Yazarlar gördüklerini, duyduklarını belleklerine alırlar, insanlara sunarlar. Sadece yazıcı değil, aynı zamanda kazıcıdırlar. Cevherlerin yeraltında kalmasına dayanamazlar, üstlerindeki kiri pası, tozu kazırlar; somut gerçeği, güzelliği ortaya sererler, özlemlerinin, gözlem ve deneyimlerinin toprağını taşını ayıklarlar, anılar denizinde derinlere dalarlar, inci mercan çıkarırlar. Çıkarmakla yetinmezler, toplarlar, bölerler, çarparlar, ürünlerini dört işlemden geçirirler. Yazdıkça artarlar, genişlerler, uzarlar, cana can katarlar, fazlalıkları atarlar, gül-diken bir yolculuk yaparlar, bu yolculuklarını bize de yaşatırlar.
Çıkarcıların, bencillerin gözlerin batarlar. Böyleleri yazarlara çok kızarlar, onları azarlar, yargılar, tutuklayıp kara zindanlara atarlar Dikensiz gül bahçesi ararlar.
Şiirsizler düz yolda bile tökezler, eğri yollara saparlar, karakolda doğru söyler, mahkemede şaşarlar ama yazarlar yokuşları aşarlar, atlanır, kanatlanırlar, taşlara dikenlere aldırmaz, ileriye hep ileriye koşarlar. Bir gül yetiştirmek için bin dikene katlanırlar. Enginlere yelken açarlar, doğruluk, iyilik, güzellik adasına ulaşırlar, maviliklerde, yeşilliklerde dolaşırlar. Kuşlarla, kelebeklerle, arılarla konuşur, selamlaşırlar.
Heybelerine gökkuşağının renklerini, denizlerin yakamozlarını, ayı, yıldızları koyarlar, isteyenlere dağıtırlar. Sevgi ve dostluk bahçesinin gülü, özveri evreninin bülbülüdürler. İçleri kan ağlasa bile çevrelerine umut saçarlar. Gerçek-yalan defterini açarlar. Yazdıklarını okuyanlar ya hayal dünyasında uçarlar ya da gördükleri acı gerçekleri değiştirmek, bunlardan kurtulmak isteği duyarlar. Yaşamak, insanlık neymiş, ne yapmalıymış anlarlar.
Sözleri ısıtır, ışıtır kafaları, kalpleri, pırıl pırıl eder duyguları, düşünceleri. Halkın gören gözü, duyan kulağı, konuşan ağzıdırlar. Yalancıların, talancıların çanlarına ot tıkarlar, oyunlarını bozarlar, rahatlarını kaçırırlar. İnsanlar yazarlarla anlarlar özgürlüğün değerini, önemini. Onunla kurtulurlar sürünmekten. Onlardan aldıkları cesaretle karşı koyarlar zalimlere, hainlere. Dur derler kötülüklere, çirkinliklere.
Yazarlar olmasaydı bulutlardan sıyrılamazdı gerçek güneşi, gecemizi ay ve yıldızlar süslemezdi. Farkına varamazdı güzellikleri çoğu kişi, iyi yaşayamazdı, toplumdaki diğer kişilerle iletişim kuramazdı, fildişi kulesinde yalnızlıktan patlardı.
Yazarlar ne yaparlar, ne mi yazarlar?
Ne yaparlarsa iyi yaparlar, güzel yazarlar.
Erhan Tığlı


LinkBack URL
About LinkBacks


Alıntı Yaparak Cevapla




