• Reklam
5 sonuçtan 1 --- 5 arası gösteriliyor

Konu: Tasavvuf

  1. #1
    abdi1 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    18-01-2007
    Mesajlar
    3,912
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    6

    Tasavvuf

    KULUN YARATILIŞININ NEDENİ AŞKTIR

    Aşk-ı ilâhiyenin öğrenim dalı ise TASAVVUFTUR!.. Öğretmenlerine MUTASAVVİFİN denir. Yol ismi ise TARİKTİR, cem’i TARİKATTIR!.
    Talebesinin yani, salikinin ismi ise derviştir. Okuduğu virdi günlük dersi o kuluna Hz. Allah’ın bahşettiği, ihsan eylediği aşk rahmetidir. Nevisini ve adedini Peygamber efendilerimize, Peygamber efendimizinde, dervişin ind-i ilâhiden vazifeli kılınan Mürşidi ,bu rahmet-i ilâhiyeye vesile kıldığı ,ehl-i aşka lutfedilen, avama dahi ihsan edilen rahmet-i ilâhiyeler. Cümlesi vesile ile elde edilir!.

    Güç ve varlık her şeylere kadir olan Hz. ALLAH’a mahsustur!.
    Terazi; îman ağacındaki görülen meyvelerde. Müşâhede edeceksin. Nefsini bilmiyorsan ALL&#194’ı da yeteri kadar bilmiyorsun, demektir.
    Şu halde bu zafiyetten ne bekliyorsun?! Gurur, kibir, ucub, varlık, benlik meyvesinden başka meyve mi arayorsun? Ne ekersen, onu biçersin. Rahmet ararsan, rahmet bulursun. Nefsinin esiri olursan, zarar görürsün.!
    Ne kadar güzellik varsa dindir, güzellik yok ise lâ-dindir, din değildir.
    “Vallâhi güzel etmiş,
    Billâhi güzel etmiş,
    Ne’ttiyse ezelde etmiş.”
    diyen, gerçeği görüp, yaşayan ehl-i hakîkat ne güzel anlatmış, anlayana.

    Biz arza nice nice âyetler indirdik” : Arza inen âyetler ALL&#194U TE&#194Â Ve TEKADDES Hazretleri’nin fiilî sıfatlarında ihtişamıyla zuhur etmiş âyetlerdir. Kur’ân-ı Kerîm beyyinattır. Yeryüzünde zuhur eden âyetlerin kelamla ifâdesidir.
    Yeryüzündeki ve gökdeki âyetleri her kişi okumaya muktedir olmadığından, peygamberini ve vârislerini yardımcı kılmış. Bi-lâ-istisnâ,kullarım rahmetimden istifâde etsinler” diye.
    Sakın bu türlü sebeplerin zuhur ettiği şahsiyetleri ALL&#194’a eş görme, ilahlaştırma. Çünkü bir yere kadar cehâletinden mâzur görülürsün, cehaletindeki samîmiyetinden ötürü. Amma netîcede dikkat et!.
    hep mazur görmezler gayretullâh’a dokunursun. Her zaman samimi olamazsın bu yolun şarlatanlarına dikkat et Bu türlü iddiâ sâhipleri mana mukallitleri seni “hikmettir” diye kandırmaya çalışırlar. Aldanma.
    MECNUNDA VELÂYET OLMAZ!. SAHTEKAR YALANCI DÜZENBAZLARDAN, BU TÜRLÜ KURNAZDAN MÜRŞİT OLMAZ!..
    Mutlakâ, Hazret-i ALLAH, onun hilesini az da olsa sana samîmiyetin kadar gösterecektir. İyi düşün,samimi değilsen ne göreceksin? “yemin ettim, söz verdim” diye kıymetli zamânını o mukallit için öldürme. Ona verdiğin söz de, yaptığın yemin de geçersizdir!...
    Aciz kul, iç ve dış aleminde nefsini ilâhi emri umursamadan şımartan, her türlü ihtirasa mağlup olmuş nefis mevcut iken, kişi dışarıdan daha hangi haydutları bekliyor?!.
    Nefsi ile gerçeklerde anlaşamayan kul, Hz. ALLAH’ın emrini yaşamayı umursamadığı halde hem cinsini aldatmak kasdi ile, sermaye cevher ve araza sahip olmadığı halde, yalnız sathi görülen ilmi kelâmla yaşayorum iddiasının doğruluğuna değil Hz. ALLAH’a, sırat-ı müstakim üzere yaşayan ehl-i hale mahcup!.
    Bu yönlü yaşıyorum zanneden hakikat fakirinin çarpık telkinatları ile aciz kulun inancının amentüyü tamamı ile kapsamamış olsa dahi, yalnız nefse güzel görünen şeyleri ilâhi güzelliklere tercih edenlerin icraatlarının günümüzde de ehli tarafından müşahede edildiğinde yadırgandığı gibi; zaman ilerledikçe toplumlarda zamanın zuhuru ilâhi güzelliklerini yaşantılarında da zuhur ettiğini günlük hayatlarında müşahede etmek zevkine erecekler! Böyle ümit ediyor, Cenab-ı Hak’tan daha güzel tecellisini tazarru ve niyaz ediyoruz.
    Toplumlara karşı nefsinin dışında ve içinde hiç görmediği samimiyet, sadakat güzelliklerinin olmadığı halde var olduğuna inandırıcı olabilir mi? Düşmanı evinin içinde olan kimse, istediği kadar dış tedbirleri yerine getirsin, düşmanın taarruzuna karşı kapı ve pencerelerini sağlamlasın, bundan ne çıkar?! Ecdat yadigarı bir söz vardır: “İnek eve doğru gelecek, mahallenin bebeleri doğru durur da ineği ürkütmezlerse!..”
    Bu ölçülere isim vermek gerekirse ismi “ilme’l-yakîn”dir. Ayne’l-yakîn’ı, hakka’l-yakîn’ı da yaşamadıkça, yalnız ilme’l-yakîn yeterli olmayıp, İslâm’ı ve gerçekleri yaşamak lâzımdır ki bütün bunlar ihlas, takvâ, vera... cemî ismi TASAVVUFTUR. Tasavvufsuz din yaşanmaz. Anlamı budur. Tasavvuf ; dîn-i İslâm’ın dışında değil, bi-zâtihî kendisidir.
    İnsan fıtratıda bu ilme uyumlu ve müsâit yaratılmıştır. HZ. ALLAH’ın bildirdiği ölçüde îmanlı insanlara nazar ettiğimizde görürüz ki ; mistik yaşantıya karşı aşırı temâyül göstermeye müsaittir. Madde çıkarcıları da fırsatı kaçırmaz. Dini imanı bir torbaya koydu mu, boşalan manası ile mana yolunun nasipsizlerini istismârı güç değil, ehli düzenbaz için çok kolaydır. İlim sâhipleri mana ilmini (TASAVVUFU) kabul edemediklerinden mana sahası boşalmış istirmacı fırsat düşkünlerine saha boş kalmış. Bu hâdiselerin mesulü kimdir? İnsan bildiğinin âlimi, bilmediğinin câhilidir!

    Bilemediği mevzulara bilmiyorum demek, yokluk, mana ehlinin yolunun sırat-ı müstakim üzere olduğunun kanıtı ve ilminin HZ. ALLAH’a yönelik olduğunun görüntüsü mahiyetindedir.
    “KİŞİ NOKSANINI BİLMEK KADAR İRFAN OLMAZ.”
    HZ. ALLAH senden razı olsun istiyor isen, ALLAH’ın zatına mahsus sıfatlarını naçiz şahsına malet’memeye dikkat ettiğin kadar rahmet-i ilâhiyeden maddi ve manevi kazancından zuhur eden kısmetini, ihlâsının gereği kaldıracağın kadar verilir, şüphen olmasın!.

    Rûhânî bakımdan en kültürlü olan, bütün ef’âl ve harekâtında ALL&#194’ın irâdesine en yakın bir şekilde kalabilendir. Bu disipline taalluk eden meseleler mistisizme konu teşkil eden hususlardır. Mistisizmin İslâm’da müteaddit yönleri vardır :

    İhsân : ALL&#194’ı görüyormuş gibi ibâdet, taat ve muâmmelâtta bulunmak.
    Kurb : ALL&#194’a yaklaşmak.
    Sülûk : ALL&#194’a doğru seyahat.
    Tarîkat : Yol, demektir.

    CEMÎSİ TASAVVUFTUR.


    www.galibilik.com
    www.galibi.com
    Benim Gibi Niçin İnanmamış Diye,O Hem Cinsimi Yermek, Benim İnancım ve Yaşantımla bağdaşmıyor, her Hangi Bir Şahsı Aşağılamak, Hakkı Kimseye Verilmemiştir!..

    Pir.H. Galip Hasan Kuşçuoğlu

    ALLAH:hzALLAH

  2. #2

    Kayıt Tarihi
    06-01-2007
    Mesajlar
    394
    Karizma Gücü
    0
    Tasavvuf, , Nefsi kötü huylardan temizleyip arıtarak, ruhu pak edip, Lahut Alemine yükselme yoludur.
    Mistik (ruhani) yaşantı olarak da adlandırılmış, Muhammedi Tasavvuf inanışında her şeriatın (Muhammedi, İsevi ,Musevi gibi) Evliyaları ve tarikatleri olduğu Mutasavvıflar tarafından kabul edilmiştir. Muhammedi Tasavvuf Hz.Muhammed'in "Ben ilim şehriyim Ali kapısıdır" hadisni Kıyamete kadar var edecek Tertibi ilahi TARİKİDİR..
    Hz.Muhammed s.a.v. dayanan, Silsile yolu ile Allah'ı bilmeye vesile, Peygamber varisi Evliyaullah Mutasavvıflar tarafından, zamana uygun "Haktan Aldığını halka sunuş" yoludur,
    İslam İlmi Fıkıh,İlmi Kelam, Ahlak ve Tasavvuf olmak üzere dört ana temelden oluşur.Tasavvufsuz dinin yaşanamaz.


    Tasavvufda Kur’an anlayışı "Kuran'ın medarı ikidir: İlm-i tevhit, amel-i tevhit. Tecellisi görülen hal ise lüzumlu ilim, salih ameldir." , "Nefsini bilen Allahı bilir" yaşam biçimidir, insan olma ,Kamil İnsan olabilme, yolu Evliya rehberliğinde dıştan içe dönüşle mümkün dür, ögrenim ve yaşam alanının Tasavvuf yani Tarikatlar dır.. "Tasavvuf kâal (laf) değil Hal Yoludur." Tasavvuf Ehli Hal Üniversitesidir.

    Fıkıhın kolları Mezhepler, Tasavvufun kolları tarikatlardır.
    Pirler tarafından sistemleştirilen tarikatlar pirlerin isimleri ile anılmışlardır.


    Tasavvuf hâl ilmidir, kâl değil.

    Tasavvuf özdür, söz değil.

    Tasavvuf sîrettir, sûret değil.


    İnsan bu dünyâda bir mürşidin uyandırışı ile kendi cevherinin farkına varırsa, içinde duyduğu derin özleyişin kime ve nereye âit olduğunu anlamış olur. ALLÂH’ın önce dış âlemde fiilî sıfatının tenezzülen zuhûru ile, sonra iç âlemde hissedilir hâle gelmesine tecellî denir. Bu hâle eren insan kâinâta ALLÂH’ın görüşü ile bakar. Her baktığı yerde onu hisseden insan “gören” demektir. Gene bu haller tam bir vuslat değildir; tam bir özleyiş içindedir.
    Hüdâ’nın ulu dergâhı gönüldeki HOŞGÖRÜ, Mutasavvifînin sermâyesidir.

  3. #3
    abdi1 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    18-01-2007
    Mesajlar
    3,912
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    6
    Hz.Mevlana TASAVVUFTA MÜRŞİDİ KAMİL Evliyaullah olan Pir'i Şöyle tarif ediyor.Daha uzun ama bir kısmını aldım isteyen mesnevi 2. ciltten devanıda okur..

    165. Ay ışıkların doğusu olan gönül yok mu? O gönül, ariflere “kapıları açılmıştır” sırrıdır.
    Sana duvardır ama onlara kapı. Sana taştır ama azizlere inci!
    Senin aynada açıkça gördüğünü ,PİR hem de daha önce bir kerpiç parçasında görür.
    Pir olanlar o kişilerdir ki bu alem yokken onların canları, kerem denizinde vardı.
    Bu tene düşmeden önce nice ömürler geçirdiler,ekmeden önce meyveler devşirdiler!

    170. Nakıştan, suretten evvel canlandılar,deniz yarılmadan inciler deldiler!

    Tanrı, âlemi ve Âdemi yaratma hususunda meleklerle müşavere ederken onların canları, boğazlarına kadar kudret denizine dalmış bulunuyordu.
    Melekler,buna mani olmak istedikleri zaman, gizlice meleklere ıslık çalıyorlar,onlarla alay ediyorlardı.
    Bu nefsi Küll’ün ayağı bağlanmadan onlar her yaratılacak şeyin suretini biliyorlardı.
    Feleklerden önce Zuhal yıldızını, tanelerden önce Ekmeği görmüşler;

    175. Akılsız, gönülsüz fikirlerle dolmuşlar; askersiz, savaşsız galip gelmişlerdi.
    O apaçık anlayış,onlara nispetle düşünüştür. Yoksa haddi zatında, bu sırdan uzakta kalanlara göre görüşün ta kendisidir.
    Düşünüş; geçmişe, geleceğe dairdir. Bu ikisinden de kurtulunca müşkül hal olur
    Ruh üzümden şarabı,yoktan varı görür
    Onlar da keyfiyete düşecek olan her şeyi keyfiyetsiz görmüşler,madenden önce sağlamla kalpı fark etmişlerdir.
    Benim Gibi Niçin İnanmamış Diye,O Hem Cinsimi Yermek, Benim İnancım ve Yaşantımla bağdaşmıyor, her Hangi Bir Şahsı Aşağılamak, Hakkı Kimseye Verilmemiştir!..

    Pir.H. Galip Hasan Kuşçuoğlu

    ALLAH:hzALLAH

  4. #4
    fican adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    22-02-2007
    Mesajlar
    71
    Karizma Gücü
    0
    İksir-i a’zamdır, nutk-ı ehlullâh,
    Yek nazarda hâki kimyâ ederler.
    Hakk’ın esrârından onlardır âgâh,
    Velâkin sûrette ihfâ ederler.
    Hakâretle bakma dervişanlara,
    Köhne abâ giyen ârifânlara.
    “Vârisü’l-enbiyâ” denmiş anlara,
    Mürde gönülleri ihyâ ederler.
    Emrâh-ı cehdeyle, kâli hâl eyle,
    Kâl ehl-i olandan infisâl eyle.
    Erenleri bul da imtisâl eyle,
    Seni de vâsıl-ı Mevlâ ederler.

  5. #5
    abdi1 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    18-01-2007
    Mesajlar
    3,912
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    6
    İmam Mâlik (r.a.) der ki :

    “Tasavvuf bilmeyen fakih fıska,
    tasavvufu bilip de fıkhı bilmeyen sûfi zındıklığa dûçar olur.”


    Şeriatin âdâbına riâyet etmeyen kimseyi Cenâb-ı Hak kat’iyyen esrârına mahrem etmez. Esrâr-ı aşkı ehl-i zâhire söyleme. İşin kışrında kalana bu zevkten ısrâren bahsetme. Lokma onun yutacağı cesâmette değil, boğarsın.



    .
    Benim Gibi Niçin İnanmamış Diye,O Hem Cinsimi Yermek, Benim İnancım ve Yaşantımla bağdaşmıyor, her Hangi Bir Şahsı Aşağılamak, Hakkı Kimseye Verilmemiştir!..

    Pir.H. Galip Hasan Kuşçuoğlu

    ALLAH:hzALLAH

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. TRT 1995 Tasavvuf Müziği konseri
    2005 Konuları bölümünde krex tarafından açılmış
    Yanıt: 4
    Son Mesaj: 05.05.06, 20:18

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •