"Hayattan Zevk Almak" la bu yazıyı ben yazmıyorum sanki. Sanki burda iyilik meleği gibi hayattan zevk almak gerektiğini söyleyen ben değilmişim gibi. Artık müsayit biyerde bu otobüste inmek istiyorum. Dinlediğim müzik, arkadaşlarım, en sevdiğim televizyon programı, hoşlandığım kız hiç birşey gözümde değil bu sıralar.
Belkide hayattan zevk almak adına yaptıklarım artık hayatımı iyice monotonlaştırdı. Geriye bu otobüsten inmekten başka bir seçenek kalmadı. Bir yandanda son durağa kadar oturup ısttığım koltuğumdan dışarı bakmak istiyorum bu eski otobüsten. Artık boşken ayakta gitmek bile zevk vermiyor oldu.
Polyanna cılık oynayıp. Bunlar olmasa hayatın zevki olmaz, en azından yazcak bişeyim kalmaz diyorum kendime. Yarıyarıya katılıyorum bir yandanda bu iğrenç oyundanda sıkıldığımın farkına varıyorum.
Nehrin bu tarafında sadace ben varımışım gibime geliyor. Aceba bu ilginç duyguları sadace benmi yaşıyorum. Yoksa bu satırları okuyup "bendede böyle oluyor" diyen oluyormu.
Ciğerleimden gelen hava ses tellerimi titreştirmeye yetmiyor. Bir türlü Müsayit Biryerde İnebilirmiyim? diyemiyorum. Sonuca bir türlü varamamın verdiği çılgınlıkla gayet acımasız bir demokrasi olarak gördüğüm yazı tura olayına baş vuruyorum. Ben turayı seçtim. Tura gelirse Otobüsten inicem. Parayı biraz ürkekçe boşluğa bırakıyorum. Havada attığı turları görme imkanına sahip oluyorum o an. Garip bir pişmanlık giriyor içime.
Paranın önce halıya daha sonrada zeminin tahtasına deyerek savruluşunu kafamı hiç oynatmadan göz ucumla izliyorum. Ve ürkek bir bateristin baget darbeleri gibi git gide sıklaşan bir hızla küçük dağireler çizerek duruyor.


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla