• Reklam
Sayfa: 1 | Toplam: 2 12 SonSon
18 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1

    Kayıt Tarihi
    11-07-2005
    Mesajlar
    33
    Karizma Gücü
    0

    Hz.Muhammed dönemindekiler inanıyorlar ama kabul etmiyorlardı.

    Mekkeliler de Medineli Yahudiler de hz.Muhammedin gerçekten bir peygamber olduğunu biliyorlardı. Yahudiler zaten Allaha inanmaları beklenirdi. Ayrıca Mekkeliler de evreni yaratan bir güçe inanıyorlardı. Bu bakımdan Mekkelilere varlık anlamıyla çok tanrıcı denilemez. Bu iki önemli grup arasında bazı farklar ve bazı benzerlikler vardı. Şöyle ki

    Yahudiler de Mekkeliler de Hz.Muhammedin gerçek bir peygamber olduğunu biliyorlardı. Ancak bir farkla. Mekkelilerin peygamber beklentisi yoktu. Geldikten sonra sosyal yapıları gereği Mekke’nin reisi durumunda olanların birisinin peygamber olması gerektiğini düşünmüşlerdi. Onlar içinde oldukları hali doğru görüyorlardı. Tek yaratıcının var olduğunu bilmelerine rağmen taş ve helvadan yapılmış şekillere kutsallık vererek ona yaklaşacaklarını düşünüyorlardı. Medineli Yahudiler ise o an itibariyle kendi kitaplarından bir peygamberin geleceğini biliyorlardı. Fakat diğer peygamberler gibi bu son peygamberin de kendilerinden geleceğini sanıyorlardı. Son peygamberin Arap olacaklarını hiç düşünmemişlerdi. Örnek versek

    Mekkelilerden hz.Muhammede ve ona inananlara en çok eziyet çekenlerin Ebu Lehep,Ebu Cehil,Velid b.Muğire gelmekteydi.
    Verilen bilgilere göre Ebu Lehep şöyle demişti:

    Ben Müslüman olsam bana ne var. Ona
    ‘’herkese ne varsa sana da o var ‘’diye cevap verilince
    beni ve bir köleyi bir tutan bir dine girmem.(1)

    Demek ki Ebu Lehep eğer islamda torpilli bir zümre olsaydı iman edecekti. Yani Allahın varlığı ve Muhammedin onu peygamberi olması konusunda bir sorunu yoktu. Ancak kabeden elde ettikleri tefecilik düzenlerine adeta dinamit yerleştirecek olan yeni eşitlikçi bir din ona göre değildi.

    Ebu Cehilin de şöyle dediği söylenir’

    ’Biz ve haşimi oğulları her şeyde beraber olduk.Onlar kabenin korumasını aldılar biz de aldık.Onlar yolculara yedirdi biz de yedirdik.Onlar ne yaptıyla berbaerdik.Ama şimdi onlardan bir peygamber çıkmış.Bizim böyle bir imkanımız yok.O halde haşimilerden çıkan peygambere inanmayacağız.Demekki Eğer peygamber mazunoğullarından gelseydi bir ihtimal Ebu Cehil inanacaktı.Yoksa Allahın varlığı ve Muhammedin onu peygamberi olması konusunda bir sorunu yoktu (2)

    Velid b.Muğirenin de şöyle söylediği aktarılır.

    Muhammed kabeyi ziyaret edenlere kendi peygamberliğini anlatıyor.Biz sihirde desek söyledikleri sihire benzemiyor.Şair desek ben şiirler bilirim.şiir de değil.kahin desem hayır boncukları falan yok.Yani ne desek içi boş. kitap gelmiştir ona..Fakat mekkede bir karışıklık yaratarak herkesi birbirine düşürdüğü yönüyle sihir desek en iyisi olur demişti.Demek ki hz.Muhammed çıkarlarına engel çıkmasaydı ona iman edecekti yoksa Allahın varlığı ve Muhammedin onu peygamberi olması konusunda bir sorunu yoktu.(3)

    Yahudilerin başı durumunda olan huyey bin ahtap bir gün o kadar hz.Muhammede ağır laflar eder ki oğlu Muhammedi öldürmeye gideceğim der.Hayır bir peygamber katili olma..der.oğlu o halde bu kinin neye der.İşte bizden değil de bu Araplardan ya..der...(4)

    Örnekler çoğaltılabilir. Hz.muhammed çıktığı toplumda davasını tam anlatmamış diye iman etmeyen yoktur. Tamamen karşı çıkanlarda haksız bir çıkarın gideceği endişesi var. Aradan bunu ona İbrani biri anlatıyor diyen varsa da Arabistan’da genel kanaat bu kitabı onun uydurmadığı şeklindeydi. Belge nettir de ancak bile bile kendilerini inkara sürükleyenler vardır.

    Çıkaracağımız başka bir sonuç eğer hz.Muhammed çıkarlarına dokunmasaydı Mekkeliler bir aşamadan sonra hem ona iman etmeye hem de onu kendi liderleri veya zenginleri yapmaya hazırdılar. Aynı şekilde Medineli Yahudiler de düşünüyorlardı. Bundan dolayı bir kitap ehli olmalarına rağmen putları kutsayan bir grupla kendileri gibi kitap ehli olan bir gruba hem de hakk olduklarını bile bile karşı koymuşlardır. Hendek savaşı bu yönüyle olmuştur.

    Tüm anlatılanlardan aslında kafir kelimesinin nasıl kelime anlamı olarak yerine oturduğunu görmek mümkündür. .Kendi kişisel bilgi ve yargılarını tek hakikat olarak sayıp, hiç eleştiri ve araştırma yapmadan, başkasını veya başkalarını suçlayana kafir denir. Kâfir bu bağlamda ya gerçekleri gördüğü halde kabul etmeyendir kelime anlamı olan örtme ile de ilişkili hale gelmektedir. Gerçekleri örten...

    1.Kurtubi Tefsiri,Lehep süresi

    2.Takiyyuddin En-Nebhani,Davetin Etkisi ve Ona Gelen Tepki

    3. Salih Suruç, "Peygamberimizin Hayatı", S.176

    4. biriz.biz/nebi/sp11c9.htm - 31k
    Bu mesaj en son " 15.05.07 " tarihinde saat 11:14 itibariyle mesut30 tarafından düzenlenmiştir...

  2. #2
    www.TurkForum.net
    Kayıt Tarihi
    31-01-2005
    Mesajlar
    10,943
    Karizma Gücü
    10
    Lütfen açmış olduğunuz konuya kaynak ekleyiniz...


    Din Rehberi ve Tartışmaları Bölümü Kuralları

    1- Tam kaynak belirtilmeksizin haber konuları açılamaz ve bu nitelikteki konular SİLİNECEKTİR !..
    Aksi durumda konunuzu silmek zorunda kalacağım...
    Tüm Hakkım Saklıdır®
    |l|lllll|lll||ll||lll
    ²¹°¹³²¹³ °¹²¹³¹³









    Dünyadaki en büyük değişimleri gerçekleştirenler, değişime önce kendilerinden başlayanlardır... (G. B. Shaw)

    Memnun değilsen Değişime Yardımcı Ol !..
    Fikir üret ki, Şikayet Etme Hakkın Olsun.

  3. #3
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    31-01-2007
    Mesajlar
    2,215
    Karizma Gücü
    0
    Yanlış hatırlamıyorsam Ebu Süfyan, Ebu Cehil Ve Ebu leheb peygamber efendimiz geceleri Kur'an okurken onu gizli gizli dinler hayranlık duyarlarmış. Yani Kur'an-ı Kerim'in güzelliği onları bile etkiliyor...

    Ebu sufyan bir gün peygamber efendimizin evinin arkasında onun Kur'an okuduğunu duyunca onu dinlemeye başlar. Derken Ebu Cehil, ve Ebu Leheb'te gelir. Hepsi şaşkındır. Sorarlar birbirlerine burda ne işiniz var?
    O der geçerken uğradım öbürü ne yapıyor diye baktım falan filan diğer kulağıma takıldı merak ettim gibisinden. Neyse hepsi dağılırlar. Ertesi akşam gene aynı vakit peygamber efendimizi gizli gizli dinlemeye gelirler oda ne? Gene karşılaşırlar. Bu sefer birbirlerini kınarlar. Biz böyle yaparsak diğerleri daha beter olur. İyisimi gelmeyelim bir daha diye birbirleriyle sözleşirler. Ertesi akşam olur. Gene aynı vakit Peygamber efendimizi dinlemeye gelirler. Yine karşılaşırlar. Artık o kadar utanır bozanırlar ki itiraf ederler.
    Kur'an güzelliğinden bahsederler. Gerçeği onlarda bilmektedirler lakin çıkarlarına karşı düşmektedir!
    (söz verirken hani biri diğerlerinin gelmeyeceğini bildiği için oh be bugün rahat rahat dinleyeceğim umuduyla gider. Ama unuttuğu birşey vardır. Diğer ikiside aynısını düşünür ve karşılaşırlar)

  4. #4
    hunt me down adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    30-12-2006
    Mesajlar
    7,878
    Karizma Gücü
    7
    Yahudilerin ben başka bir peygamber beklediklerini zannetmiyorum....Yani Tevrat'a bakılır ise sadece bir mesih'in gelmesini bekliyor olabilirler.

  5. #5
    recognizer adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    10-04-2007
    Mesajlar
    509
    Karizma Gücü
    6
    Müşriklerin, Hz.Peygamber'in peygamberliğini kabul etmeme sebebi mesut30'in yukarıda güzelce özetlediği gibidir. Ayrıca o müşrikler Allah'ın varlığını kabul etmelerine ve bilgilerine rağmen Allah'ın kızları olduğunu, putların ona şefaat için aracı olduğunu vb. iddıa ettiler. Bunu da içten inandıkları için değil, (işlerine gelen)mevcut siyasi yapıyı korumak ve karşıtlarını ezmek için savunuyorlardı.
    Bunu Kur'an da teyid ediyor, aşağıdaki ayetler de onların (diğer ayetlere göre yanlış bir şekilde de olsa bir) Allah inancı taşıdıklarını belirtir:
    Zümer 38. Andolsun ki onlara: Gökleri ve yeri kim yaratti? diye sorsan, elbette "Allah'tir" derler...
    Zuhruf 9. Andolsun ki, onlara gökleri ve yeri kim yaratti? diye sorsan; "Onlari süphesiz güçlü olan, her seyi bilen Allah yaratti" derler.

  6. #6
    HAMZA... adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    09-02-2007
    Mesajlar
    5,134
    Karizma Gücü
    7
    Recognizer kardeşim,
    Birde işin ekonomik boyutuda vardı. Mekke Ticaret kervanlarının merkeziydi. Kabe'deki sözde Tanrılara sunaklar Ticaretin ana kaynağı idi. Başta Ebu Sufyan ve Ebu Cehil Bu zengin zümreyi temsil etmişti. Ebu Süfyan'ın sonradan müslüman oluşuda bu yönde çok eleştirilmişti. Sonuçta Kalpleri ancak Allah bilir. Ben Hz. Ömer'in İnanmadan önceki hali ile Kuran okuduktan sonraki halini okuyunca Tüm Müşriklerin aslında aynı duyguyu hissettiğini anladım. Beklenen peygamberin Yahudi veya Hıristiyan olacağı hiç belirtilmedi ki. Genelde Peygamberler İsrailoğullarını uyarmaya geldiği için beklentiler o yöndeydi. Araplara Rasul gelişi Yahudileri ve Hıristiyanları inkara sürükledi kabul edemediler. Şeytanın düştüğü duruma onlarda düştü. Bir çok Rahip çıplak gözle Rasulallah'ın Mührünü görmüştü onun peygamber olduğunu anlamıştı. Bu yüzden kitaplarındaki anlatılan Rasulun eşgalini yok etmek için tahrifat başladı. Allah'ın nuru ağızla söndürebilirlermiydi. Hak geldi Batıl zail oldu Vesselam
    HAMZA...


    Son Ağaç yıkıldığında, Son Nehir kuruduğunda, Son Balık öldüğünde,son Çiçek solduğunda paranın yenmeyeceğini öğreneceksiniz (Kızılderili Atasözü)



    TÜRKYAŞAM
    FENERBAHÇELİLE

    Hep DESTEK
    Tam DESTEK!!




    NE KADAR BİLİRSEN BİL, SÖYLEDİKLERİN KARŞINDAKİ KİŞİNİN ANLADIĞI KADARDIR. (HZ. MEVLANA)

  7. #7
    abdi1 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    18-01-2007
    Mesajlar
    3,912
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    6
    Cahiller daim polemikte..
    Cehaletin olduğu yerde polemik nasıl bitsin..
    Bu gün Irak'ta olan lar,Ümmeti Muhammedin çektiği çileler Hakikattın yaşanmasımı Cehaletin Karşılığımı ?..
    Karşısında düşman arayan Cehaleten kurtulamaz.
    Yegane MUTASARRIF olan ALLAH'ı bilen Her Hatayı kendinde arar da Allah'ın olan Teceliyi Değiştirmesi için Çabası olur.Tazaru ve Niyaz hatasını idrak etmeden olmaz.Hal ile Tazaru ve Niyaz Nefsindeki Hataları gören Ariflerin işi...

    Bizim sölerimizde ALLAH'ı inkar edene MÜSLÜMAN denir nerde gördün ki !..Bunu Polemik edersin..Söylenenleri anlamktansa,Kendince üretiğini anlamış gibi yapmak kolay geliyor..Ama bu seni Hakikata götürmez..
    Bizim Halimizde sen ŞİRKİN kokusunu dahi alamazsın..Biz Ahad olan Allah'ı İdrak ile Şirkin Gizlisinden bile ALLAH'a sığınırız..

    Büyükler der ki !..
    "İlim insanda Cehaleti giderir de,Ahmaklığı gidermez.."
    Cehaleten Kurtuluş İlim ile,Ahmaklıktan Kurtuluş Kendine dönmekle olur..
    Dünya ve Ahiret faydası olmayan ilim.Kulun dışarıda aradığıdır..Kul kendine dönmeden , faydayı İki Cihan bulamaz..
    Benim Gibi Niçin İnanmamış Diye,O Hem Cinsimi Yermek, Benim İnancım ve Yaşantımla bağdaşmıyor, her Hangi Bir Şahsı Aşağılamak, Hakkı Kimseye Verilmemiştir!..

    Pir.H. Galip Hasan Kuşçuoğlu

    ALLAH:hzALLAH

  8. #8
    egdt1970 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    05-04-2007
    Mesajlar
    1,176
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    6
    Alıntı student tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    yok yok , siz yanlış biliyorsunuz , onalrın hepsi Allah'a inanıyorlardı o zaman hepsi müslüman.

    Hatta hepimiz Galibiyiz.Galibi Kuşçuoğlu var mı ? Var.
    Allah'ın sıfatlarını , birliğini inkar edenler nasıl müslümansa biz de Galibi Kuşçuoğlunun Şeyhliğini , evliyalığını reddediyoruz ama hepimiz Galibiyiz , yani ayağınızı denk alın, kalabalığız burda ...
    student;
    Sen yukardaki yazını aklın sıra espri olduğunu sanıyorsun ki aslında imanınla alay ediyorsun.Bu kadar gaflet ancak sana yakışırdı Bravo...

    Alıntı berson tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    bay student,
    kaldıki Allah var diyen herkes müslümansa , şey Galibi var diyen herkes de GALİBİDİR. Biz de GALİBİYİZ , bakmayın Galibi Şeyhinin dediklerine inanmıyoruz , dediklerini kabul etmiyoruz , Şeyhliğini kabul etmiyoruz ama nekadar Allah'ın ayetlerini , Peygamberlerini inkar eden Msülümansa biz de o kadar Galibiyiz.
    İşte karıştırdığınız şey bu!...Sizler Allaha inanmayı ciddiye almıyorsunuz da onun için çoğaltıyorsunuz,yanına başka şeyleri de ilave ediyorsunuz..Yani KUL İLE İLAHI ayırd edemiyorsunuz ne yazıkki...Allahın varlığı MUTLAK,bilgisi GAYBİDİR..Varlığını kabul Maddi bilgiyle olmayıp iman iledir.Allahın varlığının kabulü KULU Müslüman yapar.Ancak Kuranda bildirdiğine göre Müminliğin şartı başkadır.Amentü ile özetlenen şeylerdir ve dereceleri vardır.
    Kulları ise(peygamberleri ve onların varisleri de dahil olmak üzere) varlıkları MUTLAT VARLIĞA TABİ VE ONUN TENEZZÜLEN ZUHURU OLUP İZAFİ DİR.Bilgisi KEVNİ dir.
    Bir insanın ademiyetini tanımak,başgözü,kulağı..azaları ve akıl ile mümkündür.Yani Resulünü veya bir varisini görmek, var olduğunu bilmek onun yolunda olmak olurmu hiç?..Olmadığını bilmiyomusunuz?..Bu hususlara gelince tarih bilgileriniz ve akıl mantık becerileriniz de mi iflas ediyor? Ebu cehil ve diğer müşrikler de Muhammed efendimizi bu manasıyla çok iyi tanıyorlardı..Amma hiç birisi tabi olamamışlardı..Çünki beyat Allah için olacaktı.Oysa komşuları olan MUhammed a.s. tanıyorlardı..Anlatabildik mi acaba? İlimleri hakikatleri kabulünü önleyen arkadaşlar..

    Allaha inanmayan (müslüman dahi olmayan KAFİR) kişinin Şeyh GALİBİN YANINDA NE İŞİ OLABİLİR.Hatta şeriatı Muhammedi gereği olan,Allahın YAPIN VE/VEYA YAPMAYIN şeklindeki emirlerini kabul ve eda etme sözü vermeyenlerin dahi işi olmaz arkadaş..Yani onlardan beyat alınmaz..
    Pir-i GALİBİ ŞEYH H.GALİP HASAN KUŞÇUOĞLU HAZRETLERİNİ adem olarak kafir de biliyor,müslüman da biliyor.Ancak onu Peygamberin varisi olarak kabul ve O nun adına Beyat edenler GALİBİ DERVİŞİ OLURLAR VE BÖYLECE ANILIRLAR. EHLİ İMAN SALİKLERİDİRLER(Allah cümleyi muvaffak eyleye).
    Öyle işkembeden Galibi olunmaz bay student..
    Bilmediğiniz şeyler hakkında sürekli kendinizce üretip duruyorsunuz..

    Okuyanlar için ibretliktir..
    "Aklı ile öğünen kişi, hücresinin genişliği ile gururlanan mahkuma benzer."





  9. #9
    student adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    19-09-2005
    Mesajlar
    5,219
    Karizma Gücü
    8
    abdi1 demiş ki ;

    Cahiller daim polemikte..
    Cehaletin olduğu yerde polemik nasıl bitsin..
    abdi1 yaptığım polemik değil , basit bir örnek vererek olayın anlaşılmasını istiyorum.Allah vardır diyen Allah'ın dediklerini (kendi kitapalarında yazanı ve Kuranı Kerimi ) inkar ettiğinde ve gönderdiği Resulü inkar ettiğinde müslüman ise aynı şekilde Galibi Kuşçuoğlu vardır diyende Kuşçuoğlunun dediklerini inkar ettiğinde , kendisinin söylediklerini yanlış olduğunu söylediğinde de Galibi olur diyorum.

    Aradaki çarpıklığı anladığınızda yanlışınızdan vazgeçersiniz diye örnek olay veriyorum.

    Bu gün Irak'ta olan lar,Ümmeti Muhammedin çektiği çileler Hakikattın yaşanmasımı Cehaletin Karşılığımı ?..
    Bu gün Irak ta olanlar , sizin kardeş kabul ettiğiniz Hristiyanların ( ki özellikle Evangalist lerin ) kendi inançları doğrultusunda müslümanları sömürmek içinyaptığı çirkeflikten başka birşey değil.Müslümanmalrın birlik olmaması sorundur ama müslümanların bo sorunu İslam düşmanlarının müslümanlara yaptığı saldırıyı haklı göstermez.

    Siz kimden yanasınız , mazlumdan mı yoksa saldırgandan mı ? Ama pardon unuttum , onlar sizin kardeşlerinizdi..

    Karşısında düşman arayan Cehaleten kurtulamaz.
    Yegane MUTASARRIF olan ALLAH'ı bilen Her Hatayı kendinde arar da Allah'ın olan Teceliyi Değiştirmesi için Çabası olur.Tazaru ve Niyaz hatasını idrak etmeden olmaz.Hal ile Tazaru ve Niyaz Nefsindeki Hataları gören Ariflerin işi...
    O zaman siz güya tasavvuf ehli olanlar , sizin Şeyhiniz neden hatayı kend,inde aramıyorda tüm İslam alimlerinde , meal yazarlarında , tefsir hazırlayanlarda arıyor? Şeyhiniz hiçbir ilmi açıklama yapmadan evliya kelimesini bile siz yutturmuş hala ayakta uyuyorsunuz.

    Bizim sölerimizde ALLAH'ı inkar edene MÜSLÜMAN denir nerde gördün ki !..Bunu Polemik edersin..Söylenenleri anlamktansa,Kendince üretiğini anlamış gibi yapmak kolay geliyor..Ama bu seni Hakikata götürmez..
    Bizim Halimizde sen ŞİRKİN kokusunu dahi alamazsın..Biz Ahad olan Allah'ı İdrak ile Şirkin Gizlisinden bile ALLAH'a sığınırız..
    Ben siz Allah'ı inkar edene kafir diyorsunuz demedim , ben size Alalh'ın kafir dediğine müslüman diyorsunuz dedim.Benim lafımı çarpıtma.

    Maide Suresini okuyan herkes sizin yanlışınızı , Allah'ın kafir dediğine , zalimler dediğine , sapıklar dediğine müslüman dediğinizi görür.

    İsterseniz yavaş yavaş alıntılayayım sırayla buraya ,

    MÂİDE SÛRESİ
    Bismillahirrahmânirrahîm
    1. Ey iman edenler! Akitlerinizi yerine getirin. İhramlı iken avlanmayı helâl saymamanız kaydıyla okunacak (bildirilecek) olanlardan başka hayvanlar, size helal kılındı. Şüphesiz Allah istediği hükmü verir.
    2. Ey iman edenler! Allah’ın (koyduğu din) nişanelerine, haram aya, hac kurbanına, (bu kurbanlıklara takılı) gerdanlıklara ve de Rab’lerinden bol nimet ve hoşnutluk isteyerek Kâ’be’ye gelenlere sakın saygısızlık etmeyin. İhramdan çıktığınızda (isterseniz) avlanın. Sizi Mescid-i Haram’dan alıkoydular diye bir takımlarına beslediğiniz kin, sakın ha sizi, haddi aşmaya sürüklemesin. İyilik ve takva (Allah’a karşı gelmekten sakınma) üzere yardımlaşın. Ama günah ve düşmanlık üzere yardımlaşmayın. Allah'a karşı gelmekten sakının. Çünkü Allah’ın cezası çok şiddetlidir.
    3. Ölmüş hayvan, kan, domuz eti, Allah’tan başkası adına boğazlanan, (henüz canı çıkmamış iken) kestikleriniz hariç; boğulmuş, darbe sonucu ölmüş, yüksekten düşerek ölmüş, boynuzlanarak ölmüş ve yırtıcı hayvan tarafından parçalanmış hayvanlar ile dikili taşlar üzerinde boğazlanan hayvanlar, bir de fal oklarıyla kısmet aramanız size haram kılındı. İşte bütün bunlar fısk (Allah’a itaatten kopmak)tır. Bugün kâfirler dininizden (onu yok etmekten) ümitlerini kestiler. Artık onlardan korkmayın, benden korkun. Bugün sizin için dininizi kemale erdirdim. Size nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslâm’ı seçtim. Kim şiddetli açlık durumunda zorda kalır, günaha meyletmeksizin (haram etlerden) yerse şüphesiz ki Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.
    4. (Ey Muhammed!) Sana, kendilerine nelerin helâl kılındığını soruyorlar. De ki: “Size temiz ve hoş olan şeyler, bir de Allah’ın size verdiği yeteneklerle eğitip alıştırdığınız avcı hayvanların tuttuğu (avlar) helâl kılındı. Onların sizin için tuttuklarından yiyin. Onu (av için) salarken üzerine Allah’ın adını anın (besmele çekin). Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz, Allah hesabı çabuk görendir.
    5. Bu gün size temiz ve hoş şeyler helâl kılındı. Kendilerine kitap verilenlerin yiyecekleri size helâl, sizin yiyecekleriniz de onlara helâldir. Mü’min kadınlardan iffetli olanlarla, daha önce kendilerine kitap verilenlerden olan iffetli kadınlar da, mehirlerini vermeniz kaydıyla; evlenmek, zina etmemek ve gizli dost tutmamak üzere size helâldir. Her kim de inanılması gerekenleri inkâr ederse bütün işlediği boşa gider. Ahirette de o, ziyana uğrayanlardandır.
    6. Ey iman edenler! Namaza kalkacağınız zaman yüzlerinizi, dirseklere kadar ellerinizi ve -başlarınıza mesh edip- her iki topuğa kadar da ayaklarınızı yıkayın. Eğer cünüp iseniz iyice yıkanarak temizlenin. Hasta olursanız veya seferde bulunursanız veya biriniz abdest bozmaktan (def-i hacetten) gelir veya kadınlara dokunur (cinsel ilişkide bulunur) da su bulamazsanız, o zaman temiz bir toprağa yönelin. Onunla yüzlerinizi ve ellerinizi meshedin (Teyemmüm edin). Allah size herhangi bir güçlük çıkarmak istemez. Fakat o sizi tertemiz yapmak ve üzerinizdeki nimetini tamamlamak ister ki şükredesiniz.
    7. Allah’ın üzerinizdeki nimetini ve “işittik, itaat ettik” dediğinizde ona verdiğiniz ve sizi kendisiyle bağladığı sağlam sözü hatırlayın. Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah göğüslerin özünü (kalplerde olanı) hakkıyla bilendir.
    8. Ey iman edenler! Allah için hakkı titizlikle ayakta tutan, adalet ile şahitlik eden kimseler olun. Bir topluma olan kininiz sizi adaletsizliğe itmesin. Adil olun. Bu, Allah’a karşı gelmekten sakınmaya daha yakındır. Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.
    9. Allah, iman edip salih ameller işleyenler hakkında, "Onlar için bir bağışlama ve büyük bir mükâfat vardır" diye vaatte bulunmuştur
    10. İnkâr edip âyetlerimizi yalanlayanlar var ya; işte onlar cehennemliklerdir.11. Ey iman edenler! Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. Hani bir topluluk size el uzatmaya (tecavüze) kalkışmıştı da Allah (buna engel olmuş) onların ellerini sizden çekmişti. Allah’a karşı gelmekten sakının. Mü’minler yalnız Allah’a tevekkül etsinler.
    12. Andolsun, Allah İsrailoğullarından sağlam söz almıştı. Onlardan on iki temsilci -başkan- seçmiştik. Allah şöyle demişti: “Sizinle beraberim. Andolsun eğer namazı kılar, zekâtı verir ve elçilerime inanır, onları desteklerseniz, (fakirlere gönülden yardımda bulunarak) Allah’a güzel bir borç verirseniz, elbette sizin kötülüklerinizi örterim ve andolsun sizi, içinden ırmaklar akan cennetlere koyarım. Ama bundan sonra sizden kim inkâr ederse, mutlaka o, dümdüz yoldan sapmıştır.”
    13. İşte, verdikleri sözlerini bozmaları sebebiyledir ki onları lanetledik, kalplerini de kaskatı kıldık. Kelimeleri yerlerinden kaydırarak (tahrif edip) değiştiriyorlar. Akıllarından çıkarmamaları istenen şeylerden önemli bir kısmını da unuttular. (Ey Muhammed!) İçlerinden pek azı hariç, onların daima bir hainliğini görüyorsun. Yine de sen onları affet ve aldırış etme. Çünkü Allah iyilik yapanları sever.
    14. “Biz hıristiyanız” diyenlerden de sağlam söz almıştık. Ama onlar da akıllarından çıkarmamaları istenen şeylerden önemli bir kısmını unuttular. Bu sebeple biz de aralarına kıyamet gününe kadar sürecek düşmanlık ve kini salıverdik. Allah ne yapmakta olduklarını onlara bildirecek!
    15. Ey kitap ehli! Artık size elçimiz (Muhammed) gelmiştir. O, kitabınızdan gizleyip durduğunuz gerçeklerden birçoğunu sizlere açıklıyor, birçoğunu da affediyor. İşte size Allah’tan bir nur ve apaçık bir kitap (Kur’an) gelmiştir.
    16. Allah onunla rızası peşinde olanları selamet yollarına iletir ve onları izniyle, karanlıklardan aydınlığa çıkarıp kendilerini dosdoğru bir yola iletir.
    17. Andolsun, “Allah, Meryemoğlu Mesih’dir”, diyenler kesinlikle kâfir oldular. De ki: “Şâyet Allah, Meryemoğlu Mesih’i, onun anasını ve yeryüzünde olanların hepsini yok etmek istese, Allah’a karşı kim ne yapabilir? Göklerin, yerin ve bunların arasında bulunan her şeyin hükümranlığı Allah’ındır. Dilediğini yaratır. Allah her şeye hakkıyla gücü yetendir.”
    18. (Bir de) yahudiler ve hıristiyanlar, “Biz Allah’ın oğulları ve sevgili kullarıyız” dediler. De ki: “Öyleyse (Allah) size neden günahlarınız sebebiyle azap ediyor? Hayır, siz de onun yarattıklarından bir beşersiniz.” (Allah) dilediğini bağışlar, dilediğine azap eder. Göklerin, yerin ve bunların arasında bulunanların da hükümranlığı Allah’ındır. Dönüş de ancak onadır.
    19. Ey kitap ehli! Peygamberlerin arası kesildiği bir sırada Bize ne müjdeleyici bir peygamber geldi, ne de bir uyarıcı” demeyesiniz diye, işte size (hakikatı) açıklayan elçimiz (Muhammed) geldi. (Evet,) size bir müjdeleyici ve uyarıcı gelmiştir. Allah her şeye hakkıyla gücü yetendir.
    20. Hani Mûsâ kavmine demişti ki: “Ey kavmim! Allah’ın, üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Hani içinizden peygamberler çıkarmıştı. Sizi hükümdarlar kılmıştır ve (diğer) toplumlardan hiçbirine vermediğini size vermişti.”


    Not : Kısa olsun ve okunsun diye 20 şer ayet alıntılayarak tamamını yazacağım,

    Büyükler der ki !..
    "İlim insanda Cehaleti giderir de,Ahmaklığı gidermez.."
    Cehaleten Kurtuluş İlim ile,Ahmaklıktan Kurtuluş Kendine dönmekle olur..
    Dünya ve Ahiret faydası olmayan ilim.Kulun dışarıda aradığıdır..Kul kendine dönmeden , faydayı İki Cihan bulamaz..
    Şeyhinizize güya miras kalan ilimde pek bir şey değiştirmemiş anlaşılan , sizin açınızdan ,


    selam ve dua ile,
    En-am Suresi 68.Ayet;

    Ayetlerimiz konusunda 'alaylı tartışmalara dalanlar:' -onlar bir başka söze geçinceye kadar- onlardan yüz çevir. Şeytan sana unutturacak olursa, bu durumda hatırlamadan sonra, artık zulmeden toplulukla beraber oturma.

  10. #10
    recognizer adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    10-04-2007
    Mesajlar
    509
    Karizma Gücü
    6
    Alıntı HAMZA... tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Recognizer kardeşim,
    Birde işin ekonomik boyutuda vardı. Mekke Ticaret kervanlarının merkeziydi. Kabe'deki sözde Tanrılara sunaklar Ticaretin ana kaynağı idi. Başta Ebu Sufyan ve Ebu Cehil Bu zengin zümreyi temsil etmişti. Ebu Süfyan'ın sonradan müslüman oluşuda bu yönde çok eleştirilmişti. Sonuçta Kalpleri ancak Allah bilir. Ben Hz. Ömer'in İnanmadan önceki hali ile Kuran okuduktan sonraki halini okuyunca Tüm Müşriklerin aslında aynı duyguyu hissettiğini anladım. Beklenen peygamberin Yahudi veya Hıristiyan olacağı hiç belirtilmedi ki. Genelde Peygamberler İsrailoğullarını uyarmaya geldiği için beklentiler o yöndeydi. Araplara Rasul gelişi Yahudileri ve Hıristiyanları inkara sürükledi kabul edemediler. Şeytanın düştüğü duruma onlarda düştü. Bir çok Rahip çıplak gözle Rasulallah'ın Mührünü görmüştü onun peygamber olduğunu anlamıştı. Bu yüzden kitaplarındaki anlatılan Rasulun eşgalini yok etmek için tahrifat başladı. Allah'ın nuru ağızla söndürebilirlermiydi. Hak geldi Batıl zail oldu Vesselam
    HAMZA...
    HAMZA kardeş sana katılmamak mümkün değil. Allah razı olsun, benim ayrıntıya kaçamamak için yazmadıklarımı yazmış, eksik kalanı toparlamışsın.
    Elbette bir toplumdan söz ediyoruz ki, toplum çok boyutlu bir varlıktır. Tabi ki bu din şunlarla uğraşmak zorunda kaldı: Köhneleşmiş yanlış (müşrik) inançlar, bir kaç istisna hariç aslından uzaklaşmış (yahudi/hristiyan) inançları ve (dehri/ateist gibi) inançsızlıkların yanısıra siyasi (kabile kavgaları), diğer şehirlerle (ör: Medine, Yemen) ile rekabet, kültürel (ahlak erezyonu), edebi (kamuoyu), asabiyet(kabile milliyetçiliği/bölgesel ulusalcılık), insanın değersizliği vd. anlamlarda nasıl tam bir kriz geçiriyorduysa aynı şekilde ekonomik anlamda da bulundukları bölgede bir rol oynamak istiyorlardı.
    Aynı dediğin gibi: Câe'l-Hakku ve Zeheka'l-Bâtıl Vesselam

 

 
Sayfa: 1 | Toplam: 2 12 SonSon

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •