IMF ve AB'nin Türkiye'nin iki çıpası olduğunu belirten TÜSİAD Başkanı Yalçındağ, 'Elimizde bu çıpaların belirlediği yol haritası var. Sandıktan hangi hükümet çıkarsa çıksın, bu yol haritasından dönmek siyasi intihar olur' dedi
RADİKAL - İSTANBUL - Türk Sanayici ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ, genel seçimlerden koalisyon da tek parti hükümeti de çıksa, kimsenin Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne (AB) yönelmiş, ekonomide kalıcı istikrarı önemli ölçüde yakınlaştırmış yol haritasını değiştirmeyeceğini savundu.
Yalçındağ, "Ülkenin iki çıpası var. Türkiye, Uluslararası Para Fonu (IMF) ve AB çıpasıyla önemli başarılar elde etti. Elimizde bu çıpaların belirlediği yol haritası var. Şimdi toplum bu yolda yürümenin devamını bekliyor. Onun için sandıktan nasıl bir hükümet çıkarsa çıksın, kimse bu yol haritasından dönmek istemez. Bu yol haritasından geri dönen siyasi intiharını hazırlamış olur" dedi.
Yalçındağ, önceki akşam gazetelerin ekonomi yönetmenleriyle düzenlediği sohbet toplantısında, geçen dört-beş yıllık dönemde IMF'yle birlikte hazırlanan ekonomik programda sağlanan başarıya dikkat çekti. Arzuhan Doğan Yalçındağ, şunları söyledi:
"Enflasyon uzun yılların ardından tek haneyi gördü. Borçların GSMH'ye oranı neredeyse yüzde 50'ye doğru indi. Ortalama yıllık yüzde 7.5'lik büyümeleri yaşadık. Bu olumlu tablo nedeniyle hükümete prim vermemek haksızlık olur. Şimdi Türkiye'nin küresel dalgalanmalardan aşırı düzeyde etkilenmemesini sağlayacak ortamı hazırlamak gerekiyor. Bu da istikrarlı büyümeyle olur. Ortaya çıkan olumlu tablo arasında en önemli risk olarak da yüksek cari açığın üzerinde durmak gerekiyor."
Büyüme yüzde 5'i aşmaz
Cumhurbaşkanlığı ve genel seçimler nedeniyle iki seçimli 2007'de büyümenin yüzde 5'i aşmasını beklemediklerini ifade eden Arzuhan Doğan Yalçındağ, şunları dile getirdi: "Kanımca Türkiye iki seçimli 2007'yi krizsiz ve sorunsuz bir şekilde atlatacak. Asıl büyümeyi yeniden 2008'den itibaren yakalayacağımızı düşünüyorum. Seçimlerle ilgili hiçbir önyargımız yok. Çünkü, seçimlerden çıkacak sonucun Türkiye'nin mevcut olumlu yol haritasını değiştirmeyeceğine inanıyoruz. Sandıktan nasıl bir tablo çıkarsa çıksın, Türkiye 2008'den sonra da IMF çıpasını kullanacak formül bulmalı, AB çıpasına da sıkı sıkıya sarılmalı."
Arzuhan Doğan Yalçındağ, 'TÜSİAD genelde tek başına iktidarla Türkiye'nin istikrarı daha rahat yakalayabildiğini vurgular. Eğer seçimde sandıktan koalisyon çıkarsa, ekonomide bir olumsuzluk, sıkıntı yaşanır mı?' sorusuna şu yanıtı verdiı:
"Seçim sandığından çıkacak sonuca hepimizin saygı duyması lazım. Demokraside koalisyon da vardır. Koalisyonlara dönük tedirginliğimizi geçmiş olumsuz tecrübelere bakarak dile getiriyoruz. Artık uzlaşma kültürünü yerleştirmemiz gerekiyor. Ben sandıktan koalisyon da çıksa, gelecek hükümetin mevcut yol haritasını çok fazla değiştirmek isteyeceğini sanmıyorum. Elbette ilerleme tempoları, yöntemleri farklı olabilir. Ama Türkiye mevcut olumlu yol haritasında yürümeye devam eder. Aksini deneyen siyasi intiharını yaratır."
MEDEF destekledi
TÜSİAD Başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ, Fransa'daki iş dünyası örgütünün kadın başkanıyla bir süre önce İstanbul'da buluştuklarını. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın da kendilerini birlikte kabul ettiğini hatırlatarak, şunları anlattı: "MEDEF Başkanı Fransa'da çok güçlü bir kadın. Cumhurbaşkanı adayı Sarkozy'nin de yakın arkadaşı. Kendisi Fransa'da Türkiye'nin bayraktarlığını yapma sözü verdi. Ayrıca bana, 'Gel Fransa'da seni TV kanallarında dolaştırayım. Fransız halkı iş dünyası örgütünün başındaki Müslüman modern Türk işkadınını görüş tanısın, böylece Türkiye hakkındaki olumsuz bakışları değişir' dedi. Ayrıca bize Fransa'da halkla ilişkiler şirketi de önerdi. Hemen bağlantıya geçtik."
Vazgeçmeyi bile düşündüm
TÜSİAD Başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ, "Seçilmenizden önce derneğinize sizin gibi bir medya patronunun başkanlık yapmasının doğru olmayacağı yolunda görüşler ortaya çıkmıştı. Şimdi o eleştiri havası dağıldı mı?" sorusu üzerine şöyle konuştu: "Yöneltilen haksız eleştiriler yüzünden bir an TÜSİAD'a zarar vermemek için adaylıktan çekilmeyi bile düşündüm. Ancak, derneğimizin üyeleri bana sahip çıktı. Şimdi o eleştirilerin gerilerde kaldığını sanıyorum. TÜSİAD Başkanlığı benim için çok önemli ve onurlu bir görev. Yönetimdeki arkadaşlarımızla birlikte görevimizi en iyi şekilde yapmaya çalışacağız."
Seçim ekonomisi belirtisi var
Arzuhan Doğan Yalçındağ, kendisinin seçim ekonomisi algılaması olup olmadığını sorusuna, "Kısmen var" yanıtını verdi. Halkbank'ta, enerjide özelleştirmelerin ertelendiğini, geçici 200 bin işçinin bordrolu hale getirildiğini, sosyal güvenlik yasa tasarısının 'rafa kalkmış' gibi göründüğünü aktaran Yalçındağ, "Bunlar rahatsızlık verici gelişme. Seçim ekonomisi Türkiye'ye çok zarar verir. Sağlanan gelişmeyi baltalar, olmamasını tercih ederiz. Bu konuda da da sürekli sesimizi çıkartıyoruz" dedi. "Seçim yaklaştı, ekonomisi de geldi diyebilir miyiz?" sorusuna da Yalçındağ, "Dememeyi istiyoruz, ama bazı belirtileri var" karşılığını verdi.
2014'ü AB'ye tam üyelik hedefi koyduklarını hatırlatan Yalçındağ, sözlerini şöyle sürdürdü: "Eğer 2014'ü kaçırırsak, tam üyeliğimizin 2021'e sarkma riski ortaya çıkar. Bizce gelecek yedi yıl, tam üyelik yolunda yürümek için yeterli. Bugün AB'nin Fransa gibi ağırlıklı ülkelerinden Türkiye açısından pek olumlu sinyaller gelmiyor. Türkiye'de de seçim yılı nedeniyle AB yolunda ilerlemenin yavaşlayacağı görünüyor. Sokaktaki vatandaş desteği de doğal olarak azalıyor. Fransa gibi AB ülkelerinde ve bizde seçimler bitince iki taraflı olumlu gidiş yeniden sağlanabilir."
Uzlaşma isteriz
TÜSİAD Başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ, "TÜSİAD bir süredir,
'Cumhurbaşkanlığı seçiminde toplumsal uzlaşma sağlanmalı' çağrısı yapıyor. Bu çağrınız, 'Tayyip Erdoğan olursa toplumsal uzlaşma sağlanamaz' anlamına mı geliyor?" sorusunu şöyle yanıtladı: "Biz isimler üzerinde asla durmuyoruz. Cumhurbaşkanlığı makamının daha uzlaştırıcı, siyasi parti etkisinden uzak olması gereken bir mevki olduğunu düşünüyoruz. Başbakanlık makamı icra yeridir. Siyasi riski de içerir. Cumhurbaşkanlığı makamı daha farklıdır. Bu yüzden Cumhurbaşkanı seçiminde toplumsal uzlaşma aramanın yerine olacağı görüşündeyiz. Ancak, Anayasamızın çizdiği kurallar çerçevesinde TBMM'den çıkacak sonuca da elbette saygı duyarız. Ancak Meclis de bir uzlaşmayı göz önünde tutmalı."
Avrupa'yı kazanmalıyız
TÜSİAD Başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ, üyelerden topladıkları 1.8 milyon avuroluk kaynakla AB ülkelerinde 18 aylık yoğun bir tanıtım ve lobi kampanyası yürüttüklerini hatırlatarak, bu konudaki bir soruyu şöyle yanıtladı: "Amacımız bu çalışmaları sürdürmek. Türkiye AB üyeliği için Avrupa'daki halkların aklını ve kalbini kazanmak zorunda. Bu amaçla harcamak için yeniden bir fon oluşturmayı düşünüyoruz. Ancak, büyüklüğü ne kadar olur bilemiyorum. Önümüzdeki dönemde amacımız AB ülkelerindeki yerel medyaya odaklanmak. Çünkü, o ülkelerdeki yerel medya toplumlar üzerinde oldukça etkili ve büyük merkezlerin dışında da tanınmadığımız için bir ürkeklik var. Şimdi bunun hazırlıklarını yapıyoruz."
IMF ile yola devam edilmeli, dalgalı kurdan vazgeçilmesin
Arzuhan Doğan Yalçındağ, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener'in, Türkiye'nin Gümrük Birliği ve dalgalı kur rejimini gözden geçirmesi gerektiğine ilişkin açıklamalarının hatırlatılması üzerine bu konuda farklı düşündünü söyledi. TÜSİAD Başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ "Dalgalı kurla devam etmek durumundayız ve de merkezden gelecek bir müdahaleyle cari açığı düşürmeye çalışmak, kalıcı değil palyatif bir çözümdür" dedi.
Türkiye ihracatının çok daha büyük bir kısmının AB ülkelerine yapıldığını kaydeden Yalçındağ, 'Bu da katma değer olarak geri dönüyor. Değişikliğe gerek yok. Zaten dış açığımızın önemli bölümü Rusya ve Çin'den kaynaklanıyor' diye konuştu.
IMF ile ilişkiler konusunda bir gazetecinin, hükümetin "seçimden sonra bakarız" gibi bir yaklaşımı olduğunu kaydedip, IMF ile devam edilmemesi durumunda ne olacağını sorması üzerine TÜSİAD Başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ, şöyle konuştu:
"2008 yılından sonra devam edilmesi gerektiğini düşünüyorum. Farklı bir program olabilir, yeniden oturulup konuşulabilir ama... Ankara ziyaretinde hem Sayın Başbakan'a, hem Devlet Bakanı Ali Babacan'a dile getirdik. Aslında onların da bizimle bu konuda aynı fikirde oldukları yolunda bir intiba edindik. Onlar 2008 yılından sonra devam edilebileceğini, ancak oturup şartların yeniden konuşulabileceğini belirttiler. Ekonomimize öz disiplin getirdiğini düşünüyorum. Küresel algılamada Uluslararası Para Fonu'yla yola devam ediyor olmamızın önemli olduğunu ve Türkiye'nin borçlanmasını kolaylaştırdığını düşünüyorum. 2008 yılından sonra yeniden konuşulabilir, ama devam etmekte fayda var."
Gemi krank mili sivil toplum anıtı olacak
TÜSİAD Genel Sekreteri Haluk Tükel, dernek merkezinin arkasındaki küçük yeşil alana 'Sivil Toplumun Gücü' temalı bir anıt dikeceklerini söyledi. Tükel, gazetecilerle yapılan toplantıda anıt olayını şöyle anlattı: "Binamızın arkasındaki küçük bahçeyi bize ait sanıyorduk. Belediyeye ait çıktı. Başvurularımızı yapıp, o bahçeye bir anıt yerleştirme kararı aldık. Anıt arayışımız sırasında Rahmi Koç Müzesi deposunu gezdik. Sonunda bir geminin pistonların dikey hareketini yatay güce çeviren krank milinin TÜSİAD için 'sivil toplumun gücü' olarak adlandırabileceğimiz iyi bir anıt olabileceğine karar kıldık. Şimdi bu anıtla ilgili çalışmalarımız sürüyor."
Siyasi partilerin kadın kotası olmalı
TÜSİAD Başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ, KA-DER'in "Meclis'te kadın milletvekili sayısının artırılması için başlattığı bıyık kampanyası"nı doğru bulduğunu belirterek, şunları söyledi: "TÜSİAD yönetiminden Ümit Boyner de zaten kampanyanın içinde aktif. Bana da 'bıyık' önerdiler. Ancak o sırada yurtdışındaydım. Türkiye'de birkaç seçim dönemi partiler yüzde 30-40 kadın kotası belirlemeli. Bu öyle göstermelik olsun diye yapılmamalı. Kadın adaylar sadece seçilemeyecekleri sıralarda aday gösterilmemeli. Fermuar veya sandviç yöntemiyle. Yani bir erkek, bir kadın şeklinde sıralama yapılmalı. Kadın adaylara mutlaka şans tanınmalı."
radikal


LinkBack URL
About LinkBacks


Alıntı Yaparak Cevapla