• Reklam
+ Konuyu Yanıtla
Sayfa: 1 | Toplam: 2 12 SonSon
12 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    İpekSultan adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    26-03-2007
    Mesajlar
    246
    Karizma Gücü
    0

    Onay Yılmaz Erdoğan

    Ankara'ya
    Öyle yakışırdı ki kar..
    Asfaltlar ışıldar,
    Buz tutardı resmi yalanlar...
    Kimse keman çalmaz belki ama
    Çok keman çalınsın balolarında
    Diye yapılmış
    Gri
    Sisli
    Binalar...

    Alnının ortasında
    Ciddi bir devlet asabiyeti.

    Çok kötü günlermiş gibi en genç zamanlar,
    Bu zulüm bu sevda bitmezmiş sevmek
    Bir halkı sevmekse aşk o zaman sevmekmiş!
    (biz bir şeyi delicesine severiz Ama tanrım neyi?)

    Kahve önü çatlak mozaik
    Bel kemiğine tehdit
    Kürsüler üstünde
    Çok sigara içen
    Öğrenciler

    Bir daha asla yaşayamayacağı
    Aşkları teğet geçerken
    Hep onu sevmeyenleri severek
    Hep onu sevenin gözlerinden
    Kalabalıklara kaçarak
    Karışarak toplumcu gerçekçi yalnızlıklara,
    Yüksek rakımlarda çatlamış dudaklarını
    Bir izmirli güzele dayatmak varken
    (Hep kardeş olacak değiliz ya, Yaşasın halkların sevgililiği!)

    Soyut bir sevdaya
    Beşik kertilmiş olan
    Dağda çoban,
    Şehirde şark çıbanı sayılan,
    Fırat'ın büyük elleri
    Ararat'ın kız yelleri
    Cilo'nun derin nefesleri
    Hülasa kente hukuk mukuk okun
    Mümkünse o arada da memleketi kurtarmaya gelmiş

    Anadolu çocukları,
    Ankara' ya
    Öyle yakışırdı ki kar
    Asfaltlar ışıldar,
    Buz tutardı resmi yalanlar

    Belki balkona Kar seyretmeye çıkar diye
    Sevdiğimiz kızlar
    Çok dibimiz donmuştur
    Ve çoğu zaman
    Bu kar mevzuu
    Kızlara yeterince ilginç gelmemiştir

    Hiçbir şey
    Kapalı bir dükkan kadar
    Hüzünlü gelmez insana
    Ankara'da,
    Yoksa bugün bir hayat
    Yaşanmayacak mı duygusu çöker bütün bozkıra.

    Kimse keman çalmaz belki
    Belki bu fiim hiçbir zaman
    O kadar fiyakalı olmayacak ama
    Hiçbir lahmacunda
    O okul yolundaki üçüncü sınıf lokantadakinin
    Tadını vermeyecek bir daha
    Çok daha iyilerini yedim sonra
    Bizzat Urfa'da hatta
    Ama hiçbirinde
    O kadar aç oturmadım sofraya
    Ankara'ya

    Öyle yakışırdı ki kar
    Çok yabancı bir soluk duyulur bazı
    Bilinmez bir dilin ıslığından
    Anla ki sıkıldı bizim konsolosluktaki konuklar
    Öyle deme Ankara'yı sevmeyene bir zulümdür
    Bu kadar insanın neden Ankara'yı sevdiğini anlamadan

    Ankara'da yaşamak
    Yollarına hep sevdiğimiz insanların
    Adlarını vermediler ama
    Biz her duvara
    Bilvesile onların adını yazarak yaşadık
    Kül ve betondan mürekkep
    Yaşadıkça yaşanılası gelen
    O tuhaf bozkır kokusunda.

    Ankara'ya
    Öyle yakışırdı ki kar.
    Asfaltlar ışıldar...
    Bir günden bir sürü gün yapan
    Mesai saatlerinde hiçbir şey yapan

    Hiçbir şey alıp hiçbir şey sunan
    Rakıyı bol sulu içen
    Dokunmasın için deği!
    Çabuk bitmesin dîye devletimin tekel rakısı,
    Hep kağıtlara bakarak,

    Hep kağıtlardan bakarak
    Hem Neşet Ertaş' ı hem Bülent Ersoy' u
    Aynı anda sevmeyi başararak,
    Karısının bayat ekmeklerden yaptığı tatlıyı
    Çok beğenmeyerek ama
    Yine de bu tasarrufunu takdir ederek
    Boynu hep kıdemli bir atkının içinde saklıyken
    Hep bir şeylere birilerine küsmüş gibi
    Yürüyen...

    Memurlar.......
    Ankara'ya
    Öyle yakışırdı ki kar..
    Asfaltlar ışıldar,
    Buz tutardı resmi yalanlar...

    Biz,
    Şimdi kapalı birr kuruyemişçi

    Dükkanının
    -ki bütün plan kar altında
    Tuzsuz ay çekirdeği çitieyip
    Yanı sıra bafra içmektir-

    Kötü ışıklandırılmış vitrininden
    Umutsuzca içeri bakan,

    Kimliği gereğinden fazla sorgulanmış,
    Merhabadan çok çıkar ulan kimliğini denmiş,

    -yani sistem kendi verdiği kimliği
    Zırt pırt geri istemektedir-
    Doğduğu yer yüzünden
    Doğuştan kavgacı zannedilen ama
    Pek çoğu kavgadan nefret eden

    Kavgacı
    Esmer
    Cesur

    Korkak
    Çoğu Kürt
    Çoğu Türk
    Çocuklardık... Ankara'ya
    Öyle yakışırdı ki kar....
    Ha sonra

    Belki Ahmed Arif'in aklına
    Hiçbir şairin aklına gelmeyecek
    -çünkü hiçkimse bir daha ankara'' yı

    O'nun kadar sevemeyecek
    -bir şiir islenir:

    Kar altındadır varoşlar
    Hasretim,nazlıdır ankara.....

    Ustam yine sen bilirsin ama
    Hangi aralıkta bir şair ölmüşse
    İşte o,en netameli aydır bence.

    Ankara'ya
    Öyle yakışırdı ki kar...
    Asfaltlar ışıldar...
    Yalanlar...

    Şimdi ve sonra
    Ne zaman Ankara'ya kar yağsa
    Elim gönlüm,
    Çocukluğum buz tutar.

    Yılmaz Erdoğan
    GERÇEK BIR KADIN OLABILMEK IÇIN,
    ACINI DA TÜM IHTISAMIYLA SERGILEYEBILMELISIN...
    ÖNCE KENDINDEN SAKLANDIGIN YERDEN ÇIKMALI, SONRA TÜM KORKULARINI SOBELEMELISIN...
    GERÇEK BIR KADIN OLABILMEK IÇIN,
    GEBERMELISIN ASKINDAN!
    BIR KADIN EN GENÇ BÖYLE TARIHE GEÇEBILIR...

  2. #2
    İpekSultan adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    26-03-2007
    Mesajlar
    246
    Karizma Gücü
    0
    ALKOL İKİNDİSİ

    Biz ne zaman içsek,
    Köfte geç gelir
    Ve oturur muhabbetin terkisine
    Çıplak bir efkar sözcüğü

    Biz ne zaman içsek,
    Sabah akar meycinin cebine
    Günde kaç kez öpüşür ki akrep ile yelkovan
    Biz ne zaman içsek,
    İç değilizdir aslında.
    Dışımızda bronz bir akşam sözcüğü,
    Çırıl bir efkar sözcüğü
    Delikanlı kıvamında sevda değilse de
    Tabansız sevişmelerdeki el değmemiş pişmanlık
    Biz ne zaman içsek,
    iç değilizdir aslında.

    Bu alkol ikindisi şiirle
    Şimdi burda açılsaydın
    Adımın baş harfi gibi
    Belki ağustos kokardı ağustos
    Sen,
    Fikrini ipotek etmiş kiralık sevdalara
    Senine boyuna sevilmiş sen
    Yalanı sevdasından büyük sen
    Bir bil-sen.

    Biz ne zaman içsek seni düşünüyoruz
    Genzimizde göl gözyaşları
    Biz ne zaman içsek,
    İç değilizdir aslında.

    Dışımızda bronz bir İzmir akşamı...

    Yılmaz Erdoğan
    GERÇEK BIR KADIN OLABILMEK IÇIN,
    ACINI DA TÜM IHTISAMIYLA SERGILEYEBILMELISIN...
    ÖNCE KENDINDEN SAKLANDIGIN YERDEN ÇIKMALI, SONRA TÜM KORKULARINI SOBELEMELISIN...
    GERÇEK BIR KADIN OLABILMEK IÇIN,
    GEBERMELISIN ASKINDAN!
    BIR KADIN EN GENÇ BÖYLE TARIHE GEÇEBILIR...

  3. #3
    İpekSultan adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    26-03-2007
    Mesajlar
    246
    Karizma Gücü
    0
    Her şey yapılabilir
    Bir beyaz kağıtla
    Uçak örneğin uçurtma mesela
    Altına konulabilir
    Bir ayağı ötekilerden kısa olduğu için
    Sallanan bir masanın
    Veya şiir yazılabilir
    Süresi ötekilerden kısa
    Bir ömür üzerine.

    Bir beyaz kağıda
    Her şey yazılabilir
    Senin dışında
    Güzelliğine benzetme bulmak zor
    Sen iyisi mi sana benzemeye çalışan
    Her şeyden
    Bir gülden bir ilk bir sonbahardan sor
    Belki tabiattadır çaresi
    Senin bir çiçeğe bu kadar benzemenin
    Ve benim
    Bilinci nasırlı bir bahçıvan çaresizliğim
    Anlarım bitkiden filan
    Ama anlatamam
    Toprağın güneşle konuşmasını
    Sana çok benzeyen bir çiçek yoluyla

    Sen bana ışık ver yeter
    Bende filiz çok
    Köklerim içimde gizlidir
    Gelen giden açan soran bere budak yok
    Bir şiir istersin
    "İçinde benzetmeler olan"
    Kusura bakma sevgilim
    Heybemde sana benzeyecek kadar
    Güzel bir şey yok

    Uzun bir yoldan gelen
    Tedariksiz katıksız bir yolcuyum
    Yaralı yarasız sevdalardan geçtim
    Koynumda bir beyaz kağıt boşluk
    Her şeyi anlattım
    Olan olmayan acıtan sancıtan
    Bilsem ki sana varmak içindi
    Bütün mola sancıları
    Bütün stabilize arkadaşlıklar
    Daha hızlı koşardım
    Severadım gelirdim
    Gözlerinin mercan maviliğine

    Sana bakmak
    Suya bakmaktır
    Sana bakmak
    Bir mucizeyi anlamaktır

    Sana sola bakmadan yürüdüğüm yollar tanıktır
    Aşk sorgusunda şahanem
    Yalnız kelepçeler sanıktır
    Ne yazsam olmuyor
    Çünkü bilenler hatırlar
    Hem yapılmış hem yapma çiçek satanlar
    Bahçıvanlar değil tüccarlardır
    Sen öyle göz
    Sen öyle toprak ve güneş ortaklığı
    Sen teninde cennet kayganlığı iken
    Sana şiir yazmak ahmaklıktır

    Bir tek söz kalır
    Dişlerimin arasından
    Ben sana gülüm derim
    Gülün ömrü uzamaya başlar

    Verdiğim bütün sözler
    Sende kalsın isterim
    Ben sana gülüm derim
    Gül sana benzediği için ölümsüz
    Yazdığım bütün şiirler
    Sana başlayan bir kitap için önsöz

    Sana bakmak
    Bir beyaz kağıda bakmaktır
    Her şey olmaya hazır
    Sana bakmak
    Suya bakmaktır
    Gördüğün suretten utanmak
    Sana bakmak
    Bütün rastlantıları reddedip
    Bir mucizeyi anlamaktır
    Sana bakmak
    Allah'a inanmaktır

    Yılmaz Erdoğan
    GERÇEK BIR KADIN OLABILMEK IÇIN,
    ACINI DA TÜM IHTISAMIYLA SERGILEYEBILMELISIN...
    ÖNCE KENDINDEN SAKLANDIGIN YERDEN ÇIKMALI, SONRA TÜM KORKULARINI SOBELEMELISIN...
    GERÇEK BIR KADIN OLABILMEK IÇIN,
    GEBERMELISIN ASKINDAN!
    BIR KADIN EN GENÇ BÖYLE TARIHE GEÇEBILIR...

  4. #4
    İpekSultan adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    26-03-2007
    Mesajlar
    246
    Karizma Gücü
    0
    SEVEBİLME İHTİMALİ

    Soğuk ve şehirlerarası otobüslerde vazgeçtim çocuk olmaktan
    Ve beslenme çantamda otlu peynir kokusuydu babam...
    Ben seninle bir gün Veyselkarani'de haşlama yeme ihtimalini sevdim.
    İlkokulun silgi kokan, tebeşir lekeli yıllarında
    Ankara'da karbonmonoksit sonbaharlar yaşanırdı o zaman
    özlemeye başladım herkesi...
    Ve bu hasret öyle uzun sürdü ki, adam gibi hasretleri özlemeye başladım sonra...
    Bizim Kemalettin Tuğcu'larımız vardı...
    Bir de camların buğusuna yazı yazma imkanı...
    Yumurta kokan arkadaşlarla paylaşılan kahverengi sıralarda,
    solculuk oynamaya başladık..
    Ben doktor oluyordum sen hemşire, geri kalanlar kontrgerilla...
    Kırmızı boyalarla umut ikliminde harfler yazılıyordu pütürlü duvarlara ve
    Türk Dil Kurumu'na inat bir Türkçeyle...
    Ağbilerimizden öğrendik, S harfinden orak çekiç figürleri türetmeyi..
    Ankara'ya usul usul karbonmonoksit yağıyordu.
    Ve kapalı mekanlarda sevişmeyi öneriyordu haber bültenleri.
    Oysa Ankara'da hiç sevişmedim ben.
    Disiplin kurulunda tartışılan aşkım olmadı benim..
    Sınıfça gidilen pikniklerde kıçımıza batan platonik dikenleri saymazsak..
    Ankara'ya usul usul kurşun yağıyordu..
    Ve belli bir saatten sonra sokağa çıkmamayı öneriyordu haber bültenleri.
    Oysa hiç kurşun yaram olmadı benim
    Ve hiç bir mahkeme tutanağında geçmedi adım
    Çatışmaların ortasında sevimli bir çocuk yüzüydüm sadece
    Sana şiirler biriktiriyordum fen bilgisi defterimde, ama sen yoktun
    Ben, senin beni sevebilme ihtimalini seviyordum, suni teneffüs saatlerinde
    Okul servisi seni hep zamansız, amansızca bir lojman griliğine götürüyordu
    Ben, senin benimle Tunalı Hilmi Caddesi'ne gelebilme ihtimalini seviyordum.

    Ben, senin beni sevebilme ihtimalini seviyordum.

    Yaz sıcağı toprağa çekiyor da tenimin çatlamaya hazır gevrekliğini
    Sonra otobüs oluyordum, kırık yarık yolların çare bilmez sürgünü
    Ne yana baksam dağ ve deniz sanıyordum
    Muş ovasının yalancı maviliğini
    Otobüs oluyordum bir süre
    Yanımızdan geçen kara trenlerle yarışıyordum, yanağım otobüs camının garantisinde
    Otobüs oluyordum
    Bir ülkeden bir iç ülkeye
    Çocukluğuma yaklaştıkça büyüyordum.
    Zap suyunun sesini başına koyuyordum şarkılarımın listesinin
    Korkuyordum
    Sonra iniyordum otobüsten
    Çarşıdan bizim eve giden, ömrümün en uzun,
    ömrümün en kısa, ömrümün en çocuk,
    ömrümün en ihtiyar yolunu koşuyordum.
    Çünkü sonunda annem oluyordum, babam kokuyordum sonunda..
    Soğuk ve şehirlerarası otobüslerde vazgeçtim çocuk olmaktan
    Ve beslenme çantamda otlu peynir kokusuydu babam
    Ben seninle bir gün Van'daki bir kahvaltı salonunda
    Ben seninle sadece bilmek zorunda kalanların bildiği
    bir yol üstü lokantasında
    Ben seninle, Ağrı dağına mistik ve demli bir çay kıvamında bakan
    Doğubeyazıt'ın herhangi bir toprak damında
    Ben seninle herhangi bir insan elinin
    terli coğrafyasında olma ihtimalini sevdim

    Ben senin, beni sevebilme ihtimalini sevdim!

    Yılmaz Erdoğan
    GERÇEK BIR KADIN OLABILMEK IÇIN,
    ACINI DA TÜM IHTISAMIYLA SERGILEYEBILMELISIN...
    ÖNCE KENDINDEN SAKLANDIGIN YERDEN ÇIKMALI, SONRA TÜM KORKULARINI SOBELEMELISIN...
    GERÇEK BIR KADIN OLABILMEK IÇIN,
    GEBERMELISIN ASKINDAN!
    BIR KADIN EN GENÇ BÖYLE TARIHE GEÇEBILIR...

  5. #5
    İpekSultan adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    26-03-2007
    Mesajlar
    246
    Karizma Gücü
    0
    BAŞKALAŞAN AŞK

    Adını anmak güzeldi,
    dost ağızlarda sana dair cümlelerin
    ıslatılması...
    Adını anmak...
    Yüksek sesle, kimsesiz gecelerin düşsel
    avuntularına sırt çevirip senden söz açmak...
    Biraz gülünç, biraz sitemkar...
    güzeldi...
    Adının Türkçedeki yankısı özeldi...

    Seninle yoğurt yemek, kendi Kanlıcanlı,
    Sülalesi Kandilli yoğurtçunun mekanında...
    Denize amors durup, yüzüne
    cepheden bakmak güneşli bir mavilikte....
    güzeldi..

    İpe sapa konuşlanmaz bahanelerle elini tutmak,
    yüzünde
    Yüzyıllık bir hasreti gidermek güzeldi...

    Güzeldi'li geçmiş zamanları düşünüyorum
    şimdi...
    Cümlelerimiz öznesiz...Umursayan yok,
    Kanlıca'daki yoğurdu...

    ve eşikteki öpücük, tarih bilinci olmayan bir
    aşkın mührüdür artık...

    Yılmaz Erdoğan
    GERÇEK BIR KADIN OLABILMEK IÇIN,
    ACINI DA TÜM IHTISAMIYLA SERGILEYEBILMELISIN...
    ÖNCE KENDINDEN SAKLANDIGIN YERDEN ÇIKMALI, SONRA TÜM KORKULARINI SOBELEMELISIN...
    GERÇEK BIR KADIN OLABILMEK IÇIN,
    GEBERMELISIN ASKINDAN!
    BIR KADIN EN GENÇ BÖYLE TARIHE GEÇEBILIR...

  6. #6
    İpekSultan adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    26-03-2007
    Mesajlar
    246
    Karizma Gücü
    0
    MART DİYE BAHAR GELDİ

    Adını savurur rüzgar,
    Saçlarının niyetine.
    Aşka küserim sonra,ülserim azar,
    Azar azar düşer şakaklarıma mart akları.

    Bak ne güzel erken bahar açmış ağaçlar,
    Bir soğuk vursun da görsünler günlerini!

    Adını savurur rüzgar,
    Deneyimli bahar niyetine.
    Ülserim azar,
    Azar azar düşer saçlarıma mart akları.

    Ben her bahar pişman olurum.
    Erken açar baharlarım,
    Soğuk vurur goncalarıma,
    Toprak olurum.

    Martı görünce kaçacak yaz ararım.
    Ve gözlerimi kapatırım erken martı sesi duyunca.
    Sanki kızım dilime vurmuş sanırım,
    Giderken kapattığım kapının kilidi.

    Ben her bahar pişman olurum.
    Güneşe kanar baharlarım.

    Yılmaz Erdoğan
    GERÇEK BIR KADIN OLABILMEK IÇIN,
    ACINI DA TÜM IHTISAMIYLA SERGILEYEBILMELISIN...
    ÖNCE KENDINDEN SAKLANDIGIN YERDEN ÇIKMALI, SONRA TÜM KORKULARINI SOBELEMELISIN...
    GERÇEK BIR KADIN OLABILMEK IÇIN,
    GEBERMELISIN ASKINDAN!
    BIR KADIN EN GENÇ BÖYLE TARIHE GEÇEBILIR...

  7. #7
    İpekSultan adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    26-03-2007
    Mesajlar
    246
    Karizma Gücü
    0
    PENCERE

    Pencerem
    Boş bahçesine bakar gri bir lisenin
    İçimde servislere dağılır çocuklar
    Ve yürüyerek bitirir okulu
    Küçük esnafın çilli çocukları

    Pencerem on yıl öncesine bakar
    Müfredat dışı sevmeler içindir lise yılları
    Veya kötü şarkılar
    Ne zaman ıslak bir aşk düşünsem
    İçime saçların düşer
    Bir iç’e bir saç nasıl düşer bilmem
    Bilsem zaten şiir yazmam

    Açık konuşma benimle
    Penceredeyim
    Ağzında gevele sözcükleri
    Söz sanatlarından devşir gülmelerini
    Yalnızım, cenderedeyim…

    Pencerem ağzıma bakar
    Ne zaman karlı bir akşam düşünsem
    İçime kırağın düşer
    Bir iç’e bir kırağı nasıl düşer bilmem
    Bilsem zaten şiir yazmam

    Suda yürüyebiliyordum bir aralık
    Her faninin kendi mucizesi vardır
    Kendini şaşırtır en azından,
    Herkes biraz elçisidir tanrının
    Ne zaman ölümcül bir aşk düşünsem
    İçime allahın düşer
    Bir iç’e bir allah nasıl düşer bilmem
    Bilsem zaten şiir yazmam

    Yılmaz Erdoğan
    GERÇEK BIR KADIN OLABILMEK IÇIN,
    ACINI DA TÜM IHTISAMIYLA SERGILEYEBILMELISIN...
    ÖNCE KENDINDEN SAKLANDIGIN YERDEN ÇIKMALI, SONRA TÜM KORKULARINI SOBELEMELISIN...
    GERÇEK BIR KADIN OLABILMEK IÇIN,
    GEBERMELISIN ASKINDAN!
    BIR KADIN EN GENÇ BÖYLE TARIHE GEÇEBILIR...

  8. #8
    İpekSultan adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    26-03-2007
    Mesajlar
    246
    Karizma Gücü
    0
    Gülüşün

    Gülüşünde bir mana var,
    Saklayamazsın.
    Sarılışında ne düşler,
    Ne düşükler,
    Sakınamazsın.

    Aynı yolları,
    Kimsesiz mekanları,
    Birlikte özleme hasreti...
    Yalnızlığımın dert ortağı gastrit...

    Gülüşünde bir mana var,
    Saklayamazsın.

    Bütün iç savaşlarda,
    Rehin alındı bu yürek
    Kandıramazsın.

    Hangi çekilişin
    Büyük ikramiyesi bu,
    En uzak sevişmelerin
    Yeni yetme utancı.
    Lakin aşk,
    Biraz da utanmaktır yaşamaktan,
    Sakınamazsın...
    Yeni yetmelik işine gelince:
    O zaten hepimizin gizli öznesi
    Türkçede var.
    Bazı dillerde yok.

    Gülüşünde bir mana var,
    Saklayamazsın.
    Kime niyet kime felaket bu aşk,
    Anlayamazsın.

    Ödümüz patlıyor acı çekmekten
    Oysa;
    Biraz da acıdır,
    Aşkın mayası.
    Kaçınamazsın.

    Gülüşündeki manayı saklayamazsın.
    Tutunacak yerimiz yok,
    Resmi tutanaklarda.

    Gülüşünde bin yıllık hasret var,
    Saklayamazsın.
    ..........................
    Bu yazık karşılaşmanın
    Alnımıza çakılıyor anafikri:

    Aşka cesaretimiz yoksa
    Başka zaman görüşürüz!

    Yılmaz Erdoğan
    GERÇEK BIR KADIN OLABILMEK IÇIN,
    ACINI DA TÜM IHTISAMIYLA SERGILEYEBILMELISIN...
    ÖNCE KENDINDEN SAKLANDIGIN YERDEN ÇIKMALI, SONRA TÜM KORKULARINI SOBELEMELISIN...
    GERÇEK BIR KADIN OLABILMEK IÇIN,
    GEBERMELISIN ASKINDAN!
    BIR KADIN EN GENÇ BÖYLE TARIHE GEÇEBILIR...

  9. #9
    İpekSultan adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    26-03-2007
    Mesajlar
    246
    Karizma Gücü
    0
    Bir Nevi Otuzüç Yaş şiiri

    Artık kısa pantolonlu çocukları
    Gençlik parkına götürmüyorlar
    Ve anneler trafik lambalarında köylü değiller o kadar
    Locadaki farelerden bile kemirgen
    Gişeci kadın nur sinemasında
    En sevdiğim karate filmi
    Tek kollu kahramanımızdı vang yu
    Ve ondan çok kollu doğmuştu bruce lee
    Ki genç yaşta kaybettik kendisini

    Ulan falkonetti seni bir elime geçireceğim var ya
    Elektrikler kesilir zengin ve yoksul’un tam ortasında
    Ve’nin tam üstünde yani
    Has****** dense de derinden yurttaşın
    Elektrik idaresindeki yurttaşa ne o yurttaş
    Zırpa pırta elektrik kesiliyor
    Diyebilesi yoktur ki

    BİRTEK KOKUDUR GEÇMEYEN ZAMANLA
    HER DUYULDUĞUNDA
    BİRAZ DAHA KESKİNLEŞEN

    O zaman amerikan arabaları bizim evin önünde
    Dolmuş eylerken caddeyi
    Ümit besen de film yapar niye yapmasın ki furyadır bu
    Ama seyretmek suça giriyor canım annem
    Zaten bu yumurtalı sandöviçlerle
    Kesin kovarlar bizi ki
    Korkarım her şiire konuk olacak
    Mahur bir otlupeynir kokusu süreyya sinemasında
    Mübarekler pikniğe gelmişler
    Hayır benim kokoş teyzem
    Mübarekler hakkari’ den gelmişler

    Okul bitimlerinde çamsakızı ağlamalar yok artık
    Filiz beni unutma ki hakkari
    Unutulmaya müsait bir yerdir
    Mektup yaz yoksa çok kurak geçecek bu yaz
    Hep saklayacağım hatıra defterime yazdığın
    Yazının yanındaki kan damlayan kalbi
    Seni seviyorum filiz
    Yemin et! bak vallahi!

    Yok artık bu kendini şaşırmış
    Kendi edasını kendisi bozan cümleler

    Niyazi’nin kısalığı uzunların problemi
    Aynı zekanın sırasında oturuyoruz
    Bozkırımın çilli çocuğuyla avukat oldu sonra
    Kimin neresine değer bu nostaljik kırıntılar
    Herkesin sandık odası kendine gizemli
    Ama kolejli çocuklar nasıl sevişiyor
    Ve kızlar yine kolejli onlarda ve taş gibi
    Bu kız varya insanın sevgilisi olsa
    Uyku tutmaz adamı
    Ama rüyasında başka bir lavuğa vermesin hesabı
    Yükseliş’in tuvaletinde kız resmen düşük yapmış
    Tabii fevzi de yok
    Hepimizin bayıla bayıla yuttuğu
    Kolejli çocuk yalanlarını söylesin
    Ona kalsa artık sevişmese de olur
    Bütün okulu getirip götürmüşlüğü var
    Düzliseliliğimize cintonik içiyoruz
    Paralı palavralarıyla fevzi’nin
    Kolejliden darbe yeme işi ilerideymiş
    O zaman bilmiyoruz tabii

    Haluk o zaman araba sahibi
    Ki biz bisiklet kavgası yapmaktayız daha
    Ağbim mustafa’yla
    E tabi mobilya dükkanı beş katlı olunca
    Olsu yakışır kardeşime ki bazı tandır ısmarlıyor
    Siteler dükkana gidince
    Nerden baksan kolası ayranı filan
    Epey para tutuyor konyalı’dan et yiyorsun kolay değil

    Ah pınar! diye girmeli o sokağa
    Ey kalçası kendinden güzel kendinden bağımsız insan
    O kotu giyiyorsun ya senin değil
    Bizim üstümüze
    Yapışıyor
    Ki levis o zaman herkeste yok
    Biz yerli malı dandik kotu
    Çamaşır suyuyla amerikanlaştırıyoruz o devir ve
    Bir convers almışım elden düşme ağlaya sızlaya
    Babaannem hiçbir marka bilmiyor
    Bu pırtıkları mı aldın diyebiliyor conversim hakkında
    Ve bir de filiz vermiş pınar’ın annesi bak sen
    Ve kader ve songül ve nazire
    Ve şu anda adını sayamadığımız
    Diyarbakır mantalitesinin kız çocukları
    Yakantop en erotik eğlencedir bize

    Ah be melike geçme burdan çekirdek çitleye çitleye
    Biliyorsun fena oluyor yakan topun
    Ateşli kısmı sen gelince
    Annesi kuaför ya deli ediyor melike mahallenin istediği zaman fön çekemeyen kızlarını

    SENİN GİBİ GÜZELİNİ BİR DAHA
    GÖREMEYECEĞİMİ BİLSEM
    NE ARTİSTİ BE
    KAPINA MENTEŞE OLURUM

    Biliyorum aradan yirmi yıl geçti
    Bilmiyorum hangi manasız adamlarla seviştin
    Biliyorum çok geç oldu kalkacağız bu dünyadan
    Ama seni seviyorum melike
    Bu şiire biryerde rastlarsan mutlaka beni ara

    Başak dediğin dünyanın en genç
    Sokaktan geçen saçının arkası uzun çocuğu kesiyor
    Benim elimi tutarken ki orta ikide henüz
    Ben lise birdeyim ki saçlarımı ortadan ayırmaya
    Cesaretim yok daha
    Seni seviyorum diyor yalandan
    Vallahi bak diye and veriyor sahtekar
    Ve sahtekarlık benim küçük aşüfteme o kadar yakışıyor
    Ve ben kadınların sahtekarlıklarına inanmaya
    Öyle erken bir yaşta başlıyorum ki
    Biliyorum gülücüğünde tüm erkeklere yer var
    Başak’ın

    Ama gel gör ki ben o zaman
    Böyle entelektüel bakmıyorum hadiseye
    Tabii diyorum oğlum sende
    Bu burun olduğu müddetçe
    Ve skoda bacak durumun düzelmedikçe ki
    Herşeyin ameliyatı var bunun yok
    Hiçbir kızı tümüyle çıplak göremeyeceksin
    Peki saçlarımı ortadan ayırsam?
    Gitmez olum manyaklaşma senin kafan üçgen
    O vakit doğumgünü partisi yapmaktır tek çare ki
    Bu sene benim üçüncü doğuşum olacak bu
    Ota ***a parti veriyoruz dans ederken ilhan
    Bir bacağını sabit tutacaksın akabinde tak
    Bacağın kızın iki bacağı arasına sızıyor iyi mi
    Önce müzük eye of the tiger yeni çıkmış
    Ve bittabii sade kola içiliyor o zaman kızlarla
    Ortamda içki varsa zaten büyük hadise
    Daha kabız zamanlarımız o zaman, o da şundan
    Hani pederden gizli tuvalette sigara içmeler sırasında
    E malum tuvaleti frost oluyor
    Sigara zayi olmasın sebebi o soğukta
    Uzayan tuvalet seansları kabız etti netice
    Peki hep mi tuvalet ihtiyacı
    İclal yengenin yemekli gecelerinde
    Az ye hayvan gören de
    Seni evde aç bırakıyoruz zanneder
    Ama bu börek değil be kardeşim başka bir şey
    Ecevit diyor naif amcam bu işi götürür kadrosu var
    Demirel’in yok mu
    Koskoca demokrat parti tecrübesi var
    Ecevit erbakan’la işe girerse sonu olur bence
    Ben onu demiyorum kardeşim diyor necdet amcam ki
    O ağbeysine kardeşim dediğine göre kesin hır çıkacak

    Allahım ne çok aktif siyaset bu
    Pasif insanların hayatında
    Kaç hükümet düşürdü kaç devrim yaptılar
    Tavuk etli rakı sofralarında küçüklüğümün
    Bu kadar sever misin memleketi?
    Al! Şımardı işte!
    Hadi gel dee hala mı demirel geyiğine girme
    O zaman demirel başbakan olarak var ve
    Spor yaptığına dair hiçbir emare yok

    Yok artık o rakı sofralarındaki
    Umutlu umutsuzluk
    Hep parayı buldun bulamadın muhabbeti şimdiki
    Sülün abla senin kıymetini o astsubay bimez
    Perdenin aralığında görmedi ki seni
    Evlendiniz sen de lök diye soyundun
    Kostüm zorlama ışık berbat
    Hiçbirşey sahiden olmuyor
    Ama bizim filmimiz öylemiydi seninle
    Yatardık sotaya pencerenin önüne
    Ürpertir soğuk gece şehvet neyse işte
    Senin odanın ışığı yanar
    Nasıl çapkın yüzlük bir ampul
    İlk gülme efekti belirir gecede
    Hemen susturulur kıkırdayan bizzat gece tarafından
    Bir an kaybolur odanın kırsalında
    Oyalanırsın on saniye kadar
    Derken bir dönersin ki bizim perde aralığına
    Allahım sutyen katına!
    Ve sülün bir beyaz sutyendirergenlik çağımın adı
    Hani senin assubayın görmediği bile
    Hani o gerdek karanlığında alelacele çıkarıp
    Yastığın altına tıkıştırdığın
    Ben sende kadın meselesini sevdim biliyor musun
    Şimdi bırak bu ayakları diyeceksin
    Ama samimi söylüyorum
    Senden öğrendim tenimde kadın ne iş yaparmış
    Eyvah dedim ben şimdi hep bundan isterim
    Eteği de mi çıkardın
    Yokcanım bu kadarına dayanmaz
    Uzayan sokağın abazanları
    İşte düşleri de gerçeği de öldürecek kadar soluk
    Ve bir son yazısı kadar sevimsiz gecelik
    Örttü meselenin üstünü.
    Yani demem o ki sülün ablam
    Biz bilirdik kıymetini
    Assubaya verdiler o başka

    Bir fiyakayla geldiler seni istemeye
    O zaman sıteyşın reno yeni çıkmış
    Bagaj kısmında çocuk taşımak marifet o zaman
    İşte besili papyonlu bir yeğeni oraya çıkarmışlar
    Sen de bizim arabanın kafa sallayan köpeği ol misali

    Gittin netice
    Sıteyşın bir kederle
    Bir daha ne senin kıymetin bilinir
    Ne de biz yatabiliriz herhangibir kimseyle
    Senin beyaz sutyenin olmadan...

    Yok artık kaldırımlarda çekirdek çitleyip
    Ayıp şeyler konuşan mahalle çocukları
    Teknoloji diyorlar bilgisayar internet şu bu
    Eğer geçmemişsen
    İnteraktif bir kahve muhabbetinin eleğinden
    Senden bir *** olmaz açık söyleyeyim
    Yalanı yüzde görmek gözde tanımak dolanı
    Diye bir şey vardı ki çetleşmelerde bulunmaz
    Yok artık subayevlerinin
    Salkım tadında dizilmiş bahçelerinden
    Gül çalan varoş romantikleri
    Kurutup karşılıksız aşklarına vandallayan
    Çağla çalmaya gider mi insan babasıyla
    Tam dallas’ın oynadığı saatte ki o saatte
    Apartmanı götürsen kimsenin ruhu duymuyor
    Eee kolay mı olum lusi’ye rey amcası kaymış
    Gerçi o sıra amcası olduğunu bilmiyor muş
    Ama olsun netice değişmez
    Islak çağlalar cepleri nemlendiriyor ya
    Nasıl bahar oluyor anlatamam
    Veya kırmızıyla daha dün tanışmış bir kiraz tanesinin
    Ki cennetin afişi bir gün yapılacaksa
    Mutlaka bu kiraz tanesi de bulunmalıdır
    Ağza getirdiği bayram sabahı ekşiliği
    Ben seni denedim demiştin ya yeter mi sana
    Hala utanırım hatırladıkça
    Hani kendi kirazlarım dururken
    Senden istemiştim de hani....neyse utandım yine.

    Yok artık golf sahası ki
    Kalın duvar dikenli tel ardından izliyoruz
    Elin amerikalısının bizim mahalledeki golf maçını
    Tam yirmi yıl golf sahasının kıyısında oturdu ama
    Golfün nasıl oynandığını hala bilmez mahalleli
    Bazan aralardan kaçak sızmalar yapardık
    Hani gelincik toplama hesabına

    VE ANCAK BENİM ÜLKEMDE
    KOVALAR ÇOCUKLARI BEKÇİLER
    ÇİÇEK TOPLUYORLAR DİYE...

    hele bir de golf topu bulduk mu tamamdır
    lan oğlum bu topla ne oynuyor bu kerizler

    sonra kaldırdılar dikenli telleri
    açıldı halkımın parkı halkıma
    ama bir daha
    asla
    gelincik bitmedi orada
    bu da kıssamızın acıklı hissesi
    bizde faiz yok
    hata payı veriyoruz...

    ve sevmeyi ne çok severdik
    kızları, memleketi
    ve faşistlerden ne çok nefret ederdik
    faşist dediğin de kurtlu murtlu
    elmanın öbür yarısı işte
    daha sümüğümüz pantolonumuzda kurumamış
    elimizde leo huberman sosyalizmin alfabesi
    çeviriyoruz geleni geçeni
    hoop nereden geliyorsun bilader
    sağcı mısın solcu mu
    ben hiçbirşeye karışmıyorum abi
    yıkın bu ibneyi ot bu!

    romantik şiddet diye bir şey verdı yok artık
    şiddet öküzleme bir şiddet işte

    HERKES KATİL OLDU SONUNDA
    OYSA BİR ARA
    BAZILARI KAHRAMANDI.

    Kim sallar bu kağıt yokluğunda
    Çok bölümü tuvalet kağıdına yazılmış şeyleri
    Çünkü akasyalar da yok artık
    Nasıl açardı bir
    Orasını burasını açması gibi
    Bahardan önce gelip baharı çekiştirir gibi

    Akasyalar
    Yazlık sinemasında ömrümün
    Afişi olmalıdır çocukluk bölümünün
    Zaten iyi insan bir sevdiği artisti unutmaz
    Bir de akasyaları
    Eğer ki çocukluğuna açmışsa
    Yenir de o biliyorsun
    Ondan sonra ne zaman bir kız elini tutsa
    Hatırlarsın tadını

    Neyse geç oldu abiciğim
    Şimdilik bırakalım
    İstersen bırakma kağıt bitti zaten
    Ama ömür bu hep yazmaya sebep
    Nasılsa devam edeceğiz
    Yazmaya.
    Yaşamaya.

    3-4aralık'99, nürnberg-berlin

    Yılmaz Erdoğan
    GERÇEK BIR KADIN OLABILMEK IÇIN,
    ACINI DA TÜM IHTISAMIYLA SERGILEYEBILMELISIN...
    ÖNCE KENDINDEN SAKLANDIGIN YERDEN ÇIKMALI, SONRA TÜM KORKULARINI SOBELEMELISIN...
    GERÇEK BIR KADIN OLABILMEK IÇIN,
    GEBERMELISIN ASKINDAN!
    BIR KADIN EN GENÇ BÖYLE TARIHE GEÇEBILIR...

  10. #10
    İpekSultan adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    26-03-2007
    Mesajlar
    246
    Karizma Gücü
    0
    Bu Yol Nereye Gider

    bir kuğunun boynuna dokunurken…

    yol bir yere gitmez
    içerde
    düz saçlara uğrar
    ayak üstü bir akşamüstü
    her plansız ürperişin sonu
    hüsran
    ve hüsran
    çok sanat müziği bir kelimedir

    yol bir yere gitmez
    o bir durma biçimidir
    yol yoluyla gidebilir yare
    yoldan çıkabilir apansız
    ve ömür bitebilir yoldan once
    ama yol bir yere gitmez
    o bir durma biçimidir
    yaşamak
    hızlı bir ölme biçimidir
    düşünce ışıktan yavaşsa
    erken gidilmelidir
    gerdan sözcüğüne
    bir kuyumcuda da rastlayabilirsin
    bir kasapta da
    kalbin sızlamaz
    bir kuzu yüreğini vitrinde görünce
    o bir beslenme biçimidir
    ama korkarsın
    kurdun sevdiği havadan
    ayakkabı yaparsın yılandan

    yol bir yere gitmez
    o bir durma biçimidir
    her garantiyi istersin hayattan
    oysa ölümle yaşam arası
    uzun malum ince bir yol
    bir yere gitmez
    o bir ölme biçimidir

    iyi yolculuklar denmez bir gidene
    yapılamaz çünkü
    çok yolculuk bir seferde
    yolcu denmez her gidene
    herkes o yolun taraftarı olmayabilir
    hiç bir sürgün
    gittiği yolu sevmez mesela


    yol bir yere gitmez
    o bir susma biçimidir
    soğuk bir taşıtın uğultusunda

    ağustos 2000, gevaş

    Yılmaz Erdoğan
    GERÇEK BIR KADIN OLABILMEK IÇIN,
    ACINI DA TÜM IHTISAMIYLA SERGILEYEBILMELISIN...
    ÖNCE KENDINDEN SAKLANDIGIN YERDEN ÇIKMALI, SONRA TÜM KORKULARINI SOBELEMELISIN...
    GERÇEK BIR KADIN OLABILMEK IÇIN,
    GEBERMELISIN ASKINDAN!
    BIR KADIN EN GENÇ BÖYLE TARIHE GEÇEBILIR...

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Mesut Yılmaz ve Tayyip Erdoğan farkı ?!?!
    2005 Konuları bölümünde Vodka&Lemon tarafından açılmış
    Yanıt: 20
    Son Mesaj: 02.10.05, 01:16

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •