Kapın hiç çalmaz olduğunda, çalmak istediğin kapılara varıp ta acaba dediğin zamanlarda, telefonun artık bilgi msj haricinde çalmadığında, pc başında cevap vermekten yorulduğun maillerin iletilerin artık gelmediğinde, o sadece bir bardak çayla paylaşılanları kimselerde bulamadığında, sokaklarda tek başına dolaşırken birden yön değiştiripte bir derdini anlatamayacağın kimse kalmadığında bana gel,beni ara,bana ileti yolla hatta msj bile atma sadece şimdiki güncel olan çağrı at. Bilki senden gelecek ufacık bir işarete ben nerelerden ne yollarda sana geleceğim. Bilki benimle en son yaptığın sohbetin son cümlesinde, birlikte içtiğimiz son çayın o taze tadında, sen giderken ardından sana baktığım o balkonda olacağım. Ne kadar zaman geçmiş olursa olsun aradan bilki aynı sıcaklıkta olucak ellerim, gözlerim sana hep aynı bakıcak, gene sadece senin anlatmanı bekleyeceğim aklım erdiğince sana akıl vereceğim yardan çok sana yaren olacağım. Ben senin vitrinine gelmedim ki ben senin iklimine geldim. Kışlarını sevdim en çok senin buz gibi bakarken bana onca üzüntü onca sıkıntı arasında fırtınalar boranlar koparırken etrafında senin rüzgarında savrulmayı sevdim. Her fırtınadan sonra yağmur yüklü bulutlar gibi buğulanan gözlerinden asla o iki damlayı düşürmemek için etrafında güneşler açmayı sevdim. Hele yazını baharını kimselerin anlamayışını ama benim sana bir bakışından anladığımdaki o hallerini sevdim. Senin baharında yazında sıcağında yanmayı kavrulmayı sevdim. Ben senin vitrininde değil hep ikliminde olmayı sevdim. Aldığım bir haberinle varlığını hissettiğim o küçücük anlarda iklimini tekrar tekrar yaşamayı sevdim. Bilki sen hiç kimsesiz kalmadın kaldığını düşündüğünde bilkii......
alıntı...


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla