Mekkeliler de Medineli Yahudiler de hz.Muhammedin gerçekten bir peygamber olduğunu biliyorlardı. Yahudiler zaten Allaha inanmaları beklenirdi. Ayrıca Mekkeliler de evreni yaratan bir güçe inanıyorlardı. Bu bakımdan Mekkelilere varlık anlamıyla çok tanrıcı denilemez. Bu iki önemli grup arasında bazı farklar ve bazı benzerlikler vardı. Şöyle ki
Yahudiler de Mekkeliler de Hz.Muhammedin gerçek bir peygamber olduğunu biliyorlardı. Ancak bir farkla. Mekkelilerin peygamber beklentisi yoktu. Geldikten sonra sosyal yapıları gereği Mekke’nin reisi durumunda olanların birisinin peygamber olması gerektiğini düşünmüşlerdi. Onlar içinde oldukları hali doğru görüyorlardı. Tek yaratıcının var olduğunu bilmelerine rağmen taş ve helvadan yapılmış şekillere kutsallık vererek ona yaklaşacaklarını düşünüyorlardı. Medineli Yahudiler ise o an itibariyle kendi kitaplarından bir peygamberin geleceğini biliyorlardı. Fakat diğer peygamberler gibi bu son peygamberin de kendilerinden geleceğini sanıyorlardı. Son peygamberin Arap olacaklarını hiç düşünmemişlerdi. Örnek versek
Mekkelilerden hz.Muhammede ve ona inananlara en çok eziyet çekenlerin Ebu Lehep,Ebu Cehil,Velid b.Muğire gelmekteydi.
Verilen bilgilere göre Ebu Lehep şöyle demişti:
Ben Müslüman olsam bana ne var. Ona
‘’herkese ne varsa sana da o var ‘’diye cevap verilince
beni ve bir köleyi bir tutan bir dine girmem.(1)
Demek ki Ebu Lehep eğer islamda torpilli bir zümre olsaydı iman edecekti. Yani Allahın varlığı ve Muhammedin onu peygamberi olması konusunda bir sorunu yoktu. Ancak kabeden elde ettikleri tefecilik düzenlerine adeta dinamit yerleştirecek olan yeni eşitlikçi bir din ona göre değildi.
Ebu Cehilin de şöyle dediği söylenir’
’Biz ve haşimi oğulları her şeyde beraber olduk.Onlar kabenin korumasını aldılar biz de aldık.Onlar yolculara yedirdi biz de yedirdik.Onlar ne yaptıyla berbaerdik.Ama şimdi onlardan bir peygamber çıkmış.Bizim böyle bir imkanımız yok.O halde haşimilerden çıkan peygambere inanmayacağız.Demekki Eğer peygamber mazunoğullarından gelseydi bir ihtimal Ebu Cehil inanacaktı.Yoksa Allahın varlığı ve Muhammedin onu peygamberi olması konusunda bir sorunu yoktu (2)
Velid b.Muğirenin de şöyle söylediği aktarılır.
Muhammed kabeyi ziyaret edenlere kendi peygamberliğini anlatıyor.Biz sihirde desek söyledikleri sihire benzemiyor.Şair desek ben şiirler bilirim.şiir de değil.kahin desem hayır boncukları falan yok.Yani ne desek içi boş. kitap gelmiştir ona..Fakat mekkede bir karışıklık yaratarak herkesi birbirine düşürdüğü yönüyle sihir desek en iyisi olur demişti.Demek ki hz.Muhammed çıkarlarına engel çıkmasaydı ona iman edecekti yoksa Allahın varlığı ve Muhammedin onu peygamberi olması konusunda bir sorunu yoktu.(3)
Yahudilerin başı durumunda olan huyey bin ahtap bir gün o kadar hz.Muhammede ağır laflar eder ki oğlu Muhammedi öldürmeye gideceğim der.Hayır bir peygamber katili olma..der.oğlu o halde bu kinin neye der.İşte bizden değil de bu Araplardan ya..der...(4)
Örnekler çoğaltılabilir. Hz.muhammed çıktığı toplumda davasını tam anlatmamış diye iman etmeyen yoktur. Tamamen karşı çıkanlarda haksız bir çıkarın gideceği endişesi var. Aradan bunu ona İbrani biri anlatıyor diyen varsa da Arabistan’da genel kanaat bu kitabı onun uydurmadığı şeklindeydi. Belge nettir de ancak bile bile kendilerini inkara sürükleyenler vardır.
Çıkaracağımız başka bir sonuç eğer hz.Muhammed çıkarlarına dokunmasaydı Mekkeliler bir aşamadan sonra hem ona iman etmeye hem de onu kendi liderleri veya zenginleri yapmaya hazırdılar. Aynı şekilde Medineli Yahudiler de düşünüyorlardı. Bundan dolayı bir kitap ehli olmalarına rağmen putları kutsayan bir grupla kendileri gibi kitap ehli olan bir gruba hem de hakk olduklarını bile bile karşı koymuşlardır. Hendek savaşı bu yönüyle olmuştur.
Tüm anlatılanlardan aslında kafir kelimesinin nasıl kelime anlamı olarak yerine oturduğunu görmek mümkündür. .Kendi kişisel bilgi ve yargılarını tek hakikat olarak sayıp, hiç eleştiri ve araştırma yapmadan, başkasını veya başkalarını suçlayana kafir denir. Kâfir bu bağlamda ya gerçekleri gördüğü halde kabul etmeyendir kelime anlamı olan örtme ile de ilişkili hale gelmektedir. Gerçekleri örten...
1.Kurtubi Tefsiri,Lehep süresi
2.Takiyyuddin En-Nebhani,Davetin Etkisi ve Ona Gelen Tepki
3. Salih Suruç, "Peygamberimizin Hayatı", S.176
4. biriz.biz/nebi/sp11c9.htm - 31k


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla
)






