• Reklam
+ Konuyu Yanıtla
4 sonuçtan 1 --- 4 arası gösteriliyor
  1. #1
    Dea Tacita. adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    27-02-2006
    Mesajlar
    5,500
    Karizma Gücü
    0

    Sonra Sen Geldin...

    Bu hikaye senin için!

    'Anlamak' kelimesini sözlüklerden çıkartıp elimle dokunacağım kadar somut hale getirdiğin ve yüreğime yerleştirmeme yardım ettiğin için...

    'Anlamak' ve 'anlaşılmanın' en güzel denilen sevişmeleri kıskandırdığını bildiğin ve bana da öğrettiğin için...Durum ne olursa olsun, dilinde bu kadar güzel bir 'özgürlük' şarkısıyla yaşayabildiğin için..Senin için...
    Bu, insanın içinde yaşatıp zamanla sevdiği ve kendisine çok acı verse de, neredeyse bedenine bir organ gibi eklediği, hüzün doğuran tüm uzun soluklu duyguları yerle bir eden, kısacık bir hikayedir! Sonra sen geldin...
    Yaşayıp gidiyordum... 'Yaşayıp gitmek!' Ne saçma! Bu fiili nedense, hayatımızın sıkıcı olduğunu, bir günün diğerinden farklı geçmediğini düşündüğümüzde kullanırız. Oysa tam tersi olması gerekmez mi? 'Yaşamak ve gitmek...' Yaşıyorum, gidiyorum, yol alıyorum. O halde şöyle demeliyim: "Yaşıyordum ama gitmiyordum." veya "Gidiyordum akıp zaman içinde, kaybolmuş vaziyette, ancak yaşamıyordum
    Bir aşk hikayesine boyanmıştı bütün mevsimlerim, tuhaflığı yoktu yazın kazak giyip de, kışın denize girişimin. Kazağımda da aşk kokusu vardı. Acıma dokunan ve nasıl kokacağını şaşıran yosunlarda da… Sonra sen geldin...
    “Hadi gel, hayatı anlayalım ve anlatalım." dedin. Çok konuştuk bu konuda, çok...
    Hem her duygunun tarifini almak istedin hem de hepsi hakkında, bildiğin ne varsa bana vermek. Seninle konuştukça, kendime dair son derece basit ama yine de hiç üzerinde durmadığım bir şeyler olduğunu görmek beni nasıl da şaşırtıyordu. 'Acı' konusunda çok konakladık...

    Kanattıkça beni böyle acı ve sohbetler yetmeyince nefes almaya ...Ağlardım
    Yaralarımdan şiir yapardım

    Acı bir annedir, durmadan hüzün doğuran. Ahh, ben o hüzünlerle boğuşmak, azıcık nefes alabilmek için kaç kitap okudum, kaç film izledim, kaç hayat belledim, bir bilseniz.

    Yooo! Dostlarıma haksızlık edemem şimdi. Turuncuya boyalı güney akşamlarından, fesleğen kokulu batı ikindilerinden, kuzeyin gri sabahlarına kadar kaç sohbet vardır yüreğimde daima saklayacağım. Ahh, benim kelimelerle beyinlerinde tepindiğim dostlarım... Nasıl da isterlerdi gözlerimden yanaklarıma dökemediğim gülüşleri görmeyi. Bence, dostlar daima 'gülmek' ve 'gülümsemek' arasındaki farkı bilirler, bu nedenle onlara arkadaş değil de 'dost' deriz zaten. Her sohbette yüreğimi yatırıp masaya, son derece dikkatli ve zarif hareketlerle, acı ve hüzün doğuran parçalarıma ulaşır, üzerini örterlerdi. İyi hissederdim bir süre. Apartmanların üzerinde uçuşan martıları fark ederdim en azından. Ancak sonra yine hüzün... Yüzsüz hüzün...

    Baktığım yerlerde gözlerim
    Bazen öyle uzun kalırdı
    İnanmazsınız ama
    Baktığım yerler sıkılırdı

    Sonra sen geldin...

    Geldin ve: “Hele şu yükünün birazını bana ver.” dedin. Şaşırdım çünkü görünüşe göre senin yükünün benimkinden fazlası vardı ama eksiği yoktu. Sen anlatırken fark ettim ki içinde bir yerlerde bu yüklerle başa çıkmak için özel eğitimli bir parçan vardı. Bu parça, yükün niteliğini ya da niceliğini, yürekte en hafif duracak hale getirebiliyordu gerçekten.

    Konuşurken bir yandan da yüreğimin en tozlanmış ve uzun süredir de yanına hiç uğranmamış parçasını koydun masaya. “Bak” dedin "bunlar hayat dostu parçalar. Şimdi bunları öyle güzel temizleyeceğiz ki bir daha canın içindeki parçalara dokunmak istediğinde ve hüzne giderken, bunların ışıltısına takılacaksın. Takılacaksın ki hüzün doğuran acı parçaları koyuvereceksin yerinde tozlanmaya. Böylece de zamanla ağırlıkları, olması gerektiği kadar olacak. Oysa sen ha bire parlatıp parlatıp durmadan onlara bakıyordun önceden ve bu da onları olduğundan ağır hale getiriyordu. Oysa tam tersini de yapabiliriz hepimiz. Işıldayan parça daima daha ağırdır. Gel, hayat dostu parçaları ışıldatalım durmadan.”

    Sen geldin
    Kelimelerini şekere batırarak
    Sen geldin
    Baktığın yerlerde çiçekler bırakarak

    Acıya ve hüzne gereğinden çok yüz vermemeli insan. Ben artık hüznü içimde şişmanlatmamayı, başarıyorum galiba. Geçen gün ne gördüm dersiniz? Meğer ne kadar yakışıyormuş martılar denizin üzerine! Hikaye bu kadar...

    Merak edeceksiniz belki, bu değişiklikleri sağlayan dostum kimdi? Diyelim ki, kırk yaşını geçmiş veya otuzuna gelmemiş bir adamdı, seksen yaşında bir ihtiyar, hep otuzunda yaşayan bir kadındı ya da dört yaşında bir çocuk; hem hepsiydi, hem hiçbiri değildi. Ne fark eder ki? Bir can’dı...

    Canımın içi değil
    İçimin canı olup da
    Sen Geldin
    Üstelik Aşk da Değildin
    Hoş geldin...




    Alıntı...
    ...YOK...







    KANAYIP NE KADAR TUTABİLİRSİN GÜL UĞRUNA DİKENİ
    NE GELEN ANLADI NE GİDEN OLANI BİTENİ


  2. #2
    _raci_ adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    12-02-2007
    Mesajlar
    1,097
    Karizma Gücü
    0
    çok güzel çalışma olmuş :A
    İstersen kaç uzaklara kancık
    Onca çocuğun eli yakanda senin artık
    Bi gözleri kaldı masum bakan
    Boyalı ayakkabılarınla basma toprağıma lan
    Sustukça sıra sana gelecek bilesin

    İstersen donat ordunu kancık
    Onca yetimin ahı peşinde senin artık
    İnsanmış haklarıymış yalan dolan
    Boyalı ayakkabılarınla basma toprağıma lan

    Sustukça sıra sana da gelir bilesin


    K
    anla karışık yağmurlarla
    Üstümüze özgürlük yağıyor gökyüzünden
    Ölmeyi öğrendim ben
    Daha yürümeyi öğrenmeden
    Mermiler düşerken biri var uzakta tetiği çeken
    Katil doğmuş baba mesleği


    Boyalı ayakkabılarınla basma toprağıma lan





  3. #3
    Burberry's Touch adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    09-07-2006
    Mesajlar
    5,526
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı freya555 tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle

    Baktığım yerlerde gözlerim
    Bazen öyle uzun kalırdı
    İnanmazsınız ama
    Baktığım yerler sıkılırdı

    Sonra sen geldin...

    Geldin ve: “Hele şu yükünün birazını bana ver.” dedin. Şaşırdım çünkü görünüşe göre senin yükünün benimkinden fazlası vardı ama eksiği yoktu. Sen anlatırken fark ettim ki içinde bir yerlerde bu yüklerle başa çıkmak için özel eğitimli bir parçan vardı. Bu parça, yükün niteliğini ya da niceliğini, yürekte en hafif duracak hale getirebiliyordu gerçekten.
    Canımın içi değil
    İçimin canı olup da
    Sen Geldin
    Üstelik Aşk da Değildin
    Hoş geldin...

    Gizem'im muhtevayı bozuyorum belki ama burası çok hoşuma gitti....

    ...



    Public Relations Management



  4. #4
    KendindenZiyade adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    27-02-2007
    Mesajlar
    346
    Karizma Gücü
    0
    Yazarı Esra Güzelipek'tir. Alıntı deyince bana dokundu, ona ne olur bilemiyorum. Tanıdığım en iyi kalemlerden biri üstelik...
    Dikkat edin!
    Dünya hayatı sizleri
    birbirinizi aldatmaya sürüklemesin
    ve
    O aldatıcı sizi
    "Allah"la
    aldatmasın.

    Kur'an; Lokman Suresi
    33. Ayet



 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Sonra Sen Geldin
    2006 Konuları bölümünde yLz` tarafından açılmış
    Yanıt: 0
    Son Mesaj: 29.03.06, 23:51

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •