• Reklam
+ Konuyu Yanıtla
7 sonuçtan 1 --- 7 arası gösteriliyor
  1. #1
    birgünahgibi <span style='color: #006400'><span class='glow_FFFFFF'>anlamıyorsun</span></span> adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    26-10-2005
    Mesajlar
    29,054
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    12

    Mevsimsiz Bir Fırtınadır Aşk

    MEVSİMSİZ BİR FIRTINADIR AŞK

    Biz ne dersek diyelim anlattıklarımız ancak karşı tarafın anladığı kadardır,
    ulaşabildiğimiz yer ise asıl ulaşmaya çalıştığımız nokta olmaz çoğu zaman.
    Amacımızı sorgularız! Beklentilerimizi... Doğrularımızı irdeleriz; daha sonra da
    neyin kime göre doğru addedildiğini… Başımızı ellerimizin arasına alır, dalıp
    gideriz uzaklara…

    Birden fark ederiz ki hayat sınavlardaki gibi çözümsel değil, bir formülü yok
    öyle elle tutulur, gözle görülür. Zira o, oldukça acımasızdır bizlere karşı;
    toyluk zamanlarımızı, hatalarımızı fazlasıyla ödetir! Yanlışlarımız ödül bulmaz
    dizilerdeki gibi. Ektiğimiz ne olursa olsun, öderiz o ya da bu şekilde… Dört
    yanlış değildir bir doğruyu götüren; hatta beklenenin tam tersine bazen bir
    yanlış dört doğruyu bile götürür...

    Götürür götürmesine de yanlışın nerede, nasıl ve niçin yapıldığı anlaşılmaz bile
    tarafımızdan çoğu kez. Yitip gidene, kaybedilene bakakalırız ağzımız bir karış
    açık. Hatta yüzsüzce "Haksızlık" koyarız bunun adını. Yaptığımız yanlışın
    arkasında durabilecek, ondan ders çıkarabilecek kadar bile insan olamayız!
    Sevdalarda da bu böyledir. O çok sevdiğimiz kişiyi, üstüne delicesine
    titrediğimiz sevdaları öyle tüketir, öyle yıpratırız ki… Zamanla karşı tarafın
    duygularını, düşüncelerini, özlemlerini görmezden geliriz bencilce! Her şey
    bizim istediğimiz zamanda, istediğimiz şekilde, ayarladığımız koşullarda
    gerçekleşsin isteriz. İsteriz ki karşı taraf bize hiç ters düşmesin; ne
    söylersek, ne dilersek koşulsuz kabul etsin. Bizden önce hiç yaşamamış sayarız
    onu ve bizden ayrı bir hayatı da olmasın isteriz. Aşık olduğumuz, sevdaya
    tutulduğumuz kişiyi bir başkasına dönüştürmek için çabalar dururuz bilinçsizce;
    sanki amaç kimsenin onu bizim sevdiğimiz kadar sevmemesi, bizim gördüğümüz gözle görmemesiymiş gibi.

    Deli divaneyken Mecnun misali, bir süre sonra anlam verilmez bir şekilde yetmez
    olur kan verenimiz. Hiç doymayan aç kurtlar gibi hala bizim olmayanlara takılır
    gözümüz. Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan olacağımızın farkına
    varamayız bir türlü. Hataların zincir halinde oluşmaya başladığı nokta budur
    işte…

    Telafi konusunda da o kadar beceriksizizdir ki, yanlışlarımıza yenilerini
    ekleyiveririz. Sevda geçirmez yaptığımız kalbimiz adapte olamaz ödün vermeye,
    yumuşamaz bir türlü. İçinden bir ses "Peşinden deli gibi koş, gitmesine izin
    verme" dese de, zor gelir çaba harcamak... Konumumuz olur bahane, eş-dost ya da onurumuz yersiz yere yücelttiğimiz.

    Sanırız ki kuru bir özür yetecek tüm kırgınlıklara… Sanırız ki kopan bir ipe
    sıkı bir düğüm attığımızda tüm halatın en sağlam yeri o düğüm olacak ilerde. Hiç
    hesaba katmayız ne kadar sıkı görünse de elimize aldığımızda canımızı acıtan tek
    noktanın bize sağlam görünen düğüm olacağını…
    Nedense hayatı sonsuz, fırsatları sayısız zannederiz! Heba etmeyi göze alırız
    sevgimizle birlikte sevdiğimizi de...

    Hayatın karmaşasında bizi ayakta tutabilecek tek gerçeğin "sevgi" olduğunun hala
    kavranılamaması inanılır gibi değil. O kadar yabancılaşmışız ki Samimiyete,
    Dürüstlüğe! O kadar yabancılaşmışız ki fark etmeden kendimize bile...
    Hiçbir şeyin karşılıksız verilmemesini tasvip eder olmuşuz, ne acı. Dostluklar
    unutulmuş, yardımlaşma ise masal! İyi niyet yok, içten davranışlar tutuk, bir
    sonraki adımın peşinde herkes! Her şey oyun içinde oyundan ibaret ve kartlarını
    açık oynayan yok. Senaristler hep bencilce başrolde; figüranlar sonuçtan bihaber
    yazılanı oynama derdinde sorgusuz, sualsiz…

    Sevdalarımız da böyle kısır döngü halinde. Sürekli almak ister gibiyiz hiç
    vermeksizin. Hepimizin çıtası farklı olsa da, hedefe ulaşana kadar seferdeyiz.
    Galip gelip de işgal edince bizim olmayan toprakları, sunulan meyvelerden
    kaçıyoruz tam olarak tadına varmadan.. Korkuyoruz kendimizi kaybetmekten,
    korkuyoruz sonuna kadar sevmekten, sevgimizi sevdiğimize göstermekten.
    Hüzünlerimizi, acılarımızı bile doya doya yaşayamıyoruz; üstünü çikolatayla
    kaplamış, yok saymışız onları, Pollyannacılık oynuyoruz…
    Hayal ürünü kahramanlarla varolmayan sevdalar yaşıyoruz aslında… Aldatmacalar, yalanlarla örülü zamanlara tutsak ediyoruz yüreğimizi. Ama herkesten çok kendimizi kandırıyoruz biz. İçimizi ısıtacak Aşklardan kaçırıyoruz ruhumuzu!

    Duvar örmüşüz önümüze; geçit vermiyoruz bizi insana çevirebilecek güzellikteki
    hislere… Zırhımızı kuşanmış; kabuğumuzu çoğalttıkça kendimizi daha da güçlü
    sanmışız. Olamıyoruz Çıkarsız, Net, Arı… Kalamıyoruz kimsenin karşısında
    Çırılçıplak! Sevmeyi zayıflık sayıyoruz besbelli!
    Haşmetli ve haşyetli dağlar yükseltmişiz yüreklerimizde kimselerin tırmanmaya
    cesaret edemeyeceği. İzin vermemişiz hiç, zirveyi hedefleyenlere. Dinmeyen
    fırtınalar yaratmış; kâh boran kâh çığ olmuşuz hayallerine… Ulaşılamaz kılmışız
    kendimizi, aslında kendimize ulaşamazken. Buzullar kaplamış yüreklerimizi;
    eteklerinde ise ot bitmez… Yapayalnız kalmışız doruklarda. Zaman geçtikçe
    kapatmışız kendimizi güneşe bile. Kâinatı kaplayacak güçteki yüreklerimizde,
    sevgi tohumları yeşermez olmuş. Baş başa kalmışız soğukla, yalnızlıkla…
    Kendince bir açıklama bulmuşuz sevgisizliğe. Kiminde iş demişiz buna; çoğunda
    da zaman. Doğru zamanı yakalayamamışız kendimiz için. Karşımızdakini de doğru zamana oturtmayı becerememişiz bir türlü. Maddiyata çevirmişiz yönümüzü. Küçücük kazançlar için seferber ettiğimiz benliğimizi manevi duygulardan kaçırmış, taşlaştırmışız. Parayı sevdaya tercih etmişiz aslında biz. Finansal bir fırsat gibi dahi düşünememişiz yüreğimizin kapısına kadar gelen kaçırdığımız, kaçırmakta olduğumuz ve daha kaçıracağımız sevdaları… Kış güneşimiz olmuş asıl sevilesi kişiler! Hayatımız bitmeyen bir koşuşturmaca, kalbimizde ise sürekli bir yarım kalmışlık hali…

    Çilek tadında yaşanırken bir zamanlar sevdalar, mevsimsiz fırtınalar olmuşuz
    şimdi; en güzel dalında yaprakları kurutarak savuran. Ne yaprağı anlamayı
    denemişiz, ne de fırtına olmaktan vazgeçmişiz. Adamakıllı konuşamaz hale gelmişiz birbirimizle; derdimizi anlatamaz olmuşuz… Kapamışız kendimizi bir fanusa, gelene hep “hayır” demişiz. Gönülden gülemez
    olmuşuz sonra. Unutmuşuz sevmeyi de sevilmeyi de… Korkmuşuz hep maskesiz
    yüzümüzü göstermekten karşıya; kazanma şansımızı hiç düşünmeden, kaybetmekten ürkmüşüz. Belli ki gönlümüzü dört bir yanı kapalı, çıkış noktaları olmayan bir labirente koymuşuz; en büyük haksızlığımızı ise kendimize yaptığımızı
    gözlerimizle görmeden…

    Oysa bir tırtılın kelebeğe dönüştüğü o eşsiz anı yakalamak gibidir kendi
    hayatımızdaki olağanüstü anları ve olağanüstü kişileri yakalamak. Ustalık ise o
    olağanüstülüğün değerini zamanlı bilmekte.. Hayatın zalimliğine, çoğu zaman aynı
    fırsatları sunmayacağına aldırmadan, her zaman bize cömert davranacağını farz
    ediyoruz. Binde bir karşımıza çıkan sevgi ve aşk fırsatlarını ziyan ediyoruz
    hep. Bedenlerimizi sapasağlam korumaya çalışırken yüreklerimizi paramparça
    bırakıyoruz; ne uğruna neleri feda ettiğimizi kavrayamadan… Hoyratça
    kullandığımız aşkların değerini kaybetmeden bilemiyoruz. ”Sakın beni bırakma!”
    deyip sımsıkı sarıldığımız insanların avuçlarımızdan kaymasını sessizce
    izliyoruz tepkisiz. Büyüdükçe akıllanacağımıza daha da çocuk oluyoruz
    tatminsiz…

    Nedense sorumluluk almaktan çekiniyoruz, güdülesi koyunlar gibi! Ne, ne
    yaptığımızın bilincindeyiz, ne de yapmakta geç kaldığımız eylemlerin! Fütursuzca
    yaşarken sevdaları aslolanı soramıyoruz kendimize. Dürüstlükten uzağız; aynanın
    karşısına geçip yüzleşmekten, kendimizi kendimize itiraf etmekten aciz… Kim
    bilir artık kendimiz sandığımız kişi kendimiz bile değiliz…

    Başak Ergenekon
    O zamanlar hâla bir umudum vardı. Bedeli karşılığında mutlu
    olabileceğimi düşünüyordum. Ancak büyüdüm artık. Dünya'yı versem
    Tanrı'ya, damlasını vermez bana mutluluğun

  2. #2
    ^^K@£PS!Z^^ adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    07-01-2007
    Mesajlar
    4,060
    Karizma Gücü
    0
    fırtına gelip geçer,hafif atlatılır..

    Mevsimsiz bir "kasırga" olamasın aşk?

    yıkıp dağıtan,talan eden...

  3. #3
    birgünahgibi <span style='color: #006400'><span class='glow_FFFFFF'>anlamıyorsun</span></span> adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    26-10-2005
    Mesajlar
    29,054
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    12
    Fırtına misali eser geçer aşk...Biz insanlarsa yüreklerimizde kasırgalar yaratırız...Yüreği talan eden varsa o da yüreğin kendisidir
    O zamanlar hâla bir umudum vardı. Bedeli karşılığında mutlu
    olabileceğimi düşünüyordum. Ancak büyüdüm artık. Dünya'yı versem
    Tanrı'ya, damlasını vermez bana mutluluğun

  4. #4
    ^^K@£PS!Z^^ adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    07-01-2007
    Mesajlar
    4,060
    Karizma Gücü
    0
    cıksss..

    Aşk gelip geçer sanarız ama etkisi kalır...
    gelip geçerken yıkar da gider..

    y&#252;reğin bir kabahati yok,nerden bilsin AŞK'ın bu kadar acımasız olduğunu

  5. #5
    birgünahgibi <span style='color: #006400'><span class='glow_FFFFFF'>anlamıyorsun</span></span> adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    26-10-2005
    Mesajlar
    29,054
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    12
    Yürek onun acımasız olduğunu öğrendiğinde de hiçbirşeyi değiştirmek istemez.Hepimiz daha çok acı çekmemiz gerektiğine inanıyoruz bence
    O zamanlar hâla bir umudum vardı. Bedeli karşılığında mutlu
    olabileceğimi düşünüyordum. Ancak büyüdüm artık. Dünya'yı versem
    Tanrı'ya, damlasını vermez bana mutluluğun

  6. #6
    ^^K@£PS!Z^^ adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    07-01-2007
    Mesajlar
    4,060
    Karizma Gücü
    0
    Acı çekmekten zevk alıyoruz desene

    mazoşist yanı vardır herkesin..

  7. #7
    birgünahgibi <span style='color: #006400'><span class='glow_FFFFFF'>anlamıyorsun</span></span> adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    26-10-2005
    Mesajlar
    29,054
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    12
    Sanırım öyle Kimse banane ben güleceğim mutlu olacağım demiyor ki Acılardan sonra böyle diyeni görmedim hiç.Hepimiz hayat çektiriyorsa ben de çekerim diyoruz Neden bilmiyorum belki aslında gereken budur aşkın acısını da çekmemiz lazımdır ama biz bunu garipsiyoruzdur kim bilir
    O zamanlar hâla bir umudum vardı. Bedeli karşılığında mutlu
    olabileceğimi düşünüyordum. Ancak büyüdüm artık. Dünya'yı versem
    Tanrı'ya, damlasını vermez bana mutluluğun

 

 

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •