Bir sabah anne,baba ve 2-3 yaşındaki küçük Tomas mutfakta oturmuş kahvaltı etmektedirler.Anne ayağa kalkıp arkasını masaya dönerek tezgaha yönelir.İşte tam o sırada olanlar olur ve baba tavana yükselip fıldır fıldır dönmeye başlar.Tomas durup babasını seyreder .
Sence Tomas ne der o zaman?Belki elini babasına doğru uzatıp,-Bak,baba uçuyor!der.
Tomas şaşıracaktır kuşkusuz,ama o hep şaşırmaktadır zaten!
Babası hep öyle acayip şeyler yapıyordur ki,masanın üzerinde bir uçuş fazla birşey kaybettirmez Tomas için.Her sabah komik bir makineyle traş olan,bazen çatıya çıkıp televizyonun antenini döndüren ya da arabanın motoruna bakmak için eğlip zenci gibi çıkan zaten hep babası değil midir?
Şimdi sıra annede.Tomas'ın ne dediğini duyup hızla arkasını döner.Sence babanın tepede dönüp durmasına onun tepkisi ne olur?
Derhal elindeki reçel kavanozunu düşürür ve şaşkınlıkla haykırmaya başlar.Baba tekrar sandalyesine dönebilsede annenin bu olaydan sonra tedavi görmesi gerekebilir.(masada nasıl oturulacağını hala öğrenemedi gitti şu adam!)
Sence Tomas ve annesinin gösterdiği tepkiler neden bu kadar farklı?
Bunun alışkanlıkla ilgisi var.Anne,insanların uçmayacağını öğrenmiştir.Tomas ise öğrenmemiştir.Dünyada neyin mümkün olup neyin mümkün olmadığından hala emin değildir.
Ya dünya Sofi?Sence o mümkün mü?O da dönüp duran birşey ne de olsa!
İşin acıklı yani Büdükçe sadece yerçekimi yasasıyla kalmaz alıştıklarımız.Aynı şekilde tüm dünyaya alışırız.
Büyüdükçe,dünyaya hayret etme yeteneğimizi yitiriyoruz,anlaşılan.Ancak bu arada çok önemli birşeyimizi yitirmiş oluyoruz ki,filozoflarında bizde yeniden canlandırmaya çalıştığı şeyde budur.Çünkü herşeye rağmen içimizde bir ses,yaşamın büyük bir sır olduğunu söyler.Bu bizim,bir zamanlar,daha düşünmeyi öğrenmeden önce yaşadığımız bir duygudur.


LinkBack URL
About LinkBacks

Alıntı Yaparak Cevapla


