abdi1 tarafından gönderildi.
Muhkem ve müteşabih ayetlerin ve yapılmaması kesinlikle belirtilen günah-ı kebaire dışında, zamana göre müçtehitlerin içtihatları gereklidir ve elzemdir!.
“Biz arza nice nice âyetler indirdik. O âyetleri (insan-ı kâmil) ve akl-ı selim okur” hitâb-ı ilâhîsi her zaman geçerli olup, yapılması elzem olan içtihat her dalda gereklidir. İçtihatsız kalan toplumlar medeni iken zamanla bedevîliğe dönüşürler. Maalesef bin ikiyüz senedir “fitne oluyor” diye dînî içtihat kapısını kapatmışlar. Tedrîsat ve muâmelat o günün seyrine bırakılmış. Bütün hesaplar geçmiş günün hesaplarına uygun düşsün, diye titizlikle üzerinde duruluyor.
Bilmiyorlar mı ki, Peygamber Efendimiz (s.a.v.) Muâz bin Cebel (r.a) Efendimiz’i Yemen’e vâli tâyin ettiğinde Resûl-i Ekrem Efendimiz sordular:
--“Yâ Muâz, ne ile hükmedeceksin? ”
--“ALLÂH’ın Kitâbı ile.”
--“Kitap’ta bulamazsan? ”
--“Resûlullâh’ın sünneti ile”
--“Onda da bulamazsan, yâ Muâz? ”
--“İçtihâdımla, yâ Resûlallah..”
Hazret-i Peygamber (s.a.v) çokduygulandılar böyle bilinçli ve muhib bir ümmet bahşettiği için Cenâb-ı Hakk’a hamd ü senâ ettiler.
Şunu iyi bilelimki Emeviler ve Abbasilerin zamanındaki hüküm ve fetvaları zamanımızda uygulamaya kalkışan zamanın içtihadından habersiz toplumlarda ancak İslam’ın ismi kalır, anlamı kalmaz. Öyle olmadı mı?
Her mevzûda böyledir. Bir sanatkar diyemez ki, “ben bu öğrendiğimle yetinir, ömrü hayâtımın sonuna kadar böyle götürürüm.” Tıp doktoru, “benim gördüğüm tedrîsat yeniliklere muhtaç değil” diyemez. Mühendis de öyle değil mi? Her mevzûda böyledir. Dînî kurallar da böyledir. Hangi kurallar içtihâta tâbîdir? Ehli bilir. Maalesef yapmadılar. Mesuldürler. Şu günlerde anlamaya başladılar inşallah!...
Bilge kişi, yeniliklere gözünü kapatır, kulağını tıkarsa zaman zaman sanat değerini kaybeder. Alıcısı kalmaz. Tahammülü güç hâdiseler hayâtı çekilmez hâle getirir. Çünkü müşteri dünü düşünen değil, yaşadığı günü idrak eden insandır. ALLÂH’ın tertip ve tanzîmi böyledir. İnsanın fizikî durumu da, hücreleri de dâimâ değişir. Bir kararda kalan Hazret-i ALLAH’tır.
Muâsır milletlerin seviyesine çıkmak imkânı her an mevcuttur. Şerîat-i Muhammedî daha müsâittir.
Bilge kişi hem İslâm’ı yaşadığını iddiâ etsin, hem de yeniliklere ve medeniyete karşı çıksın; gülünçtür. zamâna göre içtihat kapısı açık bırakılmıştır. Geçmişi geri getiremezsin. İstikbal, yâni gelecek ALLÂH’a mâlum olup, hal bugündür.
Günü yaşa, yaşamak için ALLAH’tan güç ve imkan iste. Evvelâ, irâdeni kullan. Havfu reca üzre ol. ALLAH’tan nasıl korkmak lâzımsa öyle kork ve kulluk vazîfeni yap. Ondan sonra tazarru ve niyâzı bırakma.