Gitmekle başlar herşey, bazen düşlere, bazen bitişlere, bazen geri dönüşlere... hep gitmek vardır içinde yaşananın. Gitmek ; başlı başına bir duruştur hayata karşı, kaçmakla eş değer gibi görülse de bazen, içindeki sesi dinlemektir hiçbir şeye aldırmadan,, Taşıyamadığında kaçmakta değildir. Her gidilen yerde mutlaka taşınacak yeni şeyler vardır istenmese de.. Yer değiştirmekle de eşit olmayabilir gitmek,, bu yolculuk bazen düşlerle yapılır bazen hayata baktığın pencereyi değiştirmektir.
“”Hep bir düşüm vardır gitmeye dair. Beyaza boyandığında bu yalancı istanbul, gecenin saat henüz üçü beş geçesin de, kimselere duyurmadan, ve hiçbir şeyi yanına almadan, herşeyi olduğu gibi olduğu yerde bırakarak, şehre doluşan tüm gelişlere inat, sessiz sakin caddelerden hafif hafif süzülerek, ve yeni düşler için başını camına dayadığın otobüsün şarkısını dinleyerek, sabahı görmeden gece.. başka şehirlerde başka düşlere uyanmak,,, ve tüm bunları yaparken o içini ürperten anlamsız gidişin adını koymadan,,, arkanda bıraktığın koca bir yığının hüznünü de sararak yüreğine, kocaman adamlar gibi ciddi bakışlarla sorgulamadan geçmişi ve geçmiş diyerek onları yaşandığı yerde terketme büyüklüğünü hissederek, bu bütünün içinde yarattığı duygularını yanında taşıma güçlülüğünü gösterebilmek. GİTMEK buna denktir benim düşümde,,,,”””
Ezelden bugüne, bugünden yarına gitmek, gitmek doyasıya yaşamak için başka yerde yeniyi.. Bu yüzden gitmek lazım,yenilenmek için, tazelenmek için, her şeye en baştan başlayabilmek için. Bu gidiş bazen düşlerde, bazen fikirlerde, bazense gerçekten yeni yerlerde, yeni yüzlerle olmalı, GİTMEK kelimesin içini doldurmalı bu aksiyon.Tekrar başa dönmek cümlesini yaşamamak için............
alıntı


LinkBack URL
About LinkBacks

Alıntı Yaparak Cevapla


