gücü
    7
    BAYRAM

    Kargalar, sakın anneme söylemeyin!
    Bugün toplar atılırken evden kaçıp
    Harbiye nezaretine gideceğim.
    Söylemezseniz size macun alırım,
    Simit alırım, horoz şekeri alırım;
    Sizi kayık salıncağına bindiririm kargalar,
    Bütün zıpzıplarımı size veririm.
    Kargalar, ne olur anneme söylemeyin!

    Orhan VELİ



    *.*.*.*.*.*.*.*.*

    BİR İŞ VAR


    Her gün bu kadar güzel mi bu deniz?
    Böyle mi görünür gökyüzü her zaman?
    Her zaman güzel mi bu kadar,
    Bu eşya, bu pencere?
    Değil,
    Vallahi değil;
    Bir iş var bu işin içinde.






    Orhan VELİ



    *.*.*.*.*.*.*.*.*


    DALGACI MAHMUT

    İşim gücüm budur benim,
    Gökyüzünü boyarım her sabah,
    Hepiniz uykudayken.
    Uyanır bakarsınız ki mavi.

    Deniz yırtılır kimi zaman,
    Bilmezsiniz kim diker;
    Ben dikerim.

    Dalga geçerim kimi zaman da,
    O da benim vazifem;
    Bir baş düşünürüm başımda,
    Bir mide düşünürüm midemde,
    Bir ayak düşünürüm ayağımda,
    Ne haltedeceğimi bilemem.


    Orhan VELİ



    *.*.*.*.*.*.*.*.*.*.

    GÖZLERİM


    Gözlerim,
    Gözlerim nerde?

    Şeytan aldı, götürdü;
    Satamadan getirdi.

    Gözlerim,
    Gözlerim nerde?


    Orhan VELİ



    *.*.*.*.*.*.*.*.

    İ&#199RDE


    Pencere, en iyisi pencere;
    Geçen kuşları görürsün hiç olmazsa;
    Dört duvarı göreceğine



    Orhan VELİ



    *.*.*.*.*.*.*.*.*.*.*.*

  5. #5
    endonezya adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    22-11-2005
    Mesajlar
    4,485
    Karizma Gücü
    7
    İNSANLAR

    Ne kadar severim o insanları!
    O insanlar ki, renkli, silik
    Dünyasında çıkartmaların
    Tavuklar, tavşanlar ve köpeklerle beraber
    Yaşayan insanlara benzer.


    Orhan VELİ



    *.*.*.*.*.*.*.*.


    KIZILCIK

    İlk yemişini bu sene verdi,
    Kızılcık,
    Üç tane;
    Bir daha seneye beş tane verir;
    Ömür çok,
    Bekleriz;
    Ne çıkar?



    Orhan VELİ



    *.*.*.*.*.*.*.*.*.*.*

    NE KADAR GÜZEL

    Çayın rengi ne kadar güzel,
    Sabah sabah,
    Açık havada!
    Hava ne kadar güzel!
    Oğlan çocuk ne kadar güzel!
    Çay ne kadar güzel!


    Orhan VELİ



    *.*.*.*.*.*.*.*.

    PIRPIRLI ŞİİR

    Uyandım baktım ki bir sabah,
    Güneş vurmuş içime;
    Kuşlara, yapraklara dönmüşüm,
    Pır pır eder durur, bahar rüzgârında.
    Kuşlara, yapraklara dönmüşüm;
    Cümle âzâm isyanda;
    Kuşlara, yapraklara dönmüşüm;
    Kulşara,
    Yapraklara.



    Orhan VELİ



    *.*.*.*.*.*.*.*.*.

    RÜYA

    Annemi ölmüş gördüm rüyamda.
    Ağlayarak uyanışım
    Hatırlattı bana, bir bayram sabahı
    Gökyüzüne kaçırdığım balonuma bakıp
    Ağlayışımı.

    Orhan VELİ



    *.*.*.*.*.*.*.*.*.*
    SAKA KUŞU


    Güzel kız, sen küçüklüğümde;
    Bahçemizdeki erik ağacının
    En yüksek dalına kurduğum
    Öksenin üstünde dolaşan
    Saka kuşu kadar
    Sevimli değilsin.



    Orhan VELİ



    *.*.*.*.*.*.*.*.*.*.*.*.*

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. sesli şiirler
    2006 Konuları bölümünde orhanorhan tarafından açılmış
    Yanıt: 0
    Son Mesaj: 20.03.06, 11:19

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •