Konular: Fındık fiyatları ve Türkiye'nin fındık politikası
Konuklar: Ziraat Mühendisleri Odası Genel Başkanı Gökhan Günaydın, Milliyet Gazetesi Yazarı Güngör Uras ve Fiskobirlik Başkanı Salih Erdem

Zafer Arapkirli: Merhaba. Yeni bir NTV'ye Sorun programıyla karşınızdayız. Sayın seyirciler Pazar günü Ordu'da düzenlenen hükümetin fındık politikalarını protesto mitingine tam 100 bin kişi katıldı. Fındık fiyatının artmasını talep eden üreticiler, hükümetin fındık politikasını değiştirmesini istiyorlar. Türkiye dünyanın bir numaralı fındık üreticisi. Dünyadaki fındığın yüzde 75'i ülkemizde üretiliyor. Ancak fındık fiyatı Türkiye tarafından belirlenemiyor. Öte yandan Fiskobirlik, fındık üreticisinden satın aldığı fındığın parasını uzun zamandır ödeyemiyor. İşte bizde bugünkü programımızda fındık fiyatıyla ilgili tartışmaları ele alacağız. Sizden gelen çok sayıda soruyu Ankara stüdyomuzda bulunan Ziraat Mühendisleri Odası Genel Başkanı sayın Gökhan Günaydın'a ileteceğiz. Ayrıca Milliyet Gazetesi Yazarı Güngör Uras ve Fiskobirlik Başkanı Salih Erdem de telefon bağlantısıyla yayınımıza katılacak, sorularınızı yanıtlayacaklar. Ancak programımıza başlamadan önce her zamanki gibi telefon numaralarımızı hatırlatmak istiyorum. Telefon numaramız 0 212 335 40 35, Turkcell ve hazırkart sahipleri de acıkhat yazıp boşluk bıraktıktan sonra soru ya da görüşlerini yazarak 7710’a kısa mesaj gönderebilirler. Evet dünyadaki fındık mahsülünün yüzde 75’ini üreten Türkiye’de fındık üreticilerle hükümetin arasını açmış gibi gözüküyor. Zaten hafta sonunda tam 100 bin kişinin yollara dökülmesi ve polisle çatışmayı göze alması, hatta basına yansıyan haberlere göre aç kalma pahasına elindeki fındığı ucuza vermemekte direneceğini açıklamasıyla da sorunun boyutlarının ne noktaya geldiği ortada. Hükümetle fındık üreticileri arasında Fiskobirlik-hükümet bağlamında ve bazı tüccarlar bağlamında yaşanan tartışmanın ayrıntılarını ve sizlerden gelen sorularla konunun değişik yönlerini bugün NTV’ye Sorun’da ele alacağız. İlk önce Ankara stüdyomuza dönmek istiyoruz. Sayın Gökhan Günaydın, Ziraat Mühendisleri Odası Genel Başkanı telefon Ankara stüdyomuzda. Efendim hoşgeldiniz.
Gökhan Günaydın: Hoşbulduk, teşekkür ederim.
Zafer Arapkirli: Çok teşekkür ediyoruz yayınımıza katıldığınız için. Sayın Günaydın isterseniz ilk önce konuya bir ..... olması açısından sorunun şu andaki vardığı noktayı ve herhangi bir uzlaşma umudu bulunup bulunmadığını yani üreticilerin yaklaşık 3.5 Ytl maliyetin üzerinde bir alış fiyatı talebinin hükümetle uzlaşma umudunun bulunup bulunmadığını ve şu anda gelinen noktayı bize özetler misiniz lütfen?
Gökhan Günaydın: Çok teşekkür ederim. Aslında fındık konusu ele alındığı zaman teknik bir konuyu mu konuşuyoruz? Yoksa siyasetin egemen olduğu bir alandan mı söz ediyoruz? Sıklıkla son zamanlarda karışmaya başladı. Ancak şunu ifade etmek gerekir ki; Fiskobirlik 7.5 milyon lira olarak açıkladığı fındık alım fiyatını piyasanın tutunamaması, piyasada bu fiyatın tutunamamasıdır temel sorun. Kaç paradır? Şu anda içinde bulunduğumuz dönem itibariyle kilogramı 2 milyon lira düzeyine kadar düşmüştür fındık. Peki tarım ve köy işleri bakanlığının yaptığı maliyet hesaplarına göre ki bu maliyet hesapları gerçekleri yansıtma konusunda bir miktar sıkıntılı fiyatlardır açık söylemek gerekirse. 3.5 milyon lira olduğunu bildiriyor. Yani tarım bakanlığı bile 3.5 milyon lira maliyet bildirirken, ziraat odalarının, Fiskobirlik’in yaptığı hesaplamalara göre fındık’ın maliyeti 4 milyon liranın çok üzerinde iken eğer piyasada 2 milyon lira fiyat oluşmuş ise 400 bin ailenin geçimini sağladığı, 8 milyon kişiyi doğrudan ilgilendiren fındık konusunda sıcak tartışmaların gündeme oturması kaçınılmazdır. Bugünden yarına bir uzlaşma umudu var mıdır sorusuna gelince, buna mevcut iktidarın ve sayın başbakanın alacağı tavrın yön verici olacağını söylemek isterim. Zaman geçmiş değildir, eğer doğru politikalar bugünden itibaren uygulanmaya başlanırsa hem iç piyasada fındık fiyatlarını yükseltmek mümkündür, üreticinin eline geçecek fiyatı yükseltmek mümkündür ve Türkiye’nin dış satım gelirini yükseltmek mümkündür. Ancak bunu yapabilmek için de arzı kontrol etmek gerekiyor. Arzı ya tarlada kontrol edersiniz ya da tarladan hasat edinmiş ürünü depolayarak ve piyasanın yurt içi ve yurtdışı piyasanın gereksinimlerine göre zaman içerisinde piyasa fiyatı yükseldikten sonra satışa sunarak yani bir depolama ve satış programı yaparak Türkiye’nin para kazanacağı, üreticinin para kazanacağı ve tüm bu tartışmaların sağlıklı bir zemine oturabileceği bir yeni döneme girmemiz mümkündür. Kişisel olarak bundan bir umut bekliyor musunuz? Böyle bir dönem sizin için mümkün müdür diye sorarsanız şunu söyleyeceğim ben; artık fındık konusu maalesef ekonomik değerlendirmelerin dışına taşmış ve siyaseten kutuplaşmaların söz konusu olduğu bir döneme girmiş bulunuyor. Eğer üreticiden yana bir tavır alır ise, ülkeden yana bir tavır alır ise siyasal yapı, burada umutlu olmak mümkündür ancak çok kolay olacağı benzemiyor açıkçası.
Zafer Arapkirli: Sayın Gökhan Günaydın şimdilik kaydıyla teşekkür ediyoruz ve İstanbul’a dönüyoruz. Telefon hattımızda Milliyet Gazetesi Yazarı sayın Güngör Uras var. Sayın Uras hoşgeldiniz yayınımıza.
Güngör Uras: Hoşbulduk efendim.
Zafer Arapkirli: Efendim sizde günlerdir sık sık Milliyet Gazetesi’ndeki köşenizde fındık konusuna eğiliyorsunuz ve bu konuda son derece ayrıntılı açıklamalar yapıyorsunuz. Dilerseniz izleyicilerimizden gelen ilk soruyu size yöneltmek istiyorum. Bir emekli izleyicimiz sayın Halil Öztürk’ün sorusu şöyle;
Halil Öztürk (Emekli): Fındık fiyatlarındaki düşüşün nedeni ne? Gelecekte böyle bir düşüş yaşanmaması için ne yapılması gerekiyor?
Zafer Arapkirli: Buyrun sayın Uras.
Güngör Uras: Efendim ben bilgileri böyle bilenlerden alıp şey ediyorum. Biraz önce konuğunuz olan Gökhan Günaydın bey de bilgi aldığım kaynaklardan, sağlam kaynaklardan biridir. Bende onlardan öğrendiklerime göre aktarıyorum. Türkiye’de efendim fındık sorununun temeli üretim miktarının bol olmasıdır. Bakınız biz üretilen fındığı ne yapıyoruz? Sadece Türkiye’de biz 30 bin ton fındık tüketiyoruz. 230 bin ton da iç fındığı içeride tüketiyoruz, 220 bin ton da ortalama fındığı dünya piyasalarına satıyoruz. Dünya piyasalarında bizden fındık alanlar fındığı yemek için almıyorlar, çukulata ve pasta sanayiinde kullanmak için alıyorlar. Böyle kalıplaşmış bir şey var. Yani 2 kilo kabuklu fındıktan 1 kilo iç fındık çıkıyor. Demek ki bizde tüketibileceğimiz, dışarıya satabileceğimiz yaş fındık miktarı yılda 500 bin tondur ama bu fındık miktarı 500 bin tonun üstüne çıktığı zaman bu işte fazla fındık elde kalacağı için fındık üreticisi fiyatını düşürüyor. Fındık miktarı 500 bin ton’un altına, kabuklu olarak 500 bin ton’un altına indiği zaman da dünya ihtiyacını biz karşılayamayacağımız için dünyada en önemli üretici biziz. Dünyada da fındık fiyatları yükseliyor. Yani bütün mesele üretim miktarı. Üretim miktarını kontrol etmek elimizde değil. Son hükümet alanlarını sınırlamaya çalıştı, dağlarda olmayan, düz alanlarda, sulak alanlarda fındık yetişmesin dedi ama yayıldı fındık alanları. Fındık üretimi de tabiata bağlı don olduğu seneler fındık olmuyor. Demek ki üretim miktarını kontrol etmek elimizden çıkmış durumda. O zaman biz neyi kontrol edeceğiz? Piyasaya çıkan fındığın fazlasını ne yapacağız? 500 bin ton’un üzerindeki fındığı ne yapacağız? Bu sene tahminler gösteriyor ki 700 bin ton dolayında fındık üretimi var, kabuklu fındık. 700 bin ton kabuklu fındığa karşılık bu sene tüketilebilecek, alınabilecek fındık miktarı 500 bin ton. Demek ki 200 bin ton kabuklu fındık veya 100 bin ton iç fındığı ne yapacağız? Kim alacak? Tabiki bu fındık fazlalığı nedeniyle sadece bizim içerideki tüccarlarımızı değil, yurtdışındaki alıcılar da biliyorlar ki Türkiye’de fındık ürünü bol ve onun için de fiyatlar düştü. Fiyatlar ne kadar düştü? Bugün yurtdışında iç fındığın tonu 3.500 dolara satılıyor. 3.500 dolara yurtdışında Eylül ay’ı teslimi olarak şimdiden 3.500 dolardan satıldı bu fındıklar. Bu fındığın 3.500 dolara tüccara satabilmesi için ancak 2.20 Ytl’den kilosunu veya 2.5 Ytl’den satın alabilir, daha fazla para ödeyemez. Gerçek bu, yani bu fındığı daha fazla para verecek kimsenin bu fındığı alıp ya bir deposunda tutması veya aradaki fiyat farkını mesela birisine illa 5 liradan hükümet alsın diyorsak bunu veya Fiskobirlik 5 liradan kilosunu alsın diyorsak, 5 lira ile 2.5 lira arasındaki farkı, zararını da birisinin ödemesi lazım, bu zararı kim ödeyecek?
Zafer Arapkirli: Sayın Uras
Güngör Uras: Bundan önceki dönemlerde hükümetimiz bu zararları karşılamıştı ama şimdi karşılamıyor. Problem burada düğümleniyor.
Zafer Arapkirli: Sayın Uras dilerseniz bu şimdi son cümlenizin kaldığı noktadan devam etmek anlamında bir sonraki soruyu da size aktaracağım belki daha genişlemek açısından. Bir serbest meslek sahibi izleyicimiz sayın Remzi Kaya’nın sorusu şöyle;
Remzi Kaya (Serbest Meslek): Türkiye'nin bir fındık politikası var mı? Bu alanda sağlıklı bir politika nasıl geliştirilir?
Zafer Arapkirli: Şunu eklemek mümkün; hükümetin burada bu arz-talep dengesini oluşturmak anlamında ya da bu dengesizliği gidermek anlamında nasıl bir politika geliştirebilir?
Güngör Uras: Efendim fındık gibi bazı temel ürünlerde bütün dünyada hükümetler belli politikalar uygularlar. Mesela biz Amerika’yı en geniş serbest piyasa ekonomisi olarak kabul ediyoruz ya, Amerika’da badem üretiminde aynı bizim fındık üretimimiz gibi dünya piyasalarında yüzde 70 paya sahip ve fındıkta çok önemli California üreticisi çok önemli bir ürün. Orada ne yapıyorlarsa bizde benzer şeyler yapacağız. Orada ne yapıyorlar? Orada fındık, badem üreticilerinin bir kooperatifi var. Ürün bol olduğu zaman badem üreticilerinin kooperatifi o fındıkları, bademleri topluyor depo yapıyor. Bademin az olduğu senelerde piyasaya sürüyor. Bizde benzer şekilde bir destekleme politikasını uygulamak zorundayız. Bizim de 1938 yılında kurulmuş bir Fiskobirlik diye kuruluşumuz var. Bu kuruluşumuz geçmiş senelerde bazı hatalar yaptı. Neydi hatalar? O zamanlar işte fazla miktarda fındığı topluyordu, depoluyordu. Sonra onları satamadığı için ya denize döküyordu ya yağ yapıp eziyordu veya sokağar döküyordu. Şimdi bu sene 2003 yılından beri özelleşti. Artık devlet Fiskobirlik’e fındık alımı için para vermiyor. Sorun da buradan çıkıyor. Devletten veya bankalardan kredi alamadığı zaman Fiskobirlik fiyat konusunda üreticiye yardımcı olamıyor. Fiskobirlik’in geçen yılki alımlardan deposunda kalmış büyük miktarda 50 ton dolayında fındık stoğu var. Bu sene fındık üretimi zaten çok olmuş. O depodaki fındığı bu sene satması imkansız. O fındıktan üreticiye 100 milyon dolar dolayında bir ödeme yapması lazım. Halen üreticimiz geçen yılki fındık parasını alamamış. Şimdi üretici bu yönden şikayetçi, bu yönden sokaklara dökülmüş durumda. Ben geçen yılki fındığımın parasını alamadım Fiskobirlikten diyor. Bu sene de Fiskobirlik piyasaya giremiyor parası olmadığı için fındık alamadığından. Tüccara ben düşük fiyatla fındığımı satıyorum, ben ne yapayım diye üretici de ağlaşıyor efendim. Sorun budur.
Zafer Arapkirli: Peki efendim çok teşekkür ediyoruz sayın Güngör Uras yayınımıza katıldığınız için.
Güngör Uras: İyi günler efendim.
Zafer Arapkirli: Tekrar Ankara stüdyomuza dönüyoruz. Ziraat Mühendisleri Odası Genel Başkanı sayın Gökhan Günaydın Ankara stüdyomuzda. Efendim dilerseniz bir başka izleyicimizin, bir çiftçi izleyicimizin sorusuyla sizinle devam edelim. Sayın Yaşar Ekinci şöyle sormuş;
Yaşar Ekinci (Çiftçi): Türkiye dünyadaki bir numaralı fındık üreticisiyken neden fiyatları belirleyemiyor?
Zafer Arapkirli: Buyrun efendim.
Gökhan Günaydın: Evet bence temel sorun da bu. Biz dünyada fındık üretiminde temel belirleyiciyiz. Ancak piyasa fiyatlarının oluşumunda hiçbir şekilde belirleyiciliğimiz yok. Sebebi ne? Türkiye’nin sağlıklı bir fındık politikası yok çünkü. Bunu yalnızca Fiskobirlikin omuzlarına yüklemek, altından kalkamayacağı bir mali sorumlulukla Fiskobirliki başbaşa bırakmak hiçbir şeyin çözümüne neden olmuyor. Bakın sayın Güngör Uras da açıkladı. Aslında fındıktaki temel sorun arz sorunu, bunu hep beraber biz biliyoruz. Biraz evvel dediğim gibi eğer tarladaki arzı kontrol edemiyorsak ki etmek lazım, bunun da bir yolunu bulmak lazım. Geriye bir tek şey kalıyor. Şimdi ihracat rakamlarına bakıyorum, Türkiye 200 bin ton ile 250 bin civarında bir fındık ihracatı yapmış son 5-6 yılda ama ihrac ettiği fındık karşılığında elde ettiği gelir aşağı yukarı 500 milyon dolarla 2 milyar dolar arasında değişiyor. Bunun sebebi ne? Bunun sebebi dünyadaki arz’ın fazlalığı ya da azlığı. Peki dünyadaki arz’ın yüzde 75’ini biz eğer kontrol ediyorsak bu arzı düzenleyerek acaba biz bu fiyat oluşumunda temel belirleyici olamaz mıyız? Pekala olabiliriz ama bunu nasıl yapmalıyız, bakın. Evet bu yıl 700 bin ton fındık bekleniyor. Evet Fiskobirlikin geçen seneden devreden 51 bin ton fındığı var. Ancak biz sağlıklı bir kredilendirme politikası ile Türkiye’nin üretimi ne olursa olsun dış piyasaya satacağımız fındık miktarını belirli bir kota üzerinde tutarsak bu Türkiye’nin dış satım gelirinin 2 milyar dolar düzeyinde oluşmasına neden oluyor. Çünkü fındık yurtdışında ikame edilebilir bir ürün değil. Yani fiyatını yükseltirseniz fındık yerine başka bir ürün koyarak sizden fındık almaktan vazgeçemiyorlar. Sizden fındık almak zorundalar. O zaman temel soruyu şöyle koyalım; Türkiye ihracata yönelik ayıracağı fındık miktarını belirli bir kotalar dahilinde belirlerse ve oradan 2 milyar dolar ve bunun üzerinde bir geliri hedeflerse onun dışında kalan miktarı çok daha düşük fiyattan iç piyasaya, okullara, askeri birliklere, yoksullara, hatta gıda işleme sanayiine pekala daha ucuz fiyatlarla verebilir ve ihracattan kazandığı gelir hem Türkiye’nin dış satımına bir katkı sağlar, hem de iç piyasada fiyatların belirli bir noktada tutulmasına neden olur. Bunu yapabilecek yöntemler de aslında vardır. Yani Fiskobirlik aslında bunu yapmayı bir anlamda deniyor. Zamanı gelmişken söyleyeyim, sayın başbakan biz stokçular para aktarmayız diyor. Bence son derece talihsiz bir beyandır. Eğer sizin fazla üretiminiz varsa dünya lideriyseniz, dünya piyasasını şekillendirmek için stok yapmak zorundasınız. Fındık bozulan falan da bir ürün değil, sağlıklı bir politika izlerseniz bu yılki findığı 2 yıl sonra, 3 yıl sonra da pekala satabilirsiniz, uygun koşullarda depolarsanız. O halde neden sayın üreticimiz Yaşar Ekinci arkadaşımızın sorusuna geri dönersek, Türkiye piyasayı, dünya piyasasını kontrol edemiyor. Çünkü dünya piyasasına çıkartacağı arzı kontrol edecek bir tarımsal politika aracını geliştirebilmiş değil. Bu yapılamaz mı? Bunun için Türkiye’de bir insan kaynağı, bilgi birikimi yok mudur? Vardır ama temel sorun şu; Türkiye’de fiyatların düşmesinden çıkar uman çok ciddi bir kesim var ve bu ciddi kesim Türkiye’nin hem ekonomisine, hem siyasetine etkide bulunarak bu fiyatların tırmanmasına engel olmaya çalışıyor.
Zafer Arapkirli: Sayın Günaydın.
Gökhan Günaydın: Mesela şu söyleniyor, buyrun. Şunu bitireyim izninizle. Mesela şu söyleniyor; işte son 30 yılın rakamlarına bakarsanız aslında bugünkü fiyatın çok daha altında bir fiyat dünya fiyatları için normaldir. Peki bende şunu söylüyorum; yani eğer yüzde 75’ini kontrol edebildiğiniz bir ürün varsa, normal dünya fiyatı diye tanımladığınız şey aslında sizin belirleyebileceğiniz,kurallarını sizin koyabileceğiniz bir şey olamaz mı? Bütün dünyada tekel olan ülkeler sahip oldukları ürünler üzerinden böyle bir piyasa yapıcılığını dünyada kurabiliyorlar ise Türkiye neden böyle bir şeyi yapmıyor da, yapabilecek bir şey yok. 30 yılın ortalamasına göre devam edeceğiz gibi aslında çokta bilimsel bir temele oturmayan bir argümanı geliştirebiliyor. Bunların tümü gerçekten yanlış.
Zafer Arapkirli: Peki efendim. Yani dünya pazarındaki bu egemen konumumuzun iyi değerlendirilmesinden yana tavır alınmalı diyorsunuz. İzninizle bu kez Fiskobirlik Başkanı sayın Salih Erdem’e dönmek istiyorum telefon hattımızda. Sayın Erdem hoşgeldiniz yayınımıza.
Salih Erdem: Hoşbulduk efendim, iyi yayınlar diliyorum.
Zafer Arapkirli: Çok teşekkürler. Efendim sayın Rıza Kenterli’nin sorusunu da size aktarmak istiyorum. Şöyle sormuş;
Rıza Kenterli (Çiftçi): Fiskobirlik, fındık üreticisinin paralarını ne zaman ödeyecek?
Zafer Arapkirli: Buyrun efendim. Doğrudan muhatabı sizsiniz bunun.
Salih Erdem: Evet. Çok doğru güncel bir soru. Zaten bu yapılan miting de biraz ona yani hem kararsızlık, elindeki politikalar ne olacak? Hem de paralar ne zaman ödenecek? Ona dönüktü. Maalesef bu konuda 10 ay’dan beri, 9 ay’dan beri hem üreticimiz, hem bizim çektiğimiz büyük bir sıkıntı var. Üreticilerimiz çok haklı. Biz işte bunun için bir çözüm üretmeye, biliyorsunuz bankalardan kredi alamadık, olamadı, devlet fiyat istikrar fonundan alamadık. En sonunda işte ürünü satalım dedik, onun çaresine düştük bundan 2 ay evvel ama maalesef işte bir talihsiz başbakanımızın konuşmasından fiyatlar şok bir düşüşe geçince o şansımız da kalmadı. Biz şimdi yine krediyle bunu çözmeye çalışıyoruz ve bunun için de bir odalar borsalar birliğimizin önderliğinde yapılan bir çalışma vardı. Bu çalışma a işte bir paket halinde hükümete sunuldu. Bunda da Fiskobirlikin borçları için bir kredi açılması veya kredinin önünün açılması için öneride vardı o şeyin içinde. Fakat daha bilmiyoruz, açıklamadan da pek net bir şey anlamadım. Onun için şu anda yani biz elimizdeki fındığı değerlendirebilmemiz için devletin önümüzdeki seneki politikasını açıklaması lazım, net olarak şimdiden açıklaması lazım. Yani bu sene üretim fazlası bir fındık var, fiyatlar dibe vurmuş durumda. Yani yazık oluyor. 6-7 milyon liraya sattığımız bir ürünü şimdi 2 milyonlar seviyesinde. Bütün bunların bu piyasanın doğrulması, belini doğrultması için tek çare hükümetin önümüzdeki sene bir stoklama yapacağını, üretim fazlası fındığı alacağını ilan etmesi lazım ki hem piyasalar toparlansın, hem bizim elimizdeki fındık da değer kazansın, satıp borçlarımızı verelim.
Zafer Arapkirli: Evet yani şu anda somut bir vaatte bulunamıyorsunuz üreticiye borçların ödenmesiyle ilgili.
Salih Erdem: Şu anda işte bekliyoruz o paketten biz ümitle bekliyorduk bir şey çıkacak, bize bir kredi yolu açılacak diye. Daha o paketin görüşülecek ama hangi bölümü, sadece 2006 bölümü mü bize ait olan bölümü görüşülmeyecek mi? Onu önümüzdeki günlerde 1-2-3 gün içinde açıklığa kavuşacağını düşünüyorum.
Zafer Arapkirli: Peki sayın Erdem. Bir başka izleyicimizin sayın bir serbest meslek sahibi sayın Ahmet Dorukan’ın sorusunu aktarmak istiyorum şimdi de;
Ahmet Dorukhan (Serbest Meslek): Fiskobirlik'in mali yapısı ne durumda? Bankalardan kredi alabilecekler mi? Hükümet Fiskobirlik'i desteklemediği için mi bankalardan kredi alamıyorlar?
Zafer Arapkirli: Buyrun efendim.
Salih Erdem: Evet tabi yani. Biz şimdi devlet fiyat istikrar fonu biliyorsunuz birliktelik için kurulmuş bir fondu 2000 yılında ve 2000-2001 yıllarında bu fonun yüzde 40’ı fındığa ve Fiskobirlik’e tahsis edilmişti, o zaman 250 trilyondu. Şimdi faizlerle 700 trilyona yükselen bir fon oldu ve geçen Mayıs ay’ında biz o fona olan 181 trilyon lira borcumuza karşılık 235 trilyon lira kararname ile bizden para alındı ve 53.5 tirlyon da fazla alındı. Halen de o paramızın peşindeyiz, onu almaya uğraşıyoruz. Bir de işte 235 trilyon lira eski borçlarımızı, bunu ödeyen tek birlik Fiskobirlikti ve 235 tirlyon ödeyerek onun 200 trilyonunu tekrar yeniden kullanmak için müracaat ettik. 4-5 yazılı ettik, 5-10 defa hazineye şifaen gittik ama maalesef onu alamadık. Tabi bankalar da devletin kredi, hakkı olan krediyi vermeyen bir birliğe bankalar da tereddütlü oldu. Zaten bankalara büyük baskılar oldu. Yani bu zaten bankalarımızın çoğu bu ihracatçı arkadaşlarımızla çalışıyor. Onların şeyi oldu yani fiyatların yükselmesini, fiyatların Türk fındığının hakiki değerini bulmasını istemeyenlerin çabaları maalesef işte devletin tutumuyla da birleşince bu durum yaratıldı. Aslında yazık oldu ve maalesef bu sene çok fındık verilmişti. ..... 6-7 milyon zamanında fındık verenler, alanlar o fiyatlarla sattı ürünün bedelini. Fiyatları düşürüp düşürüp 3 milyona, 3.5 milyona maalesef 4 milyona hesaplaşarak onları da büyük bir sıkıntıya soktu. Genel olarak Türk fındığını soktu. Yani düşünün 2001-2002 yıllarında Türkiye 3 yılda çok fazla fındık satarak yani aşağı yukarı 700 bin ton, 750 bin ton fındık satarak 1 milyar 900 milyon dolar 3 yılda döviz girdisi sağladı ki bunun işte 637 milyon 2000 yılında, 617 milyon 2001 yılında, 593 milyonu da 2003 yılındaydı. Fiskobirlik’in bu 3 yıldaki hakiki değerini verdikten sonraki 3 yılda yani 2003 yılında 917 milyon dolar, 2004 yılında 1 milyar 553 milyon dolar, bu senede şu anda daha 4 hafta var, 1 milyar 905 milyon dolar ki 2 milyar dolar da bu sene hesap edersek 4.5 milyar dolara yakın 3 senenin ki yani ilk 3 senenin ortalamasına göre 1.5 katı daha fazla yani 1 milyar 900. Demek ki 2 milyar 600 bin.
Zafer Arapkirli: Sayın Salih Erdem dilerseniz süremizin sonuna yaklaşıyoruz. 2 izleyicimizin daha sorusunu kısaca aktaralım ve onların cevaplarını da hızla almaya çalışalım. Bir çiftçi izleyicimiz sayın Edip Taşkesen’in, bir de öğretmen izleyicimiz sayın Mustafa Tekinkuş’un sorularını peşpeşe aktarmak istiyorum size. Mustafa Tekinkuş şunu sormuş;
Mustafa Tekinkuş (Öğretmen): Ben tüketici olarak kavrulmuş fındığın kilogramını 25 ile 35 Ytl arasında fiyatlardan alıyorum. Oysa üretici malını düşük fiyattan sattığından yakınıyor. Eğer üretici gerçekten düşük fiyattan ürün satıyorsa bu büyük fark kimlerin cebine gidiyor? Bu kişiler denetlenmiyor mu?
Zafer Arapkirli: Çiftçi izleyicimiz de son olarak;
Edip Taşkesen (Çiftçi): Bu yıl fındığa ne kadar fiyat verilecek?
Zafer Arapkirli: Çok kısaca cevaplayabilirseniz ikisini, teşekkür ederim.
Salih Erdem: Tabi. Teşekkür ediyorum. Yani hakikaten fındıkta üretici değil de bazılarının büyük rantlar kurduğu ortada, görüyorsunuz o da bugün işte 7-8 milyon liraya satılması gereken bugünkü fiyatlara göre kavrulmuş fındık. Maalesef çok yüksek satılıyor. Bu alışılmış. Yani fındık sektöründe esas ihracatta çok büyük vurgunlar vuruluyordu ama ürettiğimiz bu ürünü de maalesef bir tek vücut olarak devlet, ihracatçı, üretici biraraya gelerek geçer fiyatına satamıyoruz, keşke satabilsek. Bir öteki izleyicimizin sorusunun tekrar şey yaparsanız.
Zafer Arapkirli: Efendim bu fındık fiyatı ne kadar olarak belirlenecek demiş.
Salih Erdem: Evet. Bu sene biliyorsunuz şimdi devlet yani bu üretim fazlası fındığı alarak ona bir fiyat koyması lazım, onun için bir çalışmaya başlanıldı. Zannediyorum bir fiyat ...
Zafer Arapkirli: Peki efendim. Bu çalışmalar sona erdiğinde rakamı hep beraber göreceğiz diyorsunuz.
Salih Erdem: Ama göreceğiz yani bu 3.5 milyon liralık ki tarım bakanlığımızın yaptığı maliyet var 3.5 milyon liralık. Geçen sene 6.5-7 milyondan başlayan bir fiyatlar var.
Zafer Arapkirli: Peki efendim. Çok teşekkür ediyoruz sayın Salih Erdem, Fiskobirlik Başkanı ve tekrar Ankara stüdyomuza dönüyoruz son olarak. Sayın Gökhan Günaydın, Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı. Efendim bir avukat izleyicimizin sorusu, sayın Erhan Eren’in sorusu da şöyle;
Erhan Eren (Avukat): Fındık fiyatında Fiskobirlik dışındaki fındık tüccarlarının rolü nedir? Tek bir kişi fındık fiyatını değiştirebilir mi?
Zafer Arapkirli: Buyrun sayın Günaydın?
Gökhan Günaydın: Gerçekten güzel bir soru. Eğer Fiskobirlik ilan ettiği fiyatı reel olarak uygulayabilir bir ekonomik yapıya sahip ise Fiskobirlik’in dışında bir politika yapıcısının yerel fiyatları belirleyebilmesi çok mümkün değil. Tabi Fiskobirlik de yerel fiyatları belirlerken ne kadarını stoklayabileceğini, ne kadarını dünya fiyatlarından satabileceğini bunun hesabını yapmak durumunda ve yapıyordurda. Eğer Fiskobirlik bu yıl olduğu gibi kredi açmazı içine düşürülür ve piyasa yapıcı rolü yerine getiremez, oynayamaz konuma geriletilirse, işte o zaman piyasada bir kaos ortamı doğuyor ve bu kaos ortamında piyasayı belirleyecek güce sahip olmayan spekülatörler dahi piyasada fiyatların geri çekilmesinde etken olabiliyorlar. Burada dünya fiyatları baz alınabiliyor, dünyadaki çeşitli şirketlerin yazışmaları Türkiye’ye sızdırılarak daha fazla fiyatla fındığınızı satmanız mümkün değildir denebiliyor ama maalesef bir şey daha var altını çizmeden edemeyeceğim. Bu ülkenin başbakanı ne zaman Trabzon’a, Giresun’a, Ordu’ya gitse, konuşsa fındık fiyatları 1 lira, 1.5 lira düşüyor. Dolayısıyla eğer Fiskobirlik’i devreden çıkartırsanız bunlar sorun oluyor.
Zafer Arapkirli: Sayın Günaydın özür dileyerek, pardon özür dileyerek araya giriyorum. Çünkü çok kısa bir zamanımız kaldı. Bir soru daha alabileceğimizi belirtiyor arkadaşlarım.
Gökhan Günaydın: Tabi, tabi.
Zafer Arapkirli: Bir mühendis izleyicimiz sayın Hakan Özgün’ün sorusu da şöyle;
Hakan Özgün (Mühendis): Neden bir fındık borsası oluşturulmuyor? Fındık fiyatının fındık borsası'nda belirlenmesi daha adil olmaz mı?
Zafer Arapkirli: Buyrun efendim.
Gökhan Günaydın: Aslında gerçekten bu da çok önemli bir sorun. Bakın fındık borsası oluşturabilmeniz için borsanın altyapısı olan makbuz senedi sistemine başlamanız lazım. Buna umumi mağazacılık sistemi de diyebilirsiniz, lisanslı depoculuk sistemi de diyebilirsiniz. Zaman daraldı, çok kısa özetleyeceğim. Üretici gelir fındığını lisanslı depoya koyar. Karşısında bir makbuz senedi alır. Ürün depodadır fakat mal’ın mülkiyeti halen kendisindedir ve devlet kendisine mal’ın yüzde 20’si, yüzde 25’i oranında bir kısa süreli kredi verir. Bu Amerika’da aynen Amerikan Tarım Bakanlığı USTA ve kredi kuruluşu CCC tarafından uygulanan sistemdir diğer ürünlerde. Böylece siz malınız depodayen makbuz senedi elinizdeyken yerel fiyatları ve dünya fiyatlarını izlemeye başlarsınız, kısa süreli nakit açığınız karşılandığı için paraya daha çok temel ihtiyacınız yoktur ve piyasa ............. yaptığı zaman bu makbuz senedini satarak ürününüzü yüksek fiyatla bedelini alabilirsiniz. Bu tarım ürünlerinin tümünde hakim olan kısa süreli arz fazlalığı için bulunmuş ve dünya çapında yüz yılı aşkın süredir uygulanan bir sistemdir. Bu sistemin altyapısıyla beraber bir borsa sistemi de bütün bu sorunların temelinde bir çözüm yaratabilir.
Zafer Arapkirli: Peki efendim.
Gökhan Günaydın: Türkiye ne yaptı? 17 Şubat 2005 tarihinde tarım ürünleri lisanslı depoculuk yasasını çıkarttı ama üzerinden 2 yıldan daha fazla zaman geçmesine rağmen halen örneğin fındık konusunda bir lisanslı depoculuk yönetmeliği çıkartmadı.
Zafer Arapkirli: Peki efendim.
Gökhan Günaydın: Sorumlu kuruluş kim? Sanayici ve ticaret bakanlığı. Demek ki topu Fiskobirlik’e atarak sorunlarından üstesinden gelemiyoruz.
Zafer Arapkirli: Peki efendim. Ziraat Mühendisleri Odası Genel Başkanı Gökhan Günaydın çok teşekkür ediyoruz efendim yayınımıza katıldığınız, soruları yanıtladığınız için.
Gökhan Günaydın: Ben teşekkür ederim sağolun.
Zafer Arapkirli: Fiskobirlik Başkanı sayın Salih Erdem’e ve Milliyet Gazetesi Yazarı sayın Güngör Uras’a da çok teşekkür ediyoruz. NTV’ye Sorun’da bugün fındık sorununu ve fındığın etrafında gerçekleşen tartışmaları ele aldık. NTV’ye Sorun’da yarın bir başka soruyla ve konuyla karşınızda olmak üzere şimdilik hoşçakalın efendim.