Kara kalemi ve bir kaç yırtık kağıdı, ufak ama sararmış zarflarından başka pek birşeyi yoktu..
Mektup yazıyordu yolcu, bilinmezliğe gitmeden evvelki bilinen zaman ile aldığı nefeslerinin yardımı ile.. Bildiği dünyada yazılması gerekenler olduğu inancı ile Selam ederek başlamıştı.
Uzun uzun yazıyor silgi kullanmıyordu... Zaten yapılabilecek bütün hataları yapmıştı.. Kurduğu cümleler kağıda dökülürken, yüzler siliniyordu zihninden ve adresini arıyordu mektupları...
Bilinmezliğin yolcusuydu ve bilmiyordu götürmesi gereken birşeylerin olabileceğini yada olmalımıydı ki?
Gidiyordu, verdiği nefesle alıyordu onlarca yıllık mesafeleri ve kuruyordu yeni dünyasını. Geriden getiremediyse birşeyler, yada öyle düşünsede bir kaç isim taşımızdı.
Kokusuz, hissiz...
Ağlıyordu yolcu, isimlerin kimler olduğunu hatırlayamadığı haline ve bilmiyordu ismini.. Gittiği her neresi ise isimsiz gidecekti... Ki gidiyordu...
İsimsiz bir yolcu, bir isim olabilir mi diye geçirsede zihninde vurgulananın isimsiz olduğumu yoksa yolda oluşumunu düşünmeden edemedi.. Ve düşündüğünü farketti yolcu..
Düşünen, isimsiz bir yolcu idi...
Ve yolundayadı...
Yolunda olmadığını düşündüğü bildiğinden bilinmeyene..
Umuda..
Öyle ya umut bilinmezlikti.. Acıya inat düşlemek ve bilinmez bir acıya koşmaktı belkide...
Gözyaşlarını hür bırak isimsiz yolcu...
Esen Kalınız....


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla


