İnsanın kendini bulma yolu o kadar garip ki... Yoğun bir şekilde tüm dünyaya karşı durma çabası bir yanda, bir yanda dalgalar halinde büyüyüp sürekli ruhunun kıyılarına vuran nefret... Asilik esir alırken, asaleti terketmenin korkusu... Bir yanda yalnızlığa ölesiye düşkünken bir yanda kendi yalnızlığında kendi kendini boğmak ölesiye.... Nereye çıkacak bu ruh labirentinin dolambaçlı ve çıkmaz dolu yolları ???? Acıdan fazlasını tadamıyorum ve sonuç hep keder....
insanın kendini bulma yolu aynada kendini izlemeye benzer, hatta olayın özü budur... şu dünyada en çok kendimizi sevmeyiz. kendimizi en sevmediğimiz noktadır doğum anımız, ve bu yolda yürüdükçe, bu yolda yürümenin bir gereği olarak kendimizi sevmeyi öğreniriz. dünya benim aynadaki yansımamdır, ama o kadar çok şekil var ve benim şeklimle o kadar alakasız gibi görünüyor ki kendimi izliyor olduğumu anlamam epey bir zamanımı alabilir. bunu anladığım an ciddi bir şok geçirmem içten bile değil. sevmemek uçurumdan aşağı yuvarlanmak gibi çok kolay bir şeydir. ama biz insanlar sevmeyi, uçurumdan yukarı tırmanmayı tercih ederiz. doğamız bizi yukarı çağırır. çoğu zaman duymak istemez, kalpten gelenleri çarpıtırız, bağırır çağırır kızarız.... sevgi olmayan istek ve ilgilerin peşinden koşar adına aşk der, kendimizi kandırırız...
eğer ruhumun dolambaçlı yollarında nefretle karşılaşıyor olsaydım, bu nefreti sorgulardım. çünkü biliyorum ki nefret ettiğim şey aslında ben kendimim.. adına en basitinden "zeytini sevmiyorum" desem de sevmediğim, sevemediğim şey aslında sadece kendimim. çünkü ortalıkta benden (ve Tanrı dan) başka kimse yok... (tabii kendimi sevmiyor oluşum Tanrı yı sevmiyor oluşumla aynı şeydir)...
şahsen bunu yaptığımı da belirteyim. öfkemle, nefretimle özel olarak ilgilendim ve labirentte önemli bir yol buldum kendime... bu yolu da dilim döndüğünce anlatmaya çalıştım...
yani kısaca her şey aynada kendini nasıl gördüğünle neden öyle gördüğünle ilgilidir.....
ruh labirenti... somut sınırları olmayan ama bir o kadar da aşılamayan sınırlarla çevrelenmiş bir labirenttir ruh labirenti. zaman ve mekan kavramlarından arındırılmış, sadece akıl ve ruhla -duygular ve düşüncelerle ya da- ilerlenebilecek bir labirenttir. üç boyuttan sıyrılmış ve belirsiz veya zavallı kalıplarla sınırlanmamış bir labirenttir bu. sadece kendine bakabilen kişiler girebilir bu labirente. girmesi de çıkması kadar zordur yani.
giren bir daha çıkmak istemez ruh labirentinden. çünkü burası mutlak huzur bölgesidirç iç mekandır burası. şart kipi veya eleştiri modelleri kullanılmaz burada. sadece dürüstlük ve sorgulama vardır. insan en acımasız testlerden vee en katı kurallardan burada geçer. kendini kendine mahkum ederek özgürlüğüne kavuşmayı bekler bir süreliğine.
ruh labirentinden sağ salim çıkabilen insan -ki buradan çıkmak istememe durumunun yaratılması da ruh labirentinin ziyaretçileri üzerinde oynadığı küçük oyunlardan bir tanesidir sadece- kendisini tanımış demektir. ama çıkmış olmak demek, tekrar oraya girilmeyeceği anlamına gelmez. sadece bir süreliğine ya da farkındalık ve tanıyış süresince insanın labirent dışı bir bilinmezlikte huzur bulma yanılgısıdır


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla