• Reklam
+ Konuyu Yanıtla
4 sonuçtan 1 --- 4 arası gösteriliyor
  1. #1
    birgünahgibi <span style='color: #006400'><span class='glow_FFFFFF'>anlamıyorsun</span></span> adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    26-10-2005
    Mesajlar
    29,054
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    12

    Edebiyatın İçinden Felsefe

    (...) Her &#252;st&#252;n ya da yeni fikirde, hatta herkesin kafasında doğabilecek her ciddi d&#252;ş&#252;ncede başkalarına aktarılamayan; ciltlerle kitap yazılsa, öm&#252;r boyunca yorum yapılsa, herkese anlatılamayan bir şeyler kalır. Bu şey kafatasından bir t&#252;rl&#252; çıkmak istemez, sonuna kadar da sizinle yaşar. Belki de d&#252;ş&#252;nd&#252;klerinizin en önemlisini başkasına açmadan bu d&#252;nyadan göçer gidersiniz. (...)

    Dostoyevski
    Budala - Sayfa 471

    "... Verdiği söz&#252; tutmuyor hayat; tutsa bile, özlediğimiz şeyin özlenilmeye değer olmaktan ne kadar uzakta bulunduğunu göstermek için yapıyor bunu. Kimi zaman umut, kimi zaman da umulan şey aldatıyor bizi. Bir eliyle verdiğini öteki eliyle alıyor. Uzaklığın b&#252;y&#252;s&#252;, cennetler gösteriyor bize. Ama b&#252;y&#252;lenir b&#252;y&#252;lenmez, bu cennetlerin uçup gittiğini gör&#252;yoruz. Demekki mutluluk ya gelecekte ya da geçmişte; şimdiki an, g&#252;neşli ovanın &#252;zerinde dolaşan bir k&#252;ç&#252;k buluta benziyor; ön&#252; arkası pırıl pırıl bu bulutun; ovaya yalnız onun gölgesi d&#252;ş&#252;yor."
    "... G&#252;n batımının, bir saray penceresinden ya da bir hapishane parmaklığı ardından gör&#252;lmesinin önemi kalmaz."
    "... Bunca mutsuzluğu ve boğuntuyu ortaya çıkarmak uğruna, hiçliğin sessizliğini ve kıpırdamazlığını bozmaya nasıl kalkıştın?"

    Aşkın Metafiziği
    Schopenhauer

    (...) İnsan&#252;st&#252; mutluluk bir yana, g&#252;nlerin eğri çizgisi dışında sonsuzluk diye bir şey görm&#252;yordu. Mutluluk insaniydi, sonsuzluksa g&#252;ndelik. Her şey k&#252;ç&#252;lmeyi bilmekte, g&#252;neşlerin ritmini umudumuzun eğri çizgisine bağlamak yerine, kalbini onlarla d&#252;zenlemekteydi.

    Nasıl ki sanatta bir noktada durmayı bilmek gerekir, bir yontuda artık dokunulmaması gereken bir an her zaman gelir ve bu açıdan akılla açıklanamayan bir istenç, öngör&#252;n&#252;n en incelikli olanaklarından daha çok işe yararsa; bir yaşamı mutluluk içinde tamamlamak için de akılla açıklanamayan k&#252;ç&#252;c&#252;k bir şey gerekir. Olmayanlar, onu elde etmeli.

    Mutlu &#214;l&#252;m
    Albert Camus
    &#199;eviren: Ramis Dara
    Can Yayınları sayfa 122

    (...) Nasıl ki denizde kolların ve suyun insanı kaldırıp taşıyan uyumuyla yol alınıyorsa; tertemiz ve bilinçli kalmak için, bir ağacın gövdesine elle dokunmak, kumsal &#252;zerinde koşmak gibi birkaç zorunlu davranış yetiyordu ona. Böylece duru bir yaşama ulaşıyor, yalnızca en basit ya da en zeki hayvanlara verilen bir cenneti ele geçiriyordu. D&#252;ş&#252;ncenin d&#252;ş&#252;nceyi yadsıdığı bu noktada, kendi gerçekliğine, onunla da en uç görkemliliğine ve en uç aşkına varıyordu.

    Mutlu &#214;l&#252;m
    Albert Camus
    &#199;eviren: Ramis Dara
    Can Yayınları sayfa 123

    (...)
    Yarın, yarından sonra bir yarın, bir yarın daha
    S&#252;r&#252;p gidiyor g&#252;nden g&#252;ne k&#252;ç&#252;k adımlarla;
    Geçmiş g&#252;nlerimiz ise nice sersemlere ışık tutmuş
    &#214;l&#252;m yolunda, toz toprak olmazdan önce.
    Sön, cılız kandil, sön! Hayat dediğin ne ki:
    Y&#252;r&#252;yen bir gölge, bir zavallı kukla bu sahnede:
    Bir saat boy gösterip, boyun kırıp gidecek!
    Bir daha da duyulmayacak artık sesi.
    Bir aptalın anlattığı bir masal bu:
    Kuru g&#252;r&#252;lt&#252;ler, deli saçmalarıyla dolu.


    Macbeth sayfa -149
    William Shakespeare
    &#199;eviri: Sabahattin Eyuboğlu
    T&#252;rkiye İş Bankası K&#252;lt&#252;r Yayınları

    " Tarih yalnız bazı insanların tarihi olarak yazıldığı (bu insanlar ister Sezar'lar, ister İskender'ler, ister Voltaire'ler olsun) ve tarihi olaylara katılmış t&#252;m insanların tarihi yazılmadığı s&#252;rece, insanlığın ilerleyişini anlatmaya, t&#252;m halkı tek varlık gibi tek bir &#252;lk&#252;ye doğru iten b&#252;y&#252;k kuvveti kavramağa imkan yoktur."

    (...) n&#252;fuz, denilen şey, t&#252;m&#252;yle kaybolması istenmiyorsa rasgele harcanmaması gereken bir sermayedir.(...) sf- 78

    (...) Herkes yalnız kendi idealini d&#252;ş&#252;nerek savaşsaydı , d&#252;nyada savaş diye bir şey olmazdı.(...) sf- 94

    (...) En iyi, en dostça, en basit ilişkilerde bile gururu okşamak, övmek zorunlu şeylerdir; tıpkı tekerleklerin dönebilmesi için onları yağlamanın zorunlu oluşu gibi.(...) Sf-102


    Savaş Ve Barış (I. cilt)
    Tolstoy
    &#199;eviri: Leyla Soykut
    Cem yayınevi

    (...) Hiçbir şey öfke kadar insan d&#252;ş&#252;ncesini sapıtamaz.(...) &#214;fke kendi kendinden hoşlanan, kendi kendini şişiren bir hırstır. Hepimizin başına gelir: Bir şeye yanlış yere kızarız, bize aldandığımızı ispat eden tanıtlar getirirler; bu sefer de doğruluğunun kendisine, suçsuzluğuna içerleriz.(...) &#214;fke saklamaya da gelmez, b&#252;sb&#252;t&#252;n içimize işler. Demosthenes bir meyhaneye girmiş, kimse görmesin diye arkalarda bir yer arıyormuş. Diogenes görm&#252;ş ve demiş ki: Ne kadar arkalara gidersen meyhaneye o kadar girmiş olursun.

    Denemeler - sf 250
    Montaigne
    &#199;eviri: Sabahattin Eyuboğlu
    T&#252;rkiye İş Bankası K&#252;lt&#252;r Yayınları

    (...) Gelecek, şimdiden daha gerçek. Bunda şaşılacak bir şey yok: Tamamlanmış bir hayatta son, başlangıcın hakikati olarak kabul edilir. &#214;l&#252;, varlık ile değer, işlenmemiş olguyla yeniden kurma arasında tam orta yerde kalır; hikayesi, her bir anında özetlenen dairesel bir öz haline gelir. (...)

    Jean - Paul Sartre
    Sözc&#252;kler sayfa 148

    “ ‘Bana kendi uydurduğun bir yalan söyle, gel seni alnından öpeyim’ der atasöz&#252;. Kendi uydurmuş olduğun bir yalanı söylemek, başka bir ağızdan duyulup tekrarlanan bir gerçeği söylemekten hemen hemen daha iyidir. &#199;&#252;nk&#252; birinci durumda sen bir insansın, ama ikincisinde bir papağandan hiçbir farkın yoktur.”

    Dostoyevski
    Suç ve Ceza sayfa 270

    (....) Hayatta her zaman bir yol bulunur, mecrasından çıkmış kendine bir başka yol yapan nehirler gibi.

    Amin Maalouf
    Doğunun Limanları Sayfa 143


    Gezerken görd&#252;m internette çok g&#252;zel sözler var kitaplardan paylaşmak istedim daha eklemeye çalışırım :A
    O zamanlar hâla bir umudum vardı. Bedeli karşılığında mutlu
    olabileceğimi düşünüyordum. Ancak büyüdüm artık. Dünya'yı versem
    Tanrı'ya, damlasını vermez bana mutluluğun

  2. #2
    Fatih adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    29-12-2006
    Mesajlar
    20,403
    Karizma Gücü
    10
    Tutku çok g&#252;zeL bir çalışma olmuş devamını da getirirsen çok g&#252;zeL oLur !!

    En hoşuma giden yer ise !!
    &#214;fke kendi kendinden hoşlanan, kendi kendini şişiren bir hırstır. Hepimizin başına gelir: Bir şeye yanlış yere kızarız, bize aldandığımızı ispat eden tanıtlar getirirler; bu sefer de doğruluğunun kendisine, suçsuzluğuna içerleriz.
    Ne demişLer öfKeyLe kaLkan zararLa oturur değiLmi...&#214;fkelenmenin &#252;z&#252;lmenin yerine sakin bir kafayla d&#252;ş&#252;n&#252;p sağlıklı karar vermek en g&#252;zeLi
    ...
    ".. keşke düpedüz. düpedüz keşke.
    çünkü , insan saydığı kadar keşke. .."

    ...

  3. #3
    birgünahgibi <span style='color: #006400'><span class='glow_FFFFFF'>anlamıyorsun</span></span> adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    26-10-2005
    Mesajlar
    29,054
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    12
    (...) Öyle kişiler vardır ki hangi alanda olursa olsun, mutluluğa ermiş bir rakibi ile karşılaştıkları zaman, onda olan bütün iyi şeylere sırt çevirir, sadece onun kötü şeylerini görürler. Ama, öyle kişiler de vardır ki, tam tersine, bu mutlu rakipte, her şeyden çok, kendilerini yenilgiye uğratan üstünlüklerini bulmak ister ve gönülleri yana yana, onda sadece iyi şeyler ararlar.(..)

    Anna Karenina – (Sf –119 )
    Tolstoy
    Çeviri: Hasan Ali Ediz

    " Yaşamın boyunca,anladığında hayran olduğun-seni de yücelten-,hep ulu yaşam anları olmadı mı -öngörülmemiş,benzersiz,yepyeni,biricik ilişkilerin,anlamların,yaşamların kurulduğu,var edildiği,gerçek-
    lendiği anlar:
    O,bütün o anların anlamlarının toplam anlam bağlamı işte-bütün yaşamının bütün anlamı... "


    Oruç Aruoba/Hani


    "Her insan bir Odysseus'tur. Ve aranacak o kadar çok İthaka var ki!"

    Ahmet Erhan

    Bazı şartlar altında yazıp mühürlediğimiz bir mektup, gönderdiğimiz dostun eline geçmez de bize geri dönerse, bir süre sonra onu açtığımızda kendi mührümüzü kırarken değişmiş olan benliğimizle üçüncü bir kişi gibi sohbet etmekle tuhaf bir duyguya kapılırız.

    J. Wolfgang von Goethe
    Goethe der ki...sf –233
    Çeviri ve derleme: Gürsel Aytaç
    İş Bankası Kültür Yayınları

    (...) Ah şu kendini beğenmiş insanlar! Çenelerini açmaya görsünler, böbürlene böbürlene nasıl da her fırsatta bol keseden öğütler verir, nasıl da atıp tutarlar! Eğer durumun olanca kötülüğüyle kafama nasıl dank ettiğini bir bilseler, bilgiçlik taslamaya, bana akıl vermeye kalkışmazlardı. Hem benim bilmediğim hangi yeni şeyi söyleyebilirler sanki? Asıl sorun bu değil ki! Bütün sorun şu aslında: rulet tekerleğinin bir dönüşüyle her şey bir anda değişebilir, o zaman yılışarak beni kutlamaya ilk gelenler yine bu ahlakçılardan başkası olmaz, bundan hiç kuşkum yok. O zaman, şimdi yaptıkları gibi sırtlarını çevirmezler bana. Ama toplumun canı cehenneme! Şimdi neyim ben? Bir sıfır. Yarın ne olabilirim? Yarın, dirilip yeniden yaşamaya başlayabilirim! Tümüyle mahvolup gitmeden önce, içimdeki insanı bulabilirim!

    Kumarbaz sf-164
    Dostoyevski
    Türkçesi: Handan Akdeniz

    (...) Ölmüştü o. Bilinci yok olmuştu. Ama yaşamı, hayır. İçini bunca zaman dolduran yumuşak, sevecen hayvanın terkettiği bu ıssız yaşam durmuştu sadece: yankısız çığlıklar, etkisiz umutlar, donuk parıltılar, eskimiş biçimler ve kokularla dolu olduğu halde dalgalanıyor; dünyanın dışında, yerle gök arasında, unutulmaz ve kesin, maden parçasından daha sağlam bir halde dalgalanıyordu. Hiçbir şey onun varolmuş olmasını önleyemezdi, son değişikliğini geçirmişti o: Geleceği donup kalmıştı artık Mathieu: “Cisimler nasıl boşlukla meydana gelirlerse, bir yaşam da gelecekle meydana gelir” diye düşündü. (...)
    (...) Yaşadığı şimdiki zaman, onun geçmişini boyuna düzeltip değiştiriyordu. Her geçen gün o eski büyüklük düşlerini daha çok boşa çıkarıyordu, her geçen günün de yeni bir geleceği vardı. Bekleyişten bekleyişe, gelecekten geleceğe, Mathieu’nun yaşamı yavaşça akıp gidiyordu...neye doğru?

    Akıl Çağı Sf-268
    Jean Paul Sartre
    Türkçesi: Samih Tiryakioğlu
    Oda Yayınları

    (...).., senden yalan olduğunu düşündüğün şeyleri anlatmanı istemiyorum, bu günah olur, ama gerçek olduğuna inandığın şeyleri yalan olsa da anlatmanı istiyorum; bu erdemli bir davranıştır, çünkü kesinlikle var olan ya da meydana gelmiş olan bir şey hakkındaki kanıt eksıkliğini telafi eder.(...)

    Baudolino – sf-64
    Umberto Eco
    Çev: Şemsa Gezgin

    (...) Bir zamanlar babam: Yanlış anlaşılmış inceliğin açtığı en acı yaralardan biri de söz verip de tutmamaktır demişti. Yapamayacağınız bir şey istendiğinde, bunu açıkça söyleyin ki, karşımızdaki boş bir umuda kapılmasın. Yapabileceğiniz yardımı ise hemen yapın. Böylece hem açık konuşmanın, hem de iyilik severliğin tatlı yüzünü kazanmış olursunuz. Kişiliği pek güzelce ortaya çıkarıveren çifte dürüstlük. Bence insanlar yaptığınız bir iyilikten dolayı size minnettar kalır ama, umutlarını kırdığınız için daha çok gücenirler.(...)

    Vadideki Zambak sf- 204
    Balzac
    Çeviri: Nur Nirven
    O zamanlar hâla bir umudum vardı. Bedeli karşılığında mutlu
    olabileceğimi düşünüyordum. Ancak büyüdüm artık. Dünya'yı versem
    Tanrı'ya, damlasını vermez bana mutluluğun

  4. #4
    csyasoo adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    09-07-2005
    Mesajlar
    16,466
    Karizma Gücü
    10
    konu ıcın tesekkurler okumaya calısacagım

 

 

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •