• Reklam
+ Konuyu Yanıtla
2 sonuçtan 1 --- 2 arası gösteriliyor
  1. #1
    Gazi Paşa adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    27-01-2007
    Mesajlar
    4,435
    Karizma Gücü
    0

    Mutlu susmayı ögrenmek

    Bir gün susmayı öğrendim. Öyle bir sustum ki belki sonsuza kadar

    susacaktım.

    Çünkü susmak benim küçücük dünyamda babamla kurduğum iletişim

    tarzıydı.

    Babam akşamları eve yorgun dönerdi. Ben bütün gün evde sıkılır onun

    gelişini iple çekerdim.

    Daha o kapıdan girer girmez boynuna atılır onunla oynamak isterdim.

    Babam

    sarılır, öper sonra da, hadi odana git, derdi. Yemek hazırlanınca

    annem

    çağırır bu defa masada bir araya gelirdik babamla.Onlar annemle

    konuşurken

    ben araya girer, sesimi duyuramayınca da bağırırdım. Babam

    sinirlenir,

    'Bütün gün insanlara kafa patlatmaktan bunaldım, birde sen kafamı

    ütüleme!' derdi. Annem de 'Bütün gün zaten seninle uğraştım, bir

    çift laf

    da mı konuşturtmayacaksın babanla?' diye

    çıkışır, beni odama gönderirdi.

    Çaresiz bir şekilde boynumu büker odama yani hapishaneme doğru yol

    alırdım. Babam arkamdan, 'Bizim bir odamız bile yoktu, her şeye

    sahip,

    hâlâ ne istiyor anlamadım.' diye bağırmaya devam ederdi. 'Keşke

    benim de

    bir odam olmasaydı, keşke bizim de evimiz bir odalı olsaydı da hep

    birlikte otursaydık' derdim içimden; ama yüksek sesle söylemeye

    cesaret

    edemezdim.

    Yemekten sonra babam kanepeye uzanır, eline kumandayı alır,

    televizyon

    seyrederdi. Beni yanına çağırır biraz severdi. Onun izleyeceği

    önemli

    birşey varsa

    beni adeta yerimden bile kıpırdatmazdı. Azıcık hareket edip koşup

    oynamaya

    çalışsam oda hapsim yeniden başlardı. Bir gün anladım ki susunca

    babamla

    daha iyi anlaşıyoruz. Bu defa susarak yapabileceğim oyunlar

    geliştirmeye

    başladım. Önce resim yaparak başladım işe. Babam çizdiğim resimleri

    çok

    beğeniyor; 'Bak, böyle uslu uslu oyna işte.' diyordu. Babam bazen

    göz

    ucuyla bakıyor, resimle ilgili bir şey sorsam afallıyordu. Ama bana

    kızarak beni artık odama göndermiyordu.

    'Son günlerde ne de akıllandı benim oğlum.' diye komşulara

    anlatıyordu

    annem halimi.

    Resimlerim arttıkça ortalık dağılmaya başladı. Annem 'Odanı

    topla!'diye

    odama kapattığında işe nereden başlayacağımı bilemiyordum.

    Ben bunlarla uğraşırken zaman geçiyor; ama odamı toparlamayı

    beceremiyordum. Annem odama gelip 'Bak sana resim yapmayı

    yasaklayacağım.'

    dedi bir gün. Susuyor olmamı usluluk olarak değerlendiren ailem

    resim

    yapmayı da elimden alırsa ben ne yapacaktım?

    Bu düşüncelerle bir aile tablosu yaptım. Babam eve gelince uygun

    zamanı

    kolladım. Her zamanki gibi yemekler yendi, odaya geçildi. Babam

    oturur

    oturmaz çizdiğim resmi getirdim. Babam baktı. Hım, dedi 'Çok güzel

    olmuş.Bu adam benim herhalde.' dedi.

    Ben 'Hayır o adam değil, bu çocuk sensin.'dedim. O 'Hayır, bu adam

    benim,

    bu çocuk sensin, bu küçük kız da arkadaşın.'dedi.

    Ben yine 'Hayır, o büyük adam benim, bu küçük adam sensin, bu küçük

    kız da

    annem.' dedim.

    Babam benimle uğraşmaktan vazgeçip: 'Peki neden bizi küçük çizdin?'

    dedi.

    Heyecanla başladım anlatmaya.Ben büyüyüp adam olacağım. İş bulup

    çalışacağım. Siz yaşlanıp küçüleceksiniz. Beliniz bükülecek,

    komşumuz

    Ahmet amca ile Ayşe teyze gibi küçücük kalacaksınız. Ben işten

    geldiğimde

    yorgun olacağım. Siz benimle konuşmaya çalıştığınızda işyerinde

    kafam

    şişmiş olacağından sizi duymayacağım bile. Siz benimle bir şeyler

    paylaşmak istediğinizde 'Hadi odanıza çekilin de kafa dinleyeyim.'

    diyeceğim. Ve bir de bağıracağım 'Her şeylerini alıyorum. Sıcacık

    odaları

    da var, daha ne istiyorlar' diye.

    Annemle babamın gözleri fal taşı gibi açılmıştı. Duyduklarına

    inanamıyorlardı. Bana sarılıp beni öyle içten bir okşayışları vardı

    ki

    sonsuza kadar konuşsam hiç bıkmadan dinleyecekler gibiydi

    Farkında' Olmalı İnsan...Kendisinin, Hayatın Olayların, Gidişatın

    Farkında

    Olmalı

    Ömür Dediğin Üç Gündür,

    Dün Geldi Geçti

    Yarın Meçhuldür,

    O Halde Ömür Dediğin Bir Gündür,
    O Da Bugündür








    --
    Sevgide güneş gibi ol, dostluk ve kardeşlikte akarsu gibi ol, hataları örtmede gece gibi
    ol, tevazuda toprak gibi ol, öfkede ölü gibi ol, her ne olursan ol, ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol.










    Tanrı, iradesini hâkim kılmak için yeryüzündeki iyi insanları kullanır; yeryüzündeki kötü insanlar ise kendi iradelerini hâkim kılmak için Allah’ı kullanırlar.”
    Giordano Bruno



    Minik

  2. #2
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    17-04-2007
    Mesajlar
    80
    Karizma Gücü
    0
    valla cok güzel yazmisin arkadas... hergünün kiymetini bileceksin, ve öyle yasicaksinki,yarin olmiyacak gibi...

 

 

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •