Yüreğim bak gözlerinin içine sevdalandır kendine derdi bakamazdım.Korkardım.Gözlerinde boğulmaktan korkardım.Boğulmakla savaşırdım.Sadece hırçın karadenizde boğulmak değildi benim savaşım.Kendimi de zincirlere bağlardım.Kocaman yüreğimdeki kocaman aşkı gözlerimden taşırıp sana ulaştırmaktan korkardım.Bu yüzden gözlerimi gözlerinden sakınırdım.Baharın ilk ayıydı sana sevdalanışım...
Aşkı,sevdayı,masalları tanımlamaktan kaçardım;çünkü ne zaman tanımlasam sana aşık olduğumu kendime itiraf etmekten korkardım,ne zaman korksam sana aşık olduğumu bir kez daha anlardım.Gerçek sevdaların tanımlayamadan yaşamak olduğunu şimdi anladım.Hapsetmeye çalıştıklarımın bir masal olmasından çok korkardım ve o masala yaklaştığımı hissettim adım adım...Ben bu masalda külkedisi olamadım.Oysa herkes külkedisini sevdi;ama ben saraydaki prense sevdalı suskun bir çocuk olarak kaldım.Baharın ilk ayıydı sana sevdalanışım...
O gün ve sonra cuma,sonra nisan,mayıs,haziran...Saatler yıl oldukça daha da büyüdü sevdam.Ya yıllar asır olsaydı unutulur muydu o an?Unutulamazdı ki yüreğimden gözlerime akan...
Şimdi sevdam sonbahar soğuğu kadar serin.Karadeniz sanki bana inat daha da derin.Yüreğim çöl güneşi altında kavrulmuş ekin ve her 8 Ekim anlarım;ben aldanmışım.Baharın ilk ayıydı sana sevdalanışım...
SEVİLAY