• Reklam
Sayfa: 1 | Toplam: 39 1234567891011 ... SonSon
388 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    balcı adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    11-01-2007
    Mesajlar
    61
    Karizma Gücü
    0

    İSA a.s. Gelecek mi ?

    Alıntı galibibülent tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    İSA a.s.BİR BEŞER GİBİ GELİŞİ YERSİZDİR !..Hz.Kuranda Buna dair kesin bir hüküm yoktur.Kesin Emri İlahi olmayan bir şeye inanmakta Muhaldir.

    İsa a.s. ma MUHAMMEDİLERİNDE Hırıstiyan alemi kadar Muhabetimiz var.Allah Şefaatine Nail KILSIN.Ama İlahlaştırmayalım.İsa a.s. Geri gelecek demek Allahın Zati sıfatlarına Uygun Olmadığı için, Biz Kuranın Ahkamına göre ,Gelmiyecek Diyoruz.

    Ama Getirdiği Ahkam Neşnuneva bulacak derseniz, Zaten bu gün Rönesansla zamana uyum sağlamayı bilen,İseviler bugün Alemde Dünyanın zirvesinde !..Bu Anlamda Geliş ise kastınız kabul.

    Kuran-ı Kerimde İsa a.s. geri gelecek diye bir Hüküm yoktur.Zaten Çarmıha gerilen İsa a.s.mı muhbir eden 12 havariundan birisi idi.Hz.Allah İsa a.s.mı dördüncü kat semavata aldı.Çarmıha gerilip acı çeken.İsa a.s.ma Hainlik eden Muhbirdi.. Hz.Allahın Beyanına göre olay budur.Geri Gelecek meselesi,ALLAH'IN ZATİ SIFATLARINA UYGUN DEĞİLDİR !...Hz.Allah Yarattığı beşerin Gücüne MUHTAÇMIDIR !...
    Lâlaheillallah Hu Vâhdehula Şerikeleh,Le Hül Mülkü Vele Hül Hâmdu Ve Âla Külli Şeyin Kadir.

    Bu Münakaşanın Kıyamete kadar sürmesine İzin Vermeyelim.Zira ne Akli, Ne Mantıki, Nede Dini Bir gerekçeye dayanmayan ALLAHIN SIFATLARINA TERS DÜŞEN BU YERSİZ İDİAYI Bir Beşer olarak daha nezamana kadar,devam edeceğini söyleyebilirmisiniz !..PEYGAMBER EFENDİLERİMİZİN CÜMLESİ İLAH DEĞİLLER !.ALLAHA MAHSUS GÜCÜ PEYGAMBER EFENDİLERİMİZE MAL ETMEK Ne ZAHİRİ Ne De BATINİ İLİMLE BAĞDAŞMAZ.
    Peki Gelirse Bir Beşer olarak ne yapacak,Söyleyebilirmisiniz.
    PEYGAMBERLER İLAH DEĞİL Kİ !..

    Peygamberlerinde Evliyaullahında Ruhaniyetleri Daim Mevcuttur.
    "Zaten Ölen Birşey Yoktur.Ruhlar Cesetsiz olarak Bakidir !..Yevmül Mahşerde Tekrar Dünya Hayatında olduğu gibi Cesedli Olarak Halk olunacağını Hz.ALLAH Kuranı Azimüşanda Beyan EDER !.."

    Bir Beşer Olarak gelecek Derseniz ,MUHAMMEDİLERİN İMANI ODURKİ !.
    HAYIR GELMEYECEK !..


    SENDE EHLİ KİTAP OLARAK BU İMANA UYMALISIN.ZİRA HZ.ALLAH EHLİ KİTAPTA FARK OLMADIĞINI ZAMANA GÖRE YAŞANTILARININ ŞEKİL DEĞİŞTİRDİĞİNİ İFADE EDER.

    ULEMALARIMIZ SÖYLEMİYOR AMMA, KURANI AZİMÜŞANIN HAKİKATI ODURKİ,ADEM A.S. DAN KIYAMETE KADAR GELEN TEK DİN VARDIR İSLAMDIR.HİÇ BİR PEYGAMBER EFENDİMİZ DİN GETİRMEMİŞTİR ONUN İÇİN TEK DİN İSLAMDIR BUYURUYOR HZ.ALLAH,

    ALLAH VAR DİYEN MÜSLÜMANDIR.BÜTÜN PEYGAMBER EFENDİLERİMİZİN ELÇİLİK VAZİFELERİNDE FARK YOKTUR.CÜMLESİ HZ.ALLAH'IN KULUDUR VE RESULUDUR !...MÜŞTEREK İMANIMIZ BUDUR !..

    Hz.Pir Es Seyyid H.Gâlip Hasan Kuşçuoğlu


    .
    Bunu buraya taşımadan edemedim.Allah Razı olsun...

  2. #2
    Kickboxer adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    11-05-2006
    Mesajlar
    976
    Karizma Gücü
    7
    Isa a.s. gelecek insallah.





    ـ5004 ـ1ـ عن أبي هريرة رَضِيَ اللّهُ عَنْه قال: ]قَالَ رَسُولُ اللّهِ #: وَالّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ لَيُوشِكَنَّ أنْ يَنْزِلَ فيكُمُ ابْنُ مرْيَمَ حَكَماً مُقْسِطاً، فَيَكْسِرُ الصَّلِيبُ، وَيَقْتُلُ الْخِنْزِيرَ، وَيَضَعُ الْجِزْيَةَ، وَيَفِيضُ الْمَالُ حَتّى َ يَقْبَلَهُ أحَدٌ حَتّى تَكُونَ السَّجْدَةُ الْوَاحِدَةُ خَيْراً مِنَ الدُّنْيَا وَمَا فيهَا. ثُمَّ يَقُولُ أبُو هُريْرَةَ: اِقْرَءُوا إنْ شِئْتُمْ: وَإنْ مِنْ أهْلِ الْكِتَابِ إَّ لَيُؤْمِنَنَّ بِِهِ قَبْلَ مَوْتِهِ اŒية[. أخرجه الخمسة إ النسائي.»الْحَكَمُ« الذي يقضي بين الناس.و»المُقسِِطُ« العادل: ضد القاسط وهو الجائر.و»وضَعَ الْجِزْيَةِ« إسقاطها عن أهل الكتاب وإلزامهم ا“سم، و يقبل منهم غيره، فذلك معنى



    1. (5004)- Hz. Ebu Hureyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:

    "Nefsim kudret elinde olan Zat-ı Zülcelal´e yemin ederim! Meryem oğlu İsa´nın, aranıza (bu şeriatle hükmedecek) adaletli bir hakim olarak ineceği, istavrozları kırıp, hınzırları öldüreceği, cizyeyi (Ehl-i Kitap´tan) kaldıracağı vakit yakındır. O zaman, mal öylesine artar ki, kimse onu kabul etmez; tek bir secde, dünya ve içindekilerin tamamından daha hayırlı olur."

    Sonra Ebu Hureyre der ki: "Dilerseniz şu ayeti okuyun. (Mealen): "Kitap ehlinden hiçbir kimse yoktur ki, ölümünden önce O´nun (İsa´nın) hak peygamber olduğuna iman etmesin. Kıyamet gününde ise İsa onlar aleyhine şahitlik edecektir" (Nisa 159). [Buhârî, Büyû 102, Mezalim 31, Enbiya 49; Müslim, İman 242, (155); Ebu Davud, Melahim 14, (4324); Tirmizî, Fiten 54, (2234).][3]



    A&#199KLAMA:



    1- İnancımıza göre Hz. İsa ölmemiş, semaya çekilmiştir. Cesed-i dünyevîsi ile semada yaşamaktadır. Hadiste de görüldüğü üzere, kıyamete yakın, yeryüzüne inecek, müsbet icraatları gerçekleştirecek: Deccal´in hasıl ettiği manevî tahribatı telafi edecektir. Onun gelmesiyle birlikte bolluğun, refahın artacağının ifade edilmesi, onun ıslahatı sadece manevî cihette olmayacak, maddî cihette de olacak, iktisadî düzelmeler, düzeltmeler de gerçekleştirecektir.

    İstavrozların kırılması, Hıristiyanlığın iptal edilmesi, yeryüzünden kaldırılması demektir. Bugün insanlığın ızdırap kaynağı olan Batı´nın gerisinde kilisenin yer aldığı düşünülürse, kilisenin iptali, Batı´nın dize getirilmesi, egoizmden kurtarılması, gerçek insaniyete kavuşturulması demektir. Dünya siyaset ve ekonomisine hakim olan Batı´nın hakka gelmesi insanlığın sulh-u umumiye kavuşması demektir. Zira günümüzde, dünyanın neresinde olursa olsun, insanları huzursuz eden bütün içtimâî fitnelerin, kargaşaların gerisinde Batı´nın eli mevcuttur. Beşerî ızdırapların temelinde bu "Batılı el" yatmaktadır.

    Haçın kırılmasının zımnında hınzır etinin tahrim edilmesi mevcuttur. Zira Hıristiyanlar hınzır yeme ruhsatını dinlerinden almaktadırlar. Din iptal edilince, diğer pek çok batıl inançları meyanında "domuz yeme" âdetleri de iptal olacak demektir. Dahası, bir rivayette "...adavetler, buğzlar, hasedler de mutlaka gidecektir" denmiş olması da dikkat çekicidir. Müslümanlarla Hıristiyanlar arasında, asırlar değil, çağlar boyu süregelmiş olan düşmanlıkların kalkacağı da ifade edilmiş olmaktadır. Bütün bunlarda kördüğüm kilise idi. Onun Hz. İsa tarafından iptali, çok şeyin birden değişeceğine bir işarettir.

    2- Cizyenin terkedilmesi, Hıristiyanların Müslüman olması demektir. Çünkü Müslümandan cizye alınmaz, zekat alınır. Şu halde dünyada tek din kalır, cizye verecek kimse bulunmaz demektir. Bu ibareden şu yoruma ulaşan da olmuştur: "Mal öyle çoğalır ki, cizye yoluyla alınan malın sarfı için bundan istifade edecek fakir kalmaz. İstiğna sebebiyle, cizye sarfedilmeden terkedilir." İyaz der ki: "Cizyenin vaz´ı meselesinden murad, cizyenin kâfirlere takrir edilmesi de olabilir. Bütün kâfirlerden alınacak cizye ile de mezkur bolluk hasıl olabilir."

    Nevevî, İyaz´ın yorumuna katılmaz ve: "Hz. İsa, İslam´dan başka hiçbirdini kabul etmeyecektir" der. Nitekim Ahmed İbnu Hanbel´in meseleyle ilgili bir tahricinde "Dava bir olur" buyrulmuştur.

    Yine Nevevî, Hz. İsa´nın cizyeyi kaldırmasıyla ilgili olarak der ki: "Bu şeriatte cizyenin meşruluğuna rağmen Hz. İsa´nın onu kaldırmasının manası, onun meşruiyeti Hz. İsa´nın inmesiyle kayıtlıdır" demektir. Sadedinde olduğumuz hadis buna delalet eder. Hz. İsa cizye hükmünü neshedici değildir. Peygamberimiz (aleyhissalâtu vesselâm), bu sözüyle neshi beyan etmiş olmaktadır. İbnu Battal da: "Biz cizyeyi, mala olan ihtiyacımız sebebiyle Hz. İsa´nın inmesinden önce kabul ediyoruz, ama Hz. İsa´nın inmesinden sonra mala ihtiyacımız olmayacak. Çünkü onun zamanında mal pek bol olacak. O kadar ki, kimse mal kabul etmeyecek. Şu da muhtemeldir: Cizyenin Yahudi ve Hıristiyanlardan kabul edilişinin meşru olması, onların elindeki kitabın vahiy olma şüphesini taşıması ve zanlarınca kadim şeriatla ilgisi sebebiyledir. Hz. İsa aleyhisselam inince, kendisini şahsen görme hasıl olunca, delillerinin inkıtaı ve durumlarının iyice ortaya çıkması sebebiyle mezkur şüphe izale olur ve onlar puta tapan diğer müşrikler durumuna düşerler ve böylece, onlarla muamele, cizyelerini kabul etmeme şeklinde olması münasib olur."

    Bu yoruma bir kayd-ı ihtirazî koymak isteriz: Burada Hz. İsa indiği zaman onu herkes İsa olarak bilecek, tanıyacak gibi bir mana mevcuttur. Halbuki ahirzaman eşhasını herkesin kesin bir şekilde bilmesi mevzubahis değildir. O şahısların yakınları, manevî mertebesi yüksek olan hal sahipleri bilse de, başkaları bilemez. Aksi durum imtihan sırrına aykırı olur.

    Hz. İsa´nın inmesiyle, arzın hazinelerinin ortaya çıkacağı, ancak "kıyametin yakınlığı sebebiyle" kimsenin iltifat etmeyeceği şeklindeki yorumlar da bu açıdan tatminkâr gelmiyor.

    3- "Tek secdenin dünya ve içindekilerden hayırlı olması" o zaman, "sadakayı kimse kabul etmeyeceği için Allah´a en ziyade yaklaşma yolunun sadece ibadet ve namaz olacağı" şeklinde açıklanmıştır. Bazı alimler: "İnsanlar dünyadan öylesine nefret ederler ki, tek bir secde onlara dünya ve içindekilerden daha mahbub olur" şeklinde yorum getirmiştir.

    İbnu´l-Cevzî der ki: "Ebu Hureyre, rivayetin sonunda ayet okumakla, o ayetle "tek secde dünya ve içindekilerden hayırlı olacak" sözü arasında münasebet kurduğuna işaret etmek istemiştir. Zira Ebu Hureyre bu suretle insanların düzeleceklerine ve imanlarının kuvvetine ve hayırlı amellere yönelmelerine işaret etmektedir. Öylesine bir düzelme ve kuvvetli bir imana ulaşacaklar ki, onlar tek secdeyi dünya ve içindekilere tercih edecektir. Secdeden maksat rek´attir."

    4- Ayet hususunda da değişik te´vil ve yorumlar yapılmıştır.

    * Bu hadisten anlaşılacağı üzere, Ebu Hureyre (radıyallahu anh)´ye göre, "ona iman edecek" ibaresindeki zamirle, ölümünden önce ibaresindeki zamir Hz. İsa´ya bakar. Yani mana şöyle olur. "Hz. İsa ölmezden önce, Ehl-i Kitaptan herkes Hz. İsa´ya inanacaktır." İbnu Abbas da bu te´vilde cezmetmiştir. Ondan gelen bir rivayette: "Hiçbir Yahudi ve Nasranî, İsa´ya iman etmeden ölmez.. Lakin ölüm anındaki imanın faydası yoktur" buyrulmuştur.

    * Müfessirler de bu meselede farklı yorumlara gitmişlerdir. Bazısına göre, ona iman edeceklerdeki zamir Allah´a veya Muhammed (aleyhissalâtu vesselâm)´e racidir. Ölümünden öcneki zamir de kitabîye -ve hatta Hz. İsa´ya- racidir. Bu durumda, Ehl-i Kitab´ın gerçek İslam inancına ererek ölecekleri anlaşılır. Yapılan bir te´vile göre: "Ne Yahudi, ne Hıristiyan, Hz. İsa´ya (doğru şekilde) iman etmeden ölmez." Nevevî bu görüşü şöyle açıklar: "Buna göre ayetin manası şöyledir: "Ehl-i Kitaptan her ferd, ölüm gelip (ayet ve hadiste haber verilen) ruhun çıkmasından önce, sekerât anında hakikatları gözle gördükten sonra Hz. İsa´nın Allah´ın kulu, Allah´ın bir cariyesinin oğlu olduğuna inanacak. Ancak o halde bu iman, şu mealdeki ayette de ifade edildiği üzere ona fayda vermeyecektir: "Yoksa Allah katında makbul olan tevbe, ömürleri boyunca günahları işleyip de, nihayet herbiri ölüm gelip çattığında "Ben şimdi tevbe ettim" diyenlerin veya kâfir olarak ölenlerin tevbesi değildir. Öyleleri için biz acı bir azab hazırladık." (Nisa 18) buyrulmuştur."

    Nevevî bu te´vili daha mâkul bulur. "Çünkü der, önceki te´vilde "Ehl-i Kitapla sadece Hz.İsa´nın inme zamanına hazır olan ehl-i kitap kastedilmiş olmaktadır. Kur´an´ın zahiri ise bütün Ehl-i Kitab´a şamildir: Hz İsa´nın inme zamanındakiler olsun, daha önce yaşayanlar olsun farketmez."

    * Bazı İslam alimleri: "Diğer peygamberler değil de Hz. İsa´nın inmesi, Yahudileri reddetme hikmetine dayanır. Çünkü onların iddiasına göre, Hz. İsa´yı öldürdüler. Allah ise onların yalanlarını beyan etti" demiştir.

    * Şu da söylenmiştir: "Hz. İsa, Hz. Muhammed ve ümmetinin sıfatını görünce Allah´a dua edip, kendisini de bu ümmetten kılması talebinde bulunmuş, Allah da duasını kabul etmiştir. Böylece, onun hayatını, ahirzamanda bir müceddid olarak inme vaktine kadar ibka etmiştir. Günü gelince yeryüzüne inip, Deccal´ı öldürecektir. Onun inişi Deccal´ın zuhur zamanına tesadüf edecektir."

    İbnu Hacer önceki görüşü daha mâkul bulur.

    * Hz. İsa inince, yeryüzünde ne kadar kalacak, ihtilaflıdır:

    ** Bazı rivayetlerde yedi yıl kalacaktır.

    ** Bazı rivayetlerde, indikten sonra evleneceği ve 19 yıl daha yaşayacağı ifade edilmiştir.

    ** Bir başka rivayette ise 40 yıl kalacağı söylenmiştir.

    * Hz. İsa ile ilgili bir rivayet de şöyledir: "Hz. İsa, üzerinde kızıl toprak renginde iki elbise olduğu halde iner; salibi kırar, hınzırı öldürür, cizyeyi kaldırır, insanları İslam´a çağırır. Allah onun zamanında, İslam hariç bütün dinleri ortadan kaldırır. Yeryüzüne emniyet gelir. Aslanlar develerle otlar. Çocuklar yılanlarla oynar."

    * Hz. İsa´nın semaya çekilmesinden önce ölüp ölmediği hususunda da ihtilaf edilmiş ise de bu meselede esas olan, şu mealdeki ayettir: "O vakit Allah buyurdu ki: "Ey İsa! Seni, ecelin geldiğinde öldürecek olan benim. Seni ben semaya yükselteceğim. Yahudilerin suikastinden tertemiz kurtaracağım... (Al-i İmran 55).

    * Hz. İsa semaya çekildiği zaman kaç yaşında olduğu da ihtilaflıdır; 33 denmiştir, 120 denmiştir.[4]



    ـ5005 ـ2ـ وعن جابر رَضِيَ اللّهُ عَنْه قال: ]قَالَ رَسُولُ اللّهِ #: َ تَزَالُ طَائِفَةٌ مِنْ أمَّتِي يُقَاتِلُونَ عَلى الْحقِّ ظَاهِرينَ الى يَوْمِ الْقِيَامَةِ. فَيَنْزِلُ عِيسى ابْنُ مَرْيَمَ فَيَقُولُ أمِيرُهُمْ: تَعالَ صَلِّ لَنَا. فَيَقُولُ: َ. إنَّ بَعْضَكُمْ عَلى بَعْضٍ أُمَراءُ، تَكْرِمَةِ اللّهُ تَعالى لِهذِهِ ا‘مَّةِ[. أخرجه مسلم .



    2. (5005)- Hz. Cabir (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:

    "Ümmetimden bir grup, hak için muzaffer şekilde mücadeleye kıyamet gününe kadar devam edecektir. O zaman İsa İbnu Meryem de iner. Bu Müslümanların reisi: "Gel bize namaz kıldır!" der. Fakat Hz. İsa aleyhisselam: "Hayır! der, Allah´ın bu ümmete bir ikramı olarak siz birbirinize emîrsiniz!" [Müslim, İman 247.] [5]



    A&#199KLAMA:



    1- Önceki hadisin açıklamasında Hz. İsa ile ilgili gerekli malumatı dercettik.

    2- Hadis, kıyamete kadar, yeryüzünde İslam´ın devam edeceğini, hem de açıktan açığa mücadele edecek bir güç ve kuvvete sahip olarak devam edeceğini ifade eder. Bu ifade İslam´a karşı olan güçlerin devam edeceğini de ifade eder. Ancak, İslam´ın kesin bir mağlubiyetle her tarafta sindirilmiş, gizlilik içinde, gayr-ı müessir, mahdud ferdler arasında devamı suretinde değil, muzafferâne, açıktan açığa mücadelesini yapabilen bir haşmet içerisinde devam edeceğini ihbar etmektedir. Bu ihbar-ı nebevî, mü´minlerin gelecek hakkında ye´si atmaları için yeterli bir müjdedir. Tarih boyu Müslümanlar çeşitli işkence, hakaret, muhaceret, mağlubiyet vs. zilletleri tatmışlarsa da, hiçbir zaman kesin bir yenilgiyle yok edilememişlerdir. Aleyhissalâtu vesselâm, bu halin kıyamete kadar devam edeceğini, yeryüzünün bazı bölgelerinde sindirilmiş olsalar bile, diğer bir kısım bölgelerinde tevhid bayrağının dalgalanacağını haber vermektedir.[6]



    ـ5006 ـ3ـ وعن ابن مسعود رَضِيَ اللّهُ عَنْه: ]أنَّ رَسولَ اللّه # قالَ: لَوْ لَمْ يَبْقَ مِنَ الدُّنْيَا إَّ يَوْمٌ وَاحِدٌ لَطَوَّلَ اللّهُ ذلِكَ الْيَوْمَ حَتّى يَبْعَثَ فيهِ رَجًُ مِنِّي، أوْ قَالَ: منْ أهْلِ بَيْتِي، يُوَاطِئُ اسْمُهُ اسْمِي، وَاسْمُ أبِيهِ اِسْمُ أبِي، يَمْ‘ُ ا‘رْضَ قِسْطاً وَعَدًْ كَمَا مُلِئَتْ جُوْراً وَظُلْماً[. أخرجه أبو داود، واللفظ له، والترمذي .



    3. (5006)- İbnu Mes´ud (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:

    "Dünyanın tek günlük ömrü bile kalmış olsa Allah o günü uzatıp, benden bir kimseyi o günde gönderecek."

    İbnu Mes´ud: "Resulullah yahut da şöyle buyurmuştu der: "...Ehl-i beytimden birisi, ki bu zatın ismi benim ismine uyar, babasının ismi de babamın ismine uyar. Bu zat, yeryüzünü, eskiden cevr ve zulümle dolu olmasının aksine- adalet ve hakkaniyetle doldurur." [Ebu Davud, Mehdî 1, (4282); Tirmizî, Fiten 52, (2231, 2232).][7]



    ـ5007 ـ4ـ وعن أم سلمة رَضِيَ اللّهُ عَنْها قالت: ]قَالَ رَسُولُ اللّهِ

    #: الْمَهْدِيُّ مِنْ عِتْرَتِي مِنْ وَلَدِ فَاطِمَةَ رَضِيَ اللّهُ عَنْه[. أخرجه أبو داود .



    4. (5007)- Ümmü Seleme (radıyallahu anh&#226 anlatıyor: "Resululah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:

    "Mehdi benim zürriyetimden, kızım Fatıma´nın evladlarındandır." [Ebu Davud, Mehdi 1, (4284).][8]



    ـ5008 ـ5ـ وعن أبِي إسْحَاقَ قَالَ: ]قَالَ عليٌّ رَضِيَ اللّهُ عَنْه، وَنَظَرَ الى ابْنِهِ الحَسَنِ رَضِيَ اللّهُ عَنْه. فقَال: إنَّ ابْنِى هذَا سَيِّدٌ كَمَا سَمَّاهُ رَسُولُ اللّهِ #، وَسَيَخْرُجُ مِنْ صُلْبِهِ رَجُلٌ يُسَمِّى بِاسْمِ نَبِيّكُمْ، يُشْبِهُهُ في الْخُلْقِ وََ يُشْبِهُهُ في الْخَلْقِ ثُمَّ ذَكَرَ قِصَّةَ يَمْ‘ ا‘رْضَ عَدًْ[. أخرجه أبو داود .



    5. (5008)- Ebu İshak anlatıyor: "Hz. Ali (radıyallahu anh) , oğlu Hasan (radıyallahu anh)´a baktı ve: "Bu oğlum, Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)´ın tesmiye buyurduğu üzere Seyyid´dir. Bunun sulbünden peygamberinizin adını taşıyan biri çıkacak. Ahlakı yönüyle peygamberinize benzeyecek; yaratılışı yönüyle ona benzemeyecek" dedi ve sonra da yeryüzünü adaletle dolduracağına dair gelen kıssayı anlattı." [Ebu Davud, Mehdî 1, (4290).][9]



    A&#199KLAMA:



    1- Mehdi, ahirzamanda gelip, Müslümanların dinlerini tecdid edeceğine inanılan zata denir. Kelime olarak hidayet kökünden gelir. Allah´ın hidayetine ermiş manasını taşır, ancak hidayete erdirecek manasını da ifade eder.

    Mehdi üzerinde çok sayıda hadis gelmiştir. Alimler bunu mütevatir kabul eder. Sadece İbnu Haldun bu hadislerin zayıf olduğu iddiasını ileri sürmüştür. Onun bu görüşünü İslam uleması kabul etmemiş "batıl"lıkla damgalamıştır. Ebu Davud şarihi Azimabadi´nin belirttiği üzere, Resulullah´tan beri, "Müslümanların kâffesi" ahirzamanda, Ehl-i Beyt´e mensup bir zatın çıkıp dini güçlendirebileceğine, adaleti hakim kılacağına, Müslümanların ona tabi olup İslam beldelerinde hakimiyet kuracağına, bu kimseye Mehdi deneceğine inanmıştır. Bu inanç meşhur olmuştur.

    Deccal´in, Mehdi´nin çıkması ve bunlardan sonra kıyamet alâmeti olarak bazı hadisatın zuhuru sahih rivayetlerde gelmiştir. Bazı rivayetlere göre Mehdi´den sonra Hz. İsa inecektir. Bazılarına göre de, ikisi aynı zamanda çıkacak ve Hz. İsa Mehdi´ye yardımcı olacak, birlikte Deccal´i öldürecekler, Hz. İsa, Mehdi´nin arkasında namaz kılacaktır.

    Zikri geçen ve mütevatir derecesine ulaştığı kabul edilen hadisler Ebu Davud, Tirmizî, İbnu Mace, Bezzar, Hakim, Taberânî, Ebu Ya´la el-Mevsılî gibi meşhur imamlar tarafından tahric edilmiştir. Bu hadisleri Hz. Ali, İbnu Abbas, İbnu Ömer, Talha, İbnu Mes´ud, Ebu Hureyre, Enes, Ebu Said el-Hudrî, Ümmü Habibe, Ümmü Seleme, Sevban, Kurre İbnu İyâs, Ali el-Hilâlî, Abdullah İbnu´l-Haris İbni´l-Cez´ radıyallahu anhüm ecmain gibi Ashab´ın en tanınmış kişileri rivayet etmiştir.

    Bu rivayetlerin senetleri arasında zayıf olanları var ise de, hasen ve sahih olanları da var. Esasen tevatür derecesine ulaşan rivayetlerde zayıflar nazar-ı itibara alınmaz.

    Günümüzde , daha ziyade batı menşeli telkinlerle olduğu anlaşılan bir fikir, İslam´da Mehdi inancının yokluğu iddiasını yaygınlaştırmaya çalışmaktadır. Dinî kaynaklara inemeyen veya kesif propagandanın tesiriyle sathî nazar eden birkısım insanlar tarafından benimsenen bu iddiaya göre, Mehdilik inancı İslam´da yoktur, sonradan girmiştir. Bunların en büyük dayanakları İbnu Haldun´dur. Fikirlerini isbatta kendilerince birkısım deliller de ileri sürmektedirler. Şöyle ki:

    1) Kur´an-ı Kerim Mehdi´den bahsetmiyor.

    2) Buhârî, Müslim gibi en muteber kaynaklarda Mehdi ile ilgili hadisler mevcut değildir.

    3) Mehdi ile ilgili haberler haber-i vahiddir.

    4) Bu inanç, her dinde görülen bir efsaneden ibarettir, bir kısım kötü niyetlilerin istismarına açık kapıdır vs.Şimdi bunları kısaca açıklayalım:[10]



    1) Kur´an´da Mehdi Meselesi:


    Kur´an-ı Kerim´de Mehdi´den bahsedilmiyor iddiası hem doğrudur, hem yanlış. Eğer bunu, Deccal meselesinde olduğu gibi, kelime olarak ararsak yoktur, bu bakımdan doğrudur. Ancak, Mehdi´yi mefhum olarak Kur´an´da ararsak, "yoktur!" demek, söz götürecek bir husustur.

    Mehdi´yi mefhum olarak ele aldık mı, dindeki bozuklukları ıslah edici, cemiyete çöken zulmü, kötülükleri giderici, adaleti hakim kılıcı bir kurtarıcı şeklinde anlamak zorundayız. Yukarıda kaydedilen hadislerden anlaşılan budur.

    Bu manada Kur´an-ı Kerim´de mîsak ayetleri var. Yani her peygamberin, kendisinden sonra gelecek bir kurtarıcıyı ümmetine haber verdiği, o kurtarıcı geldiği takdirde, ona uyacakları hususunda onlardan mîsak (kesin söz) aldığı bazı ayetlerde belirtilmiştir. İşte onlardan birinin meali: "Hani Allah, peygamberlerine, "ben size kitaptan ve hikmetten nasip verdim. Sizden sonra size verdiklerimi tasdik edici bir peygamber gelecek. Siz de muhakkak ona iman edip ona yardım edeceksiniz" buyurarak onlardan ahid almış ve sormuştu: "İkrar edip ahdimi kabul ettiniz mi?" Onlar: "İkrar ettik!" dediler. Allah buyurdu ki: "Öyle ise şahidlerden olun ve ümmetlerinize bunu böylece bildirin ben de sizinle birlikte bu ahdin şahidiyim. Bundan sonra kim bu ahidden yüz çevirirse, işte onlar, Allah´ın emrinden çıkmış fasıkların ta kendisidir" (Al-i İmran 81-82).

    Alimler bu ayetten başka diğer bir kısım Kur´anî ve Nebevî nasslara dayanarak Hz. Adem´den itibaren bütün peygamberlerden, hem kendilerinden sonra gelecek peygamber ve hem de bizzat Hz. Muhammed hakkında mîsak alındığını belirtirler. Her peygamberden alınan mîsak hususunda kaydettiğimiz ayet sarih değil ise de, İbnu Abbas ve Hz. Ali (radıyallahu anhüm)´den kaydedilen şu beyan sarihtir:

    "Allah, gönderdiği her peygamberden "Allah Muhammed´i kendisi hayatta iken gönderdiği takdirde ona inanacağına ve ona yardım edeceğine dair mîsak aldı." Hadisin devamında "Cenab-ı Hakk´ın her peygambere ayrıca: "Ümmetlerinden "kendileri sağ iken Muhammed gönderildiği takdirde ona iman edip yardımcı olmaları hususunda da mîsak almalarını emrettiği" belirtilmektedir.

    Nitekim İncil´de olsun Tevrat´ta olsun, onların maruz kaldığı bütün tahrifata rağmen Resulullah´ı haber veren pek çok ayet halen mevcuttur. Hüseyin-i Cisrî, Risale-i Hamidiye adlı te´lifinde bu ayetlerden 110 kadarını göstermiştir. Bu kitap, dilimize çevrilmiş ve basılmıştır. İncil ve Tevrat´taki ayetler umumiyetle bilinen, duyulan bir husustur, merak eden çabucak bulabilir. Bizce daha ilgi çekici olanı, semavî kitaplar deyince; hatıra gelmeyen, Zerdüştlerin, Brahmanların, Budistlerin mukaddes kitaplarında da Hz. Peygamber´den bahsedilmiş olmasıdır. Bizim inancımız o kitapların asıllarının semavî olduğunu kabule müsaittir. Hatta Fahr-ı Âlem´in onlarda zikri, asıllarının semavî olduğu hususunda bize yakin verir. Bu cümleden olarak, Osmanlıların son zamanlarında Asya devletlerini dolaşan meşhur seyyah Abdürreşid İbrahim´in hatıralarında görüyoruz ki, bir Budist rahip mukaddes kitaplarında Hz. Muhammed´in zikredildiğini ve Muhammed´in peygamberliğini inkâr etmenin mümkün olmadığını söylediğini nakleder. Muhammed Hamidullah´ın Resulullah Muhammed adlı kitabında bu meselenin o kitaplardan detaylı şekilde tahkikini görmekteyiz. Hz. Adem´den beri her peygamberin, ümmetini;

    1- Kendinden sonra gelecek peygambere uyması.

    2- Geldiği zaman Muhammed (aleyhissalâtu vesselâm)´i tanıması hususlarında uyardığı, mîsak aldığı, hatta Fahr-ı Âlem´in belli başlı mümeyyiz vasıflarını öğrettiği hususunda ikna olabilmemiz için adı geçen kitaptan bazı pasajlar sunacağız.

    Müellif, önce Hz. Adem ve onun oğlu Şit aleyhima´sselam´dan söz eder.

    "Pek tabiidir ki biz Hz. Adem´in ve keza onun oğlu Şis (Şit) peygamberin sahip oldukları kitapların içindekilerini bilememekteyiz. Bize kadar gelen en eski bilgi, öyle anlaşılıyor ki İdris Peygamber hakkındadır. İslamî kaynaklar bu peygamberin yazıyı icad ettiğini söylemektedirler. Yahuda´nın bir mektubuna nazaran, durum şöyledir (İncil, Yahuda´nın Mektubu, 14 ve 15. cümleler):

    "Adem´den sonra gelen İdris de şunları önceden haber vermiştir: "Bilin ki Rab on binlerce veli ile gelip herşey hakkında nihaî hükmünü verecektir: Allah´a karşı gelerek işledikleri günahkâr fiil ve hareketlerden, ona karşı sarfettikleri günahkâr, sert sözlerden dolayı günah işlemiş olanların hesabı görülecektir."

    Hıristiyan müfessirler, bu sözlerden "gelecek olan bir kimse varlığına dair bir ön haber (beşaret)" neticesi çıkarırlar. Ancak İdris Peygamber´in bu ön haberinin kalan kısmı maalesef tamamen kaybolmuştur; elimizde bulunmamaktadır.[11]



    Mecusilikte İhbar


    O sırada mevcut dinlerden Mecusilik belki de en eski bir dindi. Bu dine mensup olanlar Mekke´de hiç bulunmamakla beraber, Mekkeli kervanların sık sık uğradıkları Doğu ve Güney Arabistan´da çok sayıda mevcut idiler. Zerdüşt´ün kitabı olan Avesta, Zend dilinde idi ve fakat kaybolmuştu. Bunun daha sonra Pazend dilinde yapılmış olan tefsirleri dahi (ki bunun bazı parçaları bize kadar ulaşabilmiştir), iyice ihmal edilip terkedilmiş ve hatta bu din mensupları ile Mazdek´in ortaya attığı dinin mensupları arasında çıkan din harplerinde kaybolup gitmişti. Zerdüşt herhalde Tek Allah, yani Ahura Mazda inancını insanlara talim etmişti ve fakat Araplar onu ikicilik (dualizm)´in ve Khuvedhvagdas´ın (en yakın ve mahrem akrabalarla yapılan nikahın, yani kızkardeş, ana ve kızlarıyla bir erkeğin evlenmesinin yabancılarla yapılan evliliklere üstün tutulup sevap kabul edilmesi), kurucusu olarak bilirler. Bu tarz bir tatbikat, ister onun bizzat talim edip öğrettiği bir şey olsun ister olmasın 7. miladî asrın başında bu din, "ateşe tapma", biri iyilik diğeri kötülük olmak üzere aralarında devamlı bir mücadele ve savaşın bulunduğu "iki tanrı inancı" şeklinde değişip dejenere olmuştu.[...]

    Modern araştırmalar göstermiştir ki, Zerdüşt tek Allah´a inanmıştı. Meleklere, onun seçtiği kimselere İlahî vahyin gelebileceğine, cennete ve diğerlerine iman ediyordu. Zend Avesta´nın bugün elimizde bulunan parçalarında (Yasht 13, XXVIII. 129), putları kıracak olan Soeshyant (manası: Herkese, âlemlere rahmet) adında biri ile keza Astvat Ereat (manası: Halkı ayağa kaldıran)ın geleceğini önceden haber vermiştir.[12]



    Brahmanizm´de İhbar


    Daha evvelki diğer dinler gibi Brahmanizm´de de "ilerde gelecek beklenen bir kimse" inancı vardır. Mesela Asrava Veda adını taşıyan dinî kitaplarında, bu kimsenin ismi de verilmiştir: Naraşansah Astivişyat yani, "alkışlanacak olan, övülmeye layık kişi." Onun bineceği araba çok süratli koşan develer tarafından cennete varana kadar koşturulacaktır vesaire... Vişnu Puran adlı kitabın 24. bölümünde denmektedir ki: Veda´lar (yani gerçek ilim kitapları) tarafından öğretilen hareket ve fiiller, hukuki müesseseler mevcudiyetlerini tam kaybedecekleri sırada bu karanlık çağların sona ermesi yaklaşacak ve Tanrı´nın son tenasuhu bir "cenkçi muharib" şeklinde tezahür (tecelli) edecekti. Bu "muharip", Sambla Dîb (Kublu Ada)´de arif ve namlı bir aileden dünyaya gelecek, babasının adı Vişnuyasa (Allah´ın Kölesi Abdullah) anasınınki ise Somti (emin olunan kimse, Amine) olacaktır vs...

    Brahmanizm´de Allah´ın yeryüzüne insan şeklinde ineceğine inanılır. Bunların Purana denen mukaddes kitapları vardır. Kur´an´da geçen Zübüru´l-evvelîn tabirini andıran bir mana taşır: Eski yazılar... Mezkur ayetin bu kitaba işaret etmiş olabileceği muhtemeldir: "Şüphesiz bu Kur´an´ı Âlemlerin Rabbi indirmiştir. İnsanları uyarman için onu, Ruhu´l-Emin (Cebrail) apaçık bir Arapça ile indirdi. Onun bahsi zübüru´l-evvelînde de vardır" (Şuara 196). [13]



    Budizm´de İhbar


    Calibi dikkattir ki Buda dahi dini tamamlayamadığını ifade etmektedir. Ona göre, maitreya (bir diğer okunuşa göre: Matteya) yani "herkese, âlemlere rahmet" (= Rahmeten li´l-Âlemin) gelip bu işi görecektir." (Bk. Buda´nın Mukaddes Kitabı).[14]



    Bütün Dinlerde "Gelecek Bir Kurtarıcı" İnancı


    Mîsak ayetinde haber verilen, her peygamberin ümmetine gelecek bir peygamberi haber verme keyfiyeti, günümüzde ilmî araştırmalarla tahkik edilmiştir. Yeryüzünün tarihen birbiriyle irtibatı olmayan en ücra köşesindeki cemaatlerin kültürlerinde yapılan araştırmalar, aralarında müşterek inançların varlığını ortaya çıkarmıştır. Mesela Amerika yerlileri ile, Afrika veya Avustralya yerlileri arasında o kadar benzer kültür değerleri, inançlar, efsaneler tesbit edilmiştir ki, başta Alman etnolog Wilhelm Schmidt olmak üzere birçoklarını: "Bidayette insanlık tek bir cemiyetti. Bu cemiyet oldukça ileri bir kültür seviyesine ulaştıktan sonra, birkısım sebeplerle yeryüzüne dağıldılar. Bu müşterek unsurlar, o eski kültürün hatıralarıdır" manasında, Kur´an-ı Kerim´in tezine uygun ilmî bir nazariye ileri sürmeye itmiştir."[15] Nitekim Kur´an´a göre insanlık Hz. Adem´den çoğalmıştır ve bidayette "Tek bir ümmet" hayatı yaşamıştır: كَانَ النَّاسُ اُمَّةً وَاحِدَةً (Bakara 213). Razi ve diğer İslam alimlerine göre bu birlik, Hz. Nuh´a kadar devam etmiştir.

    Biz burada mevzuun dışına çıkmadan şunu hatırlatmak istiyoruz: İnsanlığın bu müşterek kültürü arasında yer alan değerlerden biri, "Bir kurtarıcı beklemek inancı"dır. Bu inanç sadece semavi menşei herkesçe bilinen Yahudi ve Hıristiyanlara mahsus değildir. Hemen hemen yeryüzündeki bütün "iptidaî" dinlerde de mevcuttur. Batılılar, Amerika´yı keşfettikleri zaman, bilhassa Brezilya yerlilerinde deniz yoluyla gelecek bir kurtarıcı inancı tesbit etmişlerdir. Sosyologların Cultes du Cargo (gemi akidesi) diye ıstılahlaştırdıkları bu inanç Malezya´da da görülmüştür.

    Sözü uzatmaya hacet bırakmadan özetlemek gerekirse, dinler tarihi araştırıcıları eski Mısır medeniyetinden, Çin, Hint, İran, Amerika ve Afrika yerlilerine varıncaya kadar hemen hemen bütün kültürlerde adaleti ikame edecek bir halaskârın geleceği inancına rastlamışlardır.

    Cihanşümul bu beşerî vak´ayı, biz bazı sığların yaptığı gibi İslam dininde mevcut olan Mehdiyi muntazar inancını, "diğer dinî efsanelerdekinin aynı olan asılsız bir efsane" olarak yorumlama vasıtası yapmaya kesinlikle karşıyız. Bilakis, bu cihanşümul vak´a, Kur´an-ı Kerim´de geçen ve yukarıda kaydettiğimiz mîsak hadisesinin te´yididir. Peygambere mazhar olan her cemaat, peygamberinden, kendisinden sonra gelecek bir kurtarıcı haberini almıştır. Kur´an-ı Kerim, peygambersiz ümmet bırakılmadığını, bütün cemaatlere peygamber gönderildiğini belirttiğine göre, yeryüzünün bütün cemiyetlerinde bir kurtarıcı, bir halaskâr bekleme inancının varlığından daha tabii bir şey olamaz.

    Bediüzzaman´ın kaydedeceğimiz tahlilinde görüleceği üzere insanlık, yeis verici, kahredici, zalimane idareler, istilalar, sürgünler hengamında bir ümide muhtaçtır. Bu her devir insanının tabii bir ihtiyacıdır. O sayede kötü şartlara tahammül edebilir, sabredebilir, mukavemet gösterebilir. Bu ümid insanlık için, bir kısım insanî duyguların canlı kalabilmesi için gereklidir.

    Bu sebeple, Muhammed ümmetine, Mehdi müjdelenmiştir. Yani ümmetin fesada uğradığı, dinin arzu ettiği adalet, mal, can, ırz emniyeti, hürriyet... gibi ideal şartların kaybolduğu; zulmün, haksızlık ve adaletsizliğin, dinsizlik ve sefahetin, istibdad ve istilanın hakim olduğu şartlarda, bunun devam etmeyeceği, bu şartların zaman içinde, bir Mehdi´nin zuhuru şeklinde tecelli edecek İlahî rahmetle sona ereceği ifade edilmiştir. İslam´da Mehdi inancı Deccal inancıyla beraber zikredilir. Deccal zulüm, adaletsizlik, dinsizlik gibi kötü şartların, içtimâî fesadın sembolüdür, cemiyette pek çok maddîmanevî tahriplere, ızdıraplara sebep olacaktır. Mehdi ise onun tahribini tamir edecek, zulmü kaldıracak, adaleti getirecek, dinsizlik, sefahet yerine gerçek İslam´ı ihya edecektir. Her ikisi ile ilgili hadisler manen mütevatir derecesine ulaşmıştır.

    İslam ümmeti, Deccal ve Mehdi inançlarına dayanarak her asırda ortaya çıkan zalim ve despotları "Deccal" diye tavsif ederek onlardan uzak kalmayı, desteklememeyi, tamir için ortaya çıkan, dine, sünnete çağıran muttaki muslihleri de "Mehdi" bilerek etrafında toplanmayı, böylelerini desteklemeyi esas edinmiştir. Bu meseleye temas eden kitaplarda her asırda Mehdi bilinen insanların isimlerine rastlanır.

    Bu inanç sayesinde, kötüler frenlenmiş, zalim ve despotlar -halk tarafından Deccal kabul edilerek, halkın bir Mehdi´nin etrafında toplanmasına meydan verme korkusuyla- büyük ölçüde hizaya gelmiş olmalıdırlar.

    Batılı sömürgecilerin yazdıklarından, onların uykusunu kaçıran bir hususun, Batı hakimiyetine düşen "yerli kavimler"deki bu Mehdiyi muntazar inancı olduğu anlaşılmaktadır. Sosyologların kitaplarında, Afrika´daki milliyetçi ve anti emperyalist hareketlerin, daima Mehdi ilan edilen yerli liderler etrafında teşkilatlanıp geliştiğinden yakınılmaktadır. Bu maksatla yapılan bir tahlil yazısında, Sudan, Somali, Senegal, Nijerya, Kamerun vs. yerlerde 19. asırda ve bu asrın ilk yarısında Batılı sömürgecilere karşı zuhur eden mehdici hareketleri ve liderlerini tanıttıktan sonra müellif, yazısını şu uyarıyla tamamlar: "Bütün bu mülahazalar, bizi mehdilik hareketinin tropikal Afrika´da sona ermediğini düşünmeye sevkediyor. Gelecekte yeni mehdici hareketleri beklemeliyiz."[16] Mehdi hareketlerindeki tahlilleriyle tanınmış bir diğer Batılı, bu hareketlerin Batılının getirdiği yeni şeylere karşı olmayıp, bu yenilikler vasıtasıyla kurulan sömürü sistemine karşı olduğunu belirtir ve şöyle bir sonuçla tahlilini noktalar: "Bu tahlilden elde edilecek bazı neticeler, yeni devletlerin yeni liderlerinin işine yarayabilir."[17] Esasen yazının, Afrika´da Batı menfaatleri doğrultusunda hakimiyet icra eden yerli liderlere yol göstermek, onları uyanık olmaya sevketmek için kaleme alınmış olduğu, ilk satırlardan itibaren anlaşılmaktadır.

    Elbette bu zihniyet, hakimiyetlerinin üzerinde Demokles´in kılıcı gibi sallanan bir inancın ciddi şekilde insanların kalplerinde yer etmesini istemeyecektir. O zihniyete alet olan kimselerden de, dünyanın her tarafında, aynı telden nameleriyle beynelmilel koroya refakat etmekten mehdilik inancını inkâr ve istihfaftan öte bir şey beklenmez.

    Mehdi inancına bizde karşı çıkanların, muteber kitaplarda gelen bir meseleyi inkârla irtikab ettikleri hatanın ötesinde, kimlere alet oldukları da böylece anlaşılmış olmalıdır. Bu inancı şarlatanların istismarı da reddetmeye haklılık kazandırmaz. Suiniyet sahiplerinin her istismar ettiği şeyi veya kötüye kullanılan her şeyi reddetmeye kalksak, elde hiçbir şey kalmaz. Bir şeyin isbat veya nefyinde ölçü, dinimiz açısından kaynaklarımız olmalıdır. Kur´an ve makbul sünnette gelen hiçbir şeyi, suistimal edenler var diye reddetmeye hakkımız yoktur.[18]



    Mehdi Ve Deccal, Şahs-I Manevî Midir?


    Hadislerde ahirzamanda çıkacak bu şahıslar öyle tasvir edilmiştir ki, hadislerin te´vilsiz, zahirî manalarını aynen kabul etmek zordur. Çünkü belirtilen evsafta normal insan bulmak mümkün değildir. Bediüzzaman, bu durumdan hareketle bu ahirzaman eşhasının, o büyük işleri çevirecek cemaatlerin lideri olacaklarını, cemaat kuvvetiyle yapılacak icraatların, hadislerde, onların temsilcisi durumunda olan "Deccal" ve "Mehdi"ye nisbet edilerek beyan edildiğini belirtir. Bediüzzaman´a has bu yorumda, ferd olarak Mehdi´yi veya Deccal´i inkâr mevzubahis değildir. Onlara izafe edilen icraatın onları bayraklaştırmış olan cemaatler, komiteler tarafından gerçekleştirileceği söylenmiş olmaktadır.

    Bediüzzaman´ın seleflerinde rastlanmayan diğer bir yoruma göre, Mehdi ve Deccal´le ilgili ihtilaflı rivayetler arasında ihtilaf mevcut değildir. Bu durum, her asırda çıkacak o manadaki şahısların farklılıklar arzedecek vasıflarını beyandır. Bu vasıfları bir kişide aramak mümkün değildir. Eserlerinde farklı yerlerde bu meselelere yer verir. Onlardan birkaç iktibas yapacağız:

    "Sual: Ahirzamanda Hazret-i Mehdi geleceğine ve fesada girmiş âlemi ıslah edeceğine dair müteaddit rivayat-ı sahiha var. Halbuki şu zaman, cemaat zamanıdır; şahıs zamanı değil! Şahıs ne kadar dahi ve hatta yüz dahi derecesinde olsa, bir cemaatin mümessili olmazsa, bir cemaatin şahs-ı manevîsini temsil etmezse; muhalif bir cemaatin şahs-ı manevîsine karşı mağlubdur. Şu zamanda -kuvvet-i velayeti ne kadar yüksek olursa olsun- böyle bir cemaat-i beşeriyenin ifsadat-ı azimesi içinde nasıl ıslah eder? Eğer Mehdi´nin bütün işleri harika olsa, şu dünyadaki hikmet-i İlahiyyeye ve kavanin-i adetullah´a muhalif düşer. Bu Mehdi meselesinin sırrını anlamak istiyoruz?

    Elcevap: Cenab-ı Hak; kemal-i rahmetinden, Şeriat-ı İslamiyye´nin ebediyetine bir eser-i himayet olarak, her bir fesad-ı ümmet zamanında, bir muslih veya bir müceddit veya bir halife-i zîşan veya bir kutb-u âzam veya bir mürşid-i ekmel veyahut bir nevi Mehdi hükmünde mübarek zatları göndermiş; fesadı izale edip, milleti ıslah etmiş; Din-i Ahmedî´yi (aleyhissalâtu vesselâm) muhafaza etmiş. Madem âdeti öyle cereyan ediyor; ahirzamanın en büyük fesadı zamanında; elbette en büyük bir müçtehid, hem en büyük bir müceddid, hem hakim, hem müdhi, hem mürşid, hem kutb-u âzam olarak bir zat-ı nuranîyi gönderecek; ve o zat da, Ehl-i Beyt-i Nebevîden olacaktır. Cenab-ı Hak, bir dakika zarfında beyne´ssema ve´l-arz alemini bulutlarla doldurup boşalttığı gibi, bir saniyede denizin fırtınalarını teskin eder ve bahar içinde bir saatte yaz mevsiminin nümunesini ve yazda bir saatte kış fırtınasını icad eden Kadir-i Zülceal; Mehdi ile de, âlem-i İslam´ın zulümatını dağıtabilir. Ve vaadetmiştir, vaadini elbette yapacaktır. Kudret-i İlahiyye noktasında bakılsa, gayet kolaydır. Eğer daire-i esbab ve hikmet-i Rabbaniye noktasında düşünülse, yine o kadar mâkul ve vukua layıktır ki, "Eğer Muhbir-i Sadık´dan rivayet olmazsa dahi, herhalde öyle olmak lazım gelir ve olacaktır" diye ehl-i tefekkür hükmeder. Şöyle ki:

    اَللّهُمَّ صَلِّ عَلى سَيِّدِنَا مُحَمّدٍ وَعلى آلِ سَيِّدِنَا مُحَمّدٍ كَمَا صَلَّيْتَ عَلى اِبْرَاهِيمَ وَعلى آلِ اِبْرَاهِيمَ في الْعَالَمِينَ اِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ

    Felillahil hamd duası -umum ümmet, umum namazında, günde beş defa tekrar ettikleri bu dua- bilmüşahede kabul olmuştur ki; Al-i Muhammed (aleyhissalâtu vesselâm), Al-i İbrahim aleyhisselam gibi öyle bir vaziyet almış ki, umum mübarek silsilelerin başında, umum aktar ve asarın mecmalarında o nuranî zatlar kumandanlık ediyorlar[19] (Haşiye) Ve öyle bir kesrettedirler ki; o kumandanların mecmuu, muazzam bir ordu teşkil ediyorlar. Eğer maddî şekle girse ve bir tesanüd ile bir fırka vaziyetini alsalar, İslamiyet dinini milliyet-i mukaddese hükmünde rabıta-i ittifak ve intibah yapsalar, hiçbir milletin ordusu onlara karşı dayanamaz! İşte o pek kesretli, o muktedir ordu, Al-i Muhammed (aleyhissalâtu vesselâm)´dir ve Hazret-i Mehdi´nin en has ordusudur.

    Evet, bugün tarih-i âlemde hiçbir nesil, şeçere ile ve senedlerle ve an´ane ile birbirine muttasıl ve en yüksek şeref ve âli haseb ve asil neseb ile mümtaz hiçbir nesil yoktur ki, Al-i Beyt´ten gelen seyyidler nesli kadar kuvvetli ve ehemmiyetli bulunsun. Eski zamandan beri bütün ehl-i hakikatin fırkaları başında onlar ve ehl-i kemalin namdar reisleri yine onlardır. Şimdi de, kemiyeten milyonları geçen bir nesl-i mübarektir. Mütenebbih ve kalpleri imanlı ve muhabbet-i Nebevî ile dolu ve cihandeğer şeref-i intisabiyle serfirazdırlar. Böyle bir cemaat-i azime içindeki mukaddes kuvveti tehyic edecek ve uyandıracak hadisat-ı azime vücuda geliyor. Elbette o kuvvet-i azimedeki bir hamiyet-i aliyye feveran edecek ve Hazret-i Mehdi başına geçip, tarik-i hak ve hakikata sevkedecek. Böyle olmak ve böyle olmasını; bu kıştan sonra baharın gelmesi gibi, adetullahtan ve rahmet-i İlahiyeden bekleriz ve beklemekte haklıyız.

    İkinci işaret, yani Altıncı işaret: Hazret-i Mehdi´nin cemiyet-i nuraniyesi, Süfyan komitesinin tahribatçı rejim-i bid´akârânesini tamir edecek; sünnet-i seniyyeyi ihya edecek; yani âlem-i İslamiyette risalet-i Ahmediyye (s.a.s.) inkâr niyetiyle Şeriat-ı Ahmediyyeyi (s.a.s.) tahribe çalışan Süfyan komitesi, Hazret-i Mehdi cemiyetinin mucizekâr manevî kılıncıyla öldürülecek ve dağıtılacak.

    Hem âlem-i insaniyette inkâr-ı Uluhiyet niyetiyle medeniyet ve mukaddesat-ı beşeriyyeyi zir ü zeber eden Deccal komitesini, Hazret-i İsa (aleyhissalâtu vesselâm)´nın din-i hakikisini İslamiyet´in hakikatiyle birleştirmeye çalışan hamiyetkâr ve fedakâr bir İsevî cemaati namı altında ve "Müslüman İsevîler" ünvanına layık bir cemiyet, o Deccal komitesini, Hazret-i İsa aleyhisselam´ın riyaseti altında öldürecek ve dağıtcak; beşeri, inkâr-ı Uluhiyetten kurtaracak..

    Şu mühim sır pek uzundur. Başka yerlerde bir nebze bahsettiğimizden, burada bu kısa işaretle iktifa ediyoruz.

    On yedinci Mesele: Rivayette var ki: "Deccal çıktığı gün bütün dünya işitir ve kırk günde dünyayı gezer ve harikulâde bir eşeği vardır."

    Allahu a´lem, bu rivayetler tamamen sahih olmak şartıyla te´villeri şudur: Bu rivayetler mu´cizane haber verir ki: "Deccal zamanında vasıta-i muhabere ve seyahat o derece terakki edecek ki, bir hâdise bir günde umum dünyada işitilecek. Radyo ile bağırır, şarkgarp işitir ve umum ceridelerinde okunacak. Ve bir adam kırk günde dünyayı devredecek ve yedi kıt´asını ve yetmiş hükümetini görecek ve gezecek" diye, zuhurundan on asır evvel telgraf, telefon, radyo, şimendifer, tayyareden mu´cizane haber verir. Hem Deccal, deccallık haysiyetiyle değil, belki gayet müstebid bir kral sıfatiyle işitilir. Ve gezmesi de, her yeri istila etmek için değil, belki fitneyi uyandırmak ve insanları baştan çıkarmak içindir. Ve bindiği merkebi ve himarı ise, ya şimendiferdir ki, bir kulağı ve bir başı cehennem gibi ateş ocağı, diğer kulağı yalancı cennet gibi güzelce tezyin ve tefriş edilmiş. Düşmanlarını ateşli başına, dostlarını ziyafetli başına gönderir. Veyahud onun eşeği, merkebi, dehşetli bir otomobildir veya tayyaredir veyahud.. (sükut lazım!)

    On dokuzuncu Mesele: Rivayetlerde, ahirzamanın alâmetlerinden olan ve Al-i Beyt-i Nebevîden Hazret-i Mehdi´nin (radıyallahu anh) hakkında ayrı ayrı haberler var. Hatta birkısım ehl-i ilim ve ehl-i velayet, eskide onun çıkmasına hükmetmişler.

    Allahu a´lem bissavab, bu ayrı ayrı rivayetlerin bir te´vili şudur ki: "Büyük Mehdi´nin çok vazifeleri var. Ve siyaset âleminde, diyanet âleminde, saltanat âleminde, cihad âleminde çok dairelerde icraatları olduğu gibi.. her bir asır me´yusiyet vaktinde, kuvve-i maneviyesini te´yid edecek bir nevi Mehdi´ye veyahud Mehdi´nin onların imdadına o vakitte gelmek ihtimaline muhtaç olduğundan, rahmet-i İlahiye ile her devirde belki her asırda bir nevi Mehdi Al-i Beyt´ten çıkmış, ceddinin şeriatını muhafaza ve sünnetini ihya etmiş.Mesela: Siyaset âleminde Mehdi-i Abbasî ve diyanet âleminde Gavs-ı Âzam ve Şah-ı Nakşibend ve aktab-ı erbaa ve on iki imam gibi Büyük Mehdi´nin bir kısım vazifelerini icra eden zatlar dahi, Mehdi hakkında gelen rivayetlerde, -medar-ı nazar Muhammed (aleyhissalâtu vesselâm) olduğundan- (rivayetler) ihtilaf ederek, bir kısım ehl-i hakikat demiş: "Eskide çıkmış." Her ne ise. Bu mesele Risale-i Nur´da beyan edildiğinden, onu ona havale ile, burada bu kadar deriz ki:

    Dünyada mütesanid hiçbir hanedan ve mütevafık hiçbir kabile ve münevver hiçbir cemiyet ve cemaat yoktur ki, Al-i Beyt´in hanedanına ve kabilesine ve cemiyetine ve cemaatine yetişebilsin.

    Evet yüzer kudsî kahramanları yetiştiren ve binler manevî kumandanları ümmetin başına geçiren ve hakikat-ı Kur´aniye´nin mayası ile ve imanın nuriyle ve İslamiyetin şerefiyle beslenen, tekemmül eden Al-i Beyt, elbette ahirzamanda şeriat-ı Muhammediyeyi ve hakikat-ı Furkaniye´yi ve sünnet-i Ahmediye´yi (a.s.m.) ihya ile, ilan ile, icra ile başkumandanları olan "Büyük Mehdi"nin kemal-i adaletini ve hakkaniyetini dünyaya göstermeleri gayet mâkul olmakla beraber, gayet lazım ve zaruri ve hayat-ı ictimaiye-i insaniyedeki düsturların muktezasıdır." [20]

  3. #3
    abdi1 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    18-01-2007
    Mesajlar
    3,912
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    6
    Kardeşim Kickboxer

    Hz.Peygamber s.a.v son peygamber değilmi.Başka peygamber gelmeyeceği beyan edilmedimi.İsa a.s Peygamber değilmi !..
    Allahtan başka ilah yok.Son Peygamber Hz.Muhammed Mustafa s.a.v.
    Hiçbir peygamber zaten.Manen ölmez.İsa.a.s. doğumuda Ölümüde metafiziktir.Onun ceseden dünyadan ayrılması dünyadaki ölümüdür..
    Hiç bir yaratılmış beşer.Dünyaya birdaha gelmez.Allahın böyle bir sistemi yok.


    Lâlaheillallah Hu Vâhdehula Şerikeleh,Le Hül Mülkü Vele Hül Hâmdu Ve Âla Külli Şeyin Kadir
    Benim Gibi Niçin İnanmamış Diye,O Hem Cinsimi Yermek, Benim İnancım ve Yaşantımla bağdaşmıyor, her Hangi Bir Şahsı Aşağılamak, Hakkı Kimseye Verilmemiştir!..

    Pir.H. Galip Hasan Kuşçuoğlu

    ALLAH:hzALLAH

  4. #4

    Kayıt Tarihi
    06-01-2007
    Mesajlar
    394
    Karizma Gücü
    0
    İSA a.s.BİR BEŞER GİBİ GELİŞİ YERSİZDİR !..Hz.Kuranda Buna dair kesin bir hüküm yoktur.Kesin Emri İlahi olmayan bir şeye inanmakta Muhaldir.

    İsa a.s. ma MUHAMMEDİLERİNDE Hırıstiyan alemi kadar Muhabetimiz var.Allah Şefaatine Nail KILSIN.Ama İlahlaştırmayalım.İsa a.s. Geri gelecek demek Allahın Zati sıfatlarına Uygun Olmadığı için, Biz Kuranın Ahkamına göre ,Gelmiyecek Diyoruz.

    Ama Getirdiği Ahkam Neşnuneva bulacak derseniz, Zaten bu gün Rönesansla zamana uyum sağlamayı bilen,İseviler bugün Alemde Dünyanın zirvesinde !..Bu Anlamda Geliş ise kastınız kabul.

    Kuran-ı Kerimde İsa a.s. geri gelecek diye bir Hüküm yoktur.Zaten Çarmıha gerilen İsa a.s.mı muhbir eden 12 havariundan birisi idi.Hz.Allah İsa a.s.mı dördüncü kat semavata aldı.Çarmıha gerilip acı çeken.İsa a.s.ma Hainlik eden Muhbirdi.. Hz.Allahın Beyanına göre olay budur.Geri Gelecek meselesi,ALLAH'IN ZATİ SIFATLARINA UYGUN DEĞİLDİR !...Hz.Allah Yarattığı beşerin Gücüne MUHTAÇMIDIR !...
    Lâlaheillallah Hu Vâhdehula Şerikeleh,Le Hül Mülkü Vele Hül Hâmdu Ve Âla Külli Şeyin Kadir.

    Bu Münakaşanın Kıyamete kadar sürmesine İzin Vermeyelim.Zira ne Akli, Ne Mantıki, Nede Dini Bir gerekçeye dayanmayan ALLAHIN SIFATLARINA TERS DÜŞEN BU YERSİZ İDİAYI Bir Beşer olarak daha nezamana kadar,devam edeceğini söyleyebilirmisiniz !..PEYGAMBER EFENDİLERİMİZİN CÜMLESİ İLAH DEĞİLLER !.ALLAHA MAHSUS GÜCÜ PEYGAMBER EFENDİLERİMİZE MAL ETMEK Ne ZAHİRİ Ne De BATINİ İLİMLE BAĞDAŞMAZ.
    Peki Gelirse Bir Beşer olarak ne yapacak,Söyleyebilirmisiniz.
    PEYGAMBERLER İLAH DEĞİL Kİ !..

    Peygamberlerinde Evliyaullahında Ruhaniyetleri Daim Mevcuttur.
    "Zaten Ölen Birşey Yoktur.Ruhlar Cesetsiz olarak Bakidir !..Yevmül Mahşerde Tekrar Dünya Hayatında olduğu gibi Cesedli Olarak Halk olunacağını Hz.ALLAH Kuranı Azimüşanda Beyan EDER !.."

    Bir Beşer Olarak gelecek Derseniz ,MUHAMMEDİLERİN İMANI ODURKİ !.
    HAYIR GELMEYECEK !..


    SENDE EHLİ KİTAP OLARAK BU İMANA UYMALISIN.ZİRA HZ.ALLAH EHLİ KİTAPTA FARK OLMADIĞINI ZAMANA GÖRE YAŞANTILARININ ŞEKİL DEĞİŞTİRDİĞİNİ İFADE EDER.

    ULEMALARIMIZ SÖYLEMİYOR AMMA, KURANI AZİMÜŞANIN HAKİKATI ODURKİ,ADEM A.S. DAN KIYAMETE KADAR GELEN TEK DİN VARDIR İSLAMDIR.HİÇ BİR PEYGAMBER EFENDİMİZ DİN GETİRMEMİŞTİR ONUN İÇİN TEK DİN İSLAMDIR BUYURUYOR HZ.ALLAH,

    ALLAH VAR DİYEN MÜSLÜMANDIR.BÜTÜN PEYGAMBER EFENDİLERİMİZİN ELÇİLİK VAZİFELERİNDE FARK YOKTUR.CÜMLESİ HZ.ALLAH'IN KULUDUR VE RESULUDUR !...MÜŞTEREK İMANIMIZ BUDUR !..

    Hz.Pir Es Seyyid H.Gâlip Hasan Kuşçuoğlu


    .
    Hüdâ’nın ulu dergâhı gönüldeki HOŞGÖRÜ, Mutasavvifînin sermâyesidir.

  5. #5
    abdi1 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    18-01-2007
    Mesajlar
    3,912
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    6
    İSA (ALEYHİ’S-SELAM)’IN TEKRAR DÜNYAYA GELECEĞİNE İNANMAK HAZRET-İ KUR’AN-A, MUHAMMED MUSTAFA (S,T,A,V,) EFENDİMİZ’İN AHİR ZAMAN PEYGAMBERİ OLUŞUNA VE HAKİKAT TECELLİSİNE TERS DÜŞMÜYOR MU ? BİR ALLAH ELÇİSİ DİĞER ALLAH ELÇİSİNE ÜMMET OLMAZ. HEPSİ BİRİ DİĞERİNİN KARDEŞİDİR

    Hazret-i ALLAH Kur’an-ı Kerim’de:
    “Biz peygamberleri ancak müjdeleyiciler, uyarıcılar olarak göndeririz. Kim onlara inanır ve kendini düzeltirse onlara korku yoktur ve onlar mahzun da olmayacaktır.” (En’am Suresi 48)

    Güç, kuvvet Hazret-i ALLAH’a mahsustur. Peygamber efendilerimiz Hazret-i ALLAH’ın verdiği güç ve kuvvet dışında hiç bir güce ve iradeye sahip ve muktedir değillerdir. Her şey ALLAH’ın yed-i kudretindedir. Aksini düşünmek şirktir.

    Cümle peygamberler Hazret-i ALLAH’ın ezel-i ervahta özel yarattığı elçileridir. Yaratılışları günah işlemeye müsait olmadıkları gibi, kemalatları da kendi eserleri değildir. Gerçeklere bu açıdan bakarsak İsa (aleyhi’s-selam)’ı tekrar dünyaya getirmek zevkinden vazgeçeriz, inşaALLAH.

    Tertip ve tanzim-i ilahi olan, her yönünden metafiziğin zuhuru bariz görülen İsa (aleyhi’s-selam)’ın dünyaya geliş ve gidişinin mana tecellisine zahiri kılıf bulamayanlar Hazret-i İsa (aleyhi’s-selam)’ı dünyaya tekrar getirmek ihtiyacı ile Kur’an-ı Kerim’de uygun ayet aradılar. Zuhruf Suresi’nin 61. ayetinde bulduklarını meal ve tefsirlere yazdılar. Ayet-i celile mealen şöyledir:

    “Şüphesiz ki, o kıyamet için bir bilgidir. Sakın onda şüpheye düşmeyin ve bana uyun. Çünkü bu dosdoğru yoldur.”

    Bu ayet-i celilenin neresinden İsa (aleyhi’s-selam)’ın tekrar dünyaya geleceğini çıkardılar? Hayret!.. Gelmesi ile neyi sağlayacaklar? Onu da anlamış değiliz.

    Türk milletinin medar-ı iftiharı, kendi kendini yetiştirmiş, bir buçuk sene Diyanet İşleri Başkanlığı vazifesinde bulunmuş, Suudi Arabistan’ın merkezi Riyad’ta İmam Muhammed Üniversitesi’nde yedi sene tefsir öğretmenliği yapan Prof. Dr. Süleyman Ateş Efendi Yüce Kur’an’ın çağdaş Tefsiri’nde gerçeği şöyle anlatıyor:

    Müfessirler bu ayeti İsa (aleyhi’s-selam)’ın gökten ineceğine delil sayarlar ve bu konuda bazı hadisler de zikrederler. Gerçek de ayette böyle bir delil ve anlam yoktur. Nitekim Taftazani ve bazı alimler de ayette İsa’ nın ineceği hakkında bir delil görmemişlerdir.”

    İşte metafizik olayı maddeye dönüştürmenin gülünç çabası. Hazret-i Muhammet Mustafa (s,t,a,v) Efendimiz’i son peygamber göstermeme çabası. Sakınha, ”İsa (aleyhi’s-selam)’ın peygamberliği feshedilerek Peygamber Efendimiz’e ümmet olarak dünyaya gönderilecek” gafletine düşmeyesin. ALLAH verdiğini geri almaz. Bu türlü düşünmek imanı tehlikeye düşürür! Bu düşüncenle ALLAH elçilerini tanımamış ve biri birinden ayırt etmiş olursun ki, tertib-i ilahiye ters düşersin. İmanın şartı olan Amentü’nün manasına halel getirmiş olursun, dikkat!..


    Hz.Pir Es Seyyid H.Gâlip Hasan Kuşçuoğlu
    Metafizik 1 adlı eserinden alındı.
    Benim Gibi Niçin İnanmamış Diye,O Hem Cinsimi Yermek, Benim İnancım ve Yaşantımla bağdaşmıyor, her Hangi Bir Şahsı Aşağılamak, Hakkı Kimseye Verilmemiştir!..

    Pir.H. Galip Hasan Kuşçuoğlu

    ALLAH:hzALLAH

  6. #6
    Kickboxer adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    11-05-2006
    Mesajlar
    976
    Karizma Gücü
    7
    Zuhruf suresi
    59. İsa, sadece, kendisine nimet verdiğimiz ve İsrailoğulları'na örnek kıldığımız bir kuldur.

    60. Eğer dileseydik, içinizden yeryüzünde sizin yerinize geçecek melekler yaratırdık.



    61. Şüphesiz O Kıyametin (kopacağının) bir bilgisidir. Artık onun hakkında asla şüphe etmeyin, bana uyun, bu doğru bir yoldur.


    "Şüphesiz ki o, Saatin ilmidir. Onda hiç şüpheye düşmeyin" buyruğu ile ilgili olarak el-Hasen, Katade ve Said b. Cübeyr: Kur´ân-ı Kerim´i kastetxmektedir, demişlerdir. Çünkü o kıyametin gelişinin yakınlığını göstermekte veya onun vasıtası ile kıyametin dehşetli durum ve halleri bilinebilmektedir.

    İbn Abbas, Mücahid, ed-Dahhak, es-Süddî ve yine Katade şöyle demektexdirler: Bundan maksat, İsa (a.s)´ın çıkışıdır. İşte bu da kıyametin alametlerin-dendir. Çünkü Deccal´in çıkışı kıyametin alametlerinden olduğu gibi, kıyamextin kopmasından az bir süre önce yüce Allah İsa´yı semadan indirecektir.

    İbn Abbas, Ebu Hureyre, Katade, Malik b. Dinar ve ed-Dahhak "ilmidir" anlamındaki kelimeyi "ayn" ve "lam" harflerini üstün olarak, diye okumuşlardır ki, "emaresi (alameti)dir" anlamındadır.

    İkrime´den ise iki "lam" ile: " Bilinmesi içindir" diye okuduğu rivaxyet edilmişse de bu mushaflara muhaliftir.

    Abdullah b. Mesud´dan şöyle dediği nakledilmektedir: Rasûlullah (sav)´ın İsra´ya götürüldüğü gece İbrahim, Musa ve İsa (hepsine selam olsun) ile karxşılaştı. Kıyametin kopuşunu sözkonusu ettiler. Önce İbrahim´den başlayarak ona kıyamete dair soru sordular. Onda bu hususa dair bir bilgi yoktu. Sonxra Musa´ya sordular, onda da buna dair bir bilgi yoktu. Nihayet söz sırası Merxyem oğlu İsa´ya gelince, dedi ki: Meydana gelmesinden önce bana bir ahit verilmiş bulunuyor. Ne zaman gerçekleşeceğine gelince, onu aziz ve celil olan Allah´tan başkası bilmez deyip Deccal´in çıkışını sözkonusu etti ve: İnip onu öldüreceğim dedi. Sonra da (İbn Mesud) hadisin geri kalan bölümünü zikxretti. Bu hadisi İbn Mace, Sünen´inde rivayet etmiş bulunmaktadır. [76]

    Müslim´in, Sahih´inde de şöyle denilmektedir: "O -yani Mesih ed-Deccal-bu halde iken Allah Meryem oğlu Mesih´i gönderecek, o da Dımaşk´ın doxğu taraflarında Beyaz minarenin yakınında, ellerini iki meleğin kanatlarını üzexrine koymuş olduğu halde, iki elbiseye bürünmüş olarak inecek. Başını aşağı doğru eğdi mi damlayacak, yukarı doğru kaldırdı mı ondan inci tanexlerini andıran inci suretinde yapılmış gümüş taneleri yuvarlanacak. (Yağmur yağmasından kinayedir.) Onun nefesinin kokusunu alan bir kâfir mutlaka ölexcek. Nefesi de gözü ile gördüğü en ileri noktaya kadar ulaşacak. Nihayet (İsa) onu (Deccal´i) takibe koyulacak ve ona Lud kapısında yetişip öldürecek..." [77]

    es-Sa´lebî, ez-Zemahşerî ve başkalarının Ebu Hureyre yoluyla zikrettiklexri rivayetlere göre Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur: "Meryem oğlu İsa sexmadan Vefık diye adlandırılan Arz-ı mukaddesteki bir tepe üzerine, sarımt-rak iki elbiseye bürünmüş olarak inecek. Saçları yağlanmış olacak, elinde de kendisi ile Deccal´i öldüreceği bir harbe bulunacak. İnsanlar ikindi namazınxda imamla namaz kıldıkları bir sırada Beytu´l-Makdis´e gelecek, imam geri çexkilmek isteyecek, fakat İsa (a.s) onu öne geçirecek ve Muhammed (sav)´ın şeriati üzere arkasında namaz kılacak. Sonra da domuzları öldürecek, haçı kıracak, havra ve kiliseleri yıkacak, ona iman edenler müstesna, hristiyan-ları öldürecek." [78]

    Halid´in rivayetine göre de el-Hasen şöyle demiştir: Rasûlullah (sav) buxyurdu ki: "Peygamberler baba bir kardeşler (gibi)dir. Onların anneleri ayrı olmakla birlikte, dinler birdir. İnsanlar arasında Meryem oğlu İsa´ya en yaxkın benim. Çünkü benim ile onun arasında bir peygamber yoktur. O semaxdan ilk inecek kişi olup haçı kıracak, domuzu öldürecek ve İslama girmelexri için insanlarla savaşacaktır. "[79] el-Maverdî dedi ki: İbn İsa´nın bir toplulukxtan naklettiğine göre onlar şöyle demişler: İsa indi mi Allah´tan aldığı emirxlere göre insanlara emir verip, yasaklar koyan o dönemin bir rasûlü olmaxsın diye mükellefiyet kaldırılmış olacaktır
    .

    Ancak bu, şu üç husus sebebiyle reddedilecek bir görüştür. Birincisi ha-dis-i şeriftir, çünkü dünyanın kalması dünyada mükellefiyetin kalmasını gexrektirir. Diğer taraftan o marufu emreden, münkerden alıkoyan birisi olarak inecektir. Yüce Allah´ın ona vereceği emirlerin İslâmı desteklemek, İslâmın gereklerini emretmek ve insanları İslama davet etmek ile münhasır olacağı da reddolunacak bir şekil değildir.

    Derim ki: Müslim´in, Sahih´inde ve İbn Mace´de sabit olduğuna göre Ebu Hureyre şöyle demiştir: Rasûlullah (sav) buyurdu ki: "Andolsun Meryem oğxlu İsa adaletli bir hakem olarak inecektir. Haçı kıracaktır, domuzu öldürecekxtir, cizyeyi kabul etmeyecektir. Andolsun genç develer başıboş bırakılacak, onlara çobanlık eden olmayacaktır. Düşmanlık, nefret ve kıskançlık yok olup, gidecektir. Malın alınması için çağrıda bulunacak, fakat kimse onu kabul etxmeyecek. "[80]

    Yine Ebu Hureyre´den şöyle dediği rivayet edilmiştir: Rasûlullah (sav) buxyurdu ki: "İmamınız kendinizden iken -bir rivayette: sizden olan ile size imam olmuşken- Meryem oğlu (İsa) aranızda ineceği vakit haliniz ne olacak?" İbn Ebi Zi´b dedi ki: "İmamınız sizden olan ile size imam olmuşken ne dexmek biliyor musun? (el-Velid b. Müslim): Bana haber verirsen öğrenirim, dexdim. Dedi ki: Rabbinizin Kitabı ile peygamberiniz (sav)´ın sünneti ile size imamlık ederse" demektir. [81]

    İlim adamlarımız -Allah´ın rahmeti üzerlerine olsun- dediler ki: İşte bu İsa (a.s)´ın peygamberimiz Muhammed (sav)´ın dininin unutulmuş olan birtakım hükümlerini uygulamaya koymak üzere bir yenileyici (müceddid) olarak inexceği hususunda açık bir nasstır. Yoksa yeni bir şeriat ile de inmeyecektir, müxkellefiyet de -gerek burada, gerekse de "et-Tezkire" adlı eserimizde açıklaxdığımız üzere- olduğu gibi devam edecektir.

    Bir açıklamaya göre "şüphesiz ki o Saatin ilmidir." Yani muhakkak ki İsa´nın ölüleri diriltmesi kıyametin kopacağına ve ölülerin diriltileceğine delildir. Bu açıklamayı İbn İshak yapmıştır.

    Derim ki: "Şüphesiz ki o" buyruğunun şüphesiz ki Muhammed (sav) saxatin ilmidir anlamında olma ihtimali de vardır. Buna Peygamber (sav)´ın: "Ben ve kıyamet şu ikisi gibi gönderildik" deyip şehadet parmağı ile orta parmaxğını yanyana getirmesi delil teşkil etmektedir. Bunu Buharı ve Müslim rivaxyet etmiştir. [82]

    el-Hasen dedi ki: Kıyamet alametlerinin ilki Muhammed (sav)´dır.

    "Onda hiç şüpheye düşmeyin." Yani kıyamet hakkında hiç şüphe ve te-reddütünüz olmasın. Bu açıklamayı Yahya b. Sellam yapmıştır.

    es-Süddî de: Onu yalanlamayın, onun geleceği hususunda tartışmayın. Çünkü o(nun gelişi) kaçınılmaz olarak gerçekleşecektir, demiştir.

    "Bana uyun." Tevhidde ve Allah´tan size getirdiğim tebliğlerde.

    "Dosdoğru yol işte budur." Yani yüce Allah´a ya da cennete giden dosxdoğru yol budur.

    "Bana uyun" buyruğunda Yakub her iki halde (vasıl ve vakf halxlerinde) de "ye"yi sabit olarak okumuştur. Aynı şekilde: " Ve bana itaat edin" (ez-Zuhruf, 43/63) buyruğunu da böyle okumuştur. Ebu Amr ve Nafî´den rivayetle İsmail ise vasıl halinde "ye"yi isbat ederken, vakıf halinxde isbat etmemişlerdir. Diğerleri ise her iki halde de "ye"yi hazfederler.

    "Şeytan sizi asla alıkoymasın." Onun vesveselerine ve batıl uğrunda müxcadele eden kâfirlerin ortaya attıkları şüphelere aldanmayın. Şüphesiz peyxgamberlerin şeriatleri tevhid hususunda da kıyamet bilgisine dair ve ayrıca (bu bilginin) ihtiva ettiği cennet ya da cehennem hakkında vermiş olduklaxrı haberlerde hiçbir farklılık göstermez.

    "Çünkü o sizin apaçık bir düşmanınızdır" buyruğu daha önce el-Baka-ra Sûresi´nde (2/168. âyet, 4. başlıkta) ve başka yerlerde geçmiş bulunmakxtadır. [83]







    AYRICA BAZI CAHILLER Ali IMRAN 55 AYETINE GÖRE HZ: ISANIN ÖLDÜGÜNÜ SÖYLIYORLAR.


    55- Hani Allah İsaya şöyle demişti: "Ey isa seni vefat ettirecek bexnim. Seni katıma yükseltecek, kafirlerden seni tertemiz olarak ayıracak, sana tabi olanları kıyamet gününe kadar kafirlerden üstün kılacak ta bexnim. Sonra dönüşünüz yine banadır. İhtilaf ettiğiniz konularda aranızda hükmümü vereceğim.

    Bir zaman Allah İsaya şöyle demişti: "Ey İsa, ben seni, diri olarak yeryüxzünden alacağım ve katıma yükselteceğim. Seni, Peygamberliğini inkar edenlerxden kurtarıp arındıracağım. Senin şeriatın üzere yürüyerek sana tabi olanları, kıxyamet gününe kadar Peygamberliğini inkâr edenlerden üstün kılacağım.

    Ey, İsa hakkında ihtilaf edenler, kıyamet gününde dönüşünüz banadır. O tabi olup olmama hususunda ki ihtilaflarınızda aranızda hükmümü vereceğim."

    Âyet-i kerimede geçen ve "seni vefat ettirecek benim." şeklinde tercüxme edilen ifadesi, mUfessirler tarafından çeşitli şekillerde izah edilmiştir.

    a- Rebi1 b. Enes ve Hasan-ı Basriye göre bu ifadeden maksat, "Ben seni uyutup, uyku halindeyken kaldırıp katıma yükselteceğim." demektir. Bu hususta Hasan-ı Basri, Resulullahm Yahudilere "Şüphesiz ki İsa ölmedi. O, kıyamet kopmadan önce tekrar size dönecektir." buyurduğunu rivayet etmiştir.

    b- Matarül Verrak, Hasan-ı Basri, İbn-i Cüreyc, Kâ´bul Ahbar, Muham-med b. Cafer ve İbn-i Zeyde göre ise burada zikredilen "Vefat ettirme"den makxsat, yeryüzünden alıp yukarı kaldırmaktır. Bu hususta Kâ´bul Ahbar diyor ki: "Aziz ve Celil olan Allah, Meryemoğlu İsayı, insanları kendi yoluna davet eden, onlan müjdeleyen bir Peygamber olarak gönderdiği halde elbette ki onu (bu göxrevini yerine getirmeden) Öldürecek değildi. İsa, kendisine uyanların azlığını ve kendisini yalanlayanların çokluğunu görünce bu durumu Aziz ve Celil olan Al-laha şikayet etmiş. Allah da ona "Ben seni vefat ittireceğim ve kaldırıp kendime alacağım." diye vahyetmiştir. Allah, "Benim nezdime yükselttiğim kimse ölü olmaz. Ben seni, bir gözü kör olan Deccala karşı göndereceğim. Sen onu öldüxreceksin ve ondan sora yirmi dört sene yaşayacaksın. Onda sonra ise seni gerçek Ölümle öldüreceğim." demiştir. Kâ´bul Ahbar diyor ki: "Resulullahın şu hadisi, bu zikredileni doğrulamaktadır. "Benim, başında, İsanın da sonunda bulunduğu bir ümmet nasıl helak olabilir?"

    c- Vehb b. Münebbih ve Abdullah b. Abbastan nakledilen diğer bir görüxşe göre buradaki "Vefaf´dan maksat, gerçekten Öldürmedir. Bu hususta Vehb diyor ki: "Allah teala, Meryemoğlu İsayı gündüzleyin üç saat öldürdü. Sonra onu çekip kendine aldı.

    d- Diğer bir kısım âlimlere göre ise buradaki âyet-i celilerin cümlelerixnin dizisinde takdim tehir vardır. Ayetin mânâsı şöyledir: "Hatırla o zamanı ki, Allah, İsaya "Ben seni kendime yükselteceğim. Seni kâfirlerin iftiralarından arındıracağım ve seni tekrar yeryüzüne indirdikten sonra vefat ettireceğim,"

    Taberi diyor ki: "Bu görüşlerden tercihe şayan olanı, buradaki "Vefat etxtireceğim." ifadelerinden maksadın "Seni yeryüzünden kaldınp kendime yükselxteceğim." demek olduğunu söyleyen görüştür. Zira, Meryemoğlu İsanın tekrar yeryüzüne ineceğine, Deccalı öldüreceğine, belli bir müddet yaşadıktan sonra öleceğine, ve müslümanlann onun cenazesini kılıp defnedeceklerine dair, Resu-lullahtan mütevatir haberler zikredilmiştir. Şu hadis-i şerifler de bunlardandır. Ebu Hureyre (r.a.) Resulullah (s.a.v.) in şöyle buyurduğunu rivayet ediyor:

    "Ruhum, kudret elinde olan Allaha yemin olsun ki, adaletli bir hakem olarak Meryemoğlu İsanın içinize inmesi yakındır. O, haçı kıracak, domuzu ölxdürecek ve cizye almayı kaldıracak. (Yani ehl-i kitaptan cizye alarak dinleri üzerinde kalmalarını kabul etmeyecek, mutlaka mü si uman olmalarını isteyecekxtir.) Mal bollaşacak öyle ki kimse ona iltifat etmeyecektir. [125] Hadisin devamı Müsnedde şöyledir:

    "Meryemoğlu İsa, "Feccir Revha" denen yerden Hac veya Umre yapmak yahut da her ikisini birlikte yapmak için ihrama girecektir. [126]

    Diğer bir rivayette, Ebu Hureyre,. Resuluîlahın şöyle buyurduğunu zikretxmiştir.

    "Peygamberler baba bir kardeşlerdir. Dinleri bir, anneleri ise farklıdır. Ben, insanların, Meryemoğlu İsaya en layık ve en yakın olanıyım. Çünkü bexnimle onun arasında herhangi bir Peygamber yoktur. O, mutlaka yeryüzüne inexcektir. Siz onu gördüğünüz zaman tanıyın. O, orta boylu, beyaz ve kmnızı tenli, saçları düz olan biridir. Başına herhangi bir ıslaklık dokunmasa dahi, sanki baxşından su damlar gibidir. O, iki sarımtırak elbisenin içinde olacaktır. O, haçı kıxracak, domuzu öldürecek, cizyeyi kaldıracak ve diğer dinleri ortadan kaldıraxcaktır. Onun zamanında Allah, İslamın dışındaki bütün dinleri helak edecektir. Yine Allah, onun zamanında, yalancı Deccal Mesihi helak edecek, yeryüzünde güvenlik hakim olacaktır. Öyle ki develer arslanlarla, sığırlar kaplanlarla, koxyunlar kurtlarla birlikte otlayacaklar, çocuklar gençler, yılanlarla oynayacaklar ve bunlar, birbirlerine zarar vermeyeceklerdir. İsa yeryüzünde Allahın dilediği kadar kalacak (Ebu Davudun rivayetinde kırk yıl kalacak şeklindedir) Sonra vexfat edecek, Müslümanlar onun cenazesini kılıp defnedeceklerdir. [127]


    Taberi diyor ki: "Şayet Allah teala, Hz. İsayı öldürmüş olsaydı, artık onu bir daha öldürmesi söz konusu olmazdı. Zira Allah teala, herhangi bir kulunu iki kere öldürmez. O bize, kullarını yaratacağını sonra öldüreceğini sonra da tekrar dirilteceğini belirtmiştir. Bu husus şu âyet-i kerimede açıkça zikredilmiştir. "Sizi yaratan sonra nzıklandıran, sonra Öldüren ve sonra diriltecek olan Aîlah-tır... [128]

    Taberi sözlerine devamia diyor ki: "Her ne kadar bu âyet-i kerime Hz. İsaya ait haberleri zikrediyor ise de aslında bu, Resulullah ile İsa hakkında tarxtışmaya girişen Hristiyan Necran heyetine karşı, Resulullaha bir delildir. İsanm, öldürülmediğini ve aşılmadığını ortaya koymaktadır."



    İmam Rabbani:

    Bir başka hadis-i şerifte ise, Resulullah Efendimiz şöyle buyurdu:

    "Ashab-ı Kehf, İsa'nın yardımcıları olacaklardır." İsa (as) Mehdi zamanında yere inecektir. Mehdi, Deccal'in katlinde İsa'ya (as) muvafakat eder. Onun saltanatı zamanında, Ramazan ayının on dördünde Güneş tutulacaktır; o ayın ilkinde ise ay kararacak. Bunların oluşu, adetin ve müneccimlerin hesabı hilafına (tahmin edilmeyen, umulmadık şekilde) olacaktır. (İmam Rabbani, Mektubat, c. 2, 380. Mektup, s. 1162-1163)

    "Aradan bin sene geçtikten sonra, Mehdi'nin gelişi de bunun içindir. Onun mübarek kudumünü (gelişini), Hatem'ür-resül Resullullah (sav) Efendimiz müjdelemiştir. İsa (a.s.) dahi aradan bin sene geçtikten sonra, nüzul edecektir (inecektir)..." (İmam Rabbani, Mektubat, c. 1, 209. Mektup, s. 440)

  7. #7
    abdi1 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    18-01-2007
    Mesajlar
    3,912
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    6
    ADEM TOPLUMLARI ALLAH ELÇİLERİNİ K&#220L OLARAK NEDEN KABUL EDEMEYİP CANLARINA KASTETTİLER?


    Üzerinde mutlaka durulması lazım gelen önemli gerçek!

    Teknoloji ve medeniyetin doruğa çıktığı bugün dahi bu türden anormallikler devam ediyor. Hastalığın virüsünü yani mikrobunu görmek için mikroskoba gerek yok. Hiçbir alete ihtiyaç duymadan, metafizik rahmetinden bakarsan gerçeği her an görebilirsin. Düşmanlıklar, tarih boyu böyle oldu. Bugün de böyledir.
    Dini kurallar ki, ALLAH’ın tertip ve tanzimini aklın üretimine denk getirebiliyor, nefsani duygulara eşdeğer gösterebiliyor isen sorun yok; eğer metafizik den bahsediyor isen elbet gerçek bu. Nakli akla dönüştüren, beş duyunun esiri materyalistlere ters düştün, dananın kuyruğunu koparttın! ALLAH yardımcın olsun!.

    ALLAH elçilerinin cümlesi Peygamberimiz Efendilerimiz’in hayatlarına bak. Materyalistlerin zulme dönüşen icraatlarını fazlası ile göreceksin:

    Nuh (aleyhi’s-selam)’ın ümmetinden gördüğü ezaya, cefaya sebep ne idi?!.. Suçu Hazret-i ALLAH’ın emrine icabet ederek, deniz olmayan yerde ALLAH’ın emr-i ilahisi ile gemi yapması. Maddeden başka bir şey kabul edemeyen, mana cahili cemaatlerin maddede zuhurunu gördüğü zaman yine bir şey anlayamadığı metafizik olay değil mi?...

    Hazret-i ALLAH’ın “halilim” yani “sevgilim” hitabı ile ALLAH tarafından övülmüş İbrahim (aleyhi’s-selam)’ın günahı ne idi ki, mancınıkla ateşe atıldı?.. Gerçeklerin ifşası metafizik olayları akılcılar batıl inançlarına sığdıramadıkları için, gerçek imanı yakıp, kurtulmak istediler. Zira gerçeğin zuhuru ve yayılması hakikat yoksunu müşriklerin hurafeye kaptırdıkları inançlarının sonu demekti.

    Hükümdarlar tahtlarını hakikat dışı telkinlerle kurmuşlar, kendilerinin ilahlığını ilan etmişler... Başka ilah kabul edemezlerdi. Etmeleri de mümkün değildi. Çünkü düzenleri ve saltanatları hakikat kabul edemeyen, yalan, hurafe ve entrika üzerine kurulmuştu.

    Musa (aleyhi’s-selam)’ın dünyaya geleceği ve dünyada mevcudiyeti Firavun’u niçin telâşa düşürmüştü ki, dünyaya gelen bilumum erkek çocuklarını öldürttürüyordu?!. Firavun’u kahreden Musa (aleyhi’s-selam)’dan zuhur eden metafizik olayların Musa (aleyhi’s-selam)’da Hazret-i ALLAH’ın manayı maddede tecelli ettirmesi ile Firavun’un ilahlığının iflası ve batıl inançlarının, yok olması değil miydi?!.

    Dünyaya gelişi de, gidişi de fizik ötesi metafizik olay olan İsa (aleyhi’s-selam)’dan zuhur eden hikmet-i ilahi ve metafizik halleri anlatmaya beşer muktedir olamayıp acizdir.

    Garbın düşünürleri diyor ki:

    “Bugün bizim bildiğimiz tek şey Hazret-i Mesih’in hoş görüyü temsil ettiğidir.”

    ALLAH’a yeteri kadar iman etmeyen Materyalist Yahudi’lere metafizik dinin kapılarını gösterdiği ve Hazret-i İsa’nın bir sır olarak doğduğu, ve bir sır olarak öldüğüdür.
    Hazret-i ALLAH cümle kullarına peygamber efendilerimizin cümlesini şefaatçi kılsın, amin...


    Hz.Pir Es Seyyid H.Gâlip Hasan Kuşçuoğlu
    Metafizik 1 adlı eserinden alındı.
    Benim Gibi Niçin İnanmamış Diye,O Hem Cinsimi Yermek, Benim İnancım ve Yaşantımla bağdaşmıyor, her Hangi Bir Şahsı Aşağılamak, Hakkı Kimseye Verilmemiştir!..

    Pir.H. Galip Hasan Kuşçuoğlu

    ALLAH:hzALLAH

  8. #8
    Kickboxer adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    11-05-2006
    Mesajlar
    976
    Karizma Gücü
    7
    Yukarida hadisleri görmemezlikten gelmeyin.

  9. #9
    abdi1 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    18-01-2007
    Mesajlar
    3,912
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    6
    Arkadaşım Manayı maddeye çevirme çabasını bırakalım.Mananın tecellisi maddede Aklın beklentilerine uymaz.
    Tevratta Mesih gelecek diye müjde varken.İsa a.s. Hahamlara işte o benim deyince Toptan İnkar ettiler.

    Bir Kurtarıcı bekleyen kavimler.Karşılarına çıkan Peygamberlerin canına hep kast ettiler.Manayı maddeye çevirme çabası İnsanların hüsranına dönüştü..

    Allahın yer yüzünde Rahmetine vesile Peygamber efendilerimiz.Cümlesi Nuru Muhammediyi Kül Olarak taşıdılar.Nuru Muhammedi Adem a.s. efendimizden kıyamete kadar bir an dünyadan ayrılmaz.Bu Allahın Tertip ve Tanzimidir.
    O Her daim Dünyada Mevcuttur.
    Manayı Maddeye döndürme telaşı İnsanlara Tarih boyu Hakikat körü yapmıştır.
    "Bu Dünyada Görmeyen Ahirette Göremez Kavli Mustafadır bu " kuranda teyidi mevcut.
    Allah İki Alemde Hakikatı görenlerden etsin.Cümlemizi..
    Benim Gibi Niçin İnanmamış Diye,O Hem Cinsimi Yermek, Benim İnancım ve Yaşantımla bağdaşmıyor, her Hangi Bir Şahsı Aşağılamak, Hakkı Kimseye Verilmemiştir!..

    Pir.H. Galip Hasan Kuşçuoğlu

    ALLAH:hzALLAH

  10. #10
    Kickboxer adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    11-05-2006
    Mesajlar
    976
    Karizma Gücü
    7
    SAHİH-İ BUHARİ

    İmam Muhammed bin İsmail Buhari (810-870)'nin sahih hadis kitabıdır. Kütüb-ü Sitte'nin en önemli kitabıdır. Ehl-i Sünnet alimleri Sahih-i Buhari'yi Kuran-ı Kerim'den sonra İslam dininde en temel ikinci kitap olarak kabul etmektedirler. İçinde 7275 hadis vardır. İmam-ı Buhari bu sahih hadisleri yaklaşık 600 bin hadis-i şerif arasından seçmiş ve Sahih-i Buhari'yi onaltı senede yazmıştır.

    Ebu Hureyre (RA)den rivayete göre Resulullah (SAV): "İbni Meryem gökten sizin yanınıza indiği zaman devlet reisiniz kendinizden, namazda imamınız olduğu (İsa da imamınıza iktida ettiği) halde bakalım nasıl olursunuz?" buyurmuştur. (Sahih-i Buhari Muhtasarı Tecrid-i Sarih Tercemesi ve Şerhi, Hadis No: 1406, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları, Ankara 1986, c. 9, s. 182)

    Yine Ebu Hureyre (RA)den Resulullah (SAV) şöyle buyurdu dediği rivayet edilmiştir:

    Hayatım yed inde olan Allah'a yemin ederim ki, muhakkak yakında İbn-i Meryem, Muhammed ümmeti arasında (Muhammedi) bir hakim-i adil olarak (gökten yere) inecektir. (O) salibi (Nasarayı) kıracak, hınzır katl edecek, (zımmilerden) cizyeyi kaldıracak, mal çoğalacak hatta kimse mal kabul etmez olacak. (Sahih-i Buhari Muhtasarı Tecrid-i Sarih Tercemesi ve Şerhi, Hadis No: 1018, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları, Ankara 1986, c. 6, s. 532)


    SAHİH-İ MÜSLİM

    Ebul-Hüseyn Müslim bin Haccac Kuşeyri (821-874)'nin sahih hadis kitabıdır. İmam Müslim, hadis alimlerinin en meşhurlarındandır. Hadislerini 300 bin hadis içinden seçmiştir. Sahih-i Müslim, Sahih-i Buhari'den sonraki en temel hadis kitabıdır. Bu iki temel kitap "Sahihayn" olarak adlandırılır.

    242- (155)..........: Ebu Hureyre (RA) şöyle demiştir: Resulullah (SAV) buyurdu ki: "Hayatım yed'inde olan Allah'a yemin ederim ki, Meryem oğlu (İsa Aleyhisselam)'ın adil bir hakim olarak sizin içinize inmesi muhakkak yakındır. O, salibi (haçı) kıracak, domuzu ödürecek, cizyeyi kaldıracaktır. (O zaman) mal o kadar çoğalıp taşacak ki, hiç kimse mal kabul etmez olacaktır. (Sahih-i Müslim ve Tercemesi, Mütercim: Mehmed Sofuoğlu, İrfan Yayınevi, İstanbul 1972, c. 1, s. 206)


    --------------------------------------------------------------------------------

    243- ..........: Ebu Hureyre (RA) dedi ki: Resulullah (SAV) şöyle buyurdu: "Allah' a yemin ediyorum, Meryem oğlu, adil bir hakim olarak muhakkak inecek, haçı muhakkak kıracak, domuzu muhakkak öldürecek, cizye vergisini muhakkak kaldıracaktır. (O zaman) genç dişi develer muhakkak terkolunacak, onlara rağbet edilmeyecek, bütün düşmanlıklar, buğzlaşmalar ve hasedleşmeler muhakkak zail olup gidecektir. O, muhakkak mala çağıracak (yahut insanlar mala çağrılacaklar) fakat malı hiçbir kimse kabul etmeyecektir." (Sahih-i Müslim ve Tercemesi, Mütercim: Mehmed Sofuoğlu, İrfan Yayınevi, İstanbul 1967, c. 1, s. 207)


    --------------------------------------------------------------------------------

    244- ..........: Ebu Hureyre (RA) dedi ki: Resulullah (SAV): "İmamınız (devlet reisiniz) kendinizden olduğu halde Meryem oğlu (İsa aleyhisselam) içinize indiği (imamınıza iktida ettiği) zaman acaba nasıl olursunuz?" buyurdu. (Sahih-i Müslim ve Tercemesi, Mütercim: Mehmed Sofuoğlu, İrfan Yayınevi, İstanbul 1972, c.1, s. 208)


    --------------------------------------------------------------------------------


    245- ..........: Ebu Hureyre (RA) şöyle demiştir:
    Resulullah (SAV): "Meryem oğlu (İsa aleyhisselam) içinize indiği ve size iktida ettiği zaman sizler nasıl olacaksınız?" buyurdu. (Sahih-i Müslim ve Tercemesi, Mütercim: Mehmed Sofuoğlu, İrfan Yayınevi, İstanbul 1972, c .1, s. 208)


    --------------------------------------------------------------------------------

    246- ..........: Ebu Hureyre (RA) den: Resulullah (SAV): "Meryem oğlu (İsa aleyhisselam) içinize indiği ve sizden (birini) imam yaptığı zaman haliniz nasıl olacaktır?" buyurdu. (Sahih-i Müslim ve Tercemesi, Mütercim: Mehmed Sofuoğlu, İrfan Yayınevi, İstanbul 1972, c. 1, s. 208)


    --------------------------------------------------------------------------------


    247- (156)..........: Cabiru'bnu Abdillah (RA) şöyle demiştir:
    Peygamber (SAV) den işittim, buyuruyordu ki: "Ümmetimden bir taife kıyamet gününe kadar hak üzerinde mukatele ederek muzaffer olmakta devam edecektir."


    --------------------------------------------------------------------------------


    Nihayet Meryem oğlu İsa iner ve Müslümanların emiri ona: Gel, bize namaz kıldır, der. Bunun üzerine İsa: Hayır, Allah'ın bu ümmete bir ikramı olarak sizin bir kısmınız diğer bir kısım üzerine emirlersizin, der". (Sahih-i Müslim ve Tercemesi, Mütercim: Mehmed Sofuoğlu, İrfan Yayınevi, İstanbul 1972, c. 1, s. 209)

    SÜNEN-İ TİRMİZİ

    Hadis alimlerinden Muhammed bin İsa Tirmizi (824-893) tarafından derlenmiş sahih hadis kitabıdır. Altı cilttir. Tirmizi, meşhur hadis alimleri ve imamlarından olup, hadis ezberinde şöhrete ulaşmıştır. Aslen, Ceyhan Nehri'nin doğusunda bulunan "Tirmiz" şehrinin Bug köyünde doğmuş, hadis tahsili için, Horasan, Irak, Hicaz gibi yerlere seyahatlerde bulunarak, Muhammed b. İsmail el-Buhari'den ders almış ve aynı zamanda beraberce bazı hadis alimlerinden ilim tahsil etmişlerdir, Ahmed b. Hambel, ed-Daremi ve üçüncü asır hadis alimlerinden yararlanmıştır. Eş-Şemail, el-İlel, et-Tarih ve el-Camiu's-Sahih adlı kitapları bunlardandır. Özellikle onun bu son kitabı, Ehl-i Sünnet'te büyük değere ve şöhrete sahiptir. Aynı zamanda Kütüb-ü Sitte'den de biridir. Bu kitabıyla ilgili birçok şerhler yazılmıştır. Sünen'in dördüncü cildinde, İmam Mehdi aleyhi's-selâm hakkında hadisler nakletmiştir.

    Ebu Said El-Hudri (RA) den rivayet edilmiştir; dedi ki: "Peygamberimizden sonra bir hadise baş göstermesinden korktuk ve Resulullah' (SAV)a sorduk, buyurdu ki:

    Ümmetimde Mehdi vardır; çıkacak ve beş veya yedi veya dokuz -şübhe eden, ravilerden Zeydi'dir- yaşayacaktır."

    Ebu Said diyor ki: "Bu müddet nedir?" diye sorduk ve Rasul- i Ekrem "senedir!" buyurdu ve şöyle devam etti:

    "İnsan ona gelecek ve "ey Mehdi! bana da ver, bana da ver!" diyecek; Mehdi de onun esvabını taşıyabildiği kadar dolduracaktır." (Sünen-i Tırmizi Tercemesi, Hadis No: 2333, Mütercim: Osman Zeki Mollamahmutoğlu, Yunus Emre Yayınları, c. 4, s. 92-93)

    Abdullah (RA) dan rivayet edilmiştir: dedi ki: Resulullah (SAV) şöyle buyurdu:

    "Ehl-i beytimden ismi ismime mutabık olan bir kişi Arablara malik oluncaya kadar dünya sona ermeyecektir." (Sünen-i Tırmizi Tercemesi, Hadis No: 2331, Mütercim: Osman Zeki Mollamahmutoğlu, Yunus Emre Yayınları, c. 4, s. 91)

    Abdullah (RA)den rivayet edilmiştir: Resulullah (SAV) buyurdu ki:

    "Ehl-i beytimden ismi ismime mutabık olan bir kişi başa geçecektir." Asım diyor ki: Ebu Salih, Ebu Hüreyre'nin şöyle dediğini bize bildirdi: "Dünyanın ancak bir günlük ömrü kalmış olsa, onun başa geçmesi için Cenab-ı Allah o günü behemehal uzatır." (Sünen-i Tırmizi Tercemesi, Hadis No: 2332, Mütercim: Osman Zeki Mollamahmutoğlu, Yunus Emre Yayınları, c. 4, s. 92)

    Ebu Hureyre (RA) den rivayet edilmiştir; Resulullah (SAV) buyurdu ki:

    "Benliğime hakim olan zata yemin ederim ki, Meryem'in oğlunun adaletli bir hakem olarak size inmesi pek yakındır. O, Haç'ı kıracak, domuzu öldürecek, cizyeyi kaldıracak; mal (o nisbette) çoğalacak ki, kimse onu kabul etmeyecektir." (Sünen-i Tırmizi Tercemesi, Hadis No: 2334, Mütercim: Osman Zeki Mollamahmutoğlu, Yunus Emre Yayınları, c. 4, s. 93)

    SÜNEN-İ EBU DAVUD

    Hadis alimlerinden Hafız Ebu Davud Süleyman bin Eş'as Sicistani (817-888)'nin sahih hadislerden derlediği kitabıdır. Kitap, 4800 hadisten oluşmaktadır. İmam aslen İran'ın Sistan şehrindendir. Genç yaşta ilim tahsil etmek için seyahatler yapmış, Zehebi'nin, nakline göre Hicri 220 senesinde Bağdat'ta Ahmed İbn-i Hanbel'den ilim tahsil etmiştir.

    Birçok muhaddisten de hadis dersleri alarak büyük hadis alimlerinden biri olmuştur. Kendisinden, Tirmizi, Nesai, hatta üstadı Ahmed İbn-i Hanbel-bile hadis nakletmişlerdir.

    Daha sonra birçok şehirde ikamet ettikten sonra, Abbasi halifelerinden el-Vasik'in daveti üzerine, Basra'ya yerleşerek burada vefat etmiştir. Onun, hadisle beraber başka konularda da eserleri bulunmaktadır.

    Eserleri arasında meşhuru da Kütüb-ü Sitte'den olan, "Sünen-i Ebu Davud" adıyla bilinen, Sünen'idir. Nakle göre, Peygamber-i Ekrem sallâ'llâu aleyhi ve alih'in sünnetini muhafaza etmek için yarım milyon hadis arasından bu kitaptaki hadisleri seçerek derlemiştir.

    Müellif bu kitabında, Mehdi ile ilgili babının "Kitabu'l-Mehdi" bölümünde; Mehdi'nin özellikleri, zuhurunun alametleri, zuhurundan sonra neler yapacağı konularıyla ilgili olarak, on üç hadis nakletmiştir.

    4284 ...Ümmü seleme (RA) şöyle demiştir:

    Resulullah (SAV)'i şöyle buyururken işittim:

    "Mehdi benim ailemden, Fatıma'nın oğullarındandır."

    Abdullah b. Cafer şöyle demiştir:

    Ebu Melih'i, Ali b. Nüfeyl'i överken ve onun iyiliğini söylerken diledim. (Süneni Ebu Davud Terceme ve şerhi cilt. 14, Şamil yayıncılık, K. el-Mehdi (35), s. 402)


    --------------------------------------------------------------------------------

    4285 ...Ebu Said El Hudri (RA)'dan rivayet edildiğine göre,

    Resulullah (SAV) şöyle buyurmuştur:

    "Mehdi ben(im neslim) dendir. O açık alınlı ve ince burunludur. Dünyayı zulümle dolduğu gibi adaletle dolduracak ve yedi sene hüküm sürecektir." (Ahmed, b. Hanbel II-291, III-17) (Süneni Ebu Davud Terceme ve şerhi cilt. 14, Şamil yayıncılık, K. el-Mehdi (35), s. 404)

    4283 ...Ali (b. Ebi Tabil) (RA)'dan; Resulullah (SAV)'in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir.
    Dünyanın ömründen sadece birgün kalsa bile, Allah (c.c.) benim ehl-i beytimden bir adam gönderecektir. O dünyayı, (daha önce) zulümle olduğu gibi, Adaletle dolduracaktır. (Süneni Ebu Davud Terceme ve şerhi cilt. 14, Şamil yayıncılık, K. el-Mehdi (35), s. 402)


    --------------------------------------------------------------------------------

    4286 ...Resulullah (SAV)'in hanımı Ümmü seleme (RA)'dan Resulullah'ın şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir.

    "...Halife olan zat (Mehdi) malı taksim edecek. İnsanlardan bir kısmı, Peygamberlerinin Sünneti ile amel edecek, İslamiyet yeryüzüne tamamen yerleşecek..."

    Ebu Davud derki:

    "Bazıları Hişam'dan rivayetle, "dokuz sene" bazıları da "yedi sene" dedi. (Sünen-i İbni Mace Kitabü-l'fiten Tercemesi ve Şerhi-Kahraman Neşriyat, cilt 10, Mütercim: Haydar Hatipoğlu, K. el-Mehdi (35), Bab 8, s. 405)


    --------------------------------------------------------------------------------

    4282 ...Bize Müsedded haber verdi. Onlara Ömer b. Abid haber vermiş. Bize Ebu Bekir, yani İbn-i Ayaş haber verdi. (H) (bu işaret değişik senetleri belirtmek için konulur), bize Müsedded haber verdi, bize Sufyan'dan Yahya haber verdi (H). Bize Ahmed b. İbrahim haber verdi. Bize Ubeydullah b. Musaa haber verdi. Bize Zaide haber verdi. (H) Bize Ahmed b. İbrahim haber verdi, bana Ubeydullah b. Musa Fıtri'dan haber verdi, dedi (Rivayetlerdeki) mana aynıdır. Bunların hepsi Asım'dan, Asım, Zir'den o da Abdullah b. Mes'ud (RA) vasıtasıyla Resullulah (SAV)'den rivayet etmiştir:

    Resulullah (SAV) şöyle buyurmuştur:

    "Dünyada sadece bir gün kalsa, -Zaide, hadisinde şöyle dedi- Allah o günü uzatır da - sonra bütün raviler ittifak ettiler- O günde Benden veya ehli beytimden, adı adıma, babasının adı da babamın adına uyan bir adam gönderir."

    Fıtr hadisinde şu ilave vardır:

    O şahıs "dünyayı, zülümle dolduğu gibi, adaletle dolduracaktır". Süfyan hadisinde şöyle dedi, "Araplara, adı adıma uyan ehl-i beytimden biri hakim olmadıkça dünya son bulmayacak, -veya gitmiyecektir". (Süneni Ebu Davud Terceme ve şerhi cilt. 14, Şamil yayıncılık, K. el-Mehdi (35), s. 400)

    SÜNEN-İ İBNİ MACE

    Hadis alimlerinden Ebu Abdullah Muhammed bin Yezid (824-886)'in sahih hadis kitabıdır. İbn-i Mace, meşhur hadis imamlarından olup, hadis ilimlerini araştırmak için Gaz-vin'den Bağdat, Basra, Mekke, Kufe, Şam, Mısır ve Rey gibi şehirlere seyahatler yapmıştır.

    Tarih, tefsir ve hadis ilmi sahasında birçok eseri vardır. En meşhur kitabı, iki ciltlik Sünenü'l-Mustafa'dır ki Sünen-i İbn-i Mace olarak tanınmaktadır. Ehl-i Sünnet'in, Kütüb-ü Sitte diye anılan hadis kaynaklarından biridir. Bu kitabının, "el-Fiten" babının bir bölümünde, İmam Mehdi aleyhi's-selâm ile ilgili hadisleri nakletmiştir.

    (4085) "...Ali (RA)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (SAV) şöyle buyurdu, demiştir:

    El-Mehdi, bizden, Ehl-i Beyt'tendir. Allah onu bir gecede islah eder (yani tevbesini kabul eder veya feyizler ve hikmetlerle donatır.)" (Sünen-i İbni Mace Kitabü-l 'fiten Tercemesi ve Şerhi- Kahraman Neşriyat, cilt 10, Mütercim: Haydar Hatipoğlu, Bab: 34, s. 348)


    --------------------------------------------------------------------------------

    (4086) "...Said bin el-Müseyyeb (RA)'den; şöyle demiştir:

    Biz (mü'minlerin anası) Ümmü Seleme (RA)'nın yanında idik. Bir ara Mehdi hakkında müzakere yaptık. Bunun üzerine Ümmü Seleme (RA): Ben, Resulullah (SAV)'den işittim, buyurdu ki:

    Mehdi (kızım) Fatıma'nın veled (nesl)indendir." (Sünen-i İbni Mace Kitabü-l'fiten Tercemesi ve Şerhi- Kahraman Neşriyat, cilt 10, Mütercim: Haydar Hatipoğlu, Bab: 34; s. 349)

    (4087) "...Enes bin Malik (RA)'den; şöyle demiştir:
    Ben, Resulullah (SAV)'den işittim, buyurdu ki:

    Biz Abdulmüttalib'in çocukları cennet halkının büyükleriyiz. Ben, Hamza, Ali, Ca'fer, Hasan Hüseyin ve Mehdi." (Sünen-i İbni Mace Kitabü-l'fiten Tercemesi ve Şerhi- Kahraman Neşriyat, cilt 10, Mütercim: Haydar Hatipoğlu, Bab: 34; s. 349)


    --------------------------------------------------------------------------------

    (4088) "...Abdullah bin el-Haris bin Cezi' ez-Zübeydi (RA)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (SAV):

    Doğudan bir takım insanlar çıkacak ve Mehdi için ortam hazırlıyacaklar, buyurdu. O, Mehdi'nin hükümdarlığını kasdeder. (Sünen-i İbni Mace Kitabü-l'fiten Tercemesi ve Şerhi- Kahraman Neşriyat, cilt 10, Mütercim: Haydar Hatipoğlu, Bab: 34; s. 350)


    --------------------------------------------------------------------------------

    (4082) "...Abdullah (bin Mes'ud) (RA)'den; Şöyle demiştir:

    (Resulullah):
    ...Bu (Emir) insanlar yeryüzünü daha önce zulüm ile doldurdukları gibi yeryüzünü adaletle dolduracaktır. Artık sizden kim o güne yetişirse kar üstünde emeklemek suretiyle de olsa onlara varsın (katılsın), buyurdu." (Sünen-i İbni Mace Kitabü-l'fiten Tercemesi ve Şerhi- Kahraman Neşriyat, cilt 10, Mütercim: Haydar Hatipoğlu, Bab: 34; s. 347)


    --------------------------------------------------------------------------------

    (4077) "...Ebu Ümame el-Bahili (RA)'den; şöyle demiştir:

    Resulullah (SAV) bir kere bize bir konuşma yaptı. Konuşmasının çoğu bize Deccal'ı anlatan ve bizi ondan sakındıran buyruk teşkil etti idi. Buyruğunun bir bölümü şu idi.

    ...Bunun üzerine Ümmü Şerik bint-i Ebi'l-Aker:

    Ya Resullullah! Peki o gün Araplar nerede olacak? Diye sordu:

    Araplar o gün azdır ve büyük çoğunluğu Beytü'l-Makdis (Kudüs)te bulunacaktır. İmamları da salih bir adam (olacak)dır. Sonra imamları (Mescid-i Aksa'da) öne geçip onlara sabah namazını kıldıracağı sırada sabahleyin onların üzerine İsa bin Meryem (a.s.) inecektir. Bunun üzerine İsa (a.s.) 'ın öne geçip cemaate namaz kıldırması için imam geri geri yürümeye başlayacak. Fakat İsa (a.s.) elini omuzları arasına koyarak: Öne geç de namaz kıldır. Çünkü kamet senin için getirildi, diyecektir. Bunun üzerine imamları onlara namaz kıldıracak...

    ...Resulullah (SAV) (konuşmasına devamla) buyurdu ki: İsa bin Meryem (a.s.) benim ümmetim içinde (Muhammedi), adaletli bir hakim ve (yönetimde) adil bir imam olacak, haçı kırıp ezecek ve domuzu öldürecektir. (Zimmilerden) Cizyeyi kaldıracak ve zekatı terkedecektir. Artık ne koyun, keçi, sığır sürüsü ne de deve sürüsü üzerine zekat memuru çalıştırılmayacaktır. Düşmanlık ve kinde kaldıracaktır. Zehirli olan her hayvanın zehri de sökülüp alınacaktır. Hatta küçük oğlan çocuğu, elini yılanın ağzına sokacak da yılan ona zarar vermeyecektir. Küçük kız çocuğu da arslanı kaçmaya zorlayacak da arslan ona zarar vermeyecektir. Kurt, koyun-keçi sürüsü içinde sürünün köpeği gibi olacaktır. Kap su ile dolduğu gibi yeryüzü barışla dolacaktır. Din birliği de olacak, artık Allah'tan başkasına tapılmayacaktır. Savaş da ağırlıklarını (silah ve malzemelerini) bırakacak... (Sünen-i İbni Mace, Kitabü-l'fiten Tercemesi ve Şerhi- Kahraman Neşriyat, cilt 10, Mütercim: Haydar Hatipoğlu, Bab:33 s. 331-335)


    --------------------------------------------------------------------------------

    (4083) "...Ebu Said-i Hudri (RA)'den rivayet edildiğine göre; Peygamber (SAV) şöyle buyurmuştur:

    Ümmetim içinde el-Mehdi olacaktır. (Aranızda kalması) kısa tutulursa (kalacağı süre) yedi (yıl)dır. Kısa tutulmazsa (kalacağı süre) dokuz yıldır. Benim ümmetim o devirde öyle bir refah bulacak ki o güne dek onun mislini kesinlikle bulmamıştır. Yer, yemişini (gıda ürünlerini) verecek ve insanlardan hiç birşey saklamıyacak (vermemezlik etmeyecek) tir. Mal da o gün çok birikmiş olacaktır. Adam kalkıp: Ya Mehdi! Bana (mal) ver, diyecek. Mehdi de: Al, diyecektir." (Sünen-i İbni Mace, "Kitabü-l'fiten Tercemesi ve Şerhi", Kahraman Neşriyat, cilt 10, Mütercim: Haydar Hatipoğlu, Bab: 34, s. 347)


    HZ. ALİ (RA)


    Hz. Ali (RA) meşhur divanında Hz. Mehdî ve bazı ahirzaman hadîsatından bahsetmiştir. Bu divanın Müştakzade şerhinden aldığımız bir kısmı şöyledir:

    Tercümesi: Âyâ oğlum! (...) cûş ettiklerinde (kaynadığında, karıştığında...) Mehdî-i Âdil'e muntazır ol...


    İMAM-I RABBANİ

    ...İnşaAllah tam bir şekilde Mehdi Aleyhisselam'da zuhur edecektir. Bu makamdan haber veren tabakat meşayihi azaldı... O makamın ilimlerinden ve maarifinden kelam şöyle dursun...

    İşbu makam, şu ayet-i keremede manasını güzel bulur:

    "Bu, Allah'ın fazlıdır; dilediğine verir. Allah, büyük fazlın sahibidir." (Cuma Suresi, 4)("Mektubat-ı Rabbani", c. 1, Mektup 32, s. 125)


    --------------------------------------------------------------------------------

    Gelmesi vaad olunan Mehdi'nin dahi rabbı (terbiyesine gelen) ilim sıfatıdır. Hazret-i Ali gibi, İsa ile münasebeti vardır. Hazret-i İsa'nın kademi Hazret-i Ali'nin başında olup bir kademi dahi Hazret-i Mehdi'nin başındadır.

    ...Geleceği vaad edilen Mehdi, velayetin ekmeliyetini alacaktır. Bu Tarikat-ı Aliyye üzerine gelecek ve bu Silsile-i Aliyye'yi tamam ve tekmil edecektir. Zira bütün velayet nisbetleri, bu Nisbet-i Aliyye'nin altında bulunmaktadır. ("Mektubat-ı Rabbani", c. 1, 251. Mektup, s. 550, 554)


    --------------------------------------------------------------------------------

    Sonra gelenlere nasıl bu hükmü yürüyebilir ki: Onlar arasında Mehdi aleyhisselam vardır. Resulullah (SAV) efendimiz onun kudumünü ve vücudunu müjdelemiş; şöyle buyurmuştur:

    "O, Allah'ın halifesidir." ("Mektubat-ı Rabbani", c. 1, s. 814)

    Muhbir-i Sadık Resulullah (SAV) efendimizin haber verdiği kıyamet alametlerinin hepsi haktır. Onlarda yalan ihtimali yoktur. Onlar arasında şunlar vardır:

    Alışılmışın aksine, güneşin mağripten doğması. Mehdinin zuhuru, Ruhullah İsa'nın nüzulü. Resulullah efendimize ve ona salat ü selam, Deccal'in çıkması, Ye'cuc ve Me'cuc'un zuhuru, Dabbe-i arzın çıkması, Semadan bir dumanın zuhuru ile, insanları kaplayıp onlara elim bir azap ile azap etmesi. O kadar zorlanacaklardır ki, artık insanlar şöyle diyecekler: "Rabbimiz, bizden azabı aç; biz müminleriz..." (Duhan Suresi, 12)

    Bir hadis-i şerifte şöyle gelmiştir: "Mehdi çıkacaktır. Başının üstünde de bir parça bulut olacaktır. Orada da bir melek bulunacak ve şöyle nida edecektir: Bu şahıs, Mehdi'dir; kendisine tabi olunuz..."

    Resulullah (SAV) efendimiz şöyle buyurdu:

    "Tüm olarak, yeryüzünün meliki dört tanedir... Onların ikisi müminlerden, ikisi de kafirlerdendir. Zülkarneyn ve Süleyman müminlerdendir. Nemrud ve Buhtunnasır ise kafirlerdendir. Yere, beşinci olarak ehl-i beytimden biri sahip olacaktır. Yani: Mehdi."

    Resulullah (SAV) efendimiz bir başka hadis-i şerifinde şöyle buyurdu:

    "Allah-ü Teala, ehl-i beytimden birini çıkarmadıkça dünya çökmeyecektir. Onun ismi ismime uyar; babasının ismi dahi babamın ismine uyar. Daha önce zulüm ve adaletsizlik dolduğu gibi, onun gelmesi ile dünya adalet ve hakların yerini bulması ile dolar..."

    Bir başka hadis-i şerifte ise, Resulullah (SAV)efendimiz şöyle buyurdu:

    "Ashab-ı kehf, İsa'nın yardımcıları olacaklardır." İsa (AS) Mehdi zamanında yere inecektir. Mehdi, Deccalin katlinde İsa'ya (AS) muvafakat eder. Onun saltanatı zamanında, Ramazan ayının on dördünde güneş tutulacaktır; o ayın ilkinde ise ay kararacak. Bunların oluşu, adetin ve müneccimlerin hesabı hilafına olacaktır.

    Muhbir-i Sadık Resulullah (SAV) efendimiz tarafından bildirilen, daha çok alamet vardır ki; anlatılanlardan başkadır.

    Şeyh İbn-i Hacer, Mehdi'nin alametleri üzerine bir risale yazdı ki, onlar iki yüz alameti bulur.

    Vaad edilen durumu, açık bir şekilde iken, son derece cehaletlerinden ötürü bir cemaat dalalete saplandı.. Sübhan Allah onlara doğru yolu göstersin. (Mektubat, c. 2, 380. Mektup, s. 1162-1163 )

    ...Onun zuhuru, yüz başlarında olacaktır. Şu anda dahi, yüz başını, on sekiz sene geçmiş vaziyettedir.

    Hadis-i şerifte, Mehdi'nin alametleri hakkında şöyle anlatılmıştır: "Şark tarafında bir kuyruklu yıldız doğup aydınlık verecektir."

    ...Bu yıldızın durumu da, onun seyrine göredir. Yani: Yüzü meşrik canibine doğru. Arkası dahi, mağrib tarafınadır. Bu uzun beyazlık dahi, onun arka tarafındadır. Bu mana icabı olarak, ona kuyruk isminin verilmesi yerindedir. Onun her günkü irtifaı ise meşrikten mağribedir. Ancak o, kısri (kendine has durumunda ağırlık taşıyan) seyri ile felek-i azamın seyrine bağlıdır. Hakikat-ı hali, en iyi bilen Sübhan Allah'tır.

    Hulasa...

    Mehdi'nin zuhur zamanı yakındır. Onun zuhur zamanı olan yüz (asır) başına gelinceye kadar nice mebde'ler ve mukaddimeler zuhur edecektir. Allah ondan razı olsun. Onun zuhur mebde'leri ve mukaddimeleri, Resulullah (SAV)efendimizin irhasatına benzer. O irhasat, Resulullah (SAV) efendimizin nübüvveti zuhurundan evvel zuhura gelmiştir. Nitekim, bu manada şöyle anlatmışlardır:

    Muhammed Resulullah'ın sureti olan Abdullah'ın nutfesi, Amine'nin rahmine düştüğü zaman, bütün putlar yüzüstü yere yıkıldılar. Bütün şeytanlar, vazifelerinden alındılar. Melekler, İblis'in tahtını alt üst edip denize attılar. Kendisine dahi kırk gün azap ettiler.

    Resulullah (SAV) efendimizin doğduğu gece, Kisra'nın sarayı sallandı; on dört şerefesi yıkıldı.

    Mecusilerin ateşi söndü. Halbuki, o ateş bin seneden beri yanardı; bu müddet içinde hiç sönmemişti.

    Mehdi dahi büyüktür. Onun sebebi ile, İslam'a ve Müslümanlara büyük takviye gelecektir. Onun velayetinin dahi, zahir ve batın büyük tasarrufu vardır. Nice harika hallerin ve kerametlerin sahibi olacaktır.

    Onun zamanında, nice hayret veren haller zuhur edecektir.

    Üstte anlatılan manalar icabı olarak, yerinde olur ki: Onun vücudunun zuhurundan evvel, adet harici harika haller meydana gele... Tıpkı: Resulullah (SAV) efendimizin nübüvvetinden evvelki irhasat gibi. Bu zuhura gelen işler dahi, onun zuhur mebde'leri olalar.

    Nitekim, anlatılan manalar hadis-i şeriflerden de anlaşılmaktadır.

    Bilesin ki bir hadis-i şerifte, Resulullah (SAV) efendimiz şöyle buyurmuştur: "Küfür her yanı istila edip hükmü cemiyet içinde aşikare işlenmedikçe Mehdi zuhur etmez." (Mektubat, c.2, 381. Mektup, s. 1169-1171 )

    Aradan bin sene geçtikten sonra, Mehdi'nin gelişi de bunun içindir. Onun mübarek kudumünü, (gelişini) Hatem'ür-rüsül Resullullah (SAV) efendimiz müjdelemiştir. İsa (a.s.) dahi aradan bin sene geçtikten sonra, nüzul edecektir... (Mektubat, c. 1, 209. Mektup, s. 440 )

    Mümkündür ki; bu iki asrın daha hayırlı oluşu, şu itibarla olur: Allah'ın veli kullarının çok zuhuru, bid'at ehlinin azlığı, fısk ve masiyet erbabının nadirattan oluşu.. Böyle bir şeyin oluşu dahi, bu tabakadan bazı evliya ferdlerinin; o iki asırdaki evliya ferdlerinden hayırlı olmasına münafi değildir. Misal olarak Hazret-i Mehdi'yi söyleyebiliriz... (Mektubat, c.1, 209. Mektup, s. 441)


    MUHAMMED B. RESUL
    AL - HÜSEYNİ EL BERZENCİ


    Büyük alametlerin ilki, Mehdi'nin gelmesidir... Bu hususta varid olan hadisler, çeşitli rivayetlerde olmasına rağmen pek çoktur.

    Muhammed b. Hasan El-Esnevi (Menakibiş-Şafii) eserinde der ki; Mehdi hususunda, Resulullah (SAV)'den nakl edilen haberler tevatür halini almıştır... O'nun, ehli beytinden olacağı haber verilmiştir...

    Birinci safha: İsmi-soyu-doğumu-hilyesi-ona tabi olanlar -ondan yüz çevirenler


    İsmi

    Rivayetlerin çoğunda onun ismi 'Muhammed' olarak geçer; bazı rivayetlerde ise, 'Ahmed' diye anlatılır... Babasının adı 'Abdullah' dır...

    Ebu Davud ile Tirmizi'nin İbni Mes'ut (RA) dan nakl ettiklerine göre, Allah'ın Resulü (SAV) şöyle buyurmuştur; 'Onun ismi ismime, babasının ismi de (babamın ismine) muvafık olacaktır'...

    Lakabı

    Onun lakabı 'Mehdi'dir... Çünkü Allah onu doğruya hidayet etmiştir... Aynı zamanda 'Cabir'dir... Çünkü O, Muhammed Ümmetinin münkesir kalplerini tedavi edecektir... Veyahut O, zalim ve cebbar kimseleri mağlup edip kahredecektir...

    Soyu

    O, Peygamber (SAV)'in ehli beytindendir... Çokca varit olan, gerçek rivayetlere göre Onun bilhassa Fatıma neslinden olduğu açıklanmaktadır... Bazı rivayetlerde Abbas oğullarından olduğu ileri sürülmektedir...

    Sonra Fatıma neslinden olduğu rivayetlerde değişik olarak varit olmuştur: Bazı rivayetler onun Hasan (RA) evladından olduğunu söylerken; diğer rivayetlerde Hüseyin (RA) oğullarından olduğunu ileri sürmüştür... Fatıma'nın nesli en çok Hasanla Hüseyin (R. Anhüma) den meydana geldiği için, bu konudaki rivayetler böyle çeşitli olmuştur.

    Abbas oğulları hakkında da rivayetler çeşidi böyledir. Ancak, Abbas oğullarından (Mehdi) adını taşıyan biri bulunmuştur... Mehdi'den evvel Mansur gelmiştir...

    Biat edilmesi

    Ona Mekke'de Haceri Esvedle makamı İbrahim arasında Aşure gecesi biat edilecektir.

    Hicreti

    O, Kudüsü Şerife hicret edecektir. Bu hicretten sonra Medine tahrip edilip vahşilerin sığınağı olacaktır. Beyti Makdis'in imarı Medine'nin tahribi hakkında hadisler varit olmuştur.

    Hilyesi

    'O, açık alınlı, küçük burunlu, iri gözlü dişleri parlak ve seyrek bir kişidir. Sağ yanağında, inciyi andıran, bir yıldız gibi yüzünü aydınlatan bir işaret vardır. Sakalı sık, omzunda Peygamber (SAV)'in nişanı vardır. Uylukları uzundur, rengi arap rengidir. Dilinde ağırlık vardır. Yavaş ve ağır konuştuğu zaman sağ elini sol dizine vurur. Kırk yaşındadır. Diğer bir rivayete göre otuz ila kırk yaş arasındadır. Allah'a karşı son derece boyun eğicidir, üzerinde iki pamuk abası vardır. Ahlak bakımından Peygamber (SAV)'e benzer. Esmerdir. Orta boyludur. Kaşı kavislidir.

    Sireti

    Peygamber (SAV)'in yolunda gidecek. Uyuyan kişiyi uyandırmayacak, kan da akıtmayacaktır. İhya etmedik sünnet; kaldırmadık bid'at bırakmayacaktır. Ahir zamanda aynı Peygamber (SAV) gibi dinin icablarını yerine getirecektir. Zülkarneyn ve Süleyman gibi bütün dünyaya hakim olacaktır. Salibi (Haçı) kıracak, domuzu öldürecektir. Müslümanlara bütün herşeyi geri verecektir. Yeryüzü, zulüm ve işkence yerine adaletle dolacaktır. Her şeyi hak ve adalet ölçüleriyle eşit bir halde taksim edecektir.

    Böylece yer ve gök sakinleri ondan razı oldukları gibi, havadaki kuşlar, ormandaki yırtıcı hayvanlar, denizdeki balıklar bile memnunluk duyacaklardır. Ümmeti Muhammed'den (SAV) memnun olmadık hiç kimse kalmayacaktır. Hatta, 'ihtiyacı olan yok mu?' diye tellal bağırtacak; 'İhtiyacımız yoktur' cevabı verilecektir. Ancak bir adam gelip 'benim ihtiyacım var' diyecek; bunun üzerine Mehdi ona:

    'Haydi git Hazin, istediğini versin' emrini verecek. Adam gelip Hazin'e durumu anlatacak o da:

    'Aç kucağını' diyecek. Kucağını açıp Hazin ona bol miktarda ihsanda bulununca adam tam bir pişmanlık içinde: 'Muhammed Ümmetinin (SAV) en gözü doymayan kişisi benim!' deyip, Hazin'den aldığını geri vermek isteyecek. Fakat Hazin 'biz verdiğimizi geri almayız!' diyecek. Hülasa iyi-kötü bütün insanlar, onun zamanında görülmemiş nimete boğulacak. Gökten bolca rahmet yağacak, yerlerde bereket artacak; bütün defineleri bulacak.

    Bütün ülkeler ona kapılarını açacaklar. Hint kralları ona boyun eğip, tüm hazinelerini Beyti Makdis'e verecekler. Her taraftan, arıların kovanlarına gelip sığındığı gibi, ona gelip sığınacaklar. İnsanlara, ilkin de olduğu gibi gökten, üçbin melek inip, muhaliflerinin yüzüne ve arkasına darbeyi indirecek. (Yani üçbin melekle yardım görecekler) Meleklerin başında Cebrail (AS) sonunda Mikail (AS) bulunacak.

    Onun zamanında kurtla koyun bir arada otlayacak, çocuklar yılan ve akreple oynaşacak, insanlar bir ölçek buğday ektiklerinde karşılığında yedi yüz ölçek bulacak. Tefecilik, veba, zina, içki gibi fenalıklar kalkacak. Ömürler uzayacak emanetler yerine teslim edilecek. Kötüler helak olacak. Ehli Beyt'e buğz eden bir fert kalmayacak. İnsanlar arasında sözü sevilecek. Allah (c.c.) O'nun sayesinde kör fitneyi söndürecek. Yeryüzünde emniyet ve sükun hakim olacak. Hatta bir kadın, beş kadınla birlikte aralarında hiçbir erkek olmadığı halde serbestçe korkusuz Hacca gidebilecek.

    İsa (AS) 'nın da bunlardan bazılarını icra etmesi buna mani değildir. Çünkü her birerleri aynı şeyi yapabilirler. Aynı zamanda gelmeleri de muhtemeldir. Bu husutaki izahat ileride gelecektir.


    İkinci Safha

    Onu bize tanıtacak alametler ve gelmesinin yaklaştığını gösterecek olan işaretler...

    Alametlere gelince;

    Beraberinde Allah Resulü (SAV)nün gömleği, kılıcı, sancağı bulunacaktır. O sancak ki, Peygamber (SAV)'in vefatından bugüne kadar hiç açılmamıştır. Mehdi'nin zuhuruna kadar da hiç açılmayacaktır. Sancağında 'El Biat'u Lillah', Allah için biat ibaresi yazılı olacaktır.

    Başında bir sarık bulunacak, bu sarığın içinden bir adam çıkıp Mehdi'yi göstererek şöyle haykıracak: 'İşte Allah'ın halifesi Mehdi! Ona uyunuz!'

    O, kuru bir kamış ağacını kuru bir yere dikecek, anında yeşillenip yaprak verecek.

    Ondan mucize isteyecekler; o da havada uçan bir kuşa işaret edip hemen eline düşecek.

    Gökten şöyle bir ses duyulacak: 'Ey insanlar artık Allah Cebbarları, Münafık ve yardımcılarını sizden uzaklaştırdı. Ümmeti Muhammed (SAV)'in en hayırlısını başınıza getirdi. Mekke'de ona katılın, O Mehdi'dir! İsmi de Ahmet B. Abdullah'tır. Diğer bir rivayet: 'Size Muhammmed ümmetinin en hayırlısı olan Cabir'i tayin etti. Mekke'de ona yetişin, O Mehdidir. İsmi Muhammed B. Abdullahtır!

    Yer altın plakları gibi ciğer parelerini dışarıya atacak. İnsanların kalpleri zenginleşecek. Yeryüzü bereketle dolacak. Kabe'nin altından define çıkacak. Bunu Allah yolunda dağıtacak. Antakya veya Taberiye gölünden 'Tabut es-Sekine' çıkarılacak. Omuzlanıp Beyti Makdis'te onun önüne konulacak. Yahudiler onu görünce birazı müstesna Müslüman olacaklar. İsrailoğulları'na deniz ikiye bölündüğü gibi, ona da bölünecek. Arasından rahatlıkla geçip gidecek. Horasan'dan siyah bayraklarla insanlar gelip ona biat edecekler. Meryem oğlu İsa (AS) ile buluşacak, İsa onun arkasında namaz kılacak. Üzerinde Peygamber'in alameti bulunacak.


    Gelmesinin Yaklaştığını Gösterecek İşaretler

    Fırat nehri yarılacak altından bir dağdan altın dökülecek.

    Ramazanın ilk gecesinde Ay, onbeşinci gecesinde güneş tutulacak. Dünya kurulduğu günden bu yana görülmemiş bir şekilde vaki olacak bu tutulma olayı, Ramazan ayında iki kere ay tutulacak.

    Her tarafı aydınlatan kuyruklu yıldız doğacak, doğudan üç veya yedi gün ardı ardına.

    Büyük bir ateş zuhur edecek, gökte karanlık görülecek, gökte alışılmış olan kırmızılığın aksine bambaşka bir kızıllık yayılacak. Yeryüzünün duyup anlayabileceği bir dille nida edilecek...

    Şam'da 'Harista' denilen bir köy yerle bir olacak. Gökten Mehdi ismiyle çağılacak, doğu ve batıda bulunan herkes bu sesi duyacak! Uyuyan uyanacak, ayakta olan oturacak, oturan ayakları üzerine dikilecek.

    Şevval ayında ayaklanma, Zilkadede harb konuşmaları, Zilhiccede ise harb vaki olacak. Hacılar soyulacak, kanları (Cemretül Akabe) üzerine akacak. Bu saydıklarımızın bazıları vaki olmuştur.

    Anlaşmazlıklar ve sık sık depremler vaki olacak. Gökten gelen bir ses şöyle diyecek: 'Kulağınızı açın! Gerçek, Muhammedin ehlindendir' Yerden biri şöyle seslenecek: 'Hak İsa (AS) ile Abbas ehlindendir. ' Birincisi meleğin ikincisi ise Şeytanın haykırışı olarak tezahür edecektir.

    Fırat altından bir dağdan altın çıkacak. (Kıyamet Alametleri, s. 166)

    Mehdi havada uçan bir kuşa parmağıyla işaret edecek, kuş avcunun içine düşecek... Kupkuru bir kamış çöpünü kuru toprağa dikecek, anında yeşerecek... (Kıyamet Alametleri, s. 173)

    Mehdi işi çok sıkı tutacak... (Kıyamet Alametleri, s. 175)

    Sonra Allah Konstantiniyye (İstanbul'u) çok sevdiği dostlarının eliyle feth edecek. Onlardan hastalığı ve üzüntüyü kaldıracak, sonra çok geçmeden Hz. İsa inecek, Deccalle savaşacak." Bu hadisi çok uzun olarak İmam Suyuti (Cami-i Kebir'nde) serd etmeştir.

    "Ikdud-durer" de şöyle der: "Konstantiniyyenin yedi suru vardır. Beher sur yirmibir arşındır. Ve onda yüz kapı vardır. Şehri takip eden son surun genişliği on arşındır. O Rum denizine dökülen haliç üzerine kurulmuştur. Denizi Rum illerine ve Endülüs'e doğru uzanır gider.

    Mehdi sabah namazına abdest almak için denizin yanında sancağı dikecek, su ondan uzaklaşacak. Ve açılan yoldan geçip insanlara şöyle haykıracak: "Ey insanlar haydi sizde geçiniz. Cenab'ı Hak İsrail oğullarına olduğu gibi size de denizi ikiye ayırdı." Onlar da geçecekler. Tekbirler getirecekler bu defa sarsıntı biraz daha şiddetli olacak. Üçüncü tekbir getirişlerinde on iki burç yerle bir olacak. Oradan doğru şehre girecekler... (Kıyamet Alametleri, s. 181)

    ...Peygamber'den nakledilmiştir: "Dünyaya iki mümin, iki kafir hakim olmuştur. Müminler: Zülkarneyn, Süleyman Aleyhisselam kafirler ise: Nemrud, Buhtu Nasr'dir. "Dünyaya Ehli Beyt'imden beşincisi olan Mehdi de hakim olacaktır." İbni Merdüveyh İbni Abbas'dan naklediyor: "Eshabı kehf Mehdi'nin yardımcılardır. Ülemaya göre onların bu zamana kadar kalmaları Muhammed Ümmetimden olmak şerefine nail olmaları içindir."

    Tenbih:

    Muhtelif rivayetlerde Peygamberimiz'den şöyle nakledilmiştir: "Büyük harb, Konstantiniyyenin fethi, Deccal'in çıkması yedi ay içinde olacaktır." Diğer bir rivayette, bu "Yedi sene" olarak geçmektedir. Ebu Davud'a göre "Yedi yıl" rivayeti "yedi ay" rivayetinden daha doğrudur. (Kıyamet Alametleri, s. 182-183)

    Diğer bir tenbih:

    Mehdi'nin hakimiyeti süresi hususunda çeşitli rivayetler vardır. Bazı rivayetlerde bu süre beş yahut yedi ve yahut da dokuz sene olarak geçmektedir. Bazılarından ise sadece yedi, diğer bir kısım rivayetlerde ise dokuz, başka bir rivayette: Az olursa beş, çok olursa dokuz; bazı rivayette on dokuz yıl ve bir kaç ay, bazısında yirmi, bazısında yirmi dört, bazısında otuz, bazısında kırk yıl olarak geçmektedir." Bu kırk yılın dokuzunu Rumlar ile sulh içinde geçirmiştir. İbni Hacer (Elkavlül Muhtasar) adlı eserinde der ki:

    "Bu rivayetlerin hepsi zuhuru ve gücü itibarıyla doğru olabilir." Evet İbni Hacer'in bu sözünü bir kaç yönden teyid edebiliriz. Birincisi Peygamber ümmetini bilhassa Ehli Beytini bir çok şeyle müjdelemiştir. Onların her türlü zulüm ve işkencelerinden kurtarılacaklarını anlatmıştır. Bu da ancak uzun bir müddet yapılacak olan adalete bağlıdır. Yedi ve dokuz sene gibi kısa bir süre ise buna kafi değildir. İkincisi, Mehdi tıpkı Zülkarneyn ile Süleyman gibi bütün dünyaya hükmedecek. Diğer ülkelerde mescitler, binalar kuracaklar, dokuz sene gibi az bir müddet yapacak olduğu cihad ve diğer işlere yetmez.

    Üçüncüsü, onun zamanında ömürler uzayacak. Ömürlerin uzaması, onun da uzun ömürlü olmasını gerektirir. Aksi halde ömürlerin uzamasının bir anlamı kalmaz.

    Bilindiği gibi İsa (AS) nazil olacak ve Deccalı öldürecek. Şurası da bir gerçektir ki, İsa Mehdi'den hakimiyeti almayacak; çünkü liderler Kureyş'dendir. Madem insanlar arasında bu ikisi mevcut olacak, öyleyse İsa (AS) onun Emiri değil de Veziri olacaktır. Bu sebepledir ki Mehdi'nin arkasında namaz kılacak ve ona tabi olacaktır. Nitekim, Müslim'de Cabir'den varid olan şu hadis buna delalet etmektedir: Namaz da teehhur etttiği zaman İsa ona şöyle diyecektir: Bazınız bazılarınıza Allah bu Ümmete ikramda bulunduğu için emirlerdir. Bazı rivayetlerde varid olan: "Mehdi insanlara yalnız o namazı kıldıracaktır, ondan sonra İmam İsa olacaktır" sözü, buna mani değildir. Çünkü Onun imam ve emirliği sabit olduktan sonra, Onu İsa'yı namaza imam olarak tayin etmesi mümkündür. Çünkü Onun efdaliyeti hilafetine cevaz vardır; hele fadıl, Kureyş'in gayrisinden olursa!" (Kıyamet Alametleri, s. 185)

    ...Peygamber'in şu mübarek hadisi bakınız buna ne güzel ışık tutmaktadır:

    "Size Meryem'in oğlu gayet adil bir hakem olarak geldiği, imamınız da sizden olduğu bir zaman haliniz acaba nice olur?" "İmamınız sizden olduğu..." sözü, "Adil bir hakem" sözünün İmamet anlamına geleceği vehmini ortadan kaldırmıştır. Çünkü İsa Aleyhisselam geldiği zaman Muhammed'in şeriatına tabi olacaktır. Buradaki İmametten murat, namaz İmameti değildir. Tevfik Allah'tan... (Kıyamet Alametleri, s. 186) Muhammed B. Resul Al - Hüseyni El Berzenci "Kıyamet Alametleri" Pamuk Yanıları, Trc. Naim Erdoğan)


    M. MUHYİDDİN ARABİ

    Bilin ki, Mehdi mutlaka çıkacaktır. Ancak yer yüzü zulüm ve işkence ile dolmadıkça; çıkmayacaktır. İşte o da böyle bir zamanda çıkacak, dünyayı doğruluk ve adelet ile dolduracaktır. Hatta dünyada tek bir gün kalsa, Allah o günü uzatacak, taki o halife gelsin. Bu, mutlaka Allah'ın Resulü'nün soyundan olacak Hz. Fatıma evladından gelecektir.

    Malı eşit surette dağıtacak, vatandaşları arasında adalet ile muamelede bulanacaktır. Adam kendisine gelip Ey Mehdi bana ver, diyecek. Önünde de mal bulunacak. Mehdi hemen önündeki maldan onun eteğine dolduracak, taşıyabildiği kadarını alıp götürecektir. Mehdi, dinin fetret geçirdiği bir dönemde ortaya çıkacak... Adam cahil, korkak ve pinti olarak akşamlayacak, fakat alim, cesur ve cömert olarak sabahlayacaktır. Huzur ve mutluluk onunla yürüyecek. Kendisi beş, ya yedi veya dokuz yıl yaşayacaktır. Resulullah'ın izinden yürüyecektir. Onun adına hiç bir melik hata etmez. Görmediği şekilde onu doğrultur. Her görevi üzerine alır ve zayıfa düşküne yardım eder. Musibete uğrayanlara yardımcı olur. Dediğini yapar, yaptığını da söyler, şahid olacağı şeyi de bilir. Allah kendisini bir gecede ıslah eder. Rum şehrini (İstanbul'u) tekbir ile fetheder. Yanında bu sırada Hz. İshak evladından yetmişbin Müslüman bulunacaktır.

    Dini ayakta dimdik durduracak, eski hüviyetine kavuşturacaktır. İslam'a yeniden ruh üfleyecek, zelil hale geldikten sonra onunla İslam'ı eski güçlü haline sokacaktır. O, İslam öldükten sonra İslamı tekrar diriltecektir.

    Din, böylece onun vasıtasıyla eski hüviyetini kazanacaktır.

    Onun döneminde din tamamen rey'den arınmış olarak eski hüviyetini kazanacaktır. Vereceği birçok hükümlerde ulemanın mezheplerine muhalefet edecektir. Bundan dolayı ondan uzak duracaklardır. Zira zanlarına göre, gerçekten Allah imamlarından sonra bir müctehid bırakmadığını kabulleneceklerdir...

    Bil ki, Mehdi çıktığı zaman bütün müslüman havassı ve avamı sevineceklerdir. Mehdi'nin ilahi olan yani manen desteklenen adamları olacaktır. Onun davetini ayakta tutacaklar ve ona yardım edip kendisini zafere kavuşturacaklardır. Ülkeye ait bütün ağır yükleri bunlar yüklenecekler. Allah'ın Mehdi'ye verdiği görevden ötürü ona destek olacaklardır. Daha sonra Hz. İsa Dımaşk'ın doğusundaki Beyaz minareye inecektir. İmam yerinden geriye çekilecek, Hz. İsa öne geçecek ve insanlara namazı kıldıracaktır. İnsanlar arasında Resulullah'ın sünnetiyle emredecek, haçı kıracak, domuzu öldürecek. Allah Mehdi'nin ruhunu tertemiz olarak kabzedecektir.

    Mehdi, vakti gelinceye dek gizlenecektir, vaadolunan vakti gelince de ortaya çıkacaktır. Onun şehidleri, şehidlerin en hayırlısı, güvendiği kimseleri yani vezirleriyse emin olanların en güvenceli olanlarıdır.

    Allah, bir grup kimseyi ona vezir tayin etmiştir. Allah bu kimseleri gizlemiştir. Ben keşif ve şühud yoluyla bu hakikatlara muttali oldum. Ayrıca, Allah'ın kulları için öngördüğü şeylere de vakıf oldum. Bunlar öncü olan bazı ashab gibi önde hareket edeceklerdir. Tıpkı önde gelen sahabenin Allah'a verdikleri sözü yerine getirdikleri gibi, bunlar da aynen o sözlerini doğrulayıcı olacaklardır. Bu kimseler ayni zamanda Arap da olmayıp Acem yani yabancı olacaklardır. Arap olmamalarına rağmen Arapçadan başka bir dilde konuşmayacaklardır. Onların cinslerinden olmayan bir koruyucuları olacaktır. Bu, Allah'a hiç bir vakit karşı da gelmiş değildir. Kendisi en saf ve samimi vezirlerinden olacaktır.

    Özellikle bu vezirler her konuda gerçek manada arif kişiler olacaklardır. Fakat bizzat Mehdi ise, kendisi... ve gerçek anlamda siyasetçi olacaktır. Yine bu vezirlerin belirgin bir özelliği de kendilerinin hiçbir zaman savaş meydanlarında hezimete uğramamalarıdır. Mesela Rum şehrini, İstanbul olsa gerek sadece tekbirlerle fethedeceklerdir. İlk tekbirde surların üçte biri yıkılacak ikinci tekbirde surun üçte biri yıkılacak, üçüncü tekbirde surun kalan bölümü yıkılıp yerle bir olacaktır. Böylece bu şehri kılıçsız ve silah kullanmaksızın fethedeceklerdir. İşte bu doğrunun ta kendisidir ki zaferle kardeştir.

    Mehdi'nin vezirlerinin ihtiyaç duyacakları şeyler, görevlerini en iyi yapmaları için dokuz tanedir, bu şeylerde O'na ulaşamaz. Bundan az da olmayacaktır. Bu şeyler sırasıyla şunlardır;

    Keskin bir görüş,
    İlka anında ilahi hitabı tanımak,
    Allah'tan geleni terceme etmesini bilmek
    Emir sahiplerinin mertebe ve derecelerini bilmek,
    Gazap anında merhameti bilmek.
    Melik'in ihtiyaç duyacağı arzakı mahsusayı ve diğer şeyleri bilmesi,
    İşlerin birbiriyle olan münasebetini bilmesi,
    İnsanların ihtiyaçlarını yerine getirmede aşırılığı ve kısıtlamayı bilmesi,
    Kendi özel müddeti içerisinde ihtiyaç duyduğu gaybı ilimleri bilmesi.
    İşler ve hadiseler henüz meydana gelmeden, Mehdi Allah tarafından buna muttalidir. Zira önceden olacak olanlara hazır olması gerekiyor.

    Mehdi, din bakımından rey ve kıyasa başvurmaktan masumdur. Ona böyle davranması haramdır. Zira Allah'ın dini konusunda hüküm vermede Nebi yani Peygamber olan birinin kıyas yapması doğru değildir. Şayet kıyas yapmasına izin verilseydi, Allah onu peygamberin Hz. Muhammed'in diliyle bildirirdi. Ayrıca Hz. Peygamber imamlardan hiç birisi için benim izimde yürüyecekler hata etmeyecekler dememiştir. Bu ifadeyi sadece Mehdi için söylemiştir. Onun masumluğunu halifeliğini ve vereceği hükümleri konusunda masumiyetini bildirmiştir. ("Futuhat-El Mekkiye", 366. bab, c. 3, s. 327- 328)


    İBN-İ KESİR


    Şuayb b. Halid'in Ebu İshak'dan rivayetine göre Hz. Ali oğlu Hasan'a bakarak şöyle demiştir: "Gerçekten benim şu oğlum, Resulullah'ın adlandırdığı gibi Seyyid'dir. Pek yakında onun sulbünden biri çıkacak, o Peygamberinizin adıyla isimlendirilecektir. Resulullah'a ahlakıda benzeyecek, fakat yaratılışında değil." (İbni Kesir Nihayetü'l-Bidaye ve'n Nihaye, 1/38.)

    Resulullah Efendimiz buyuruyor: "Dünyada bir tek günden başka gün kalmasa (Zaide'den gelen rivayette)" Allah, o günü uzatır. Hatta o günde Beni veya benim Ehl-i Beytim'den ismi benim ismime, babasının adı babamın adına benzeyen biri gönderilecektir. (Fıtr hadisinde ise) "Yeryüzü zulüm ve cevr ile doldurulduğu gibi o da adalet ve doğrulukla dolduracaktır. (Süfyan hadisinde ise) "Benim Ehl-i Beytim'den ismi benim isimime uygun bir Arap milletine sahip oluncaya kadar dünya gitmeyecek ve dünyanın ömrü bitmeyecektir." (İbni Kesir, "Nihayetü'l-Bidaye ve'n Nihaye", 1/39. Ebu Davud, "Mehdi", 1. H. 4282, 4283. Tirmizi, "Fiten", 52. H. 2231)

    Bir başka rivayette ise: "Dünyada hiç bir gün kalmayıp sadece bir gün kalsa Allah, o günü uzatacaktır. Ta ki isim benim ismime uygun Ehl-i Beytimden biri görevi üzerine alsın." (İbni Kesir, "Nihayetü'l-Bidaye ve'n Nihaye", 1/39. Tirmizi, "Fiten", 52. H. 2231)

    Resulullah buyuruyor: "Ümmetim arasından el Mehdi olacaktır. Şayet aranızda kalması kısa tutulursa yedi yıl kalacaktır. Kısa tutulmazsa kalış süresi dokuz yıldır. Benim ümmetim arasında o dönemde öyle bir bolluk olacak ki, o güne kadar böyle bir bolluk ve refah hiç bir zaman kesinlikle duyulmamıştır. Yeryüzü bütün ürünlerini verecek, onda hiç bir şey gizli kalmayacaktır. O günde mal pek çok birikmiş olacaktır. Adam kalkıp, Ey Mehdi, Bana mal ver diyecek, o da hemen al diyecektir." (İbni Kesir, "Nihayetü'l-Bidaye ve'n Nihaye", 1/42, "İ. Maceh", Fiten, 34, H. 4083)

    Resulullah buyuruyor: "Ümmetim içerisinden el Mehdi çıkacak beş veya yedi veya dokuz yıl aralarında yaşayacak. Kendisine adam gelip, ey Mehdi bana mal ver, diyecek, Mehdi de onun eteğinin taşıyabileceği kadar dolduracaktır." (İbni Kesir, "Nihayetü'l-Bidaye ve'n Nihaye", 1/43. Tirmizi, "Fiten", 53, H. 2232)

    İbni Kesir diyor ki, bu, Hasen bir hadistir. Bu hadis farklı olarak da Resulullah'dan rivayet olunmuştur. Bu hadiste, Mehdi'nin en fazla kalacağı müddet dokuz yıl olacağına, en az müdetinin de beş veya yedi yıl olacağına işaret edilmektedir. Ola ki malı bol bol dağıtacak olan halife bu olacaktır. Yine de en iyisini bilen Yüce Allah'tır. Bunun zamanında meyveler gayet çok olacak, ziraat istemediği kadar bollaşacak, mal alabildiğince artacaktır. O dönemde buna hiç bir güç karşı koyamıyacak, din dimdik ayakta hakim olacak, hayır ve iyilikler daimi ve sürekli olacaktır. (İbni Kesir, "Nihayetü'l-Bidaye ve'n Nihaye", 1/43, 44)

    "Bize Halef b. Velid, Abbad b. Abbad ve Halid b. Sa'd tahdis ettiler. Bu Zevat Ebu'l Vedak'tan o da Ebu Said'den rivayetle Ebu Said demiştir ki: "Bir adam şöyle dedi: "Allah'a yemin ederim ki, başımıza hiç bir emir geçmiş olmasınki o, geçenden daha kötü olmasın." Bunun üzerine Ebu Said, şöyle dedim diyor: "Şayet Resulullah'dan bir şey işitmemiş olsaydım, ben de söylenen gibi mutlaka söylerdim. Resulullah'ın şöyle dediğini işittim: "Sizin emirlerinizden bir Emir gelecek, malı öylesine bir dağıtacak ki, sayılamıyacak kadar. Ona adam gelip mal isteyecek o da al, diyecek. Gelen kimse de elbisesini yayacak, oraya malı dolduracak. Ve Resulullah üzerinde bulunduğu kalınca bir abayı sererek, adamın o zamanki halini hikaye ederek, sonrada bunun köşelerini topladı ve dediki işte böylece adam onu alacak ve götürecektir." (İbni Kesir, "Nihayetü'l-Bidaye ve'n Nihaye", 1/44)

    Resulullah buyuruyor: "Biz Abdulmuttalib'in çocukları, cennet halkının efendileriyiz. Ben, Hamza, Ali, Ca'fer, Hasan, Hüseyin ve Mehdi." (İbni Kesir, "Nihayetü'l-Bidaye ve'n Nihaye", 1/44. "İ. Maceh", "Fiten", 34. H. 4087)


    İMAM ŞARANİ


    Ebu Davud'un, Ebu Said el-Hudri'den rivayet ettiği hadisi şerifte Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuştur:

    - Ümmetim içinde Mehdi bulunacaktır. Eğer kısa süre olursa yedi yıl, kısa olmazsa dokuz yıl hüküm sürecek. Mehdi'nin zamanında mal (yani zenginlik) artacak. Yanında da çok servet bulunacak. Biri kalkıp da:

    - Ya Mehdi bana (biraz) yardım et, deyince o da:

    - (İstediğin miktarı, taşıyabildiğin kadarı) al, diyecektir.

    Ebu Davud'un rivayetindeki (başka) hadisi şerifte:

    - Mehdi ben(im neslim)dendir. Alnı geniş ve açıktır.

    (Ebu Said el-Hurdi'den) rivayet edilen hadisi şerifte Resul-u Ekrem Efendimiz şöyle buyurmuştur:

    - Yemin ederim ki, bu ümmete öyle (şiddetli) belalar gelecek de kişi zulümden, gaddarlıktan kurtulmak için sığınacak bir yer bulamayacaktır. Öyle sıkıntılı bir sırada Allah Teala akrabamdan, benim hanedanımdan bir kimseyi gönderecek de onun sayesinde yeryüzü adaletle, hakşinaslıkla dolacaktır. Nitekim, (ondan önce) başkaları ile) yeryüzü zulüm ve gaddarlıkla doldurulduğu gibi. Ondan (yani Mehdi'den) gökyüzü sakinleri (meleklerle peygamberlerin ruhları) ve yeryüzünde oturan (mü'minlerin ve canlı hayvanların) hepsi razı ve hoşnut olacaklar. (Mehdi'nin zamanında) gökyüzü yağmurdan hiçbir şeyi esirgemeyecek ve cömertçe bol yağdıracak.

    Yeryüzü de bitkilerinden hiçbirini eksik bırakmayacak ve muhakkak onları kemali ile bitirip ortaya çıkaracaktır. Hatta yaşayanlar (kendilerinde bulunan nimetleri görmeleri için) ölülerin de hayatta olmalarını temenni edeceklerdir. İmam Mehdi bu adalet ve bolluk içinde yedi yıl, yahut da sekiz yıl veya dokuz yıl yaşayıp hükümdar kalacaktır.

    Ebu Davud'un rivayet ettiği hadisi şerifte Allah'ın Resulü:

    Dünya tek bir gün kalsa bile Allah Teala muhakkak o günü uzatır ve yüce Allah o günde benim neslimden yahut da Ehl-i Beyti'mden adı adıma, babasının adı da babamın adına uygun olan (yani Abdullah oğlu Muhamed olan) kemal sahibi bir kimseyi gönderir, buyurmuştur.

    Bu hadisi manasıyla İmam Tirmizi rivayet ederek sahih ve hasen demiştir.

    Aynı şekilde Tirmizi'nin rivayet ettiği hadisi şerifte Resul-i Ekrem Efendimiz şöyle buyurmuştur:

    Dünyada ancak tek bir günden başka hiçbir zaman kalmamış olsa bile Ehl-i Beyti'mden bir kimsenin insanların başına geçmesi için muhakkak Allah Teala o günü uzatır. Ve o zatın önünde (yardımcı) melekler bulunacak ve İslam (dini bütün haşmetiyle) ortaya çıkacaktır. Mehdi'nin hazinesinde mal, servet o derece çok olacak ki, bir kişi yanına gelerek:

    - Ey Mehdi bana yardım et, diye rica edince Mehdi onun elbisesinin içinde taşıyabileceği parayı avuçlayıp verecektir.

    Hafız Ebu Nuaym'ın rivayet ettiği hadis-i şerifte Resul-i Ekrem Efendimiz şöyle buyurmuştur:

    Ey Ehl-i Beyt! Mehdi bizdendir. Aziz ve Celil olan Allah onu bir gecede -yahut da iki günde demiştir- ıslah ve irşat edecek.

    Mağrib'de de karışıklıklar, fitneler ve korku(lu günler) olacak. Açlık ve hayat pahalılığı alabildiğine yayılacak. Fitneler çoğalacak, insanların bir kısmı diğerlerini yiyecekler. İşte (öyle müşkü bir) zamanda Mağrip memleketinin en uzak bölgesinden ve Resul-i Ekrem Efendimizin muhterem kızı Fatma'nın evlatlarından bir kimse ortaya çıkacaktır. İşte o zat ahir zamanda ayaklanacak olan Mehdi'dir. Ve Mehdi'nin zuhuru da kıyamet alametlerinin ilkidir.

    İmam Şureyk'in rivayet ettiği hadisi şerifte:

    Mehdi'nin çıkmasından önce bir ramazan içinde güneş iki defa tutulacaktır, diye buyrulmuştur.

    En iyisini Allah bilir.

    İbni Mace'nin Ebu Hureyre'den rivayet ettiği hadisi şerifte Resul-u Ekrem Efendimiz:

    Dünya(nın ömrün)den hiçbir zaman kalmayıp ancak tek bir gün kalsa bile o günde benim ailemden bir zatın (Mekke'deki Merve üzerine yükselen) Deylem dağına, yahut da Deylem eyaletine ve İstanbul'a ve Roma şehrine sahip olması için Aziz ve Celil olan Allah muhakkak o günü uzatacak, buyurmuştur. Bu hadisin isnadı sahihtir.

    İmam Mehdi sonra mahiyetindeki askerlerle birlikte Altın Kiliseye ulaşarak içinde büyük ve çok (kıymetli, nadide) mallar ele geçirirler. Mehdi bu malları alıp Müslümanlar arasında eşit ve müsavi olarak taksim eder. Mehdi sonra Kilise'nin içinde sekinet- kuvve-i maneviye- sandığını ele geçirir. Sandığın içinde Hz. İsa'nın ucu demirli bastonuyla Hz. Musa'nın asası vardır. O asa Hz. Adem cennetten çıkarıldığı zaman O'nunla birlikte yere inmişti. (bilahare) Roma İmparatoru Kayser o sekinet sandığını (Kudüs'teki) Beytü'l-Makdis'de ele geçirmiş ve içinde bulunan bütün (nadide, kıymetli) eşyalarla malları alarak Altın Kilise'ye götürmüştür. İşte o eşya şimdiye kadar Altın kilisenin içinde saklanmaktadır. Nihayet o eşyaları Mehdi tekrar oradan alacaktır...

    ("Ölüm - Kıyamet - Ahiret ve Ahir zaman Alametleri", Bedir Yayınevi, s. 432-448)


    İBN HACER EL MEKKİ

    Mehdi'nin geleceği, Resulullah efendimizin neslinden olacağı, dünya'ya yedi sene hükmedeceği, yeryüzünü adaletle dolduracağı ve İsa (AS) ile beraber çıkarak, O'nun Filistin'de (Lud) kapısında Deccalı öldürmesine yardımcı olacağı, bu ümmete imamlık yapıp, İsa (AS)'nın O'nun arkasında namaz kılacağı" anlamındaki bütün hadisler, pek çok ravinin nakilleriyle kesinlik kazanmıştır. Sayılan bütün bu noktalar, Hz. Mehdi'nin hayatına ait en önemli özellikleridir.

    Hz. Mehdi'nin rengi arabi bedeni İsraili'dir. Sağ yanağı üzerinde parlayan yıldız gibi bir ben vardır. Onun hilafetinden yer ve gök ehli, hatta havadaki kuşlar bile razı olacaktır.

    Hz. Mehdi, sanki Beni İsrail ricalindedir, yeryüzünün hazinelerini çıkaracak ve küfür diyarını fethedecektir.

    Rükun ve Makam arasında kendisine biat edilecektir. Hz. Mehdi, o kadar merhametli olacaktır ki, zamanında bir kimsenin bile burnu kanamayacaktır.

    Sakalı bol ve sık olacaktır.

    Dişleri parlak olacaktır.

    İnsanlara malı ve eşyayı dağıtırken, saymadan bol bol verecektir.

    Hiçbir tarafın ondan mahfuz kalmayacağı, bir fitne zuhur edecek, bu fitne kaldığı yerden hemen başka bir tarafa yayılacak ve bu durum bir münadinin semadan seslenerek "Ey insanlar, emiriniz artık Mehdi'dir" demesine kadar devam edecektir.

    Allahü Teala, İslamı nasıl Resulullah Efendimizle başlatmışsa, Hz. Mehdi ile sona erdirecektir.

    Zulüm ve fısk'la dolu olan dünya, o geldikten sonra adaletle dolup taşacaktır.

    Muhtelif zelzelelerin olacağı bir dönemde gönderilecektir.

    Onun devrinde, ümmetin gerek iyileri ve gerekse de kötüleri, misli asla görülmemiş şekilde, pek çok nimetlere sahip olacaktır. Çok yağmur yağmasına rağmen bir damlası bile boşa gitmeyecek, toprak bir tek tohum istemeden verimli ve bereketli olacaktır.

    Hz. Mehdi çıkarken başında bir sarık olacak ve bir münadi "Bu Allah'ın halifesi olan Mehdi'dir. Ona uyunuz" şeklinde nida edecektir.

    Peygamber Efendimiz (SAV), "Horasan tarafından bayraklar çıktığını gördüğünüzde, kar üzerinde sürünerek de olsa, o bayraklara katılınız, zira içlerinde Allah'ın halifesi Hz. Mehdi vardır." Buyurmaktadır.

    O fitnelerin zuhur ettiği bir zaman aralığında gelecek ve ihsanı karşılıksız olacaktır.

    Konstantiniyye ve Deylem dağını fethedecektir.

    İslam'ın aleyhine söylenecek bir söz bile, ona ağır gelir.

    Mehdi'den önce, yaygın katliamların vuku bulacağı büyük bir fitne görülecektir.

    Masum insanlar katloluncaya kadar Mehdi çıkmayacak ve bu katliamlara yerde ve göktekiler, artık tahammül edemez bir hale geldiğinde zuhur edecektir. Hz. Mehdi gelince, insanlar onu aşk ve muhabbetle kucaklayacaklardır.

    Hz. Mehdi, bütün haramların helal sayıldığı, büyük bir fitneden sonra çıkacaktır. Hilafet, ona evinde otururken gelecek ve devrinde yeryüzünün en hayırlısı kendisi olacaktır.

    Hz. Mehdi çıkmadan önce, Medine'de simsiyah taşların bile kan içinde kaybolacağı büyük bir vaka olacaktır. Bu olayda, bir kadının öldürülmesi bir kamçının sallanması kadar kolay olacaktır. Ve bu olay 2 km kadar yayılacak bilahare Mehdi'ye biat edilecektir.

    Mehdi çıkmadan önce, milletler arasında ticaret ve yollar kesilecek, insanlar arasında fitneler çoğalacaktır. Muhtelif ülkelerden birçok alim birbirlerinden habersiz şekilde Mehdi'yi aramak üzere yollara çıkacak ve alimlerden her birisine 310 kadar insan refakat edecektir. Sonun da hepsi de Mekke de buluşurlar. Ve birbirine "Buraya niçin geldiklerini" sorduklarında hepsi de "bu fitneleri önleyecek ve Konstantiniyye'yi fethedecek olan Mehdi'yi arıyoruz, çünkü biz onun, babasının, anasının ve ordusunun isimlerini öğrendik" şeklinde cevap verirler.

    Allah (c.c.) bütün insanların kalplerini onun muhabbetiyle dolduracaktır. Sonra o gündüzleri aslan, geceleri abid olan bir kavimle yürüyecektir.

    Hz. Mehdi, hiçbir bid'atı bırakmayacak ve bütün sünnet-i seniyye'yi ihya edecektir. Konstantiniyye, Çin ve Deylem dağlarını fethedecek, bu durum 7 yıl devam edecektir. Ancak onun her senesi, sizin 20 senenize bedel olacaktır. Sonra Allahü Teala dilediğini yapacaktır.

    O'nun zamanında kurtla koyun birarada oynayacak, yılanlar çocuklara bir zarar vermeyecektir. İnsan bir avuç tohum atacak, 700 avuç hasat edecektir. Riya, riba, zina, içki kalmayacak, ömürler uzayacak ve emanet zayi olmayacaktır. Kötüler helak olacak, Peygamber Efendimiz'e buğz edecek kimse kalmayacaktır.

    O güneşten bir alamet belirinceye kadar gelmeyecektir.

    O'nun kumandanları, insanların en hayırlısıdır.

    Yeryüzü emniyetle dolacak ve hatta birkaç kadın, yanlarında hiç erkek olmaksızın, rahatlıkla hacca gidebilecektir.

    Çok yaygın ve sona ermesi mümkün görülmeyen bir fitne çıkacak ve bu fitne, semadan 3 kez "Emir, Mehdi'dir, gerçek o'dur" şeklindeki nida'ya kadar sürecektir.

    Dünyada ismi geçecek bir halife kalmayıncaya kadar çıkmayacaktır.

    O gelmeden önce, doğudan ışık veren bir yıldız görünecektir.

    Ramazan da iki defa ay tutulacaktır.

    Sema'dan bir ses, onu ismiyle çağıracak ve Doğuda Batıda hatta uykuda olan bile bu sesi duyacak ve uyanacaktır.

    Konstantiniyye'nin fethi sırasında, sabah namazı için abdest alırken bir bayrak dikecek, deniz ikiye ayrılarak su kendiliğinden uzaklaşacak ve açılan yolu takibeden Hz. Mehdi, karşı kıyıya geçecektir. Sonra bir bayrak daha dikecek ve diyecek ki "Ey insanlar, ibret alınız. Deniz ben-i İsrail'e nasıl yol verdiyse, bize de öylece yol verdi" ondan sonra, hepsi tekrar, tekrar tekbir getirecek ve 12 tekbirle, şehrin 12 burcu da düşecektir. ("El-Kavlü'l Muhtasar fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar", s. 15-75)


    ALİ BİN HÜSAMEDDİN EL MUTTAKİ


    Allah da onun muhabbetini insanların sinelerine yerleştirir. O daha sonra gündüz aslan, gece ise abid olan bir kavimle beraber olur.

    Dani, Katade'den tahric etti. O dedi ki: Fitne içindeki insanlar kan akıtıldığı zamanda evinde oturmakta olan Mehdi'ye gelir ve "Bizim için kalk artık" der. O ise kabul etmez, ancak ölümle tehdit edildikten sonra onlar için kalkar. Ondan sonra artık kan dökülmez.

    (Zamanında) Ne uykuda olan uyandırılır, ne de herhangi bir kan akıtılır.

    Ahmed, İbni Ebi Şeybe, İbni Mace ve Naim b. Hammad Fiten isimli kitabta Hz. Ali'den tahric ettiler, Resulullah (SAV) buyurdu: Mehdi bizden Ehli Beyttendir. Allah o'nun bir gecede ıslah eder. (olgulaştırır).

    Tabarani Kebir'inde ve Ebu Naim İbni Mes'ud'dan tahric ettiler. O dedi, Resullah (SAV) buyurdu: Ehli Beytimden ismi benim ismim, ahlakı Benim ahlakım olan bir evladım çıkacak ve daha önce zulümle dolu olan dünyayı, o adaletle dolduracaktır.

    Sakalı sıktır, dişleri parlaktır, yüzünde bir ben vardır. Omuzunda Peygamber (SAV)'in alameti vardır. Peygamber (SAV)'in softan bayrağı ile çıkacaktır. O bayrak dört köşeli olup dikişsizdir ve rengi siyahtır. O'nda bir hicr (hale) bulunur. O Resullah (SAV)'in vefatından beri açılmamış olup Mehdi çıkınca açılacaktır. Hz. Allah üçbin meleği Mehdi'ye yardım için gönderecek ve melekler o'na muhalefet edenlerin yüzüne ve arkasına vuracaktır. O yaşı otuz ile kırk arasında (kırk yaşında) olduğu halde gönderilecektir.

    İbni Ebi Şeybe, Ebi Celd'den tahric etti, o dedi ki: Bir fitne görülür, bunu diğer fitneler takip eder, ve birinciler sonuncuların kılıçla çatışmaya dönüşünü kamçılar, ve bundan sonra da hilafet, yeryüzünün en hayırlısı olan Mehdi'ye evinde otururken gelecektir.

    Dani, Seleme b. Züfer'den tahric etti, dedi ki: Bir gün Huzeyfe'nin yanında Mehdi'nin çıktığı söylendi. O dedi ki: Siz eğer aranızda Hz. Muhammed (SAV)'in ashabı olduğu halde O çıkarsa felah buldunuz. Muhakkak ki O insanların karşılaştıkları şerler sebebi ile, Gaibin (Mehdi'nin) kendilerine insanların en sevgilisi olmadıkça çıkmayacaktır.

    Keza (N. b. Hammad), Ebu Hureyre'den tahric etti, Dedi ki: Açıkça Allah Teala inkar edilmedikçe Mehdi'ye biat edilmez.

    Naim b. Hammad Fiten'ninde sahih bir senetle Müslim'den nakille Hz. Ali (RA) 'den tahric etti. Buyurdu ki: Fitneler dörtdür. Bolluk fitnesi, darlık fitnesi, keza bir fitne ve altın madeninin zikri. Sonra da Peygamber (SAV)'in soyundan birisi çıkar ve Allah o'nun eliyle insanların işini ıslah eder.

    Naim, Kaab'dan tahric etti. Dedi ki: Mehdi'nin çıkışından önce, şarktan parlak kuyruklu bir yıldız doğacaktır.

    Dani şehr b. Havşeb'den tahric etti. Dedi ki Resullah (SAV) buyurdu: ramazanda bir seda, şevvalde bir ses, zilkadede kabileler arasında savaş olur. Hacılar talana uğrar. Mina'da ölülerin çok olacağı bir savaş olur, öyleki orada taşları kan gölü içinde bırakacak, kadar kan akar.

    Naim, Şureyk'den tahric etti. Dedi ki, bana ulaştı ki: Mehdi'nin çıkışından önce, Ramazan'da iki kez ay tutulması olacaktır.

    Herkes sadece o'ndan konuşur, O'nun sevgisini içer ve O'ndan başka bir şeyden bahsetmezler.

    Naim b. Hammad ve Ebil Hasenil harbi Harbiyat isimli eserlerin birinci faslında Ali b. Abdullah b. Abbas'dan tahric ettiler. O dedi ki: Mehdi, güneş bir alamet olarak doğmadıkça çıkmaz.

    Naim b. Hammad ve Hakim, Mbr b. Şuayb'dan O babasından babası da dedesinden tahric etti, şöyle dedi: Resulullah (SAV) buyurdu: Zilkade ayında kabileler savaşır, Hacılar kaçırılır, melhameler olur. Sahipleri (Mehdi) çekinir ve neticede istemediği halde Ehli Bedir sayısınca insan ona, Rükun ile Makam arasında, biat eder. Yer ve gök ehli de ondan razıdır.

    Büyük şehirler, dün sanki yokmuş gibi helak olur. Sulyani ile ordusu kalabalık beş kabileyi istila eder.


    ŞEYH MANSUR ALİ NASIF

    Şeyh Mansur Ali Nasıf, Taç isimli kitabının haşiyesinden şunları yazıyor:

    "Selef uleması arasında olsun halef uleması arasında olsun şu husus pek çok şöhret bulmuştur. Bilinmelidir ki, Ahir zamanda mutlaka bir adam zuhur edecektir. Bu kişi benim ehl-i beytimden olacaktır. Buna Mehdi denecektir. Bütün İslam memleketlerini ele geçirecek, her müslüman ona tabii olacak, aralarında adaletle muamelede bulunacaktır. Dini güçlendirecek ve takviye edecektir. Daha sonra da Deccal ortaya çıkacak, İsa inecek ve Deccal'i öldürecektir veya Hz. İsa ile Mehdi birlikte yardımlaşarak Deccali öldüreceklerdir." Mehdi ile ilgili hadisleri sahabenin önde gelenlerinden ve hayırlılarından bir gurup rivayet etmişlerdir. Yine Muhaddislerin büyüklerinden Ebu Davud, Tirmizi, İbn Maceh, Taberani, Ebu Ya'la, Bezzaz, İmam Ahmed b. Hanbel, Hakim (rd. hum ecmain) hazretleri tahriç etmişlerdir. (Ahmet Faruk, "Ka'be Baskını ve Mehdilik", Vahdet yayınevi, s. 21)


    KADIZADE

    "Onun ismi Muhammed, babasının adı Abdullah'tır. Hz. Fatıma'nın evladından, zamanın halifesi adil bir imam, kamil bir veli, mutlak bir müceddittir. Allah (c. c), istediği vakit onu yaratır ve gönderir. İslam dinini onunla güçlendirir. O'nun hükmü altında, iki kişi hatta iki hayvan arasında bile, düşmanlık kalmaz. Her mü'min sadık veli olup, mülhidler muvahhid, zındıklar sadık alim olsa gerekir. Pek çok fetihler ve ganimetlerle, bütün müslümanları zengin etse gerekir. Hz. İsa ile cem olsa ve Hz. İsa, Deccal'ı öldürse ve zımmilerden cizyeyi kaldırıp ve İslam'a girenlerin imanlarını kabul etse gerekir." (Kadızade, "Amentü Şerhi" (Sdş. M. Rahmi) s. 358)


    ABD&#220HAMİD B. EBİ'L-HADİD EL-MUTEZİLİ

    ...İmam Ali'nin bu sözünden maksat zamanın sonuna doğru Muhammed oğullarından kıyam edecek olandır (Mehdi)... Çünkü tüm Müslüman fırkalar, "O kıyam etmeden dünya son bulmayacaktır" diye söz birliği etmişlerdir. ("Şerh-i Nehc-ül Belaga", c. 3, s. 434 ve 435. Hutbe şerhi)


    KUŞADALI İBRAHİM HALVETİ

    Büyük mutasavvıflardan Kuşadalı İbrahim Halveti'de yazdığı mektuplarda Mehdinin yakın bir zamanda geleceği ve vazifesini yapacağını bildirmiştir:

    "Şimdi vakitler, mukaddeme-i zuhur-i Mehdi kuddise sirruhu'dur. Yine vara vara onun vaktinde suluk gaza ile olacaktır. Şimdilik bir mevzı'da zikrolunması devam-i adet elvermez. 23 Muharrem 1260/1844

    ...Yine Hz. Mehdi zuhurunda kırk senesi cihat esnasında Deccale uyanlar, çift u çift heyetinde böyle böyle mücahade ederek Deccal ve avanesi katlonuldukta bi yedi 'isa aleyhisselam tertibi süluk böyle böyle değişilir... 1260/1844, (Y.N.Öztürk, Kuşadalı İbrahim Halveti, s. 204-212, Fatih Yay. 1982)


    MUHAMMED BİN MUHAMMED
    BİN MAHMUD EL HAFIZI EL-BUHARİ


    8 ve 9. hicri asrın büyük alim ve mutasavvıflarından olan Muhammed bin Muhammed bin Mahmud el Hafızı el-Buhari yazmış olduğu Faslu'l-Hitab li-Vaasli'l-ahbab adlı eserine mehdilikle ilgili uzun bir bölüm koyarak konuyla ilgili hadisleri toplamıştır;

    "Camiu'l-usul de, kıyametin eşratı ve alametlerinden olarak zikr olunur; Mesih aleyhisselam ve Mehdi hakkında Cabir (r.a) den rivayet olunduğuna göre Resulullah (SAV) buyurmuştur ki;

    - Ümmetimden bir taife hak uğrunda muzafferler olarak kıyamet gününe kadar savaşacaklar. Bu sırada İsa(as) iner, müslümanların emiri ona derki: Buyur bize namaz kıldır. O da ona derki: Hayır, Allah'ın bu ümmete ikramı olarak sizin biriniz diğerinize amirdir. Hadisi müslim rivayet etmiştir...

    ...Şerhu'us-sünne'de, "eşratu's-saa" babında Mehdi hakkında rivayet eder. Ebu said i'l-hudri Resulullah (SAV)ın şöyle buyurduğunu söylüyor: Resulullah bu ümmetin başına gelecek bir beladan bahisle,

    - O belanın gelmesiyle insanın zulümden sığınacağı bir sığınak bulamadığı bir sırada Allah benim neslimden, ehl-i beytimden bir adam gönderecektir. Yeryüzü ondan evvel nasıl zulüm ü cevr ile dolduruldu ise oda kıst u adl ile dolduracaktır. Gök ve yer sakinleri ondan memnun olurlar. Sema hiç bir damlası kalmayıncaya kadar bütün yağmurunu indirir. Yeryüzüde ne kadar nebatı varsa hepsini çıkarır. Hatta ölüler bile dirilmek isterler. O böyle bir zeminde yedi sene yahut sekiz sene, yahut dokuz sene yaşar...

    ...İmam Ebu'l-Abbas el-Müğstağfiri "Delailü'n Nübüvve ve'l-Mucizat" kitabında Mehdi hakkında Abdullah ibn Mes'ud'a varan senetle rivayet eder: Resulullah (SAV) şöyle buyurmuşlardır:

    - Günler ve geceler tükenmeden Allah ehl-i beytimden ismi benim ismimden, babasının ismi babamın isminden olan bir adam gönderir. Yeryüzü nasıl zulüm ve cevr ile dolduruldu ise oda adil ile doldurulur... (Muhammed bin Muhammed bin Mahmud el-Hafizi el-Buhari, Faslu'l-Hitab, s. 553-557 Erkam Yay. No: 45)
    Bu mesaj en son " 05.04.07 " tarihinde saat 00:33 itibariyle Kickboxer tarafından düzenlenmiştir...

 

 

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •