30 yaşında yakalandığı kanseri yenen, kanserli hastaları tedavi eden Prof. Dr. Ahmet Erözenci, kaleme aldığı kitapta Yeşilçam filmlerine gönderme yaparak, hasta-doktor iletişiminin ilaç gibi etkili olduğunu savunuyor
Prof. Dr. Ahmet Erözenci'nin yaşamı Türk filmi senaryolarını anımsatıyor. Aslında her birimizin hayatı ayrı bir film değil mi? Erözenci, lenf kanserini yenen bir hasta, abisi bu hastalığa yenik düşen bir hasta yakını, her gün kanserli hastalara şifa vermeye çalışan bir doktor. YeniYaz Yayınları'ndan çıkan 'Bir Türk Filmi Olarak Kanser' adlı kitabında hekim, kanser tedavisinde iletişimin ne denli önemli olduğuna dikkat çekiyor. 'Bu kitabı düşünmek 17 yıl, yazmak ise üç ay sürdü. On yedi yıl yaşamın demirbaş olmadığını algılama ve figüranlığı kabullenme süreciydi. Kimi zaman sahnede kaldım, kimi zaman izleyici oldum...' diyen yazar, hayatı bir filme benzetiyor. Ahmet Erözenci, 2000 yılında ölen abisi Cem Alpar'ın anısına yazdığı kitabı, 'Kılıç sırtında mükemmeli ararken figüran olduğunu unutmayanlar, sahnede kalmak için çaba göstermek gerektiğini bilenler ve senaryoyu değiştirme cesareti ve kendi iletişimi olanlara' sunuyor. Ahmet Erözenci, kanserin bir aktör olduğunu, senaryonun önceden yazıldığını ama senaristin rolü değiştirmeye izin verdiğini de hatırlatıyor. 'İletişim'in tedaviden alınacak verimi belirleyen en önemli faktörlerden biri olduğunu vurguluyor. Kanserle mücadelede, hasta, hasta yakını ve doktor arasında güçlü bir işbirliği gerekiyor. Ancak, iletişimsizlik başlayınca üç cephede de kan kaybı yaşanıyor. Hasta, hasta yakını ve hekim olarak Prof. Dr. Ahmet Erözenci, kitabında Türk filmlerinin duygusal sahnelerinde yer alan iletişim teknikle-rine ışık tutarak, deneyimlerini, gözlemlerini ve duygularını işe katarak paylaşımın ne kadar önemli olduğunu hatırlatıyor.
'Ümitsiz diyorlardı. Ama hastalığı yendim'
Tıp fakültesini 1981 yılında bitiren Erözenci, bir yıl sonra uzmanlık eğitimine başlıyor. 1986 yılında otuz yaşında genç bir hekim olarak hayata dört elle sarılmışken lenf kanseri teşhisiyle yaşamında yeni bir sayfa açılıyor. Yeni bir yıla girdikten beş hafta sonra, uzmanlığa tam 10 gün kala lenf kanseri olduğunu öğreniyor. O güne kadar kanserin hastalara söylediği bir tanıdan ibaret olduğunu söyleyen Erözenci, teşhisten sonra neler hissettiğini kitapta şöyle ifade ediyor:
'Kanser ameliyatlarına girerdim, hastaların ameliyat sonrası bakımlarını yapardım, sonra da ilaç ve ışın tedavisi için sevk yazardım o kadar. Hastalıkla beraber bankonun öbür tarafında nasıl bir yaşam olduğunu gördüm. O güne dek isim olarak bildiğim kimi ilaçların yan etkilerinin kişiyi nasıl insanlıktan çıkardığını yaşadım.'
Başlangıçta durumu için 'ümitsiz' dendiğini hatırlatan yazar, hastaların yaşama bağlanmasında ailelerin nasıl et-kili olduğunu kendi deneyimiyle anlatıyor:
'Başlangıçtı durumum için ümitsiz di-yorlardı. Ama şanslıydım. Tedaviye yanıt vermekten öte yanımda hastalığımı benimle paylaşan, bana yaşam hedeflerini gösteren, hayatla bağlantımı kesmeme izin vermeyen, en kızgın olduğun zamanlarda sabırla beni dinleyen, en isyankar günlerimde bana anlayış gösteren başta eşim olmak üzere ailem vardı.'
İyileştikten sonra yurtdışında kanser üzerine çalışma olanağı bulan yazar, hasta pisikolojisinin gözden kaçırıldığına dikkat çekiyor: 'Artık uzman olmuştum. Ameliyatlar yapıyordum, hastalarımla olabildiğince kişisel olarak ilgilenmeye çalışıyordum. Ama yine de bir şeyler eksik gibiydi. Bu eksikliğin kanserin psikolojik yönüne gerektiği kadar eğilmemem olduğunu yıllar içinde algıladım. Ondan sonra bu açığımı elimden geldiğince kapamaya çalıştım. '
Sıradışı hastaların reçetesi
Prof. Dr. Ahmet Erözenci, sıradışı hastaların daha güçlü olduğunu, bu özelliğin zamanla kazanılabildiğini belirterek bu hastaların ortak özelliklerini şöyle sıralıyor:
l Meşguliyet.
l Hastanın kendini sevmesi
l Hoşgörülü olmak
l Yaşama yön verebilme
l Gülmeyi bilmek
l Geçmişi kabullenmek
l Gözlemci olmak
l Kontrol ve motivasyon
l Hayal kurmak
l Çocuksuluk (Bütün yukarıda sayılan özelliklerin bir toplamıdır)
akşam gazetesi


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla



