• Reklam
Sayfa: 1 | Toplam: 7 1234567 SonSon
66 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    Gönul_Yarasi adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    05-05-2007
    Mesajlar
    110
    Karizma Gücü
    0

    Atatürk'e göre " islam en mükemmel dindir "

    Atatürk, İslam dininin tamamen ilme ve mantığa uygun bir din olduğunu şöyle ifade etmiştir: "Bizim dinimiz en makul ve en doğal bir dindir. Ve ancak bundan dolayıdır ki son din olmuştur. Bir dinin doğal olması için akla, tekniğe, ilme ve mantığa uygun olması gerekir. Bizim dinimiz bunlara tamamen uygundur. ... İslam'ın sosyal hayatı içinde hiç kimsenin, bir özel sınıf halinde varlığını sürdürme hakkı yoktur. Kendilerinde böyle bir hak görenler dini kurallara uygun harekette bulunmuş olmazlar. Bizde ruhbanlık yoktur, hepimiz eşitiz ve dinimizin kurallarını eşit olarak öğrenmeye mecburuz"

    (Atatürk"ün Söylev ve Demeçleri, 1959, c.2, s. 90)

    ATATÜRK DİYOR Kİ: "DİNSİZ MİLLETLERİN DEVAMINA İMKAN YOKTUR" Atatürk'ün "dinsiz milletlerin devamına imkan yoktur" sözüyle, İslam'ın Türk Milleti'nin bekası için taşıdığı önemi vurguladığı, bilinen bir gerçektir. Tarihsel ve toplumsal gerçeklere baktığımızda, bu sözün çok doğru olduğunu açıkça görürüz.

    "Türk Milleti daha dindar olmalıdır, yani bütün sadeliği ile dindar olmalıdır demek istiyorum. Dinime, bizzat hakikate nasıl inanıyorsam, buna da öyle inanıyorum."

    -Mustafa Kemal Atatürk- Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları, s.32)

    DİNE OLAN HİZMETLERİNDEN BAZI ÖRNEKLER

    Atatürk İslam dininin herkes tarafından çok iyi öğrenilmesi taraftarıdır. Geri kalışımızın en büyük nedenleri arasında dine yabancı kalışımız gelmektedir. İşte Atatürk sürekli bundan bahsetmektedir. Diyorki; "Kur'an-ı Kerim dinliyorsunuz, onun peşinden gidiyorsunuz, ama ne dediğini anlamıyorsunuz. Bir insan inandığı, peşinden gittiği bir şeyi anlamaz mı?" Atatürk, şikayet ettiği bu konuda somut bir adım atmak ister ve Kur'an-ı Kerim'in Türkçe'ye çevrilmesini emreder. Kur'an'ı Kerim'in tefsirinin o günün insanlarının anlayacağı bir dille yapılmasını ister. Bu maksatla Merhum Elmalılı Hamdi YAZlR'a tefsir; Mehmet Akif'e de meal yapma görevi verilir. Mehmet Akif'in meali yazıp yazmadığı belli değildir. Yakın arkadaşı merhum Mahir İZ'in naklettiği bir rivayete göre, Akif bir gün Ahmet NAİM'in başlattığı Sahihi Buhari Muhtasarı Tecridi Sarih adlı eseri tamamlamakla görevlendirilen Kamil MİRAS'la karşılaşır. Akif, Kamil MİRAS'a; "hadis işi nasıl gidiyor?" der. Kamil MİRAS: "İş çok, altından kalkamıyorum" şeklinde cevap verir. Buna karşılık Akif: "Sen hadisin altından kalkamıyorsun da ben Allah'ın sözünün altından nasıl kalkarım" diyerek çalışmalarını sona erdirdiğini ima eder. Atatürk'ün din alanında yaptığı önemli hizmetlerden birisi de hutbelerle ilgilidir. Bildiğiniz gibi Cumhuriyet gelinceye kadar Osmanlı döneminde hutbeler Arapça okunurdu.

    Hutbe; hitap etmek ve konuşmak demektir. Cemaata bir şeylerin anlatması demektir. Atatürk'ün talimatıyla hutbeler Türkçeleştirildi. Şimdi camilerimizde dinimizi ve dünyamızı ilgilendiren bir çok konular, hatiplerimiz tarafından anlaşılır ve sade Türkçe olarak anlatılmaktadır. Sağlıkla, çevreyle, tabiatla, iktisatla ilgili konular anlatılıyor. Konular 5 dakikada halkımıza aktarılıyor. Hutbeyi fazla uzatmakta doğru değildir. Dikkatten kaçar, akılda, hatırda kalmaz. Onun için 5 dakikada, kısa zamanda bir çok bilgiler verilmektedir. Tabiinden Abdullah isminde bir zata; "Öleceğinize bir saat kaldığını bilseniz o bir saati neyle değerlendirirsiniz?" diye sorulur. O da "okumakla değerlendiririm" diye cevap verir. Kur'an-ı Kerim'in ilk sözü "oku" diye başlar ve Yüce Yaratıcı "Kalem" e yemin eder. Yüce Allah'ın kaleme yemin etmesi okumaya, yazmaya ne kadar önem verdiğini göstermektedir. Atatürk, dinin istismarını önlemek için dinin iyi anlaşılmasını bizzat uygulamalarıyla ortaya koymuştur. Eğer Atatürk, din aleyhtarı birisi olsaydı Kur'an mealine, hadislerin açıklanmasına, şerh edilmesine bu kadar önem verir miydi? Bunlar için özel tahsisat ayırır mıydı?

    Dini müesseselerle ilgili kanaatleri

    Atatürk'ün Zağnos Paşa Caminde yaptığı hutbe büyük önem arz etmektedir. Şüphesiz bu bir Cuma hutbesi değildir. Atatürk, Zağnos Paşa Camiinde Kuvayi Milliye şehitlerinin ruhuna ithafen bir mevlit okunduktan sonra, caminin içinde bir konuşma yapar. 7 Şubat 1923'te Zağnos Paşa Camii minberinden yaptığı bu tarihi konuşma, tarihçilerin de belirttiği gibi, Atatürk'ün gerçekleştirdiği devrimlerin temel felsefesini ortaya koymuştur. Atatürk bu hutbede Yüce İslam dininin, insanları maddi ve manevi mutluluklarını hedef alan en son ve en mütekamil bir din olduğunu, akla ve mantığa ters düşen prensipler ihtiva etmediğini en açık ifadelerle dile getirmiştir. Bunlar son derece yerinde tespitlerdir. O şöyle diyor: "İnsanlara manevi mutluluk vermiş olan dinimiz son dindir. En mükemmel dindir. Çünkü dinimiz akla mantığa gerçeklere tamamen uymakta ve uygun gelmektedir. Eğer akla, mantığa, gerçeklere uymamış olsa idi, bununla diğer ilahi tabiat kanunları arasında birbirine zıtlık olması gerekirdi. Çünkü bütün tabiat kanunlarını yapan Cenabı Hak'tır" Atatürk burada şunu demek istiyor: Kur'an Allah'ın sözüdür. Tabiat da Allah'ın yarattığı bir şeydir. Onun fiilinin eseridir. Allah'ın sözü ile fiili arasında çelişki olmaz. Yani tabiatla Kur'an arasında bir çelişki yoktur. Bu oldukça önemli bir tespittir.
    Camilerle ilgili olarak devamen şöyle diyor
    Camiler birbirimizin yüzüne bakmaksızın yatıp kalkmak için yapılmamıştır. Camiler söylenenleri dinleme ve ibadet ile beraber din ve dünya için neler yapılması gerektiğini düşünmek yani birbirimizin görüş ve düşüncelerini almak için yapılmıştır. Camiler Peygamberimizin zamanında Atatürk'ün ifade ettiği gibi sadece ibadet mekanı olmaktan ibaret değildi. Din ve dünya işlerinin konuşulduğu, savaşa veya barışa karar verildiği, gelen yabancı heyetlerin kabul edildiği, aynı zamanda ibadet vakti geldiğinde namaz kılındığı mahallerdi. Yani o zaman tek bir kurum vardı, O'da cami idi. Denilebilir ki İslam medeniyeti camiden dünyaya yayılmıştır. Eğer Medine'deki Hz.Peygamber mescidi olmasaydı, bu muhteşem İslam medeniyeti vücut bulmazdı. Camiler birbirimizin yüzüne bakmaksızın sadece namaz kılınıp, çıkılıp gidilen yerler değildir, diyor. Camiler; ibadetle beraber dinimiz için dünyamız için yapılması gerekenlerin düşünülüp konuşulduğu yerlerdir.

    Dinimizde Ruhbanlık yoktur

    Nutuk'un dışında da sağlam kaynaklarda Atatürk'e ait çok güzel veciz sözler vardır. Atatürk ruhban sınıfının olmadığından da bahsederek, şunları söylüyor: "Bizde ruhbanlık yoktur. Hepimiz eşitiz ve dinimizin ahkamını eşit olarak öğrenmeliyiz. Her fert dinini, diyanetini, imanını öğrenmek için bir yere muhtaçtır. Orası da mekteptir."

    Atatürk tekke ve zaviyelerle ilgili de şunları söylemektedir: "Efendiler Tekke ve Zaviyelerle Türbelerin seddive ale'l-umum tarikatlarla şeyhlik, dervişlik, müritlik, çelebilik, falcılık, büyücülük ve türbedarlık ve ahilik bir takım ünvanların men ve ilgası da Takrir-i Sükun Kanunu devrinde yapılmıştır. Bu husustaki icraat ve tatbikat heyeti içtimaiyyemizin hurafe perest iptidai bir tavır olmadığını göstermek nokta-i nazarından ne kadar elzemdir. Bu takdir olunur." Türbeler neden kapatıldı? Atatürk işte bunu açıkça ifade ediyor. Hurafe perestliği önlemek için türbelerin kapatıldığını ifade ediyor.

    Atatürk dinin yüceliğinden, ulviyetinden ve kutsiyetinden söz ederken; " din siyasete alet edilmesin, din şahsi çıkarlar için kullanılmasın "

    demeki Yüce İslam dininin şahsi çıkarlar için kullanılmasını irtica olarak kabul etmektedir
    GAZIANTEPSPOR






    Bizim en büyük şerefimiz müslümanlığımızdır. Şahsımız içinse, sâdelik kâfidir.
    (Hz. Ömer)

  2. #2
    sebatkar adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    01-04-2007
    Mesajlar
    362
    Karizma Gücü
    0
    Rahmetli Atatürk tekke ve zaviyeleri o dönemde sahte şeyhlerin türemesinden dolayı kapatmıştır ve ALLAH ömür verirse tekrar ben açacağım demiştir.Yoksa Atatürk gerçek bir Evliyaya karşı hiç bir zaman yanlış söz ve tutumlarda bulunmamıştır.O dönemde gerekli görmüş ve istismarcıları temizlemek amacıyla kapatmıştır ve ALLAH ömür verirse tekrar açacağını da söylemiştir.
    " YETMİŞİKİ MİLLETİ BİR GÖRMEYEN , HALKA MÜDERRİS OLSA DA HAKİKATE ASİDİR " ( YUNUS EMRE)





    Beni bende demen,ben de değilim
    Bir ben vardır bende,benden içeru

  3. #3
    buraq06 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    18-02-2006
    Mesajlar
    1,257
    Karizma Gücü
    7
    İslamın emrettiği herhangi kötü birşey söyleyin.Dinimize tam uylduğu takdirde şahıs ve millet olarak huzur buluruz.
    Sayfaları, floş royal tutturmaya çalışan bir kumarbazın kartlarını açtığı gibi çevirdim.

  4. #4
    sebatkar adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    01-04-2007
    Mesajlar
    362
    Karizma Gücü
    0
    (

    Atatürk vefatından on beş gün evvel Dolmabahçe Sarayında hasta yatarken, zamanın hariciye vekili ve başbakanına:


    “İslâm alemine mesaj veriyorum, bildirin” demişti. Ne yazık ki bildirmediler!..


    Dünyaya bildirilmesini istediği gerçeği o büyük insan şöyle yazdırıyordu:

    Bütün dünya müslümanları!


    Allâh’ın son peygamberi Hazreti Muhammet (s.t.a.v.)’in gösterdiği yolu takip etmeli ve verdiği talimatları tam olarak tatbik etmeli!

    Tüm müslümanlar Hazreti Muhammed’i örnek almalı ve kendisi gibi hareket etmeli!


    İslâmiyet’in hükümlerini olduğu gibi yerine getirmeli.


    Zira ancak bu şekilde insanlar kurtulabilir ve kalkınabilirler.


    Ayrıca Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınlarından, Atatürk ve Din Eğitimi (Ahmet Gürtaş) kitabında bütün şahitleri ile görebilirsiniz: Aynı kitapta üçüncü hatıra.


    Geçtiğimiz yıllarda yüz yaşını geçgin olarak İstanbul Merkez Efendi imam hatibi iken vefat eden, Cumhuriyetin ilânından önce İstanbul’da şeyhülmeşayıh ünvanı ile anılan Nurullah Efendi, özel doktoru Prof. Dr. Naci Bor Efendiye şu olayı bizat kendisi anlatıyor:


    Nurullah Efendi, Atatürk’ün sekreteri olan amcazadesinden kendisini Atatürk’le görüştürmesini ister. O da Nurullah Efendiyi Ankara’ya davet eder.


    O günlerde Atatürk bir vesile ile resepsiyon vermektedir.



    Sekreter, Nurullah Efendiyi Atatürk ile resepsiyonda karşılaştırarak görüştürmeyi pilânlar ve bu maksatla resepsiyona Nurullah Efendiyi davet eder. Arzu edilen bu görüşme gerçekleşir.


    Ve Atatürk, Nurullah Efendi ile bir köşede hayli sohbet eder.

    O günlerde türbe, tekke ve zaviyeler kapatılmış bulunmaktadır!


    Söz buna intikal edince Atatürk, Nurullah Efendiye der ki:


    --Efendi Hazretleri! Tekke, türbe ve zaviyeleri ben kapattım! Allâh bana ömür verecek mi? Bilmiyorum; ama şayet ömrüm olursa, günü gelince bunları yine ben açacağım!
    Atatürk bu hakikati gerçek şeyh efendiye ifşa etti.

    Bir benzeri olay:
    Atatürk, Mevlâna Celâleddin-i Rumi Hazretlerini ziyaret ettiğinde:

    --Sen rahat uyu, ey koca şeyh! Bu icraatım sizlere değil.
    Dediğinin gerçek yüzünü bilesin!...

    Zira tertib ve tanzim-i ilâhi olan zuhuratların salikleri, haddi aşmadıkça kul ferden ve cemi, Allâh’ın muhafazasındadır!.



    Allâh’ın tertıbini bozma ve kaldırma gibi, duygu ve hislerde o gerçek insanlardan uzak düşünülür!
    " YETMİŞİKİ MİLLETİ BİR GÖRMEYEN , HALKA MÜDERRİS OLSA DA HAKİKATE ASİDİR " ( YUNUS EMRE)





    Beni bende demen,ben de değilim
    Bir ben vardır bende,benden içeru

  5. #5
    MyComputeR adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    11-06-2005
    Mesajlar
    1,760
    Karizma Gücü
    7
    Atatürk hiçbir zaman samimi dindarlara laf söylemedi

    Onun sözleri dini sömüren siyasete alet edenlere idi

    Şundan şüphe etmeyin ki o samimi bir müslümandı

    Nur içinde yatsın
    Adilin ağzı bilgeliğini
    Ve dili hakkaniyeti söylemeli
    Kutsanmış olan cezbedici günahlara
    kanmayan insandır
    Bir kerelik denemek için ile olsa
    Yaşamın tacını alacaktır
    Oh,Tanrım, Kutsal Ateş,Merhamet et
    Oh, ne kadar huzurlu, ne kadar sevimli
    Ne kadar yardım sever, ne kadar kutsal
    Ey, saflığın zambağı..

  6. #6
    ELaNuR adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    16-02-2007
    Mesajlar
    1,597
    Karizma Gücü
    0
    .......
    Bu mesaj en son " 27.05.07 " tarihinde saat 01:04 itibariyle ELaNuR tarafından düzenlenmiştir...
    Derdini SöyLemeyen iyi eder , birde onun derdiyLe ugrasamam !
    Ne kadar kücük seyler icin aglardik
    Bir tutam sac, bir oyuncak araba, bir bebek
    Simdi büyüdük..
    Cok büyük olaylar bile aglatmiyor bizi, ölümler, savaslar, iflaslar
    Simdi daha mi güclüyüz? Yoksa daha mi aliskin?
    Hayati ögrenmek, alismak mi acaba?

    Keşke Hep Cocuk KaLsaydım..da, Dizimdeki Yarayı En Büyük Acı Sansaydım..

  7. #7
    Deathangel adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    02-01-2007
    Mesajlar
    7,963
    Karizma Gücü
    7
    Atam izindeyiz

  8. #8
    ELaNuR adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    16-02-2007
    Mesajlar
    1,597
    Karizma Gücü
    0
    .......
    Bu mesaj en son " 27.05.07 " tarihinde saat 01:05 itibariyle ELaNuR tarafından düzenlenmiştir...
    Derdini SöyLemeyen iyi eder , birde onun derdiyLe ugrasamam !
    Ne kadar kücük seyler icin aglardik
    Bir tutam sac, bir oyuncak araba, bir bebek
    Simdi büyüdük..
    Cok büyük olaylar bile aglatmiyor bizi, ölümler, savaslar, iflaslar
    Simdi daha mi güclüyüz? Yoksa daha mi aliskin?
    Hayati ögrenmek, alismak mi acaba?

    Keşke Hep Cocuk KaLsaydım..da, Dizimdeki Yarayı En Büyük Acı Sansaydım..

  9. #9
    _OlguN_ adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    23-09-2005
    Mesajlar
    18,827
    Karizma Gücü
    10
    Atatürk gibi düşünmek taraflı yerlerden imkansıza yakındır..

    Bu ülkede yaşırsak ,inanıyorsak ,ve süreceğini biliyorsak bilinki Atamın atmış olduğu temelin te sebebidir...
    TÜRKİYE CUMHURİYETİ
    1923

    İLALABET !




    Kemalin Askerleri


    1919 Ruhu İle ...



    Bağımsız vekilim Kamer Genç ...




    Mes rêves guident mes pas

  10. #10
    Deathangel adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    02-01-2007
    Mesajlar
    7,963
    Karizma Gücü
    7
    Atam izindeyiz

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Atatürk'ün Ülkenin Tamamına Gönderdiği "TBMM Açılış Bildirisi"
    2008 Konuları bölümünde titan#6 tarafından açılmış
    Yanıt: 2
    Son Mesaj: 19.03.08, 02:44
  2. islam düşmanlarının ve misyonerlerin yeni taktiği: "fake translation"
    2007 Konuları bölümünde alternick tarafından açılmış
    Yanıt: 12
    Son Mesaj: 30.11.07, 19:21

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •