Bekle” dedi. “Dur orada. Dur! Sakın kıpırdama! Kaybetmek istemiyorum! Buldum bir defa...”
Duyan irkilmişti. Nasıldı yani? Neyi bulmuştu, neden kaybetsindi?
“Yıllardır bunun izindeydim.”
Duyan yüzünü ona döndü ve şaşkınlığı karşısındakinin gözlerindeki parlaklığın yitimini izlerken bir kat daha arttı. O ise, sanki yüzdüğü, mavinin tonlarıyla dolup taşan sular, birden siyahını dışarı salmayan nöbetine bulanmışçasına, ayaklarını prangaya sunmuş bir haydut edasıyla sürüyerek uzaklaşmaya çalıştı. Yapamadı, olduğu yere yığılıverdi. İzleyene döndü: “Sen değildin. Evet aradığım sendin; ama aramam gereken değildin. O hep arkamdaydı. Yapmam gereken yalnızca geriye dönüp bakmaktı, yani içime.”
İzleyenin gözleri ışıldadı; “İyi ya, artık biliyorsun.”
“Hayır” dedi aşağıdan. “Artık birşey ifade etmiyor. Ona barınabileceği bir geçmiş yaratmadım. Belki yarattım ama ona içeri girme zamanı tanımadan, bir an bile beklemeden seni yerleştirdim. Oysa tek kişilikti içeri ve o hep bekledi, belki bir gün diye... Hep ardımdan geldi; ama az önce gördü ki, geçmişim beni tamamen terketti. İçimde hiçbir şeye yer yok artık. Bana bile. Zaten hiç “HİÇ”, birşey sığdırabilir mi içine. (hiçine)...”
alıntı


LinkBack URL
About LinkBacks

Alıntı Yaparak Cevapla

