• Reklam
+ Konuyu Yanıtla
5 sonuçtan 1 --- 5 arası gösteriliyor
  1. #1

    Kayıt Tarihi
    19-04-2007
    Mesajlar
    14
    Karizma Gücü
    0

    nonparasant adli kullanicin yazdiklarina cevap

    Tamamını okumadan hemen saldırıya geçen olucaktır ,alıntılar orjinal Nutuk'tan Atatürk'ün silah arkadağı Rauf Orbay'ın hatıraları ,Genelkurmay yayınlarından Yarbay Hikmet Bayur'un eserindendir ...

    Bunu yazan Tosun amma iyi sallamış simdi. Çok açık bir şekilde belli ki Taner Akçam radikal gazetesinde çıkan makalesini kısaltıp kopyalayıp yapıştırmış buraya. Bir de bunları sanki okumuş gibi alıntılar orjinal kaynaklardan demez mi, buna insanları aptal yerine koymak denir.

    Arkadaş belli ki Taner Akçam dan çok etkilenmiş, ortak yönleri de yok sayılmaz simdi Taner Akçam aslında onun gibi diğer tarihçilerin argümanları kopyalar, hatta kendisini Ermeni yazar Dadrian in Türkçe diline olan iz düşümü seklinde tanımlayanlar da vardir.

    Simdi Tarih bilimi ve yazımından bihaber olan bu nonpeasant adli arkadaşın saçmalıklarına ufaktan bir dokunalım.


    *Y.H. Bayur isminin başındaki “Y” harfi Yarbay Hikmet Bayur değil “Yusuf” Hikmet Bayur için kullanılmış bir kısaltmadır. Kendisi asker değil Tarihçidir. Sıfatı ise yarbay değil, Ordinarius Profesör dur.


    Non-peasant arkadaşın bahsettiği Yusuf Hikmet Bayur’un Genel Kurmaydan yayınlarından çıkmış eseri ise gerçekte var olmayan bir eserdir yani bu arkadaşın cehaletinden kaynaklan bir hayal urunudur.

    Ayrıca Yusuf Hikmet Bayur’un tam anlamıyla bir klasik olmus eserinin adi “Türk İnkılâp Tarihi” degil “Türk İnkılâbı Tarihi” dir. Ve yayıncısı da yukarıda nonpeasant tarafından yanlış bir şekilde sunulduğu gibi Genel Kurmay degil “Türk Tarih Kurumu” dur.



    1)O yıllarda, Ermenilere yönelik yapılanların bir katilam olduğu tartışma konusu bile değildir, hatta suçluların cezalandırılması gerektiği açık olarak savunulur. 1919 Eylül’ünde, İstanbul’daki Ali Rıza Paşa Kabinesi ile M. Kemal arasında bir dizi yazışma yapılır. İstanbul adına yazışmayı yürüten Harbiye Nazırı Cemal, M. Kemal’in (Heyet-i Temsiliyenin) “Harp esnasında yapılan her nevi cinayet faillerinin cezayi kanuniyeden kurtulamayacakları”, yolunda bir açıklama yapmalarını ister. Cevabi yazıda M. Kemal,

    ”harp esnasındaki suiidarelerin meydana çıkarılıp tecziyesi, vatanımızda mes’uliyetin büyük ve küçüklere seyyan olduğunu, kanun devrinin tamamen bitarafane ve kemali adlü hakkaniyetle başladığını idrak etmek ehassi amalimizdir“ der. Üstelik bu cezalandırmanın, "birçok münakaşalara sebep olacak olan kağıt üzerinde reklam tarzında neşriyattan ziyade bilfiil tatbikatile yârü ağyare izharını daha muvafık ve faideli“ gördüğünü ekler. Yani M. Kemal'in beklediği cezalandırmaların kağıt üzerinde reklam amaçlı değil, somut uygulama biçiminde olmasıdır. (Nutuk, Cilt III, Vesikalar, Vesika 141-2, s. 164-6)

    Öncelikle sunu belirtelim, tehcir sırasında bazı Ermenilerin büyük acılar yaşamış olduğu ve bazı görevlilerin görevini kötüye kullandığı konusunda şüphe yoktur. Bunu bizzat Talat Pasa anılarında kendisi söyler. Bu konuda önlemler alınmasına ragmen bunların yetersiz kaldığını ve taşradaki bazi görevlilerin bunu firsat bildiğinden yakınır. Buna rağmen Ermenilere karşı işlenmiş suçlar icin sadece Savaş sırasında 1600 den fazla kisi yargılanmış, bazıları idam ve omur boyu hapis olmak üzere çeşitli cezalara çarptırılmışlardır.


    Mustafa Kemal’in bu konudaki tutumu da Talat’in kine benzer. Yalniz buradan hareketle Akcam gibi Mustafa Kemal soykırımı tanımıştır demek Talat Pasa soykırımı tanımıştır demek kadar abes kaçar.

    Simdi nutuktan alınan kısma gecelim.

    Mustafa Kemal’in burada bahsettiği konunun iddia edildigi gibi doğrudan Ermeni meselesi ile bir alakası yoktur. “Harp esnasındaki suiidareler(kotu yönetim[ler])“ savaş suresince yapılmış yolsuzluk, gasp, siyasi cinayetlerle vs vs ile alakalıdır.

    Mustafa Kemal’in Ermeni meselesindeki görüşü belirttiğimiz gibi “hak edenlerin” cezalandırılmasıdır, Talat’in kine benzer bir şekilde. Fakat bundan Mustafa Kemal’in Ermenilere devlet tarafından bir katliam girişiminde bulunulduğunu inandığını ya da söylediğini iddia etmek saçmalıktan öte bir şey değil. Nitekim aşağıda sunacağım ve en basta Mustafa Kemal olmak üzere Milli Mücadelenin önde gelenleri tarafından imzalanmış ve kukla İstanbul hükümetinin yaptığı ve adaletten uzak olan tehcir yargılamalarına tepki göstermiş ve tutuklu bulunanların tahliyesini talep etmişlerdir.

    Heyeti Icraiye Kararı
    Tehcirden Tutuklu Bulunanların Tahliyesi
    (8 Mayis 1920)

    Harp esnasında yapılan tehcir dolayısıyla adalete ve hakkaniyete aykırı bazı cürümlerin vukuu Mütareke ilanını mutakip iddia olunmuş ve birçok kimseler uzun zamandan beri tutuklanmış olup, milli veya siyasi hislerine kapılan bir çok şahısların tehcir keyfiyetini şahsi maksatlarına alet etmekte oldukları da inkar edilemez bir hakikat halinde vukuat ile anlaşılmış bulunduğundan,… birtakım masumların mağduriyetine de mahal bırakmamak üzere, tehcir dolayısıyla vukuu iddia olunan cürümlerin su anda tutuklu bulunanların tahliyeleri ve tutuksuz olduklari halde muhakemelerinin icrasi gorusulmekle isbu mazbata Heyeti Icraiye’ce tanzim edilerek imza altina alindi.

    Buyuk Millet Meclisi Reisi
    M. Kemal.

    Hariciye Vekili, Riza Nur – Dahiliye Vekili, Cami – Adliye Vekili, Celaleddin Arif – Mudfai Milliye Vekili, Fevzi– Ser’iye Vekili, Fehmi– Erkani Harbiyei Umumiye Reisi, Ismet – Sihhiye Vekili Adnan – Iksitat Vekili, Hakki Behic – Nafia Vekili, Ismail Fevzi – Maarif Vekili, Riza – Maliye Vekili, Hakki Behic.

    TC Basbakanlik Cumhuriyet Arsivi, 08-05.2001, 030.18.1-01.16. “Eski defter, C. No. 1. S. No. 3, Karar No 5”
    .







    2)Kırım suçlularının yargılanması Amasya görüşmelerinde ele alınır. Görüşmelerde üçü açık ve imzalı, ikisi gizli ve imzaxsız beş protokol karara bağlanır. 21 Ekim 1919 tarihli birinci protokolde “İttihatçılığın, İttihat ve Terakki fikrinin memlekette tekrar uyanması, hatta bazı alâiminin meşhut olması siyaseten muzırdır...

    Tehcir dolayısıyla irtikabı (yeni türkçede kötülük) mcürmedenlerin kanunen mücazaxtı adlen ve siyaseten elzemdir“ denir. Üçüncü protokol yapılacak seçimlere ilişkindir ve Ermeni Kırımı nedeniyle aranan İttihatçıların seçimlere katılmasının engellenmesi gerektiği konusunda anlaşma sağlanır. Bunu için Anadolu hareketi seçimlere müdahele hakkını kendisinde saklı tutar. "İçtima edecek heyeti meb’usan meyanında şahsiyetleri ittihatçılığı mesavisile alâkadar ve tehcir ve taktil mesailile ve menafii hakikiyei millet ve memlekete münafi sair mesavi ile lekedar
    olan kimselerin bulunması caiz olmadığından bu cihete mâni olmak için mümkün olan esbaba tevessül edilebilir.“ (Nutuk, Cilt III, Vesika 159-160, s. 193-4)

    Belli ki verdigin kaynaklara bugunne kadar hic bakmamissin. Sözü edilen 2 vesika (ya da belge ) da İstanbul hukumeti Bahriye Naziri Salih Hulusi tarafindan yazilmistir.

    Mustafa Kemal kendisi ise Ittihad ve Terakki hakkinda sunlari soyler:

    “Biz anasiri gayri-muslime ile İtilaf Hükumatinin makasıdı siyasiye tahtında körükledikleri alelıtlak İttihatçılık düşmanlığını esas itibariyle doğru görmüyoruz” (Nutuk, Cilt III, Vesika 142, s. 165)

    Fakat bununla birlikte Ittihad ve Terakki Cemiyetinin (ITC) artik mazide kaldigini vurgular. Bu da cok dogaldir. Yeni bir olusum gelistirip ulkeyi kurtamayi amac edinen bir grubun ve onderin ulkeyi savasa sokup malup cikartan bir yonetimi “hadi tekrar onlari basa gecirelim” demesini herhalde kimse beklemez.

    Ayrica senin alinti yaptigin (ya da daha dogrusu Akcam dan kopyaladigin) ve İstanbul hukumeti Bahriye Naziri Salih Hulusi tarafindan yazilmis vesika 159 un en basinda soyle der (sayfa 193):

    “Askerin siyasetle mesgul oldugu fikri verilmemeli hatta asker siyasetle istigal etmemeli”

    Bunun Milli Mucadele hareketiyle tamamen celiski icerisinde oldugu aciktir ve herkesce malumdur ki milli mucadele hareketinin onderleri askerlerdir. Eger bu bahsi gecen hukum kabul gorucek olsaydi Mustafa Kemal, Ismet (Inonu), Fevzi (Cakmak) Ali Fuat (Cebesoy), Kazim (Karabekir), daha sonralari Rauf Orbay vs vs.. gibi isimlerin Milli Mucadele de ve Ankara da ki etkinliklerini surdurmeleri mumkun olmazdi.

    Genelkurmay'dan...

    3)1928 yılında Genelkurmay Başkanlığı'nca, l. Dünya Savaşı'ndaki kayıplar üzerine yayınlanan kitap. Yarbay Nihat tarafından yayınlanan kitap Fransızca bir eserin tercümesi ve Türkiye'yi ilgilendiren rakamlar, değiştirilerek ve düzeltilerek veriliyor. Genelkurmay'ın verdiği sayılara göre, l. Dünya Savaşı sırasında, "800 bin Ermeni ve 200 bin Rum katl ve tehcir yüzünden veya amele tabularında öldürülmüştür" denir.
    1928 yilinda Genel Kurmayin yayinladigi kitap Maurice Larcher (Commandant Larcher ya da Commandant M. Larcher diye de gecer) in 1926 yilinda Paris de yayinlamis oldugu “La Guarre Turque Dans La Guarre Mondiale” baslikli kitabidir

    En basta bu kitabin I. Dunya Savasindaki kayiplar uzerine oldugundan daha buyuk bir yalan olamaz. 700 den fazla sayfadan olusan kitabin sadece 1-2 sayfasi kayiplar uzerinedir. Kitap birinci dunya savasinda Osmanli Devleti (yada Turkiye nasil kabul ederseniz) uzerinedir.

    Ikinci olarak rakamlar degistirilmesi ya da duzeltilmesi konusu soz konusu degil, bu rakamlar Orijinal eserde verilenlerin aynisi, degistirilen yanlis verilmis kisi ve yer isimler, yazimlar, vs dir.

    Ayrica orijinal metininde 800 bin kisi oldurulmustur dedigi de dogru degildir:

    Kemal Cicek, Ermenilerin Zorunlu Göçü, 2005. sayfa 313-314.
    Ermeni tarihçilerden Dadrian’in ısrarla, “T&#252;rk resmi kayıtlarına göre , doğrudan öld&#252;r&#252;lenlerin sayısı yaklaşık 800.000 olarak açıklandı” anlamında çeşitli eserlerinde ortaya attığı gör&#252;ş kaynakların tahrifatına g&#252;zel bir örnek oluşturur. &#199;&#252;nk&#252; bahsi gecen alintinin esas kaynagi olarak gösterilen Larcher’in eserinde bu anlamda bir c&#252;mle yoktur. Larcher Ermeni kayıpları ile ilgili c&#252;mlesi su şekilde terc&#252;me edilebilir <<Anadolu’da savastan kacan ve veya sacas kurbani olan Dogu vilayetlerinde her şeyini yitirmiş 500.000 M&#252;sl&#252;manın dışında; amele taburlarında ölm&#252;s veya savas kurbani olan 800.000 Ermeni ve 200.000 Rum vardi.>> Burada Larcher Ermeni yazarlarin iddia ettigi gibi öld&#252;r&#252;lmelerden soz etmemektedir.

    Bu bilgileri aktaran Y.H. Bayur, bu sayıların "bizim resmi kaynaklara göre de doğru" sayılması gerektiğini söyler. (Y.H. Bayur, T&#252;rk İnkılap Tarihi, Cilt III, Kısım IV, s. 787)
    Yusuf Hikmet Bayur bu sayilari demez “bunlari bizim resmi kaynaklara göre de doğru saymak” gerekir der. Bunu da ordunun kayıpları icin soyler Akcamin iddia ettigi gibi Ermeniler icin degil. Fakat yukarida bahsettiğim gibi terc&#252;me de rakamlara dokunulmamıştır, rakamlar Larcher in orijinal Fransizca eserinde verilenler aynidir, değiştirilmemiştir. Ve bunlar Genel Kurmay’ın arşivindeki rakamlarla kesinlikle ayni degildir.

    Amerikalı Askeri tarihçi Edward J. Erickson, Genel Kurmay arsivlerinde yaptigi calisma ile arsiv belgelerine dayanarak hazilardigi “Ordered to Die: A History of the Ottoman Army in the First World War ( Bu kitap T&#252;rkçeye “Size &#214;lmeyi Emrediyorum” başlığı ile çevrilmiş ve Genel Kurmay tarafından yayınlanmıştır)(Westport, CT, 2001), isimli kitapta Osmanli ordusunun kayiplarini su sekilde verir (sayfa. 211, 241.)


    (Larcher’in eserinin T&#252;rkçe terc&#252;mesinden karsılaştırmalı olarak veriyorum, Kitabi çeviren kişi o dönemde hen&#252;z soyadı olmadığı için genelde sadece r&#252;tbesi ile Yarbay Nihad olarak anılır.)


    Savasta &#214;lenler:………….Erickson: 243,598….Larcher/Yarbay Nihad: 50.000
    Hastaliktan &#214;lenler:…….Erickson: 466,759….Larcher/Yarbay Nihad: 240,000
    Yaralanarak &#214;lenler:…..Erickson: 68,378…..Larcher/Yarbay Nihad: 35,000

    Simdi bu Larcher/Yarbay Nihad eserinde verilmiş eserin Turk resmi kayitlarina gore duzeltildigini soylemek mumkun mu? Sadece Canakkale de savastan olenlerin sayisi 50.000 den fazla. Bu demektir gibi Akcam’in manitigina (mantiksizligina desek daha dogru olur) gore Turk ordusu baksa hic bir yer de tek bir asker bile kaybetmemis savasirken.

    Burada Taner Akcam in ortaya attigi ve non-peasant in da aynen kopyaladigi iddia en hafif tabiriyle bir bilimsel ahlaksizliktir.

    Yusuf Hikmet Bayur’un 800 bin rakamini kabul ettigi iddiasina gelince, bana oyle geliyor bazilari kustahlikta sinir tanimiyor. Yusuf Hikmet Bayur Ermeni Tehciri meselesinin ayni eserin ( Turk Inkilabi Tarihi) 3. Cildi ve 3.kisminda ele alir. Ve sayfa 8 de adi gecen M. Larcher eserinin tercumesinden su alintilari yapar:

    <<Bu tedbirler uygulanmasına 1915 yılında başlanır ki ve iki yıl s&#252;rer. Ermeni askerler amele birliklerine verilirler; bununlar birlikte Ermeni subaylar orduda bırakılır ve ilke bakımından depo ve taşıtlarda kullanılırlar. Ahali toptan Halep ve Diyarbakır yönlerine göçt&#252;r&#252;l&#252;r. Bunlar yanlarında jandarmalar olarak kafile halinde gönderilirler. Bir milyon kadar yola çıkar. Askeri makamlar ve T&#252;rk hakli bunlara karşı az cok iyi davranmışa benziyorlar. Yazık ki iç bölgede is böyle olmamistir, orada muavin jandarmalarla K&#252;rtler tarafından yapılan kırımlar, y&#252;r&#252;y&#252;şlerden doğan yorgunluklar, salgın hastaliklar ve yoksulluk yarım milyon kadar kişinin canına mal olur>>
    Yusuf Hikmet Bayur bu alinti ile ilgili su degerlendirmeyi yapar(sayfa 9):

    “Hic de lehimize olmayan ve aleyhimizde oldukça m&#252;balağaları kapsayan bu yaziyi oldugu gibi koymamiz garezle dolu propagandalar disinda kalan dusman kimselerin gorus ve dusuncelerinden bir örnek vermek içindir”


    Şimdi Yusuf Hikmet Bayur’un 800 bin rakamını kabul ettiğini iddia etmek m&#252;mk&#252;n m&#252;? Bırak 800 bini, adam 500 bin(yarım milyon) rakamını bile aleyhimize oldukça m&#252;balağalı (abartılı) olduğunu söyl&#252;yor. &#199;arpıtmanın da bu kadarı olmaz.

    Atat&#252;rk'&#252;n Açıklamaları

    4)14 Mart 1919 tarihinde, dönemin Dahiliye Nazırı Cemal Bey tarafından açıklandı. Osmanlı devlet kayıtlarına göre, 1914-18 döneminde ölen Ermeni sayısı 800 bin'dir. (Vakit, Alemdar, İkdam, 15 Mart 1919)

    Bunun Atat&#252;rk’&#252;n açıklamalarıyla ne ilgisi var anlayamadım da Biraz aydınlatsan bizi.

    Dahiliye Nazırı Cemal’e gelince, non-peasant adlı arkadaş gene baltayı taşa vurmuş. &#214;ncelikle verilen zaman yanlış, bu iddianın ilk yer aldığı tarih 13 Marttır ve Le Moniteur Oriental adlı Fransızca gazetede bir Ermeni yazara verilen röportajda yer almıştır. Vakit, Alemdar, İkdam vs bunun terc&#252;mesini yayınlamışlardır. Aynı röportaj da Nazır Cemal İttihad ve Terakki nin 4 milyon T&#252;rk&#252; öld&#252;rd&#252;ğ&#252;n&#252; de iddia etmiştir.

    Ama dahası var. D&#226;hiliye Nazırı Cemal 800 bin Ermeninin öld&#252;r&#252;ld&#252;ğ&#252;n&#252; söylediğinin iddia edilmesi &#252;zerine, 19 Mart 1335 de(yani 1919 da) dönemin gazetlerinde yayınlan bir açıklama da 800 bin kişinin öld&#252;r&#252;ld&#252;ğ&#252;n&#252; söylediğini yalanlamıştır, ve moniteur oriental gazetesinin Ermeni yazarını suçlamıştır. Kendisinin 800 bin rakamını öld&#252;r&#252;lenler için değil, tehcir edilenler(yolllananlar) için kullandığını ifade etmiştir ve öld&#252;r&#252;lenlerin sayısının bu kadar y&#252;ksek olamayacağının da açık olduğunu eklemiştir. Belirttiğimiz gibi dönemin gazeteleri, İkdam, Hadisat, Alemdar vs bu açıklamayı 19 Mart 1335 de yayınlamıştır. (kaynaklar için bakınız: Ferudun Ata, Isgal Istanbul'unda Tehcir Yargilamalari, Ankara 2005, sayfa 141-142 ve ayrıca Nejdet Bilgi, Ermeni Tehciri ve Bogazliyan Kaymakami Mehmed Kemal Beyin Yargilanmasi, 1999 Ankara, sayfa 131)


    Ayrıca donemin basını İttihadçılara karşı olan d&#252;şmanlığı ve hırsı nedeniyle Nazır Cemale “Artın Cemal” lakabını takmıştır.

    5 )Tehcir ve öld&#252;rmelersonucu 800 bin Ermeni'nin hayatını kaybetmiş olduğu, t&#252;m bir dönem boyunca herkes tarafından bilinen ve tekrarlanan bir olgu. Bu rakamı kullanan kişilerin başında Mustafa Kemal gelir. Mustafa Kemal, Amerikalı General Harbord ile gör&#252;ş&#252;rken, 800 bin Ermeni'nin öld&#252;r&#252;lm&#252;ş olduğunu söyler. (Rauf Orbay'ın Hatıraları, Yakın Tarihimiz, Cilt 3, s.179)
    Başka bir çarpıtma daha. İlk olarak bu adı geçen konuşmayı gerçek olarak kabul etsek dahi burada olaylar General Harbord’ın ağzından anlatılıyor ve onun yazdığı ve Amerikadan getirilen bir rapordan alındığı söyleniyor.Bu rapor için hiçbir kaynak gösterilmemiş [arşiv adı, dosya numarası, kitab adı vs gibi hiçbir referans yok.] Bu Harbord tarafından anlatılanları doğru saysak bile burada 800 bin Ermeni öld&#252;r&#252;lm&#252;şt&#252;r diye anlam kesinlikle yok. Şimdi konunun geçtiği metni veriyorum:

    “Konuşmamız arasında [Mustafa Kemal] Paşaya, memleketinin d&#252;nya nazarındaki mevkiini hatırlattım ki, onu Klemanso 1919 Haziranında Paris’de, T&#252;rk delegelerine pek kızdırıcı kelimelerle söylemiş ve T&#252;rklerin hiçbir vakit harpte kazandıklarını, sulhta sağlamlaştırmayı beceremediklerini ve tahakk&#252;mlerinden altından kurtulan kavimlerden hiçbirinin daha iyi hale gelmediği, gör&#252;lmediğini anlatmıştı.Ona (kendi mevkiini bilen hiçbir devletin, eline tam salahiyeti ve h&#226;kimiyet almadan iç ve dış idarelerini d&#252;zeltmek ve y&#252;r&#252;tmek sorumluluğunu kabul edemiyeceğini) söyledim

    O vakit bana dedi ki << Amerika, Fransa ve İngiltere'de de adam öld&#252;rmeler vesair cinayetler oluyor ve hiçbir millet itham olunmuyor. Yalnız T&#252;rkler kendi ahalisinden 800 bin kişinin katlinden sorumlu oluyor>>”
    Yakın Tarihimiz Cilt 3, sayfa 179.



    Gör&#252;ld&#252;ğ&#252; &#252;zere burada 800 bin ermeni demiyor, kendi ahalisinden 800 bin kişi diyor, buna Araplar, Rumlar vs T&#252;rklerin çatışma içine d&#252;şt&#252;ğ&#252; kim varsa herkes dahil. Sadece Ermeni değil. Yani 800 bin Ermeni hikayesi bir uydurma.

    İkincisi ve daha önemlisi, General Harbord ne kadar d&#252;r&#252;stt&#252;r ve kendisine ne kadar g&#252;venilebilir? Amerikalı Tarihçi Justin Mccarthy, Harbordun nasıl çarpıtmalar yaptığını 1990 yılında ki T&#252;rk Tarih Kongresinde uzun uzadıya anlattı. Gen Harbord komisyonu dışında Doğu Anadolu da araştırma ve incelemeler yapmaya gelen bir başka ekipte Kaptan (Captain) Emory Niles ve Arthur Sutherland tarafından oluşturulmuş ve doğu anadoluyu gezerek yerinde gerekli incelemer yazıp bunları rapor etmişlerdir. Fakat bu komisyonun bulguları Harbord komisyonu ile tamamen zıttır ve çelişkilidir. Bunların bulgularının Harbordun yazdıklarından farklı olması belikli Harbord u rahatsız etmiş ve Amerikan h&#252;k&#252;metine yolladığı raporlarda bunları ‘onların bulguları da bizimkileri doğruluyor’ diyerek çarpıtmış ve hatta hiçbir kopyasını yollamayarak bu komisyonun bilgilerini saklamıştır. J. McCarthy den çok kısaca aktarıyorum(sayfa 1821):

    Harbord reported that according to official government sources 1.1 million people were deported and 1 million people were killed. He stated that according to his belief 1.5 million Armenians were killed. Both statements are fabrications. Not only do they contradict other reports of the Ottoman or Turkish Government(no sources were offered) but they are statistical nonsense. Harbord even falsified the reporting of Americans. The Harbord mission did not go to the worst areas of wartime loss in Eastern Anatolia and Harbord oviously realized this was a disadvantage to his report. His statement on the Missions travels obfuscates that fact:

    << All of the vilayets(provinces) of Turkish Armenia were visited except Van and Bitlis… which had been well covered by Captain Niles, an army officers who inspected them on horseback in August, and whose reporting corroborates our observations >>

    In reality saying “all of the vilyaets of Turkish Armenia were visited except Van and Bitlis” is deceptive because even areas of Northeastern Anatolia had been visited by sub-groups… More dceptive, Harbord’s statement on Captain Niles’ investigation of Bitlis and Van (the provinces where muslims the most at the hands of Armenians) was completely false. Captain Niles had assuredly visited those provinces and had written a report, but his report did not agree with that of Harbord. Most of its conclusions were opposed to Harbord’s but Harbord did not include a copy of Niles’ report with his, nor was it to be found anywhere in the printed Mission reports.


    Justin McCarthy, “The Report of Niles and Sunderland: An American Investigation of Eastern Anatolia after World War I,” XI. T&#252;rk Tarih Kongresi (Ankara, 1994), sayfa 1821.

    6))Mustafa Kemal'in Ermenilere yapılanları "alçaklık","vahşet" olarak tanımladığı, "katliam" olarak adlandırdığı onlarca konuşması vardır. Eyl&#252;l 1919'da Sivas'ta M. Kemal'i ziyaret eden Amerikan Generali Harbord, "Ermeni kıtalını o da takbih ediyordu" der. M. Kemal'e göre, "Ermenilerin katledilip s&#252;r&#252;lmeleri h&#252;k&#252;meti ele geçiren k&#252;ç&#252;k bir komitenin eseri"ydi. (Rauf Orbay'ın yukardaki eseri)
    Yukarida yazdiklarim burasi icinde gecerli, Bir Olaylar Gen. Harbordun agzindan anlatiliyor, Ikincisi Harbord guvenilir ve durust bir kaynak degil.

    7)Yine aynı tarihlerde, ABD Radyo Gazetesi'ne verdiği m&#252;lakatta "Hiçbir yayılma planımız yoktur... Ermenilere karşı yeni bir T&#252;rk vahşetinin olmayacağının garantisini veririz" der. (Bilal Şimşir, British Documents on Atat&#252;rk, Cilt I, s.171, Ankara 1973)
    Kasten yanlis tercume edilmis, asil ve dogru tercume yeni bir “şiddet” olmayacağıdır, vahşet değil. Bununda soykırımla falan zerre kadar alakası yok.

    8)Kazım Karabekir'e 6 Mayıs 1920'de çektiği telde, Karabekir'in, yeniden bir "Ermeni kıtalı" anlamına gelecek her t&#252;rl&#252; girişimden uzak durmasını ister. (K. Karabekir, İstiklal Harbimiz, s. 707)
    Pek alakasız oldu şimdi. Gayri M&#252;slimlerin ve İtilaf devletleri ve basının, Ermenilerin t&#252;m kışkırtmaları karşısında M&#252;sl&#252;manların her hareketini kıtal olarak itham ettiklerini vurgulayıp ve bu t&#252;r bahanelere yol açacak hareketlerden kaçınılmasınıa ister bunu yalnızca Karabekire emrie altındaki t&#252;m komutanlara yollar.

    9)24 Nisan'da Meclis'te yaptığı konuşmada, 1915'te Ermenilere yapılanları, "fazahat" (alçaklık) olarak tanımlar. (Atat&#252;rk'&#252;n TBMM Açık ve Gizli Oturumlarındaki Konuşmaları, Cilt I, s.59), vb, vb...
    Ben yazmaktan yoruldum artık o y&#252;zden konuyu iyice araştırmış Turhan Alkandan kısa bir alıntı yapacağım:

    Zaman, 01 Kasım 2006, &#199;arşamba
    Gelelim meselenin can damarına. M. Kemal Paşa, Akçam'ın ileri s&#252;rd&#252;ğ&#252; gibi, o dönem Osmanlı H&#252;k&#252;meti'nin "utanç verici eylem" yaptığını söylemekte midir?
    Gizli ve açık b&#252;t&#252;n celse zabıtlarını okudum. M. Kemal, g&#252;n boyunca yaptığı muhtelif konuşmalarda Ermeni meselesine defalarca değiniyor ve mezalim iddialarını reddediyor; ne var ki, 70 k&#252;sur sayfalık konuşma metni içinden cımbızla çekilen yukarıdaki alıntıyı gözön&#252;ne alıp, onu sadece kendi bağlamı içinde değerlendirirsek, "m&#226;ziye ait fazahat" t&#226;biriyle M. Kemal Paşa'nın zımn&#238; bir kabulde bulunduğunu söylemek m&#252;mk&#252;n olabilir fakat bu zımni kabul, genel çerçeve ile bağdaşmıyor.


    Konular ermenilerin öld&#252;r&#252;lmesleriyle ilgili olduğunu kendi c&#252;mlelerinizi bir daha okuyunca bile anlayabilirsiniz .Bir t&#252;rk çetesi t&#252;rkleri öld&#252;rmek için mi kurulur ermeniler öld&#252;rmek için mi ,akıl var mantık var .Bu çeteler ermenileri temizlemek için kurulmuştur Atat&#252;rk'te bu suçların cezalandırmalarının kağıt &#252;zerinde değil somut uygulamalar biçiminde olmasını ister .Ayrıca sadece alıntılanan kısımlar değil önceleri ve sonraları (orjinal nutuktan okunursa) konunun 1915 ve sonrasındaki olaylar ile ilgili olduğu çok net anlaşılır
    Arkadaşım senin daha kendi yazdıklarında haberin yok ki ben ne yapayım sana. Senin buraya yapıştırdığın Akçam kaynaklı makalede belge 164 e dair herhangi bir referans yok. Bunun yerine vesika 141-142 ve bunların yer aldığı sayfalar 164-166 arası olarak gösteriliyor.

    Alper isimli arkadaş yanlışlıkla sayfa numaralarını belge numarası diye alakasız olan belge 164 e bakmış. Fakat bununla ilgili ne Akçamın çarpıtma şaheseri orijinal makalesinde ne de senin buraya yapıştırdığın paçavrada hiçbir şey yok ama sen daha kendi yapıştırdığın paçavra da ne yazdığını anlamamışsın ki bunu söyleyip d&#252;zelteceğin yerde alakasız belge 164 &#252; Ermenilerle alakalandırmaya çalışıyorsun. Ağlasam mı g&#252;lsem mi bilemiyorum.
    Atat&#252;rk &#252;n bu konuda ne istediğine gelince yukarıda sunduğum tutukluların tahliyesini isteyen ve en başta Atat&#252;rk tarafından imzalanmış Heyeti İcraiye Kararına bir göz at istersen.

    G&#252;c&#252;n&#252;z 9 maddelik bir yazıda 1 tanesine yetti ,onuda elinize y&#252;z&#252;n&#252;ze bulaştırdınız ,darısı diğer 8 maddeye &#214;zellikle TBMM Gizli-Açık konuşmaları kısmına ne yorum yapıcaksınız çok merak ediyorum .
    Al işte yapıştırdığın yazıdaki 9 maddenin 9 unu da detaylı bir şekilde inceleyip cevabını verdim. Şimdi bunca çarpıtma ve ahlaksızlığı buraya taşıdıktan sonra bu forumda tekrar ne y&#252;zle dolaşacaksın ben de bunu merak ediyorum.

    &#220;zerinde hiç bilgiye sahip olmadığın bir konuda bir sahtekarın makalesini alıp yapıştır mısın buraya, onu da eline y&#252;z&#252;ne bulaştırmışsın. Yusuf Hikmet Bayur olmuş Yarbay Hikmet Bayur. Cumhuriyet döneminde yazılan çok iyi biline klasik ve temel TTK yayını olmuş Genel Kurmay yayını. Alakasız ve senin paçavranda aslında yer almayan vesika 164 &#252; Ermeni meselesiyle ilgilendirmeye çalışmak, ve saymakla bitmeyecek daha bir s&#252;r&#252; saçmalık.


    Gayem bunların DA bilinmesi .Kaynakları inceledikten sonra ilk mesajımı sildiğiniz için bana bir öz&#252;r borçlu olucağınızı tahmin ediyorum .
    Senin haberin dahi olmayan bu kaynakları inceledim ve en hafif değimi ile bunca yalan ve çarpıtmayı yaydığın için t&#252;m foruma bir öz&#252;r borçlu olduğunu d&#252;ş&#252;n&#252;yorum.
    Bu mesaj en son " 23.04.07 " tarihinde saat 06:57 itibariyle Mustafa tarafından düzenlenmiştir... Neden: Üsluba dikkat :) ... Yeni Yasa'lara Göz atınız lütfen.

  2. #2
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    02-01-2007
    Mesajlar
    719
    Karizma Gücü
    0
    Ellerinize sağlık..

  3. #3
    exfobis adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    14-02-2007
    Mesajlar
    445
    Karizma Gücü
    0
    iyi yakaladınız bende biliyordum orjinal olmadığını ama siz iyi ispat ettiniz teşekkür ederim
    Neml Sûresinin 13 . Ayetinde
    Nitekim âyetlerimiz kendilerine gerçeği gösterecek biçimde gelince, “Bu apaçık bir sihirdir” dediler.

    Kamer Sûresinin 2 . Ayetinde
    Onlar bir mucize görseler yüz çevirirler ve “Süregelen bir sihirdir” derler

    Rahmân Sûresinin 37 . Ayetinde
    Gök yarılıp da, yanıp kızaran yağ gibi kırmızı gül haline geldiği zaman (haliniz ne olur?)



    YAHUDİ UŞAKLARI!TÜRKİYE'DEKİ BÜTÜN LOCALARINIZIN KAPATMADIĞINIZ TAKDİRDE, YARIN TEŞKİL EDECEĞİM DİVAN-I HARBİ ÖRFİ'YE, HEPİNİZİ VERİR VE ASTIRIRIM. GAZİ.M.K.ATATÜRK..

  4. #4
    yenisistematik adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    30-12-2006
    Mesajlar
    2,091
    Karizma Gücü
    0
    Arkadasim kaale aldigina degmezdi ellerine bilgine saglik tesellur ederim
    CIVCIV
    TERBIYECISI

  5. #5
    ATATÜRK yazamayangafiller NİMa adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    27-02-2007
    Mesajlar
    7,981
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    7
    &#199;ok teşşekk&#252;r ederiz...

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Fethullah gülenin karışık namaz ile ilgili soruya verdiği cevap.net bir cevap yok??
    2006 Konuları bölümünde Tek_Yol_İslam tarafından açılmış
    Yanıt: 2
    Son Mesaj: 08.01.08, 22:31
  2. Adli Yardım ve Baroların Müdafii Tayin Yükümlülüğü
    2005 Konuları bölümünde kimene tarafından açılmış
    Yanıt: 0
    Son Mesaj: 20.08.05, 13:04

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •