Her şair biraz da olsa ayrılığın adı olmuştur. Tüm şairlerin ayrılık satırları okunurken, ayrılmanın acısı ta derinlerde yaşanırken ya şiirlere küsülür ya da şairlere. Ayrılığın tarifi ne yapılmıştır bu güne kadar ne de yapılmalıdır bundan sonra. “Sen bu satırları okurken ben nerelerde olacağım kim bilir” sözleri artık dillere alınmamalıdır. Ayrılık, ulu orta her yerde yaşanmamalıdır. Ayrılık hiçbir zaman hatırlanmak istemez. Çünkü ayrılık unutulmaz. Çünkü ayrılıklar olsa da ve bir bitişin destanı yazılsa da, her şey biter, ama hala umut sürer. Sonrası yoktur ayrılıkların. Sonrası sorulmaz. Ayrılmak etle tırnağın birbirinden kopması gibidir derler. Belki iyileşir, belki de et tırnağa, tırnak ete muhtaç yaşar dururlar. İyileşemeyen yaraların kabuk tutma sevdaları gibidir ayrılıklar. Hep umut… Hep umut… Hep umut… Kırılmıştır güçlü yanlar. Tek sağlam kapı umut kapısıdır. Ayrılmanın acısı böyledir işte denmez hiçbir vakit. Bu yüzden ayrılıkların vakti yoktur.
Bazen Sunay Akın dillendirir ayrılığı; “İki rayı gibiyiz, bir tren yolunun. Yakın olması neyi değiştirir ki, son istasyonun...” Bazen ayrılığın arkasından özürler dilenir; Necip Fazıllar dillenir: “Göz kaptırdığım renkten, kulak verdiğim sesten; affet senden habersiz aldığım her nefesten!..” Aynalar kırılır. Masum yüzlerden nice yaşlar dökülür. Her yaştan sonra biraz daha ihtiyarlamıştır suretler. Yaşlanmıştır gözler ve yaşlanmanın alameti kavrulmuş buruşuk yüzler. Lakin ayrılık kaçınılmazdır. “Yalan da olsa kalsana” diyen şairleri kimseler dinlemez. Kalınmaz artık bir lahza dahi vuslatta. Artık ceplerde küller vardır ve kor aranır. Tek sermaye küllü ceplerin grileşmiş elleridir. Onlarda da vuslata ermenin gücü yoktur. Sırtlarda odunlar taşınır. Bir şehir yakılır, ayrılık yaşanır. Hasretler bilenir. Buna kimse neden diye soramaz. Gülümse diye haykıranlar ağlamaktadır atık. Ve “belki” li sözlerden hemen sonra mucizeler beklenir. Biraz daha vakit olsa her şey değişebilir mi diye düşünür, ayrılıkların garipleri. Ayrılık artık yamandır. Ayrılık vakte aldırmaz. Bu yüzden ayrılıkların vakti yoktur.
Gönül de muhtaçtır. Ama ayrılık dedik ya; alıp her şeyini gider. Bir selam lütfet ya da yak bu şehrimi, bana ateşler içinde bir bahçe emret diye dualar edilir. Ayrılık dedik ya, acı verir artık. Asanızla karşısına çıkma umudunuz sizi bayıltır. Kırk yıl beklersiniz, ayrılıktan usanmadan. Doğumunuzu ayrılık, ölümünüzü vuslat sayarsınız. Bir balık kalbinde zikrinizi engellemez ayrılık. Ayrılıklar içerisinde kanarsınız. Yanarsınız. Ağlarsınız. Bu sitemden kurtulmanın vaktini sorarsınız. Ama vakit bilinmez. Bu yüzden ayrılıkların vakti yoktur.
Yalanınız yoktur. Her şeyinizle tartıdasınızdır. Ne eksik ne bir fazlanız vardır. Hile yoktur aklınızda. Yine de ayrılık ayağınıza bir pranga eziyeti gibi bağlanmıştır. Kar yağmaktadır. Gecedir, soğuktur ve ayrılığın kirli ve bir o kadar da masum yüzü sizinle sabahı bekler. Hilal başını alıp gider. Gecenin karanlığını güneş temizler diye beklersiniz. Bakmaz arkasına ve karanlığa her giden hilal. Gece bu yüzden karadır, efkârlanır. Hilalin gidişi, güneşin ışığıyla da telafi edilmez. Gece hilale alışmıştır bir kere. Bir, “gece” alır başını gider bu dünyadan, bir “gündüz”. Ve tüm ayrılıklar yıldızlara miras kalır. Belki de bu yüzden yıldızlar ayrı ayrıdır. Hilalin gelme vakti bilinmese de yıldızlar hep aynı saatte gelir semaya. Sema karartmışsa bir kez kaşlarını işte o vakit yıldız seyretme vaktidir. Ama, amaç bir güzel hilal seyretmekse eğer işte o zaman beklemelidir biraz. Ve güneşten önce izin istenmeli ve izinden sonra gelinmelidir. Ve vakti sorulur bu hengâmenin ama kimse söylemez zamanı. Çünkü ayrılıkların vakti yoktur.
Sonra bir şair çıkar; ayrılığın vakti sonbahardır der. Emindir kendine ki şair olmuştur. Herkes ona inanır. Tüm suç kışta bulunur. Her vuslat sonbahardan sonraya ertelenir. Ama yalandır tüm söylenenler. Ve ayrılığın vakti yoktur. Şairler de yalan söyler ama herkes inanmıştır bir kere. Ve ayrılığın adıdır artık sonbahar. Lakin her şey yalandır. Ve yalanlanmalıdır. Şems demez mi ki “senin olanı başkasına vermezler” diye. Ama güneşin ışığıyla nice hilal sevdalısı toplamıştır semaya. Ayrılık seninse bir kere ve nasibinden ötesi yoktur diye inanıyorsan, işte o zaman ayrılığın vakti yoktur. Peki ayrılıktan sonrası mı?:
Beklemektir.


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla
