"Bilmem kaçıncı defa diye başlayan ne sen nede hayat anlamadınız beni diye biten bir yaşam beni bulmuştu...."
Ve o yaşamın kıyısında öfkenin ve karanlığın sonsuzluğunda ölümle öpüşmeyi bekleyen bir ben vardı.Aslında her ayrıntısı ile bir başkasının yaşamı olan düşleyen ,hayal kuran özlediğini düşünen önemsiz biri belkide yada sadece boşluk
doldurmak için var olan biri....
Ve nihayet ölümün gemisi karanlık sulardan yaşamın kıyısına
yaklaşıyordu ..geminin güvertesi kan doluydu daha önce uğradığı yaşamların kanı.... geminin filaması oraktı....
Ne tunç ne kayalar nede engin denizler dayanabilir ölümün karanlığı karşısında ..olanca güzelliği ile doğanın hediyesi olan umut veren ne varsa herşey ayakta bir gün onun orağı ile biçilmeyi bekler..
Bu gün yarın gelecek hafta yada uzun yıllar sonra gelecek derken beni bulmuştu ipeksi yumuşaklığı olanca güzelliği ile ölüm..hep böyle düşlemiştim ölümün efendisini-ecesi ni yağmurlu ve karanlık bir günde ölmeliydim ben..
Hiç sevmemiş,aşık olmamıştım ya.Ne sevmenin anlamını nede sevişmenin tadını bilirdim...belkide herşeyi ölümle sevişirken tadacağım .. onun ateşide ruhuda ..bedenimede sahip olacak benliğime ve ruhumada.. düşlediğim gibi....
Biliyorum önce bedenim ürperecek onun eli değdiğinde.. vücudumun en mahrem yerlerine yada okşadığında saçlarımı ..sonra gözleri gözlerimle buluşacak o zaman kalbime hükmedecek ..hiçliğin ortasında bütün insanlardan uzak ..ve gerçek saf olan sevgiyi aşkı tadacağım onun dudaklarında ateşler kadar sıcak kan kokusunun matlığı kadar çekici dudaklarında... yada akşam bulutları ile çevrelenmii ayın gizemli yüzü kadar çekici dudaklarında.... o an dudakları dudaklarımla buluşacak sessi ve sakince içimde fırtınalar koparken...
sevmenin nedemek olduğunu öğreneceğim ve o an aşk benim için yüksek raflardaki kitaplardan inip kalbimin derinliklerine akacak sevişmenin tadına varırken..
susuzluğum geçecek çünkü o sonsuzluğa giden yoldaki su...
ve sonra ruhum ruhuna karışacak benden öncekilere olanlar gibi...ben onun içindeyken sessiz ve hareketsiz olacağım bliyorum bedenim ağlayacak gözlerimde ... ellerim isyan edecek belkide dokunamadığım için..
oysa ne kadar özlemiş şiirler ,sonetler yazmıştım sana ...
ve anlıyorum ki bir silüetten öteye gidemedin aslında ben sendeki ölüme tutulmuştum..
bilmem kaçıncı defa
kaybolurken güneş
yine sensizlik üzerine
simsiyah gece çöker
katrankarası odama hüzünle
her köşede
her ayak sesinde
bir umut belirirde gönlümde
o da son bulur sokağın köşesinde
ile başlayıp
son bir şanstı
hayattan istediğim son şey
olmadı vermedi hayat bana o şansı
şimdi
kopmuş kollarıyla savaş meydanında
kalmış ölümü bekleyen
bir asker gibiyim
son nefes alışlarım bunlar
son kez başkaldırışım hayata
bir kutu ilaç çare olacak acılarıma
adın gelecek dilime
boğuşurken azraille son nefesimde
ve bir cümle açıklayacak herşeyi
ne sen nede hayat anlayamadınız beni
ile biten bir yaşamın kıyısında şimdi küçük loş bir odanın içindeyim ..13 mum 13 tütsü yaktım 12 tanesi benim 1 tanesi senin silüetin için..
sen ben gece yarısı ve mum ışığı birde bizden daha azgın, daha arsız ,daha şehvetli ..gölgelerimiz aldırdıkları yok ..ikimize sevişiyor duvarda gölgelerimiz.. bizden daha masum daha utangaç mum ışığında..gölgeni
göremiyorum ey ölümün efendisi-ecesi.. tavandan ruhum ruhuna karışmışken son bir kez bedenime bakıyorum...
giderken bir hediye bırakıyorum..
hiç izin vermedin bir öpüş gibi kelimeleri kulağına fısıldamama ..
asla onları kabul etmedin..
gözlerini kapatıp ruhunu açıp onları kalbine basmadın..
yanlış olduklarını bilsen bile saygı göstermedin....
geride kalan tek şey huzura eren ölüme sevişen ve aşkı yakalayan bir ruhun gözyaşları..
yok edilen bütün umutların kutlanışına....
neyseki bir insanı bulabilecek en güzel ölüm beni bulmuştu ... senin hayalinde.....
sen ekranın karşısındaki güzel kız ...
ölmeyi bilirmisin..??


LinkBack URL
About LinkBacks

Alıntı Yaparak Cevapla



A 

geldiler yine.....
