Gelsen
yanacak sol yanımda duran soğuk deniz!
Yokluğunda dinlendirdiğim
yıllanmış şaraplar sunacağım,
Issız dudaklarına.
Bekliyorum,
Karanlık şehirler gibi
bekliyorum...
ah bir gelsen diyorum.
ÇİĞDEM ŞAKIR
Gelsen
yanacak sol yanımda duran soğuk deniz!
Yokluğunda dinlendirdiğim
yıllanmış şaraplar sunacağım,
Issız dudaklarına.
Bekliyorum,
Karanlık şehirler gibi
bekliyorum...
ah bir gelsen diyorum.
ÇİĞDEM ŞAKIR
Dikkat edin!
Dünya hayatı sizleri
birbirinizi aldatmaya sürüklemesin
ve
O aldatıcı sizi
"Allah"la
aldatmasın.
Kur'an; Lokman Suresi
33. Ayet
SÖYLE
Hayalini kurduğumuz
bizli günler,
Her gece toplanırlar evimde.
Başım döner
bu kalabalık anıların yalnızlığından.
Yoruldum
geçmiş zaman sokaklarında
dolaşmaktan.
Uykusuz bırakan sensiz sevişmelerim,
kanatır gecelerimi.
Oysa
giderken,
umut kokulu bakışını bırakmıştın.
Elveda öpüşü değildi
avuçlarımı yakan.
Söylesene
Kaç özlem yılına mahkum edildik?
ÇİĞDEM ŞAKIR
Dikkat edin!
Dünya hayatı sizleri
birbirinizi aldatmaya sürüklemesin
ve
O aldatıcı sizi
"Allah"la
aldatmasın.
Kur'an; Lokman Suresi
33. Ayet
TENHA BOYNUMDA BİR ÇĞLIKTI NEFESİN
"Bu gece yanındayım!" diyen sesini duyduğunda, kaybolmuştu bahar bahçede. Ne vakittir bekliyordu bu buluşmayı. Gerçekten var mıydı? Yarattığı hayal kahramanı mıydı? Karıştırır olmuştu. Bereket, kağıtları tutuşturan şiirleri vardı, elleriyle yazıp vermişti ya! Hem, az önce konuşmuşlardı, hiç hayal olur muydu? Vardı işte etiyle kemiğiyle.
Uzun zaman olmuştu gülüşünün pınarından içmeyeli, kokusunda yitmeyeli. Ay mı, yıl mı bilmiyordu. Yanında olduğu zamanlarda bile özlüyordu onu, bu yüzdendi belki de günlerin aylara dönüşümü.
Sabahtan beri gümbür gümbür bir tabur yürüyordu içinde.
Kahrolası zaman geçmek bilmiyordu. Oyalanacak bir şeyler bulmalıydı. Odanın ortasında dikilip boş boş baktı etrafına. Gözü vazodaki nergislere takıldı. Dün iş çıkışı almıştı. Nergisler sevgilisinin en çok sevdiği çiçekti. Bulut Adam ve nergisler... Bulut Adam... Ne tuhaf bir yakıştırmaydı! Niye hep böyle geçiriyordu içinden onu? Ulaşılmaz mı geliyordu, başka bir sebebi mi vardı? Düşünmemişti bile. Ne önemi vardı sanki, içinden böyle geliyordu, o kadar. Nergislerin suyunu değiştirdi.
Mutfağa geçti. Yemek yapmaktan da pek anlamazdı aslında. Olsun, bildiği kadarıyla bir şeyler yapmalıydı. Elinin kokusu olmalıydı sunduklarında.
Yine aklına düştü saat. Bakmayacaktı ama inadı inattı. Üç saatte on dakika ilerliyordu meret. Bakmayacaktı işte... En azından şu tavuk soteyi bitirene kadar. Sadece eşyalar ile inatlaşabildiğini duyumsayınca gülümsedi.
Elleri düştü aklına, uzun biçimli parmakları. Bedeninde nice yitik ülkeyi ona fark ettiren parmakları. Yanında geçirdiği gecelerce zamanın durmasını dilemişti. Emindi artık, akreple yelkovan kavuşamamanın acısını hep sevdalılardan çıkarıyordu.
"Uzansam kanar mı dudaklarım?" demişti, aşklarının ilk sancısı başladığında. Emindi kanatmadığına, kendinin kanayacağı ise hiç aklına gelmemişti. Ne garip, bu korkuyu yüreğine düşüren sevgilisi bir kez bile fark etmemişti dudaklarından sızanı. İçi acıdı yine. Bunları düşünmemeliydi artık. Akşama özlediği sıcaklığa sarınacaktı nasıl olsa.
Banyoya gidip duş aldı. Çok güzel olmalıydı. Hep bunun telaşına düşerdi buluşmalarında. Güzeldi oysa, kendi de biliyordu bunu, defalarca da duymuştu... Yetmiyordu. Duymak istediği ses bunlar değildi ki!
Saçlarını onun istediği gibi topladı. Kırmızı kazağını, siyah eteğini giydi. Makyajını yaptı... sildi... yaptı... sildi... bir daha... bir... Tamam işte, olmuştu sonunda. Ayağa kalktı, aynada seyretti kendini. Başkasına bakar gibiydi...
Kaç gece adıyla fırlamıştı uykularından. Sesini dilenmişti kaç gece, telefondaki mekanik sesten. Nefret etmişti kendinden, belki yalnızlığından. Ya ondan?... Asla!
Gece ilerliyordu. Televizyonu açtı. Saatlerce ne seyrettiğini bilmeden dolaştı kanaldan kanala. Kulağını tırmalayan şarkılar, cıvık cıvık yarışmalar, kahkahalar, öpüşüp koklaşan sevgililer.. sevişen sevgililer... sevgililer... sevişmeler... Kaç kez başka tenlerin kokusuna bulanıp üzerine sinen, başını döndüren kokusundan kurtulmak istemişti? Kaç kez başka kollarda, bildiği ne varsa unutmak istemişti? Kaç yürek ezmişti, ezilmişliğini hafifletmek için? Aşk kokulu bakışlara izin vermişti kaç kez... Avutamadı bir türlü yüreğini, susturamadı. Hiçbir bakış yer bulamadı sevda sızan gözlerinde.
Neredeyse sabah oluyordu. İçindeki atlıkarınca durdu. Bir kız çocuğunun elinden şekeri düştü. Ağlayarak babasına baktı, babası onu fark etmeyecek kadar meşguldü. Son bir çabayla yaşlı gözlerini silmeye çalıştı kızın... başaramadı. Sarkık dudaklarını yukarı kıvırıp gülümseme çizmeye kalktı minik suratına. Daha beter bir ifade yarattı. Bıraktı kendini, yorgundu, çok yorgun!..
Neredeyse sabah oluyordu. Taşıyabilir miydi narin bedeni onca kırılmışlığı? Neye, kime yüklemeliydi ağrıları, acıları? Bütün pencereler kapalı değil miydi? Nereden girmişti içeri hüzün kuşları? Dudakları sızlamaya başladı. Çok geçmedi, kırmızı kırmızı aktı yastığına.
ÇİĞDEM ŞAKIR
Dikkat edin!
Dünya hayatı sizleri
birbirinizi aldatmaya sürüklemesin
ve
O aldatıcı sizi
"Allah"la
aldatmasın.
Kur'an; Lokman Suresi
33. Ayet
SEVDAMIN MASALI-1
Pembe, beyaz yanaklı, şaşkın gözlü çocuğunum. Yapışmışım, sevgi kokulu dev ellerine. Aklıma bile uğramaz " nereye gidiyoruz?" soruları. Ya koca bir lunapark ortasındayımdır senle, ya gürül gürül akan bir nehrin sesinde. Uzanıp gökyüzüne beni taşıyan avuçlarınla, beyazlığını yüreğimin kanatlarında taşıyan bir güvercini okşamıştın ve ben ilk kez ellerinle sevmiştim hürriyeti. Pembe, beyaz yanaklı, şaşkın gözlü çocuğunum. Şefkat kokulu dev ellerin saçlarımı okşuyor hiç yorulmadan. Dinlediğim masalları anlatıyorum sana heyecanlarıma tutunup, gülümsüyorsun. Cebinden kocaman bir anka
kuşu çıkarıyorsun, başka dillerde dolaşan masal oluyoruz.
Karmakarışık bir ergenim, kollarında ağlayan. Kızgınım dünyaya beni anlamadığı için. Kızgınım kendime, kendimi anlatamadığım için. Sen benim sakin, olgun yarımsın. Ne kadar öfkeliysem o kadar uysalsın, ne kadar karışmışsam o kadar kendini bulansın. İçinde yüzdükçe büyüdüğüm engin ırmaksın, bütün sorularıma cevapsın.
Boynuna bırakırken son nefesimi, her seferinde, gülüşünle canlanan kadınınım. Kirpiklerinin her değişinde tazeler gözlerim sürmelerini. Her dokunuşunda yeni bir bahar uyanır tenimde ve karışır terime sağanak sağanağa gözlerin. Her seferinde sana akan, sana bulanan, bulandıkça kendini bulan kadınım, kadınınım.
Ellerimde hala sıcaklığı dev ellerinin ve yaşımı yalanlar şaşkın, çocuk gözlerim. Aşkların en umulmazını yaşıyor olmanın gururu göğsümde, saçlarımda anka kuşundan çaldığımız masal esintileri. Ve ilk günkü gibi soluğunla koyulaşır yanaklarımdaki kırmızılık.
ÇİĞDEM ŞAKIR
Dikkat edin!
Dünya hayatı sizleri
birbirinizi aldatmaya sürüklemesin
ve
O aldatıcı sizi
"Allah"la
aldatmasın.
Kur'an; Lokman Suresi
33. Ayet
SEVDAMIN MASALI-2
Bu eller alışık değildi karşılıklı aşkları anlatmaya. Hep hüzün damlatırdı kağıtlara. Eksik yaşanmış sevdaların içime açtığı yaranın kabuğu kalkardı, kalemi elime her alışımda. Yazdıkça ağlardı yastığım, yazdıkça duvarları yosun kaplardı. Aktıkça parmak uçlarımdan yüreğimin sızısı, köhne, karanlık evimle döne döne yol alırdık, dünyanın en ıssız tepesine. Bahçemde dans ederdi yalnızlık rüzgarı. Temmuz güneşi yakarken uzak tepeleri, çırılçıplak kalırdım ayazlarda.
Yorgun ayaklarla dolaşırdım ölü zamanlarda. Kollarım sürüklenirken yerlerde, saçlarım darmadağın, gözlerim yanaklarımdan akardı ölü zamanlarda. Es geçilen günlerin gecelerinde, kuzey yıldızıyla yakardım sigaramı. Dumana boğmak isterdim özlemlerimi, dumana boğmak isterdim yaşanmamış anılarımı, dumana boğmak isterdim yanlış kahramanların süslediği hayal baloncuklarımı.
Her gece aynamda küçük bir kız çocuğu, örgülü saçlarına silerdi gözyaşlarını. Tek bir oyuncağa bile dokunamayan nasırlı elleri vardı. Yumulu ellerine, yalvaran gözlerine baktıkça içim yanardı, ağlardım.
Yatağımda genç bir kadın, tedirgin ellerle sarılırdı yorganına. Dönüşü olmayan göç yollarına düşerdi, ellerindeki güvercinler. Ve yalnızlık öptükçe alev alev yanan boynundan, kapardı kanayan kirpiklerini. Geceleri bıçak gibi keserdi iniltileri. Siyah güller açardı rüyalarında, dokunamazdım da içim yanardı, ağlardım.
Aynalı yataktaki örgülü saçlı kadının, yaşamadığı yılların eskittiği yüzünü gördükçe tutamazdım kendimi, fırlardım sokaklara. Kan ter içinde kalana kadar, nefesim bitene kadar, cansız yere yatana kadar koşardım, koşardım, koşardım…
Yalnızlığıma inat, kol kola damlalar vururdu yüzüme. Öyle tükenmiştim ki, gücüm yoktu ellerimin tersiyle yıllardır süren geceyi gündüze çevirmeye.
Doğduğum günden beri böyle miydim ben? Hiç mi koşmamıştım maviliklerde? Uçurtmalar hiç mi işgal etmemişti gökyüzümü? Kaç bayram yaşamıştım? Nereye saklamıştım kırmızı pabuçlarımı? Kahkahalı çocukluk dünlerimi ne zaman düşürmüştüm avuçlarımdan? Yasaklı mıydım sarhoş eden mevsimlere? Neden odamdaki radyonun her frekansında acılı türküler çalardı? Hüzünlere mi sevdalıydım, hüzünler mi bana?
Tek hatırladığım, kendimi bildim bileli özlem boncukları biriktirdiğim. Yılların ipine dizip dizip bitiremediğim.
ÇİĞDEM ŞAKIR
Dikkat edin!
Dünya hayatı sizleri
birbirinizi aldatmaya sürüklemesin
ve
O aldatıcı sizi
"Allah"la
aldatmasın.
Kur'an; Lokman Suresi
33. Ayet
SEVDAMIN MASALI-3
Yıllardır gözyaşlarını örgülü saçlarına silen genç kadın, ilk kez aynada göz kırpıyor. Üstelik, bahar gibi bir yüzle, çözülmüş saçlarıyla... Ve ben ilk kez, onu izlemekten bu kadar keyif alıyorum. Eğilip kulağına, onu çok sevdiğimi fısıldıyorum. Uzanıp eline dokunuyorum, elim elimde. Aynada yedi renkli karanfiller açıyor.
Beklenendin, gelmiştin,
Üstelik haber bile vermemiştin.
Sabahın köründe kapısı çalınan
Dağınık bir ev gibi yüreğim.
Anıların kararttığı koridorlarda kaybolurken
Geldin.
Öyle bir sarıldın ki gözlerime,
Kanatları yaralı kuşlarım havalandı gökyüzüne.
Umurumda bile değil artık dağınıklık.
Hazırım,
Kenarda köşede kalmış maviliklerimi
Senle çoğaltmaya.
Hoş geldin sevdiğim,
Hoş geldin güneşim!
Bir insan nasıl bu kadar sıcak gülümseyebilir? Gülümsemesiyle nasıl siler, dinmez sandığım yaşları?
Kulağıma fısıldıyorsun: " hiç kimseyi bu kadar hoş bulmamıştım" içim aydınlanıyor. Uzun zamandır çıkmadığımız sokaklara vuralım kendimizi istiyorum. Sarmaş dolaş yeni adresler bulalım istiyorum. Geride kalan ne varsa unutmak istiyorum. Kabul etmiyorsun. Evimi gezmek istiyorsun. Her köşeyi göstermemi, kilitli bütün dolapları açmamı, odalara sinmiş farklı kokuları anlatmamı istiyorsun. Gözlerimde biriken yaşları fark edip, elimi sıkıca kavrıyorsun. Gülümsüyor yaşlar.
Yorgunluğumun, yılgınlığımın sindiği odaları dolaşıyoruz. Tek tek dokunuyoruz kırık bacaklı masama, devrilmiş sandalyelerime, tozlanmış yastıklarıma. Nefesin vurdukça yüzüme, dağılıyor dört bir yana sinmiş küf kokuları. Kendime dahi anlatmaya korktuğum anılarımı aldıkça avuç içlerimize, baştan sona yenileniyor eşyalar. Odama gün ışığı doluyor gözlerinden.
Darmadağın yatağıma oturuyoruz. Kirpiklerin kirpiklerime dolanıyor. Öpüşlerince yok oluyor, öpüşlerince binlerce ben oluyorum. Dokunuşlarınla kapanıyor içimdeki açık yaralar. Temmuz güneşi düşerken yüreğime, yıllar yılı beklenen aşk rüzgarı, çapkın fısıltısıyla dolanıyor bahçemde.
Şiirler yazmalı adına, şarkılar söylemeli. Sevda masalımın noktasını adınla koymalı. Ne haldeyim, görüyor musun?
Yüzüme rengi vuran
Kıpkırmızı bakışların var.
Gözlerine her değdiğimde içim yanar.
Sonra ellerin,
Her dokunuşunda,
Yeryüzü ile gökyüzünü karıştırma sebebim.
Aşkın bin bir resmini çizen ellerin.
Toz pembe gülüşlerin var.
İçinde onlarca çocuğun koşturduğu,
Toz pembe gülüşlerin.
Ve içimde çağıl çağıl akan,
Bir sevdan var sevdiceğim.
Hayatında ilk defa salıncaklarla, dönmedolaplarla karşılaşmış çocuk gibiyim. Bir sevinç, bir heyecan, bir ilkle ne yana koşacağımı şaşırdım. Seni nasıl anlatacağımı şaşırdım. Hangi cümle tanımlaya yeter ki sevdamı?
Dilde takılı kalan bir dua gibi, seni sevdiğimi sayıklıyorum. Seni seviyorum, seni seviyorum, seni çok seviyorum.
ÇİĞDEM ŞAKIR
Dikkat edin!
Dünya hayatı sizleri
birbirinizi aldatmaya sürüklemesin
ve
O aldatıcı sizi
"Allah"la
aldatmasın.
Kur'an; Lokman Suresi
33. Ayet
eyvallah
harika bir iş çıkarmışsın![]()
Soyadın mı değişti ? :4 evlendin mi![]()
Teveccühünüz de, evlenmedim daha
Yazılar, İzmirden öğretmen bir arkadaşımın.Ben onun kadar iyi yazamıyorum yazık ki.
Yazılarıma imza atarken soyadımı değiştirmem ki![]()
Dikkat edin!
Dünya hayatı sizleri
birbirinizi aldatmaya sürüklemesin
ve
O aldatıcı sizi
"Allah"la
aldatmasın.
Kur'an; Lokman Suresi
33. Ayet
evlenme ihtimalini düşünerek sordum zaten![]()