• Reklam
2 sonuçtan 1 --- 2 arası gösteriliyor
  1. #1
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    01-11-2006
    Mesajlar
    63
    Karizma Gücü
    0

    Ölünün Arkasından Nasıl Konuşulmalı?

    Ölünün Arkasından Nasıl Konuşulmalı?

    Ölünün iyiliklerinden mi söz edilir, kötülüklerinden mi? Kur'ân'ın kişiler hakkında değerlendirmesi ışığında ilahiyatçı yazar Mehmet Paksu, bu soruya bakın nasıl yanıt veriyor?

    Bir kişi hayatta iken nasıl anılır? İyi bir adamsa "iyi adamdı", kötü adamsa "kötü adamdı" denir ve hakkında bir kanaate varılır.
    Fakat hem iyi yönleri, hem de kötü yönleri varsa, iyi yönleri de anlatılır, kötü yönleri de... Çünkü iyiliklerini herkes görmüş, duymuş, öğrenmiştir, kötülüklerinden de aynı şekilde herkesin haberi olmuştur. Bu kişi bir yönetici ve doğrudan halkın önünde ve arasında ise, yapabildikleri de olacaktır, yapamadıkları da. Doğruları da vardır, yanlışları da, sevapları da vardır, günahları da, inancı da vardır, inkâr ettikleri de...

    Tarihe mal olmuş kişiler hakkında yapılan değerlendirmeler de bu şekilde değil midir? Bunlar devlet adamıdır, şairdir, yazardır, sanatçıdır veya bir iş adamıdır. "Nasıl bir adamdı? Fikri, zikri neydi, inancı ve düşüncesi nelerdi, geride hangi hizmetleri bırakıp gitti, gerçekten herkesin gönlünde taht mı kurdu, yoksa gönüllere giremedi mi?" Kur'ân'ın kişiler hakkında değerlendirmesi de böyle. Kur'an kötü kişilerin kötülüklerinden söz ederken, başta peygamberler olmak üzere kendi toplumuna hizmet etmiş olanların da iyiliklerini anlatır. Bu arada iyilik yapanların, zerre kadar da olsa iyiliklerinin karşılığını göreceklerini, kötülük edenlerin de aynı şekilde yaptıklarının cezasını çekeceklerini haber verir.

    * * *

    Yine Kur'ân bazı peygamberlerin hayatını anlatırken, onların "zelle" tabir edilen kusurlarını dile getirir. Hz. Adem'in şeytanın vesvesesine kulak vererek yasak ağaçtan yediğini söyler (7:22). Musa Aleyhisselâm'ın bir adamın ölümüne sebep olduğunu bildirirken, Hz. Musa'nın, "Rabbim, ben kendime yazık ettim" diye yakarışını belirtir. (28:15-16) Yunus Peygamber'in de Rabbinden izinsiz olarak yerini terk edişini eleştirisel bir anlatımla kaydeder. (21:87) Bu konuda peygamberleri bile istisna tutmaz.

    Peygamberimizin ölmüş kimseler hakkındaki değerlendirmesi benzer bir durum/tutum arz etmektedir. "Bir gün Resulullah'ın (a.s.m.) huzurundan bir cenaze geçmişti. Orada bulunan sahabeler vefat eden zatı övmüştü. Peygamber Efendimiz (a.s.m.), "Cennet ona vacip oldu" buyurdular. Bir süre sonra bir cenaze daha gelmiş, bu sefer sahabeler onu yermişlerdi. Resulullah (a.s.m.) ise onun için, "Cehennem vacip oldu." buyurdular. Sahabeler bunun sebebini sorunca, Resulullah (a.s.m.) şu cevabı verdiler. "Müminler, Allah'ın şahitleridir." (Buhari, 3/148.)

    * * *

    Diğer yandan ölmüş bir insan nasıl bir iz ve bir eser bırakmışsa ona göre anılır. Gerçekten hayırlı işlere mi vesile olmuş, yoksa yanlış bir yolun açılmasına mı önayak olmuş. Hadiste ölçü şöyle veriliyor: "Her kim İslam'da güzel bir çığır açar da kendisinden sonra onunla amel edilirse, o kimseye açtığı bu çığırla amel edenlerin sevabı kadar sevap yazılır. Amel edenlerin ecirlerinden de bir şey eksilmez.

    Her kim de İslam'da kötü bir çığır açar ve kendisinden sonra onunla amel olunursa, o kimseye açtığı bu çığırla amel edenlerin günahı kadar günah yazılır. Amel edenlerin günahından da bir şey eksilmez." (Müslim, İlim: 6) Bunun için "Ölülerinizin iyiliklerini anın" hadisini mutlak bir hüküm olarak anlamamak lazım. Çünkü o zaman da "haksızlığı gizleme" meselesi ortaya çıkar ki, bu da hakkaniyet prensibine aykırı düşer.

    Alıntıdır...

  2. #2
    megun adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    10-11-2005
    Mesajlar
    603
    Karizma Gücü
    0
    Merhaba Yetertamam,

    Sorduğunuz soru "Ölünün Arkasından Nasıl Konuşulmalı? ". Dikkat ederseniz burada bir ayrım var. Failden bahsediyoruz, fiilden değil. İslamiyetin temel prensiplerinden biri Fiile buğzdur, faile buğzetmek değil. Yani biz kötü bir fiili onaylamayıp, kötüleyebiliriz. Yani hırsızlık yapmak kötüdür diyebiliriz. Ama fiili yapana, yani faili hele ölmüşse buğzedemeyiz. Yani o hırsızın biridir demek bizim hakkımız değildir.

    Çünkü biz sadece olayların dış yönüne hakimiz ve hiç bir zaman kişilerin niyetini bilemeyiz. O yüzden benim görüşüme göre en mantıklısı, ölünün ardından ya hayır konuşmak ya da hiç konuşmamaktır. Eğer ki ölen kişinin bir şekilde topluma zararı dokunmuşsa ve bu zararın tekrarlanmasından çekiniliyorsa bu durumda kişiye dokundurmadan yapılan fiil anlatılabilir ve tedbir alınabilir.
    Aksi takdirde ölünün ardından kötü konuşmanın ne ölüye bir zararı vardır ne de bize bir faydası vardır.
    Saygılarımla
    Bu mesaj en son " 05.04.07 " tarihinde saat 22:37 itibariyle megun tarafından düzenlenmiştir...

 

 

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •