Konuk: Bankacılık Denetleme ve Düzenleme Kurulu Bankacılık Başuzmanı İhsan Ülgentürk


Celal Pir: Haftanın son NTV'ye Sorun programından hepinize mutlu günler değerli izleyenler. Bugün NTV'ye Sorun'da 10 Mart 2007 tarihinde yürürlüğe giren banka ve kredi kartları kanunu’nun kredi kartı kullanımına getirdiği yenilikleri ele alacağız. Kredi kartlarına ilişkin yönetmeliğine göre, kişiler istemedikçe kart verilmeyeceği gibi kart limiti de aylık gelirin iki katını aşamayacak. Asgari ödeme tutarı ise yüzde 20 olacak. Biz de bugünkü programımızda kredi kartı limitini ve faizlerini düzenleyen yönetmeliğin ayrıntılarını Bankacılık Denetleme ve Düzenleme Kurulu Bankacılık Başuzmanı İhsan Ülgentürk ile birlikte ele alacağız, konuşacağız. Kendisine konuyla ilgili merak ettiğiniz tüm soruları ileteceğiz, ancak programımıza başlamadan önce her zaman olduğu gibi telefon numaralarını anımsatmak istiyorum izninizle. Telefon numaramız 0 212 335 40 35, faksımız ise 0 212 335 00 35, bize internet üzerinden programımıza www.ntvmsnbc.com adlı haber portalı üzerinden de ulaşabilirsiniz. Evet kredi kartlarına getirilen düzenleme konusunu ele alacağız dedik, sorularınızı aktaracağız ama önce Ankara’ya dönüyoruz. Sayın Ülgentürk hoşgeldiniz efendim programımıza.

İhsan Ülgentürk: Hoşbulduk sayın Pir, teşekkürler.

Celal Pir: İzninizle hemen bir mühendisin cümleleriyle, sorusuyla başlayacağım. Sayın Ayhan Gündüz soruyor, diyor ki;

Ayhan Gündüz (Mühendis): Kişiler istemediği sürece kredi kartı verilmeyeceği söyleniyor ama ben bir bankadan kart istemediğim halde bana kart gönderdiler ve kartın iptali için de bankaya gitmem gerektiğini ifade ediyorlar. İstemediğim bir kartın iptali için neden bankaya gitmek zorundayım? Bankalar bu konuda nasıl bir yaptırımla karşı karşıya kalacak bundan sonra?

İhsan Ülgentürk: Şimdi sayın Pir, konuya ilişkin olarak bildiğiniz gibi 5464 sayılı banka kartları, kredi kartları kanunu 1 Mart 2006 tarihinde yayınlanarak yürürlüğe girdi. Aslına bakarsanız 10 Mart 2007’de yaklaşık bir kaç hafta önce yayınladığımız yönetmelikten çok daha önce bu bahsedilen hususa ilişkin hüküm yürürlüktedir. Buna ilişkin olarak şimdi şunu söylemek gerekir hemen; talepte bulunmayan veya sözleşme imzalamayan bir vatandaşımıza kart gönderilmesi kesinlikle hem banka kartları ve kredi kartları kanununa hem de 10 Mart tarihinde yayınlanan yönetmeliğe aykırı bir husus oluşturmaktadır. Bunun yaptırımı da idari para cezası olarak kanunda yeralmaktadır. Yalnız hemen şunu söylemek gerekir ki; sadece idari para cezası olarak bu konuyu düşünmemek lazım. Talebi bulunmayan veya sözleşme imzalamayan herhangi bir şahsa kredi kartı gönderildiği taktirde zaten kart çıkaran kuruluş kanuna aykırı bir işlem tesis etmiş ve size aslında borç doğurmayacak bir tek taraflı akit yapmış durumdadır. Yani gelen kart kesinlikle vatandaşımızın ayrıca bir çaba sarfederek iptal müessesiyle uğraşarak iptal etmesini gerektiren bir husus değildir.

Celal Pir: Anladım.

İhsan Ülgentürk: Bu son zamanlarda oldukça azalmış bir şikayettir. Fakat halen maalesef bazı bankalarımız tarafından yapılmaktadır. Genelde bunlar hatayen olan hususlar. Fakat demin belirttiğim kanunun yürürlük tarihi olan 1 Mart 2006’dan bu yana BDDK konu üzerinde titizlikle ve hassasiyetle durmaktadır ve vatandaşımızdan gelen tüm şikayetler öncelikle ilgili birimlerimizce incelenmekte, daha sonra denetim elemanlarımız tarafından yerinde denetimler yapılmakta ve gerekli görüldüğü taktirde de kurulumuz tarafından idari para cezalarına çarpırılmaktadır.

Celal Pir: İzninizle bir doktor Mahmut Tatlıcan’ın sorusunu aktaralım, diyor ki;

Mahmut Tatlıcan (Doktor): Kişiler dava açmadan, bankaların kredi kartı kullanımı dolayısıyla tüketicilerden aldığı yıllık kart kullanım bedeli uygulamasına son verilecek mi?

Celal Pir: Böyle bir uygulamaya son verilmesiyle ilgili herhangi bir hüküm var mı, önce onu soralım.

İhsan Ülgentürk: Sayın Pir, konu hakkında bahsettiğimiz yönetmelik ayrıca bir hüküm ihtas etmiş değildir. Konu daha önceden 1 Mart 2006 tarihinde yürürlüğe giren kanunda zaten düzenlenmişti. Buna ilişkin olarakta düzenlenen hüküm şunu ifade etmektedir. Sözleşmede yeraldığı taktirde yıllık ücretler alınabilir. Bu ayrıca sanayi ticaret bakanlığının 2007 tarih ve Şubat ay’ı ve Mart ayında yaptığı genelgelerle de ayrıca sanayi ve ticaret il müdürlüklerine bildirilmiş bir husustur. Buna göre tüketici hakem heyetlerinin banka kartları ve kredi kartları ücretleri hakkında alacakları kararlarda bu ücretlerin yasal olmadığına dair hükümler yer verilmemesi ve kredi kartı sözleşmelerindeki ücretlerin yazılıp yazılmadığının kontrol edilmesi, eğer sözleşmede bulunmuyorsa bu taktirde yıllık ücretin alınamayacağına karar verilmesi istenmektedir. Bu husus açıkça sanayi ticaret bakanlığınca da tüketici hakem heyetlerine bilidrilmiş bir husustur. Bu çerçevede kamuoyunda bazen kafalarda karışıklık yaratan hususu tekrar etmekte fayda görüyorum. Sözleşmelerde yazdığı taktirde bu ücretler talep edilebilir niteliktedir. Yönetmelikte getirilen ne olmuştur diye sorulacak olursa. Yönetmelikte getirilen husus şudur; bu ücretlerin tutarlarının sözleşmede yazılması da ayrıca yönetmelikte ihtas edilmiş bir hükümdür. Peki bu vatandaşlarımıza ne fayda sağlayacak diye akla soru gelirse. Bu şunu sağlayacaktır; bildiğiniz üzere sözleşme değişiklikleri vatandaşa bildirilecek ve 60 gün içerisinde borç ödenip kart iptal edildiği taktirde de sözleşme değişikliklerinden etkilenme olmayacaktır. Şimdi kart yıllık ücret tutarını yazdığınız taktirde 20 liralık bir ücreti banka 30 liraya çıkartmak istediği taktirde vatandaşımız bu kartı iptal ettirebilecektir.

Celal Pir: Anladım. Peki efendim bir mühendis sayın Ahmet Yetişgin sormuş, diyor ki;

Ahmet Yetişgin (Mühendis): Kredi kartı kullanım aidatını her banka kendisi istediği gibi düzenleyebilir mi? Yani bazı bankalar 3 Ytl alıyor, bazısı 30 Ytl. alıyor. Hemen hemen aynı hizmet için 10 kata varan fark olur mu?

İhsan Ülgentürk: Şimdi vatandaşımız haklı bu sorusunda. Yalnız şöyle bir husus var; şimdi her bankanın kredi kartı portföyü aynı değil. Elinde bulundurduğu müşteri potansiyeli çok farklı. Bir takım faaliyetlerine ilişkin yaptığı hizmetler çok daha çeşitli ve ülke çapında yayılması, ne kadar ATM’si olduğu, ne kadar post makinesi ve işyerlerine dağıttığı gibi hususlar bu rakamları etkileyebilir. Buna ilişkin olarak herhangi bir düzenleme yok.

Celal Pir: Anladım.

İhsan Ülgentürk: Banka bunu kendi masrafları ve gelir gider dengesi içerisinde tayin etmektedir bu paraları.

Celal Pir: Peki. İhsan bey şimdi bir idareci sayın Cenk Ataman diyor ki size;

Cenk Ataman (İdareci): Kredi kart limiti aylık gelirin iki katını aşamayacak deniyor. Maaşı çok yüksek olan ve kart limitinin, maaşının iki katı olmasını istemeyenler, bankaya başvurup kredi limitinin maaşının iki katı olmasını istemediğini, bankaya bildirmesi mi gerekecek? Yoksa banka her türlü limit artırımda kişiye soracak mı? Bize sormadan limit artırımı yapan bankaya karşı hakkımız var mı? Varsa nelerdir?

İhsan Ülgentürk: Evet. Sayın Pir, bu hususta banka ve kredi kartları kanununda düzenlenmişti hatırlarsınız. 9. ncu maddenin 2. nci fıkrasında maaşla orantılı bir limit tespit edildi. Yalnız şu husus sanırım gözden kaçırılıyor bazen; bu limitler yani birinci sene maaşınızın 2 katı, ikinci sene maaşınızın 4 katı olan limit sadece ve sadece kredi kartını ilk defa alan kişiler için uygulanan bir hükümdür. Daha önceden kredi kartı sahibi olan ve örneğin cebinizde iki kredi kartı var ve üçüncüsünü almak istiyorsunuz, bu limit hükmünden zaten siz etkilenmiyorsunuz. Etkilenen şahıslar dediğim gibi sadece ve sadece ilk defa kredi kartı alacak kişilerdir.

Celal Pir: Anladım.

İhsan Ülgentürk: Vatandaşımızın diğer sorusuna gelecek olursak, yönetmelikte şöyle bir hüküm ihtas edildi ve limit artışlarının kanunun 8. nci maddesindeki hükümler çerçevesinde yani buradaki sosyal durumu, kişinin yaşı, gelir düzeyi gibi hususlar dikkate alınarak belirlenecek limitlerin periyodik olarak genel nitelikteki bir talimat verilmesi sonucunda yapılabileceği öngörüldü. Yani buna istinaden siz bankaya genel nitelikte bir talimat verdiğiniz taktirde sizin sosyal durumunuz, bu kişisel gelirleriniz dikkate alınarak her sene belli bir limit artışı yapılabilecektir.

Celal Pir: Peki burada ilginç bir soru daha var, benzer ve bağlantılı bir soru memur Osman Ergün’den geldi, diyor ki;

Osman Ergün (Memur): Kredi kartına kefil olan kişilerin kartın verildiği anda tahsis edilen limitin zaman içinde banka tarafından artırılması durumunda yeni limitten sorumlu olup olmayacaklarını merak ediyorum. Artırılan limitten kefil de haberdar ediliyor mu?

Celal Pir: Bilmiyorum ne dersiniz?

İhsan Ülgentürk: Efendim şimdi bu konu kanunda şu şekilde hüküm altına alındı; kefil ilk baştaki limitten sorumludur. Ancak daha sonra limit artışı kefile bildirilmediği sürece kefil bu artışlardan kesinlikle sorumlu değildir.

Celal Pir: İzninizle yine bir memur sayın Mehmet Evin’in sorusunu aktarmak istiyorum, diyor ki;

Mehmet Evin (Memur): Kredi kartım çipli ve şifre ile harcama yapıyorum. Ancak pek çok alışveriş yerinde çalışanlar, kartı ilgili bankanın post cihazı yerine başka bankanın makinasından geçiriyor ve bazen de şifre sormuyor. Bu durumda kartımı kaybetmem veya çalınması halinde yapılacak olan harcamadan kişi mi yoksa banka mı sorumlu olur?

İhsan Ülgentürk: Sayın Pir, bu konu tabi kayıp ve çalıntıyla direk ilgili bir olan husus değil. Yani başka post’tan geçirilerek alışveriş yapılması. Bu sadece üye işyeri anlaşması yapan ve üye işyerlerinin tercihine dayalı bir sistem. Yani mağazada bulunan postlardan yönetmelikte getirdiğimiz hüküm çerçevesinde deniliyor ki; sizin kart çıkaran kuruluştan olan post’unuzdan geçirilmesi bir defa hüküm altına alındı. Yani X bankasının kartı varsa cebinizde, X bankasının post’undan geçireceksiniz ama bu her zaman mümkün olan bir şey değil. Çünkü her kart çıkaran kuruluş dediğimiz özellikle bankaların bütün mağazalarla üye işyeri anlaşması bulunmamakta. Bu taktirde başkaca postlardan geçirilmesi mümkündür. Ancak bunun kayıp ve çalıntı konusuyla ilgisi doğrusu o konuda bu uygulamanın zarar getirecek bir nitelik taşıdığını sanmıyorum.

Celal Pir: Peki efendim. İhsan bey yine bir mimar sayın Banu Çetik sormuş, diyor ki;

Banu Çetik (Mimar): Faiz oranlarının artırımı konusunda nasıl bir düzenleme yapıldı? Bazı bankaların faizleri oldukça yüksek, hatta çok yüksek. Tüm bankaların faiz artırımı aynı oranda olamaz mı?

Celal Pir: Bilmiyorum tabi bu faiz meselesinden çok canı yanan insanlar oldu, çok farklı rakamlarla karşı karşıya kaldık. Enflasyonun düştüğü ortamda bile çok net faizler var kredi kartları üzerinde. Ne dersiniz?

İhsan Ülgentürk: Efendim bu husus bildiğiniz üzere kanunda düzenlenmiş bir husus, 26. ncı maddenin 3. ncü fıkrasında bu faizlerin Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası tarafından belirleneceği ve üç ayda bir açıklanacağı hüküm altına alınmış durumda. Nitekim kanun çıktığından bu yana da bu faizler merkez bankasınca bir hesaplama yöntemine göre hesaplanarak kamuoyuna açıklanmakta. Diğer yandan bizim sitemizde de bankaların uyguladığı faiz oranları yeralmaktadır. Vatandaşımız bu konuda bunları takip ederek tabi banka seçimini ona göre yapabilecektir, hangi bankanın faiz oranı daha düşükse onu seçebilir ama bunu dediğim gibi merkez bankası’nın inisiyatifinde olan bir konudur.

Celal Pir: Şimdi sayın Ülgentürk bir grafiker sayın Kıvanç Ergül sormuş, diyor ki efendim;

Kıvanç Ergül (Grafiker): Borcumun faizini ödeyemediğim zaman anapara üzerinden mi faiz işleyecek? Gecikme faizi anaparanın üzerine eklenecek mi? Faizden faiz alınmaya devam edilecek mi?

Celal Pir: Çok sayıda izleyicimizden de benzer soru geldi, buyrunuz efendim.

İhsan Ülgentürk: Evet. Şimdi bildiğiniz üzere kanunla birlikte bileşik faiz uygulaması kaldırıldı. Ancak vatandaşımızın sorusuna tam olarak cevap verebilmek için tabi borcumu ödeyemediğim taktirde temerrüt faiz mi uygulanacak, aktif faiz mi uygulanacak hususunu tam anlayabilmek için detayları bilmekte fayda var. Yani borcumu ödemedim, asgari tutarını ödedim geri kalan kısmını mı ödemedim yoksa tamamını ödeyemiyorum 3 aydan beri mesela ödeyemiyorum biçiminde olması halinde verilecek cevap değişecektir. Bu sorunun dediğim gibi yani detayında hükümler cevap veriyor. O yüzden tabi şöyle düşünmek lazım; borcu ödeyemiyorsanız ve 3-4 aydır bu miktar ödenmiyorsa bu taktirde elbetteki temerrüt faizi uygulanacaktır ama asgari tutarı ödemeyle ilgili bir sıkıntı olması halinde de yönetmeliğin diğer hükümlerine tabi olacaktır.

Celal Pir: Evet. Mühendis İsmail Günay sormuş, diyor ki;

İsmail Günay (Mühendis): Kredi kartlarına ilave taksit uygulaması sona erecek mi? Sona erecekse yani bitecekse hangi tarihte sona erecek?

Celal Pir: Zannediyorum bu mesele diyelim ki bir kredi kartına, A kredi kartına 5 taksit yapıyorlar da B kredi kartına 8 taksit yapıyorlar ya da daha başka şeyler yapıyorlar. Böyle şeylerin sonlanması gerekiyor mu efendim?

İhsan Ülgentürk: Sayın Pir, bu konuda kurumumuzun ve kurulumuzun herhangi bir tasarrufu yok, bulunmamaktadır. Taksit uygulaması piyasa koşulları içerisinde, bankanın rekabet koşulları içerisinde kendini göstermektedir ve bu konuda BDDK’nin bir tasarrufu yok henüz.

Celal Pir: İhsan bey bilgisayar programcısı Alper Tandoğan soruyor, diyor ki;

Alper Tandoğan (Bilgisayar Programcısı): Bugün gazetede okuduğuma göre bankalar yeni uygulama için gerekli yazılım programını yetiştirememiş. Bankaların yapılan değişiklikleri uygulamayamaması kart sahiplerini mağdur edebilir mi, edecek mi merak ediyorum.

Celal Pir: Tabi nasıl bir mağduriyet olduğu konusunda onunda bir fikri yok. Ne dersiniz?

İhsan Ülgentürk: Müsaade ederseniz sorunun son kısmından başlayayım. Vatandaşımızın bu konuda mağduriyeti olmayacak. Sorun şudur; maalesef bazı bankalarımız yönetmelikte getirilen faiz hesaplamasına hükme ilişkin yazılım programlarını yetiştiremeyeceklerini ifade etmektedir bazı müşterilerine. Bu bankanın elinde bulundurduğu müşteri potansiyeline göre mümkün gerçekten. Çünkü yönetmelikte buna ilişkin herhangi bir geçici süre verilmemiştir vatandaşımız mağdur olmaması için. Ancak ilk bu hesap döneminde olmasa dahi gelecek ayki hesap döneminde bunlar mahsup edilerek bu fazlaca alınan faiz oranları zaten aktif faiz, temerrüt faiz arasındaki fark kadar vatandaştan mahsup edilecektir.

Celal Pir: Tabi bu arada fazla aldıkları miktar için bize de faiz öderse bankalar çok seviniriz diyelim. Neyse, bir doktor Hüseyin Dönmez diyor ki efendim;

Hüseyin Dönmez (Doktor): Bazı bankalar 3 ay içerisinde 12.00 Ytl veya daha fazlasını harcayın kart ücreti almayalım gibi yazılar gönderiyor. Böyle bir uygulama yasal mıdır? Sonradan bizden yıllık ücret isteyebilirler mi?

Celal Pir: Ne dersiniz efendim kendisine?

İhsan Ülgentürk: Hayır. Sayın Pir yani bunu banka vatandaşa bu şekilde bildirdikten sonra elbetteki bu bahsedilen promosyon unsur gerçekleştirildiği taktirde ayrıca bir ücret alamaz ama vatandaşımıza yapılan böyle bir teklifin akabinde tekrar ücret talep edilirse zaten sözleşmede olmayan bir ücretin talep edilmesi durumu söz konusudur. Bu da zaten kanuna aykırı bir hüküm.

Celal Pir: Efendim bir memur sayın Mehmet Deniz soruyor, diyor ki;

Mehmet Deniz (Memur): Ben 4 adet bankadan 4 kredi kartı ve 4 tüketici kredisi kullandım. Bankalara toplam borcum 50 bin Ytl ve 3 bin Ytl aylık gelirim var. Şu anda kredi ve kredi kartlarının ödemesine maalesef yetişemiyorum ve borcum olan bankalarla görüşüp hepsini bir çatı altında toplayıp kredi kartlarımı iptal etmek istiyorum. Fakat bankalar da yanaşmıyor. Şimdi ben veya benim gibi olanlar ne yapabilir? Acaba yasal bir birleştirme yapılabilir mi? Bu konuda bilgi verebilir misiniz?

Celal Pir: Ne dersiniz kendisine?

İhsan Ülgentürk: Sayın Pir hatırlarsanız 1 Mart 2006 tarihinde çıkan kanunda zaten geçici 4. ncü madde ile bir yeniden yapılandırma programı yapılmıştı ve bu programdan istifade etmek söz konusu olmuştu ve bir çok vatandaşımız da bu imkandan faydalandı. Şimdi tabi vatandaşımızın 4 kredi kartı ve 50 bin Ytl’ye ulaşan borcunu nasıl toplulaştırıpta nasıl bir ödeme yöntemi bulunur, tabi bu takdir edersiniz ki kanunun ve yönetmeliğin düzenlediği bir husus değil.

Celal Pir: Evet ötesinde bir şey, doğru. Peki başka bir soruyla devam edelim. Bu kefalet meselesinden gelen sorulardan biri efendim, bir öğretmen Vedat Doğan soruyor, diyor ki;

Vedat Doğan (Öğretmen): Daha önce kredi kartına kefil olmuştum. Şimdi kefillikten çıkmak istiyorum, bu mümkün müdür?

Celal Pir: Böyle bir şey mümkün müdür? Varsa yolu nedir efendim?

İhsan Ülgentürk: Tabi mümkündür. Derhal ilgili kart çıkaran kuruluş dediğimiz banka veya diğer kuruluşlar şu anda olmasa da bunlara başvurarak yazılı olarak kefillikten ayrılmak istenip, kefil olmak istemediğini bildirecek. Banka kefilin artık kefaletini devam ettirmemesine göre ilgili şahsın kredi kartını iptal de edebilir, devam da ettirebilir ama o ayrı bir konu. Kefil yazılı müracaatla bankaya başvurabilir.

Celal Pir: Bu arada ilginç sorular var, bir işletmeciden geldi sayın Kadir Bölükbaşı’ndan, diyor ki;

Kadir Bölükbaşı (İşletmeci): Kredi kartlarının limiti aşılınca işlemlere onay verilmemesi ve harcama yapılmaması gerekiyor ama aşılan limitin haricinde farklı faiz alınıyor. Bu tür uygulama bankaların kart kullanıcılarını bilinçsizce kandırmaları anlamına gelmez mi?

Celal Pir: Bilmiyorum ne dersiniz kendisine?

İhsan Ülgentürk: Şimdi efendim yönetmelikte zaten bu limit aşımlarına ilişkin bir hüküm ihtas edildi. Buna göre hatırlarsınız eskiden büyük çapta bu inprinter dediğimiz bir takım makineler vardı elektronik olmayan ve kredi kartı harcamaları bunlardan yapılırdı. Buralardan harcama yapılması nedeniyle limit aşımlarını eskiden takip etmek çok zordu. Bir diğer husus da uluslararası harcamalar. Yurtdışına çıktığınız zaman yaptığınız harcamaların takasa girmesi yurtiçi harcamlara göre daha uzun vakit almaktadır. Bu durumda bir takım limit aşımları olabilir. Her zaman yurtdışında yapılan harcamaları provizyon almak söz konusu olmuyor maalesef. Bunları gözeterek kurulumuz şunu takdir etti; kart çıkaran kuruluşun inisiyatifi dışında yapılan harcamalara ilişkin limit artışlarını ve herhangi bir sebeple bu da şudur; örneğin hastanede harcama yaptınız ve limitinizi doldurmaya çok yakın bir meblağda bir harcama yapıldı ve bu taktirde de sadece geçici olarak ve bir sonraki hesap döneminde kapatılmak üzere ve aynı uygulamayı yılda 2’den fazla yapmamak üzere bir limit aşımı yapılabileceği öngörüldü.

Celal Pir: Anladım.

İhsan Ülgentürk: Bunda farklı faiz uygulanması hususuna gelince, o kanunda açıkça belirtilmiştir. Limit aşımı olduğu taktirde aktif faizden başkaca bir ücret talep edilemez.

Celal Pir: Öğrenci Abdullah Arınç bizi uyarıyor bir anlamda sorusuyla, diyor ki;

Abdullah Arınç (Öğrenci): Üniversitelere her yıl bir çok banka temsilcisi gelip kredi kartı veriyor. Şimdi öğrencilerin hiçbir geliri olmadığına göre bunu nasıl verebiliyorlar? Yasada ya da yönetmelikte bununla ilgili engelleyici bir madde yok mudur?

Celal Pir: Bilmiyorum var mıdır, yok mudur?

İhsan Ülgentürk: Az evvelki vatandaşımızın sorduğu soruda belirttiğim madde üniversite öğrencilerimiz için de geçerli. Eğer bu öğrencilere ilk defa kredi kartı veriliyorsa dediğimiz limit çerçevesinde verilebilir. Kişinin geliri olmadığı taktirde ve başkaca bir kazanç beyan edilemediği taktirde bunların verilmemesi lazım elbette.

Celal Pir: Ancak ek kart çıkartılabilir değil mi ebeveynlerden dolayı.

İhsan Ülgentürk: Evet evet evet.

Celal Pir: Peki efendim müteahhit Resul Gürsoy diyor ki efendim;

Resul Gürsoy (Müteahhit): Kredi kartım sigortalı. Kaybettiğim zaman kayıp anından itibaren yapılan harcamalardan kim sorumludur?

İhsan Ülgentürk: Burada Avrupa Birliği direktiflerinde ve tavsiye kararlarında yeralan ve ülke uygulamalarında da gördüğümüz ve takriben 150 Ytl, 150 euro’dur oradaki koruma. Bizde 150 Ytl olarak belirledik. Son 24 saat içinde yapılan harcamalardan kart hamili sadece 150 lira ile sorumludur. Yani kartınızı 3 gün önce kaybettiyseniz elbette baştaki 2 günden dolayı yapılan harcamalardan dolayı kart hamili sorumlu olacaktır ama son 24 saatteki yapılan harcamalardan sadece 150 lira ile sınırlı bir sorumluluk esası benimsenmiştir.

Celal Pir: Peki efendim. İzninizle bir akademisyen Soner Şahin’in sorusunu aktarayım size, diyor ki;

Soner Şahin (Akademisyen): 2002 yılında kredi kartımda unuttuğum 10 milyon Ytl’lık borçtan dolayı takibe alındım. Benim bildiğim kadarıyla 5 yıl içinde bu kayıtların sistemden silinmesi gerekiyordu, hatta siliniyordu. Yalnız bu hafta içinde başvurduğum ihtiyaç kredisi olumsuz sonuçlandı. Ben daha ne zamana kadar bu kara listede olacağım?

Celal Pir: Bu kara liste meselesini bir özetlersek izleyenlerimize faydalı olur diye düşünüyorum.

İhsan Ülgentürk: Efendim bu kara liste bildiğiniz gibi merkez bankası risk santralizasyonu tarafından tutulan bir liste. Fakat bu listeye göre bankanın işlem yapması kendi inisiyatifinde bir konu. Yani kişinin, kişiye ilişkin yapılan değerlendirme neticesinde kredi kartı veya başkaca krediler verilebilir. Vatandaşımızın şundan emin olması lazım ki; gerçekten bu geçmiş dönemde unuttuğu borçtan dolayı mı kaynaklanmadığını, onu bir araştırmasında çok büyük fayda var. Başkaca bir sebepten dolayı ...

Celal Pir: Peki İhsan bey bir şey sorabilir miyim? Yani bankalar merkez bankası’ndaki bu kara liste adını verdiğimiz liste dışında kendileri de bir ne bileyim hani bir çetele gibi bir kenarda bir şey tutuyor olabilirler mi? Çünkü o 5 yılda bir silindiği için mesela bankaların bazıları 10 yıl tutuyor olabilirler mi bunu?

İhsan Ülgentürk: Tabi yani bu tamamiyle bankanın kendi inisiyatifinde olan bir konu.

Celal Pir: Anladım. Efendim bir emekli sayın Nevin Bulut soruyor, diyor ki;

Nevin Bulut (Emekli): Kredi aldığım banka bireysel kredi borcunun bir hafta geç ödenmesi halinde 50 Ytl ihbar bedeli alıyor. Böyle bir ihbar bedeli alınması yasal bir uygulama mıdır, merak ettim.

Celal Pir: Yasal bir uygulama mıdır efendim?

İhsan Ülgentürk: Şimdi sayın Pir bu bireysel kredi konusu tabi daha farklı bir konu. Kredi kartı kanunu ve yönetmeliğinde bu konuya ilişkin bir hüküm yok takdir edersiniz ki. Bu daha ayrı değerlendirilmesi gereken bir husus sanırım. Bireysel kredilerle ilgili bir konu değil bu çünkü.

Celal Pir: Efendim izninizle bir öğrenci sayın Volkan Yıldız’ın sorusunu aktaralım, diyor ki;

Volkan Yıldız (Öğrenci): Kredi kartımla internetten alışveriş yaptım ve firma benden fazla para aldı. Ne yapmam gerek?

Celal Pir: Şimdi bu internet meselesinde hakikaten taksitle aldığınız zaman özellikle yurtdışından alışveriş yaptığınız zaman ya da yurtdışı kaynaklı firmalara ödeme yaptığınız zaman bunun takibi oldukça zor oluyor. Bu konuda vatandaşlara bir yol, bir yöntem öngörür müsünüz?

İhsan Ülgentürk: Şimdi sayın Pir bu konu da kanunda düzenlenmiş bir husustu. 32. nci maddede ispat yükü başlıklı maddemizde aynen şöyle söylemekte, fazla vaktinizi almamak için tamamını okumayayım. Elektronik ortam sipariş formu veya iletişim araçları yoluyla yapılan işlemlerden doğacak anlaşmazlıklarda ispat üye işyerine aittir demektir hüküm. Şimdi bu taktirde vatandaşımız kart çıkaran kuruluşa başvurarak yaptığı alışverişin miktarını belirtecek. X lirası kadar olduğunu söyleyecek, kendisinden daha fazla ücret alındığı biçiminde bir dilekçede bunu belirtecek ve bunun X lirasından daha fazla bir alışveriş olduğuna dair ispatı alışveriş yaptığı üye işyeri yapmak zorunda, ispatlamak zorundadır. Orada bu vatandaşımızın beyanı esastır.

Celal Pir: Sayın İhsan Ülgentürk çok teşekkür ediyoruz bizi kredi kartı ve uygulamalar konusunda bilgilendirdiğiniz için. Değerli izleyenler NTV’ye Sorun’a bu hafta için burada nokta koyuyoruz ama 24 saat açık hattımız hafta sonu da açık. Bize her konuda fikir, öneri, kritik ve düşüncenizi aktarabilirsiniz. Lütfen bu hakkı kullanın. Çünkü sizden gelen soruların ağırlığına göre, çokluğuna göre konularımızı belirliyoruz. Hoşçakalın efendim, mutlu hafta sonları

www.ntvmsnbc.com