Arasından geçerken hayatımın.. Orta yerinde durdum..
.......
Öykünün neresinden tuttuğumu değil, neresinden bıraktığımı, bu öksüzlüğün hangi anlamsızlığından yola çıkıpta alkış aldığımı,
beni hangi unutulmuş bir köşesinde bu dünyanın bilinmez adresinde saklıyor gibi geliyorsa da herşey..
Ben unutulmayan bir şarkıyı mırıldanıyorum içimden..
Şiirin yazıldığı tarafından okunması gibi birşey. Kelimelerin beş para etmezliği..
Düşlerimi sinsice çalan yürek..
Değiştir ismimi.. Bir piyano tuşundan, yakamoz beklentisine değin sabırsızca..
Ne kaldıysa geriye..
Ne kalacaksa..
Yazılmış kendimden zamanında..
Gün karartısında baksan,
Bakış atsan hani,
Yüzüm olmayan gölgene,
Dinlemektir içten içe,
Yapabildiğim,
Dıştan ağlama duvarı, aynalardır sahipsizliğim,
Beceri travması, geçirten tarihine, anlam dengi,
Mührünü basar kimsesizliğim..
Basılmış bir mührün hükmü yoktur artık. Kendi cümlelerime katabildiklerim adına alnımda taşıdığım mühürlerin eskisi olmak etkisiyle.
İçinde bulunduğum bir haritanın uzaklığı kadar yaşıyorum herşeyi.
Uzaktan ama etkisiz..
Uzaktan ama eksiksiz..
Anlamadığım kadar bildiğimden olsa gerek..
Fotoğraf dilsizliğini..
Bir vardım..
Bir yoktum..
Aksayan taraflarımdan hızla geçip giden bir zaman oturuyordu içimde..
İçimde bir yerlerde adressiz, bir bacağı kırık bir iskemlede.. Savrukca montajlanmış bir şekilde.
Sonunu belirleyemediğim.. Kollektif bir tutarsızlığı delip geçen, ve küçük bir adayı binlerce kez tavaf edercesine.. Suskun tavirsizliğim..
Önünü alamadığım bir patavatsızlıktan dünyaya düşerek..
Bir vardım..
Bir yoktum..
Bir olamadım yani..
Gözümün önünden gelip geçen her senaryonun boş kahraman takıntıları, promosyon arayışları, vitrin cambazlıkları, taklitler, taktikler..
Sıvılaşmış bir modellemenin katısıksız piyonistleri.. Orkestra suskun, stüdyo boş, sahnede itile kakıla yerlerini alan kopya mucitler..
Bir çift gözün, sadece çok isteyerek değil..
Belki de istenmeden gecikmişliği hayatına dair..
Olmak bu değil.. Olamamak istenildiği gibi..
Birçok yalanın iyi seçilmiş birçok doğrudan oluştuğunu anlamamak gibi birşey..
Kendi filmimden ayrılıyorum kısacası.. Oynamadığım günlerin hatırına..
Bakıyorum da, en çok Aşk'tan yoruluyor insan.. Ayrılıktan ve acıdan sonra..
Ve yorulduğu kadar koşuyor peşinden kendinin.. Yazıyor bir de.. Bir olamadan.. Düşüyor Bir'e varamadan.. Nedense ?..
Şimdi artık nereye bıraksan kendini.. Orada öykü oluyor..
Hiç okunmamış bir öykü..
Hiç başlanmamış..
alıntı..


LinkBack URL
About LinkBacks

Alıntı Yaparak Cevapla


