Ne zaman kırmızı kazak giymiş bir erkek görsem seni özlüyorum. Ve ben seni özlediğimde çekilmez biri oluyorum.
Bütün yelkenlerini indiriyorum suratımın. Bakışlarıma yağmur yüklü bulutlar oturuyor. Kimseyle konuşmak istemiyor, yemiyor, içmiyorum. En abuk şarkılar eşliğinde salya sümük ağlıyor sonra da baş ağrısından kıvranıyorum.
Seni özlediğimde kendimi yaşlı nineler gibi hissediyorum. Bir türlü sonunu getiremediğim kazaklar, atkılar örmeye kalkışıyorum.
Her söyleneni tersinden anlıyor, kaloriferi yakmadığı için kapıcıyla kavga ediyorum.
“ artık bahar geldi, abla !” dedi son kavgamız sırasında.
Baharın gelmesi hiçbir şeyi değiştirmiyor. Eğer seni özlemişsem bütün gün titriyorum soğuktan, buz kesiyor bedenim.
Çok kahve içiyorum, uyku tutmuyor geceleri. Sabah da erken kalkamayınca kaçıyor bütün otobüsler.
Seni özlediğimde hayatım kaçıyor ellerimin arasından.
Avuçlarımdaki yaralar kanıyor. Nöbetçi eczane bulamıyorum. Sürünüyorum arabesk acılarla.
Kendimi rezil hissediyorum.
Seni özlediğimde…