• Reklam
+ Konuyu Yanıtla
6 sonuçtan 1 --- 6 arası gösteriliyor
  1. #1
    Burberry's Touch adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    09-07-2006
    Mesajlar
    5,526
    Karizma Gücü
    0

    Onay Vicdan ...

    ‘Vicdan nedir...? İçteki, ÖZdeki ses denir… İçimizdeki hakim de denir... Her yüzde zuhur eden vicdan aynı değil... Bana vicdanlı gelen başkasına göre vicdansızca gelebiliyor... Ego, malum ne anlama geldiği...
    Vicdandaki bu kadar farklı yüzü nasıl açıklayabiliriz...?"

    Hayatımızın çoğu döneminde karşı karşıya kaldığımız vicdan olgusu bizi nelere yöneltir ?


    kısmen alıntı...

    ...



    Public Relations Management



  2. #2
    Misafir Foefs adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    13-11-2004
    Mesajlar
    7,650
    Karizma Gücü
    0
    İçimizdeki yargıç.

  3. #3
    endonezya adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    22-11-2005
    Mesajlar
    4,485
    Karizma Gücü
    7
    Kendini bilmek ya da tanımak, insanın değişmesi zorunluluğunun doğal bir uzantısıdır. Değişmek, uyanmak, şuurlanmak için fazlalıkları terk etmek, içsel bir mücadeleye ve çalışmaya girişmek, özdeşleşmeyi kolaylaştıran bağımlılıklardan uzaklaşmak gereklidir. İnsanlığın içinde bulunduğu şuursuz, otomatik uykuda vazife yapma aşamasının sonunda ortaya çıkacak olan şuurlu vazife hayatı, yani uyanmak, başka bir ifadesiyle kendini bilmek, Dünya Okulu'nda yapılacak olan en son eğitim ve uygulamadır. Kendini tanımada, kendini bilmede, hayatın anlam ve amacını, eşyanın kökenini bilmede ve anlamada gereken bilgileri elde edebilmek ve uygulamaları yapabilmek için bir yol ve öğrenim yöntemi gereklidir. Eskiden, bu çalışmalar özel yollar, tarikatlar aracılığı ile yapılırdı. Bugün, dar kapsamlı eski tür metotların devri geçmiştir.

    Artık insanlar, inisiyasyonlarını, hayatın içinde, fevkalade geniş bir hürriyet ile ve kendi şuur ve vicdanlarında, kendi kendilerine geçirmek durumundadırlar. Bilgi, açık ve seçik olarak ortaya konur. Bunun aksiyonu ve sorumluluğu bu bilgi ile karşı karşıya olan insandadır.

    İnsan kendi üzerindeki çalşımada, en kaba taraflarından (içgüdülerinden), en üstün şuur hallerine kadar bir arınma ve kendini bilme süreci yaşayacaktır. Bir fikir edinebilmek için konularımızdan bazılarını şöyle sıralayabiliriz:

    Nefsaniyet, zaaflar, yalanlar, benliklerimiz, maskelerimiz, tamponlarımız, bencillik ve açgözlülük, tutkular ve eşkoşmalar, alınganlıklar, duygu hayatımız ve kontrolü, düşünce hayatımız ve kontrolü, şuur altı temizliği, pozitif düşünce, istekler ve arzular, ıstıraplar, imajinasyon ve gündüz düşleri, kendi kendimizi müşahede, vicdan ve makul vicdan, vb.

    http://www.bilyay.org.tr/default_ic.asp?kat=2&id=10

  4. #4
    Gazi Paşa adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    27-01-2007
    Mesajlar
    4,435
    Karizma Gücü
    0

    En Güçlü Tanık : Vicdan..

    Vicdan kendi kendimizi suçlayabilme, sorgulayabilme ve gerektiğinde kendimize savaş açıp, tanıklık edip, ceza verebilme üstünlüğüdür. Akıl ve vicdanımızın bize gösterdiği yol ile egomuzun ve dizginlenememiş duygularımızın istekleri arasında zaman zaman seçimler yapmak, çatışmalara göz yummak durumunda kalırız.

    Çoğu zaman da egomuzu ve duygularımızı kayırmak gibi bir alışkanlık içinde olmaktan da geri kalmayız. Oysa bedene ve akıla ne denli muhtaçsak, iç dünyamız ve huzurumuz için vicdana da o denli ihtiyacımız vardır. Aslında tüm bunlar biraz bilgi, biraz sorumluluk ve biraz da deneyimle birleştirilirse kusursuz sonuçların alınması her zaman olanaklıdır.

    Gerçekte insanın egosu, güzel duyguların düşmanı değildir. Herşeye karşın küçük bir çaba göstererek, eğiterek onu dost yapabiliriz. Vicdan, insanı hep doğruya ve güzele götüren acımasız bir yönetici ve yönlendiricidir.

    Öyle ya da böyle, her gün gelişmekte olan sezgi ve duygularımızın etkisi altında daha anlaşılır ve berrak duruma gelen güncel olayların rengi ve tadı, vicdanımızı biraz daha geliştirir.

    Vicdan kendisine karşı dürüst olan insanın tek efendisidir.

    Elbette vicdan ve bilinci uyandırmak öyle kolay bir şey değildir. Bu savaşta gün gelecek herkes cehennemi yaşayacaktır. Ama bu savaş bilinçli bir biçimde devam ettirilebilirse o kapkara cehennemin, pespembe bir cennete çabucak dönüştüğünü görebiliriz.

    İnsanın vicdan ve bilincinin, bilgisizlik ve sevgisizlik karşısında göstereceği dikkat, uyanıklık ve duyarlılık kendi içindeki kimliğini bulmasına yardımcı olacaktır.

    Vicdan bilinç, hoşgörü ve tüm sevgi duygularının kaynağıdır.

    Koşullandırılmış düşünce ve bilinç, insanın gelişmesini yavaşlatır. Özgür düşünce, özgür bilinç, özgür vicdan ise, kişinin gelişmesinde, iyiyi, doğruyu, güzeli, gerçeği bulmasında öncülük yapar.

    İnsanoğlu, vicdanın üstünlüğünü, şefkatin vazgeçilmezliğini, sevginin sonsuz gücünü öğrenmedikçe, dünya hep acılar ve düş kırıklıkları dünyası olarak sürecektir.

    Kişinin yücelmesi anlayışa, vicdana ve bilgiye dayanır. Bunda en önemli eylem, kendimize egemen olmak, diğer tanımıyla egomuzu denetim altına almasını bilmektir.

    İnsan bilinç ve vicdanı ile bilimi birleştirmek durumundadır. Aynı zamanda; gelenekleri, dinsel görüşleri, teknolojinin gelişmeleri ile bağdaştırmak ve böylece yaratıcı düşünceyi madde ile barıştırmak çabasına girmek zorundadır.

    İnsanca yaşamak, vicdanımızın sesini bastırmadan akıllıca, sorumlulukla ve olumlulukla hareket etmekle başlar.

    İçgüdüsel olarak, her olayda sorununuz ya da şaşkınlığınız ne olursa olsun vicdanınız, sizin haklı olup olmadığınızı adeta bağırır. Tabii duymak isterseniz ya da sesini boğmaya kalkmazsanız.

    Vicdan rahatsızlığı, suçun işlendiği anda başlar ve devamlı insanı huzursuz eder.

    Böyle bir durumda suçluluk duyan kişi; ne kendi yargıçlığından ne de kendine biçtiği hükümden kurtulamaz.

    Her insan kendi vicdanı içinde en büyük özgürlüğünü yaşar.

    Vicdan insanın; içinde tatlı tatlı duyumsadığı bir ilahi fısıldayıştır.

    Bir kişiyi suçlarken, bir kişiyi yargılarken, terazinin öteki kefesine de mutlaka vicdanınızı koyunuz. Göreceksiniz, varacağınız sonuçlar çok daha adil olacaktır.

    Hep kargaşalardan, çıkar çatışmalarından yana, ya yok etmek ya da yalnızca kazanmak için koşullandırılmış bir dünya...

    Çoğu zaman anlayışın, vicdanın, tertemiz duyguların, sezgilerin, sevginin, hoşgörünün bir ütopya olarak benimsendiği bir dünya...

    Yanlış, eğri, kötü bir uygulamanın, bir sabit fikir peşinde gitmeyi, kör nefsine ve hatta zulme bayraktarlık etmeyi yaşamın sanki bir gereği ve hatta gerçeği olarak görmeye başladığımız bir dünya...

    Dünyanın bu katılaşmış ve kalıplaşmış görünümünden sıyrılın. Kendinizle, öz kimliğinizle buluşun.

    Asla unutmayın ki; her işimizde, her tavrımızda, her uygulamamızda içimizdeki; en güçlü tanık, vicdanımızdır.










    Tanrı, iradesini hâkim kılmak için yeryüzündeki iyi insanları kullanır; yeryüzündeki kötü insanlar ise kendi iradelerini hâkim kılmak için Allah’ı kullanırlar.”
    Giordano Bruno



    Minik

  5. #5
    VAK VAK Özlem adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    15-04-2006
    Mesajlar
    5,251
    Karizma Gücü
    8
    gördüklerine şaşakalıyor..
    birisi bu tanığı ortadan kaldırmalı.
    o çok şey biliyor.

    fani dünyada çakılı değildir onun tanıklık edeceği adalet kürsüsü..

    hakkın ,hukukn meşru halidir belki de..
    belki değil.
    öyledir.



    -kaç yıldır bu sokaktan geçiyorsun, başka yol bulamadın mı ?
    -demek sen de kaç yıldır bu sokaktasın. hala çıkamadın mı ?...

  6. #6
    korkmaz2323 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    13-03-2006
    Mesajlar
    489
    Karizma Gücü
    0
    vicdan insanın yşadağı durumlara göre değişkenlik gösteren bir oldu ve bu olguyu etkileyen en önemli şey size vicdanınızı kullanırken veya bu hissin çalıştığı anlarda olayın veya durumun üzerinizdeki etkisidir. buda vicdandaki farlı yüzü açıklıyor. ama vicdan insanı hem iyi hemde kötü sonuçlara itebilir. mesela vicdanınız size yardım etmeniz yönünde baskı yaparken iyilikten maraz doğarı ve o vicdani duygu arasındaki ince çizgide hareket etmeyi bilmek gerekir buda zor bir şeydir ama en azından o çizgiye yakın olmayı başarabilirsek. vicdanımızın bizi kötü yerlere götürmesine engel olmaya çalışmışız demektir. sonrası mı?.... sonrası kader bu noktada insan artık teslimiyetçi bir hal alır ve kaderini yaşar... yaptıklarım vicdan muhasebesi yaptığımda ne kadar doğru ne kadar yanlış işte burda artılarınız ne kadar çoksa okadar huzurlu eksileriniz ne kadar çoksa o kadar huzursuzsunuzdur. işte bu huzursuzluk duygusu olduğunda vicdansızlık huzur duygusunu yaşadığınızdada vicdanlı oluyoruz..... ne yazıkki vicdansızsak yanlış yamışız demktir vicdanlıysak doğru yapmışız demektir... ben mi vicdansızım çünkü yanlış yaptım... çok mu? hayır bir kaç kez ama çok büyük meselelerde birkaç kez yaptım artık vicdanımıda aklımıda kaybettim. hükümsüzdür

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. 'Büyükanıt ve Başbuğ tanık olarak dinlensin'
    HABERLER ve GÜNDEM bölümünde Culinary tarafından açılmış
    Yanıt: 1
    Son Mesaj: 27.10.11, 19:33
  2. Saddam davasında 'perdeli' tanık
    2005 Konuları bölümünde angel_nili tarafından açılmış
    Yanıt: 0
    Son Mesaj: 07.12.05, 08:38
  3. Tanık olmak
    2005 Konuları bölümünde Auth tarafından açılmış
    Yanıt: 3
    Son Mesaj: 18.10.05, 17:20

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •