• Reklam
+ Konuyu Yanıtla
1 sonuçtan 1 --- 1 arası gösteriliyor
  1. #1
    csyasoo adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    09-07-2005
    Mesajlar
    16,466
    Karizma Gücü
    10

    Onay Postmodernizmin psikiyatriye müdahalaesi./ TY SENDIKA CALISMASIDIR !


    Postmodernizmin psikiyatriye müdahalaesi..

    Kaynak: Bilim ve Gelecek- Mart 2004
    Prof.Dr. Yaman Örs.
    Düşüncelerini, bilimde ve felsefede "postmodernist" yaklaşımın henüz günümüzdeki ölçüsünde belirgin olmadığı yıllarda ortaya koymuş olsa da, Amerikalı psikiyatrist T. S. Szasz'ı, psikiyatri alanındaki "postmodern" yaklaşımın öncüsü olarak görmek yanlış olmaz. Dolayısıyla o, bu tıp dalındaki felsefeleşmenin de, belki dolaylı bir biçimde de olsa zaman içinde öncülüğünü yapmıştır. 30 yılı aşan bir süre önce Szasz, "akıl hastalığının" bir tıp konusu olarak bir "mit" olduğunu; gerçekte böyle adlandırılan durumların daha çok siyasal kökenli sorunlar olarak görülmesi gerektiğini ileri sürüyordu. Buna göre psikiyatri de, bir tıp dalı olarak değil, ahlaki ve siyasal bir çaba olarak görülmeliydi. Düşünülebileceği gibi bu sav, çok açık olarak günümüzün temel bilim ve uygulamalı bilimler anlayışına tümüyle ters düşen, akademik açıdan yüzeysel, ayrıca "popülist" bir yaklaşımı anlatmaktadır. Yöntembilgisinin yanında tıbbın özellikle yakın tarihsel gelişmesine evrimine de çok ters olan bu bilimdışı tutum, günümüzün "post- modern" felsefesinin "sözde bilim" anlayışı ile, tıbba ve psikiyatriye ba-kışı ile kuşkusuz çok ileri bir uyum içindedir. Gerçekte ise görünüşteki "yenilikçiliğine" karşılık bu tutum, felsefe açısından daha genel düşünüldüğünde ve özünde, geleneksel ussalcı felsefenin bilime karşı aşırı kuşkucu ve genel çizgileriyle olumsuz yaklaşımının, psikiyatri bağlamındaki bir göstergesi biçiminde yorumlanabilir.

    Antipsikiyatri - antifelsefe
    Bütün bunlara karşın, Szasz'ın antipsikiyatrisi ile yazarınızın geliştirmeye çalıştığı antifelsefe yaklaşımı arasında çıkış noktaları olarak birtakım ortaklıklar ya da benzerlikler bulunmaktadır. Bir kez, her şeyden önce ikisi de, yöneltildikleri akademik alanlarda "eleştirel yöntembilgisel tutumlar" olarak düşünülmelidir. Ancak bunun yanında, bu iki yaklaşımın izleyicileri genel olarak, eleştirilerini yönelttikleri alanların işlevlerini yadsımamaktadırlar. Üçüncüsü, bu yaklaşımların her ikisinin de, ilgili alanlardaki yerleşik kuramsal yaklaşımlara ve bunları izleyen uygulamalara yönelik eleştirellikleri köktencidir. Dördüncü olarak, tarihsel açıdan, anlayışta olduğu ölçüde ilgili gelişme zamanlan düşünüldüğünde her ikisi de temelde "yeni"dirler. Beşinci bir nokta olarak, her ikisinde de, yöntembilgisel ve kavramsal "mit"lerin gündeme getirildiğini görüyoruz ki; buradaki savların söz konusu alanların uygulanmasına, işleyişlerine de yansıyan önemli sonuçlan ortaya çıkmaktadır: Psikiyatride '"akıl hastalığı"nın, felsefede ise "spekülasyonun/metafiziğin geçerli olması gerektiği"nin yadsınması. Burada belirtilebilecek altıncı ve son bir nokta, her iki köktenci yaklaşımın ilgili alanların kendi içlerinden geliştirilmiş olduğudur; bir başka anlatımla onlar, başka akademik alanlardaki araştırıcılarca/düşünürlerce ileri sürülmüş ya da ortaya atılmış değildir.

    Ancak akademik açıdan bir bakıma daha çok bir tür "biçimsellik" taşıdıklarını söyleyebileceğimiz yukarıdaki benzerlik noktalarının yanında iki görüş arasında belirtebileceğimiz "özdeki" ayrılık, şu anda yazarınızın görebildiği ölçüde tek olmakla birlikte, temelde kuşkusuz çok daha önemli ve anlamlıdır. Antipsikiyatri ile antifelsefe arasındaki bu temel ayrılık ya da ayrım, yazarınız açısından ilk bakışta bir yöntembilgisi sorunu olmaktan çok onların kendilerine özgü kavramsal içerikleriyle ilgilidir.

    Görüldüğü gibi o, "spekülasyonun" ve "metafiziğin" felsefede bugün de geçerli olduğu savının, "felsefi" diyebileceğimiz bir "mit" olduğunu düşünmekte, ancak bunu da akademik yöntembilgisi aracılığıyla temellendirmektedir. Öte yandan yine ona göre, ussal hastalığın bir "mit" olduğu görüşü, bilimsel, yöntembilgisel, akademik açılardan temelsiz bir sav, uygun bir anlatım olacaksa, gerçekte bir "mit" tir.

    Burada şu noktayı da belirtmekte yarar vardır. Szasz ve onun görüşlerini paylaşan başka psikiyatri düşünürleri, günümüzün psikiyatrisine, belki özellikle onun uygulanmasına yönelttikleri eleştirilerinde tümüyle haksız olabilirler mi? "Postmodernist"lerin belki özellikle tıpta ve psikiyatride siyasal, toplumsal, iktisadi yönlerden ileri sürdükleri, genel olarak düzene yönelik eleştirel savlara sanırım birçok "modernist" düşünür katılacaktır, katılmaktadır.

    Burada yaşamsal diyebileceğimiz temel nokta, psikiyatri ve tıp etkinliklerini dıştan etkileyen etmenlerle değil, bu alanların bilimsel, akademik yönden iç işleyişleri, kendi yöntembilgileri ile ilgilidir. Geleneksel felsefenin hesabı verilemeyecek dayanaksız "spekülasyonlar"da bulunma geleneği ile günümüzün akademik alanlarını doyurucu biçimde ele alamaz, "temel- lendiremeyiz".

    Son olarak geleneksel, ussalcı felsefe
    Burada yöntembilgisel açıdan son bir nokta olarak, genelde felsefe ile temel bilimler ve onlara dayanan uygulamalı alanlar arasında bilgi üretimiyle ilgili ve yukarda değindiğim temel bir ayrılığı yeniden gündeme getirebiliriz. Geleneksel ussalcı felsefeciler ne ölçüde bir "felsefi bilgi"den söz ederlerse etsinler, burada temel bilimsel bilgiye benzer ya da onun felsefi karşılığı olabilecek bir üretim kanımca söz konusu olamaz. Çünkü olgular dünyası ile ilgili bilgi üretimi, yalnız ussallığa, düşünmeye dayanan bir etkinlik değildir. Bu üretim (arkalârında tam oluşmamış bilgimizin bulunduğu), kuramların/kuramsal yaklaşımların ve ilgili bilgilerimizin ışığında usumuzda oluşturduğumuz varsayımlar doğrultusunda, bu dünya ile gözlem, deney, ölçüm, vb: aracılığıyla doğrudan ilişki kurma çabalarından oluşan bir süreci gerektirir.

    Sözcüğün ilk anlamında ve genelliğe yönelik bilginin, felsefecilerce genelde bugün de sık sık gündeme getirilen, "doğruluğu gösterilen inanma" biçimindeki aşın indirgeyici tanımı, kanımca bugün artık geçerliğini tümüyle yitirmiştir. Olgulara dayanan (temel) bilimsel bilgi, bir tek savdan oluşmaz, oluşamaz. O, sayılamayacak ölçüde çok savdan oluşmuş bir önermeler ağıdır ve felsefe etkinliğinde olduğu gibi "bir okuldan/akımdan bir ötekisine" değişmez.
    Zaten bilimde, değişik bilim dallarında kuram ve uygulamadaki yaklaşım ayrılıklarından söz açılabilirse de, felsefede olduğu gibi bir "okul" ya da "akım"dan söz edilemez.
    Kuşkusuz bu sonuncu ve çok temel nokta, bu yazının bağlamında ağırlık verdiğim (psikoloji ve) psikiyatri alanı için de tümüyle geçerlidir. Burada sözü edilebilecek en son ve bir anlamda yukarıdakileri bütünleyici olduğunu düşünebileceğimiz bir konu ya da sorun da, felsefe ve psikiyatri disiplinlerarası alanında felsefe ile psikiyatri arasındaki kesişmenin tek yönlü, felsefeden psikiyatriye doğru akıyor ya da gerçekleşiyor oluşudur. Bu durumda neredeyse, "felsefe ve psikiyatri" alanı = "psikiyatri(nin) felsefesi" olmaktadır. Oysa, yazarınızın sık olarak vurguladığı gibi felsefenin, daha doğrusu felsefecilerin (psikoloji ve) psikiyatri açısından bugüne dek olduğundan daha yoğun bir biçimde incelenmesi, bize, özellikle geleneksel ussalcı felsefenin iç işleyişi ve de onda neden değişik okulların bulunduğu konusunda önemli ipuçları verebilir.

    KAYNAKLAR
    1) P-l. Assoun, Freud, la Philosophie, et les Philosophes, gen. Baskı, Ouadrige/Presses Universitaires de Erance, Paris, 1995. 2) Y. Örs, "Psikiyatride giderek artan bir olumsuzluk: 'felsefeleşme'", Psikiyatri Dernegi Bahar Sempozyumlıırı 3 (Kemer, Antalya, 27 Nisan-2 Mayıs 1999) Kitabı, Ankara, Psikiyatri Derneği, 1999, s.38-40.

    3) Y. Örs, "Psikoloji ve Psikiyatrinin Işığında Felsefeciler ve Felsefe Okulları", 3P - Psikiyatri, Psikoloji, Psikofarmakoloji Dergisi, 7, Ek S.3: 5-12, Eylül 1999.

    4) Y. Örs, "Felsefe konusunda geleneksel tutum ve temel yanılgılar", Bilim ve Ütopya, S.76: 32-37, Ekim 2000.

    5) Y. Örs, "Postmodern anarşi, kavramsal aldatmaca ve felsefi şarlatanlık", Bilim ve Ütopya, S.96: 50-52, Haziran 2002.

    6) Y. Örs, "Felsefe kongreleri ve bilimsel felsefe", Bilim ve Ütop- ya, S.l 10: 10, Agustos 2003.

    7) A. Sokal ve J. Bricmont, Impostures Intelleduelles, Editions Odile Jacob, Paris, 1997. (M. Baydur ve 0. Onaran tarafından İngilitce'sinden yapılan cevirisi: Son Moda Saçmalar: Postmodern Aydınların Bilimi Kötüye Kullanmaları, İletişim yayınları, İstanbul, 2002).

    8) D. Stove, The Plato Cult and Other Philosophical Eollies, Basil Blackwell, Oxford, 1991.

    9) T. S. Szasz, The Myth of Mentol Illness - Foundations of a theory of personal condud, Göı. Gec. Baskı, Harper ve Row, New york ve ötekiler, 1974.
    Bu mesaj en son " 26.04.07 " tarihinde saat 22:50 itibariyle csyasoo tarafından düzenlenmiştir...

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Bir sendika ağasının anatomisi
    HABERLER ve GÜNDEM bölümünde topalaliş tarafından açılmış
    Yanıt: 1
    Son Mesaj: 23.08.11, 18:09
  2. Sendika başkanı, işçinin 1.5 trilyonunu atlara yedirmiş
    2005 Konuları bölümünde hakdin tarafından açılmış
    Yanıt: 1
    Son Mesaj: 24.08.05, 11:15

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •