• Reklam
+ Konuyu Yanıtla
Sayfa: 1 | Toplam: 2 12 SonSon
11 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    csyasoo adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    09-07-2005
    Mesajlar
    16,466
    Karizma Gücü
    10

    Başarılı Zihniyetler ( Alıntı) / TF Sendikası Çalışmasıdır !



    Alex Muchielli

    Çev: Ahmet Kotil.

    Cep Üniversitesi , İletişim Yayınları, 1991



    Zihniyet bir toplumsal grubun örtük referans sistemidir. Bu toplumsal grup paylaşılan ortak anlayış sayesinde türdeştir. Söz konusu referans sistemi şeylerin belli bir biçimde görülmesini, dolayısıyla bu anlayışla uyumlu tepkiler ve davranışlar gösterilmesini olanaklı kılar.



    Toplumsal yaşamda edinilmiş bütün deneyler, kendi yargı ve davranış alışkanlıkları olan değişik gruplara katılım zihniyeti biçimlendirir. Bizim karmaşık toplumlarımızda, alınan eğitim, toplumsal yaşamda edinilmiş deneyler, kültürel gruplar... çok sayıda ve çeşitlidir, değişik zihniyetler aşılar.



    Toplum demek ki, her biri olayları farklı bir biçimde gören gruplardan oluşur. Her bir grup doğal olarak, kendi bakış açısını diğer grupların paylaşmasını ister, çünkü kendi referans sistemi her halükarda en iyisidir. Değişik bakış açıları arasındaki bu çatışma toplumsal yaşamın temellerinden biridir (o halde zihniyetler kısmen ideolojilerle çakışırlar).



    Zihniyetlerin incelenmesi toplum içinde yaşamın temel sorunlarını anlamamıza yardımcı olacaktır.



    Zihniyetleri şekillendiren etkiler nelerdir?



    Bu etkiler kendilerini nasıl gösterirler?



    Zihniyetlerle öğretilerin, ideolojilerin ve değerlerin ilişkisi nedir?



    Zihniyetler nasıl evrilir ve değişir?



    Bütün bunlar, incelenmesi, hemen her gün gözlemlediğimiz toplumsal olguları daha iyi anlamamızı sağlayacak sorunlardır.



    KÜLTÜR VE ZİHNİYET



    Sosyal bilimlerde kullanılan bir çok terim gibi, zihniyet kavramı başka kavramlarla ilintilidir (ve çoğu zaman onlarla kesişir).



    Zihniyet bir grubun içselleştirilmiş olan kültürüne atıf yapmadan anlaşılamaz; bu içselleştirilmiş kültür de kendi yanından kültürel öncüller ve kültürel kişilik nosyonuyla ilgilidir.



    Zihniyetin ne demek olduğunu, ancak bu bir kaç tanımı yaptıktan sonra daha iyi anlayabiliriz.



    I. Kültür

    En basit ve günlük anlamıyla kültür terimi, belli bir bilgi biçimini ifade eder. Bu nedenle, mühendislik eğitimi görmüş birinin teknik ya da bilimsel bir kültürü olduğu, buna karşılık edebiyat okumuş veya edebiyat tutkunu birinin edebi bir kültüre sahip olduğu söylenebilir. Bu anlamda kültür, tümüyle birbiriyle kaynaşmış bir bilgi bütününe dayanan bir düşünce şekillenmesidir; bu bilgi bütünü akıl yürütmenin, şeyleri görme ve aynı zamanda belli sayıda “nesne” karşısında davranış ayarlama biçimlerinin örtük referanslarını oluşturur (örneğin mühendis edebi kişilerin aksine mekanik, teknik olan şeylere eğilim gösterir, bu tür şeyler karşısın da kendini daha rahat hisseder).



    Bu basit kültür nosyonu sosyolojik kültür nosyonunu oluşturmamızda yardımcı olacaktır.

    Sosyolojide kültür terimi bir grubun (az ya da çok geniş) üyelerinin ortak edinimlerinin bütününü ifade eder. Bu edinimler şeylerin algılanmasında, yapılan değerlendirmelerde bilinç-dışı ve sürekli referans işlevi görürler, davranışların yönlendirilmesinde etkili olurlar.

    Bu edinimlerin ne olduğu az çok bellidir, bilgilerle olduğu kadar fikirler ve inanışlar, yargı normları, koşullandırmalar, davranış ve tutumlar, tasarımlar ve toplumsal modeller le de ilgilidirler. Bunlar ruhsal yaşamımızda her zaman bilinçsizce varlıklarını gösterirler. Biz bu edinimleri farkında olmadan “kültürel grubu”muzun diğer üyeleri ile paylaşırız.



    Kültürün ünlü tanımı açımlanarak, kültürün her şey unutulduktan sonra, grubumuzun diğer mensuplarıyla birlikte, bize ortaklaşa kalan şey olduğu söylenebilir. Bunu açıklamak için bir örnek ele alıyorum.



    - “Bir dostum bir süre kalmam için apartman dairesini bana verdi, diyelim. Bu apartman dairesi benim dairemden farklıdır. Düzenlenişi, dekorasyonu, vb. beni hoş bir biçimde tedirgin edecektir.



    “Ama aslında bildiğim bir mekandayımdır.

    “Akşam daireye geldiğimde ‘ışığı yakmak’ için aranırım. ‘Gece konutta elektrikle aydınlanılır’ fikri bilinçsiz ve basit bir fikirdir. Batılı bir eğitim almış olan herkes bu fikri paylaşır. Bu fikir bir kültürel edinimdir. Bu türden bir ‘inanış’ muhakkak ki davranışlarımıza yön verir. Işığı yakacak olan düğmeyi bize arattırır.



    “Bir de şu fikre bakalım: ‘Dairenin bir yerinde elektrik düğmesi türünden, elektrik akımını veren veya kesen -birisi var- fikri de bir kültürel edinimdir. Bu durumda, kapıya yakın yerlerde (kültürel yer) duvar boyunca böyle bir ‘sistem’ ararım. Bulamazsam elektrik akımını verecek bir başka yol ararım. Pedallı bir elektrik anahtarı ararım, önünden geçilmesi gereken bir foto-elektrik hücre, yapılması gereken bir jest ya da bir gürültü yaparım... ama ‘ışığı yakmak için bir şey yapılması gerektiği’ konusunda kuşku duymam”...



    “Aynı şekilde, bu yeni apartman dairesinde yaşamımın bütün günlük jestleri aynı kültürden olduğum diğer kişilerle kaçınılmaz olarak paylaştığım alışkanlıklarla, edinimlerle ilgili olacaktır..



    Sadece yaşama ilişkin alışkanlıkları paylaşmakla kalmayız, düşünme ve mantık yürütme alışkanlıklarını da paylaşırız. Kültürümüzü oluşturan bu ortak temeldir. Bu kültür her an mensubiyet grubumun yaşamına katılımım, sürekli kültürel banyo denilen (ki bundan kaçmamız mümkün değildir) olayın etkisiyle edinilmiştir.



    Örtük referans ilkeleri ve kültürel davranışlarımı yönlendiren tasarımlar yukarda gördüğümüz gibi, pozitif olabilir: “Şunu ya da bunu yapmak gerekir şeklinde...”. Ama negatif de olabilir: “Şunu ya da bunu yapmamak gerekir şeklinde...”. Bu negatif ilkeler kültürel tabulardır. Dokunulması, ama aynı zamanda yapılması ya da düşünülmesi yasak olan şeylere tabu denir.



    “Sokakta bir köpek görünce, onu otomatik olarak, etinin diri olup olmadığını da dikkate alarak ‘kaç kilo et ettiğine’ göre değerlendirmiyorum. Doğal olarak köpeği bir av hayvanı olarak görmüyorum. Köpekleri böyle görme kültürel alışkanlığı yoktur. Böyle bir akıl yürütme kabul edilemez, yasaktır. Dostlarımı bir köpek budu yemeye davet edersem, dehşete kapılırlar ve ayıplanırım. Onlara sadece şölenden sonra, köpek yediklerini itiraf edersem mideleri bulanacak ve daha önce çok iyi bulmuş oldukları yediklerini kusacaklardır.”

  2. #2
    csyasoo adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    09-07-2005
    Mesajlar
    16,466
    Karizma Gücü
    10
    Ortak tasarımlar ın (bir kültürü benimseyenlerin paylaştıkları basmakalıplar, imgeler ve modeller) norm ve değerlerin somut giysileri olduğunu belirtmek gerekir. Her bir ortak tasarım dayandığı değer sistemi içinde şemalaştırılabilir. Böylece, değer ve tasarımlardan oluşan içselleştirilmiş kültür bir değer sistemine indirgenebilir.



    19. yüzyıl ortak “centilmen” modelini üretti. Centilmen yardımseverdir ve mesafeli davranmasını bilir, erdemlidir, iyi eğitilmiştir, naziktir ve mütevazi davranır. Başkalarını incitmeden ve başkalarınm kendisine duyduğu saygıyı sarsmadan doğruyu söyler. Bir şeref anlayışı ve verdiği sözü tutma özelliği vardır. Her zaman kendindedir, ne öfkeye kapılır ne de incinir. Nüktedandır, doğallık kazanmış üstün niteliklere sahiptir. Yaşamdaki en önemsiz şeylerden aşırılığa kaçmadan ve çalım yapmadan bir estet gibi zevk almasını bilir.



    Centilmen imgesi zamanın ideal toplumsal davranış normlarını kapsayan gerçek bir davranış kodudur: başkalarına açılma, kendi kendine hakim olma, ahlaki doğruluk ve vazgeçebilirlik.



    Antropologlar inanışlar, normlar, değerler ve tasarımlar gibi ortak edinimler bütününe, bu zihinsel edinimler sisteminden kaynaklanan ifadeleri ve eserleri ekleyerek, kültür nosyonunu en uç noktasına kadar genişlettiler. Antropolojik anlamıyla kültür dili, sanatı, örf ve adetleri, üretilen şeylerin bütününü (günlük kullanımı olan nesnelerden toplumsal kurumlara) kapsayacaktır. Bu görüş kanıtlanabilir. Gerçekte, sanat ya da çeşitli imal edilmiş nesneler gibi kültürel ürünlerin bir kültürün normlar, değerler, inanışlar ve tasarımlar sistemine bağlı olduğu, ayrıca bu kültürel referans ilkelerini ifade ettiği tartışılmayacak bir olgudur.



    Örneğin günlük anlayışta ve günlük kullanımda kültürel bir nesne olan araba, yine son derece kültürel olan özgürlük bireysellik, tekniklik, rekabet, sahip olma, kendini ifade etme ve güç arayışı, zamanın önemi, toplumsal etkinlik alanlarının bir birinden ayrılması ilkeleriyle ilgilidir.



    Bir kültürün iki düzeyi ayırdedilebilir:



    Bir düzey kültürün bütün mensuplarınca bir bakıma içselleştirilmiştir ve kültürel ilkeleri (değerler, normlar, inanışlar); tasarımları ve referans modellerini kapsar;



    Bir diğer düzey bireylerin dışındadır ve ifadeleri,’üretimleri, yaşama ve çevredeki öğeleri kullanma biçimlerini (yaşam tarzı) kapsar.



    Günümüzde kültürden söz edilince (örnek: Fransızlar’ın kültürünü geliştirmek), kültür öncelikle dış düzeyin kültürü anlamında düşünülür. Bu durumda, tiyatrolardan, konserlerden, festivallerden, kitaplardan, filmlerden, televizyon filmlerinden lokantalardan ve kahvelerden… sözedilir.



    Bu kültürel düzeyde, sadece boş zamanlarda tüketilebilir ürünlerin dikkate alındığı gözlemlenebilecektir. Bu durumda kültür sınırlı anlamıyla anlaşılacaktır. Kuşkusuz söz konusu kültürel nesnelerin içselleştirilmiş düzeydeki kültür normlarıyla ve boş zamanın (eğlence zamanının) hedonist (hazcı) bir pasiflik anı olarak tanımlandığı bir tür pasif edinimle ilgili olduğu fark edilecektir. Bu normlar duyuların (görsel, işitsel, tatsal,.) değer kazanmasını sağlar. Günümüzde “aktiflik” değeri eğlence anlayışı içinde önem kazanmış ve ‘sportif etkinlikler, ufak tefek onarım, kişisel sanatsal yaratım, değişik tekniklerin faal olarak öğrenilmesi etkinlikleri gelişmiştir...



    R. Linton gibi, bir kültürün içselleştirilmiş olan düzeyi birbirine bağlanmış bir ilkeler tasarımlar nebülözü gibi gösterilebilir; Bu nebülöz bir iç kültürel sistem olarak adlandırılabilir; her iç kültürel sistem çok sayıda katmandan oluşacaktır. Mutlak referans işlevi gören dokunulamaz ‘ilkeler ve tasarımlardan oluşan bir iç tabaka ya da sert kültürel çekirdek; sonra gitgide daha kenara doğru giden diğer tabakalar. Bu tabakaların ilke ve tasarımları gitgide daha belirsizleşir ve bu ilke ve tasarımlara karşı çıkılır, yenilenmeleri istenir. ‘Böyle bir sistemin bir iç dinamiği, artık kesin olmayan ve daha dışsal tabakalara kayan bazı temel ilkeleri, buna karşılık gitgide önem kazanan ve sonunda merkez çekirdeğe geçen başka ilkeleri olacaktır. Bunun yanında, böyle bir sistemde gerilim ve iç çelişkiler de olmayacak değildir. Bu ‘gerilim ve iç dış çevreyle sürekli temas halinde olmanın etkisiyle, sistemin iç dinamiğini sağlayacaktır.

  3. #3
    csyasoo adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    09-07-2005
    Mesajlar
    16,466
    Karizma Gücü
    10
    II. Kültürel Öncüller ve Temel Kişilik



    R. Benedict ’in dediğine göre, kültür dil gibidir. “Dil nasıl bütün hançere seslerini, dudaksıları, dişselleri, ıslıkları ve gırtlak seslerini, sessiz ya.. da seslileri, ağızsal ve burunsal sesleri kullanmazsa, kültür de bütün olanakların oluşturduğu geniş yelpaze içinde ögeler, yani etkinlikler, gelenekler ve töreler, inanışlar, kurumlar... arasında bir seçimdir. Bu antropologa göre, bir kültüre ait olguların bütünü düşünülürse, hepsini birbirine bağlayan bir yönlendirici ,ilkenin olduğu farkedilir. Bu ortak örüntü, bu kültürün “genel yönelimi”dir.



    Bir kültürel öğenin kültürel bağlamın bütün diğer öğelerine göre anlaşılması gerekir. Bu öğeler de kültürün genel.. yönelimince aydınlatılır. Bir kültürel öğe kültürün “önemli kültürel niyetleri”ni kendine göre yeniden ifade eder.. Örneğin bizim toplumumuzda evlilik, kıskançlık, büyüklerin çocuklara karşı takındığı otoriter tavırlar... ve ‘diğer bir çok öge, çağdaş insanı yönlendiren sahip olma mantığına göre anlaşılabilir olur; bu mantık kültürümüzü (Fransız) büyük ölçüde tanımlar. Bir kültürün genel yönelimleri bireylerin eylemlerini belirler. Bu yönelimler kültürün gözükmeyen “değerleri”nin yardımıyla ifade edilebilir. “Bir kültür az çok netleşmiş bir düşünce ve eylem modelini (pattern) temsil eder...” Bu model kültürün yönelimlerinin gerisindeki değerlerden oluşur.



    G. Bateson (1936) gibi bir başka kültüralist antropologa göre, kültürel davranışların (tipik’ ve paylaşılan davranışlar) bütünü bir önermeler sistemi ile ilişkilidir; bu önermeler sistemi sözkonusu davranışların “mantıksal ergiticisi” olarak düşünülebilir. Bir davranışlar bütününün kaynağına bir tür “kültürel öncül” konulabilir. Bu öncüller bütünü kültürün temel mantığını kurar.



    Bateson Balinaisler’in ulusal karakterini böyle tanımlar.Balinais kültürünün incelenmesi Balinaisler’in kendilerine her türlü saldırganlık ve kızgınlıktan kaçınmalarını öğreten eğitimlerinin etkisini taşıdıklarını gösterir. Yetişkin Balinaisler’in davranışları nihai amacı, kuralları ve tahditleri olan stratejik bir oyunun kurallarına uyar gibidir. Toplumsal davranışlar oyununun nihai amacı istikrarı en üst düzeye vardırmak olacaktır. Bu nihai amaç şu türden bir ilke ile ifade edilebilir,: “Her şeyde ölçü olmalıdır.” Stratejik oyunun tahditleri, ihlal edildikleri zama dışlanma ve dolayı toplumsal ölüme yol açan toplumun normlarına duyulması gereken saygıdır. Oyunun kuralları kurulu hiyerarşiye, dinsel törelere ve köy meclisinin kurallarına duyulan saygıdır. Bu stratejik oyun içinde Balinais kültürünün mantıksal örüntüsü sadece, istikrar arayışının ve her türlü aşırılıktan kaçınma isteğinin etkisini taşıyan ifadeleri içerebilir. Bu nedenle, Balinaisler’ in hiçbir kültürel anlatım türünde -müzik, tiyatro, diğer sanat biçimleri..- yücelim noktası yoktur. Anlaşmazlıklar herhangi bir taşkınlığa yol açılmadan, çatışmadan kaçınmayı sağlayan geleneksel davranış kalıplarına başvurularak çözülür. Söylev sanatı gibi toplumsal etkinlik tekniklerine Balinas kültüründe hiç mi hiç rastlanmaz. Bireyin bir başkasıyla yarışmasının düşünülebileceği hiçbir bağlam yoktur. Birey toplumsal kuralları ciddi bir biçimde ihlal ettiği zaman (örneğin ensest), toplum kurallarının ihlali evrenin doğal düzeninin bozulması anlamını taşır. Suçlu sadece budalalık ve gaf yapmakla suçlanmakla kalmaz “bedbaht bir kişi” olarak da görülür, öyle ki böyle bir felaketin herkesin başına gelebileceğinin somut örneği olarak görülür. 1200 Balinais heykelinden oluşan bir kolleksiyonun yarattığı izlenimi yorumlayan Bateson, sanatçıların denge sorununa verdiği önemin üzerinde durur. Beyaz adamın gelmesinden önceki dönemi tanımlamak için Balinaisler’in kullandığı deyim şudur: “Dünya istikrarda iken...”



    Bir toplum düzeyinde, birbirinin aynısı ya da birbirine yeterince benzeyen kültürel koşullar bütününün, toplumun bütün üyeleri arasında şeyleri aynı şekilde görme ve bazı tipik durumlarda aynı şekilde davranma özelliği yarattığını kanıtlama görevi,.küitüralist okula (R. Linton, M. Mead, A. Kardiner, K Benedict, E. Erickson, G. Bateson...) düşer.



    Aynı kültürle yeterince “aşılanmış” bireylerin ortaklaşa paylaştığı bu türde bir kültürel kişilik temel kişilik terimiyle adlandırılır. Temel kişilik bir bakıma, bütün Komançiler’in Komançi, Fransızlar’ın da Fransız gibi düşünmesini. ve tepki göstermesini sağlayan ortak inanışların bütünüdür. Kardiner (1945) temel kişiliğin “bir toplumun mensuplarına özgü ve bireylerin kendi özel durumlarıyla süslediği bir yaşam tarzı şeklinde kendini gösteren özel bir psikolojik biçimlenme olduğunu, bu biçimlenmenin bireysel karakter çizgilerinin içinde geliştiği matrisi oluşturduğunu” söyler.



    Bateson (1972) Balinaisler örneği üzerinde denge isteğinin nasıl “çocukluklarından beri karakterlerinin yapısına girdiğini gösterir. Burada kültürel koşullar eğitim ve toplumsal koşullarıdır. Gerçekte bir Balinais’nin çocukluğu sırasında, tahrike kapılan, kızgınlığa kapılan, eğiticiler tarafından önemsenmeyerek reddedilir. Bu noktadan hareketle, o sırada çocuğun aklında kalan ye yetişkin insanda mahrem bir kesinlik (kesin doğru) olarak kalacak şu psikolojik yargıya ulaşılır: “Her şeyde ölçü gerekir.” Eğitsel niteliği olan bu öncül, sanatsal ifadeleri ve davranışları yönlendirecektir.



    Kültüralist antropologların genel yöntemi içselleştirilmiş kültürü dış düzeyin kültürünün anlaşılmasını sağlayan bir öncüller bütününe indirgemektir. Bu yöntem kültürün oluşumu üzerine ampirist bir yaklaşıma dayanan (kültür bir edinimdir, doğuştan bir veri değil) çok rasyonalist bir yöntemdir. Bu yöntem kuşkusuz bizim kendi çağdaş bilimsellik normlarımızla ilgilidir. Bu normlar şu tiptedir: Bu olguları açıklayan olguların gerisinde, sistemler vardır (yapısalcılık), bu sistemler olguların rasyonel olarak açıklanmasını sağlar (rasyonalizm), kültürel olgular ise yaşanmış deneylerin sonucudur (ampirizm).

  4. #4
    csyasoo adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    09-07-2005
    Mesajlar
    16,466
    Karizma Gücü
    10
    III. Zihniyet ve Değerler Sistemi



    Şunu hemen söyleyelim ki zihniyet kavramı içselleştirilmiş kültür nosyonu ile kesişir, özellikle de bu nosyon bir öncüller bütünü olarak ifade edilmişse...



    Günlük dilde zihniyet bir düşünce halini, davranışlarda gözlemlenen örf ve adetlerle otomatik olarak birleştirilmiş bir olayları görme biçimini ifade eder. Bir davranışı ve o davranışın dayanır gibi gözüktüğü ahlâkı mahkum etmek için “ne zihniyet!” tabiri bu anlamda kullanılır. Sezgisel olarak, bir yandan davranışları, öte yandan şeyleri (dünya görüş&#252 ve davranışların dayandığı ilkeleri (gizli ahlâk) kavrama biçimlerini birbirine bağlar.



    Benden farklılığı temelinde başkasını ya da başkasının mensubiyet grubunu tanımlayan zihniyet deneyimi, görünüşte onun gibi yorumlamadığım bir olay ya da durum karşısında, onun davranışı eğer beni şaşırtırsa gerçekleşmiş olur. Bu zihinsel şaşkınlık, tedirginlik insan kendi çevresinden çok farklı bir çevrede bulunduğu zaman hissedilir: Hiç bir zaman katılınmamış olunan bir toplumsal çevre, yabancı bir toplum ya da bir yabancı grubu. Yavaş yavaş bu yabancıların olayları görme, olaylara tepki gösterme biçimleri öğrenilir. Yargıları ve tepkilerini önceden’ tahmin etmek mümkün olur. Bu kültürel öğrenim (kültür aşılama,. kültürleştirme olarak adlandırılır) sayesinde, bütün antropologların iç mantığını yakalamak için yeterli bir süre “ilkel” bir toplumda yaşayarak edindikleri deneyim kazanılır. Çünkü Linton’un dediği gibi, ‘bir kabile bir tifo salgınını geniş çaplı bir büyücü avıyla önlemek isterse, kendi kültüründe hastalıktan büyücülerin sorumlu tutulması olgusuna ‘mantıksal olarak uyumlu davranır.”



    Zihniyet kendi içinde bir dünya görüşünü taşır ve çevredeki öğeler karşısında tutumlar (yani bir şeye karşı varoluş şekilleri) üretir. Çevrenin bu öğeleri herhangi bir öğe değildir. Bunlar dünya görüşünün, kilit öğeleridir. Sözkonusu zihniyete sahip olan grubun bir tavır takınmak durumunda kaldığı önemli öğelerdir. Bu öğeler düğüm nesneler (odaknesneler) ya da esas referans ve konumlanma nesne kategorileridir.



    Örneğin otoritelere, geçmişten kalma geleneğe duyulan saygı, istikrar arzusundan, vb. oluşan gelenekselci zihniyette, zihniyetin düğüm noktası niteliği taşıyan nesnelerinden biri “geçmişten kalma kurulu şeyler” genel kategorisi olacaktır. Bu kategoriden bir nesne karşısında, gelenekselci saygı tutumu taşıyacaktır.



    Bir zihniyet aynı zamanda, eyleme dönüşmüş davranışlar şeklinde de kendini ifade eder. Bu düzey, bir zihniyetin en kolay gözlemlenebilir düzeyidir.



    İşte yapması gereken bazı işleri unutan, sorumluluktan kaçınmak için daima özür arayan, çalışma koşullarına her zaman karşı çıkan, dalgınlıkla en basit disiplin kurallarını sık sık ihlal eden çoğu zaman geç kalan, görevler arasındaki gerekli koordinasyonu dikkate almadan öncelikle kendisini ilgilendiren işi yapan, kurallara uymamak ve işten kaçmak için ufak tefek bahaneler uyduran, tesadüfen sıkışık bir ortamda ve aşırı yükleme olarak kendisine verilen önemli işleri tümüyle yerine getiremeyen bir birey (kendi yaş grubunu çok iyi temsil ediyor)... Bütün bunlar hedonist (hazcı) bireyci zihniyete özgü davranışlardır.



    Zihniyet aynı zamanda, bir inanışlar sistemiyle bağlantılı bir psikolojik eğilimlilikler bütünüdür. Bu inanışlar sistemi şeylere anlam kazandıran bir dünya görüşü oluşturur. Bu sistem davranışları eyleme yönlendirir, hatta belirler.



    Zihniyeti uç noktada bir grup ya da bir bireyin tipik davranışlar bütününün indirgenebileceği kurulmuş bir ilkeler veya değerler sistemi gibi düşünmek olanaklıdır. Bu ilkeler grubun ya da bireyin kendine özgü mantığının temelleridir. Bu ilkeler bütünü kurgusaldır. Davranışların anlaşılmasını ve açıklanmasını sağlayan entellektüel bir yapıdır.

  5. #5
    csyasoo adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    09-07-2005
    Mesajlar
    16,466
    Karizma Gücü
    10
    Bireyci-hedonistin ilkeler sistemi şöyle olacaktır: Önemli olan benim zevkim ve özgürlüğümdür; başkalarının, tahditlerin ve kuralların, işin, bunların hiçbirinin önemi yoktur. Bireyci-hedonistin değerleri şunlardır: kendisi, zevk, özgürlük.



    Zihniyet nosyonu şöyle sentetik bir tanıma kavuşturulabilir, Griaule gibi etnologlar tarzında şöyle denilebilir. Zihniyet bireyin dünyayı gördüğü şekliyle, dünyadaki kendi yeri hakkındaki görüşünü ortaya koyar. Zihniyet bu durumda, birincil öneme haiz bir sorun gibi konulan şey karşısında varoluşsal bir konuma (varlığın temel yönelimi) indirgenebiir. .



    Örneğin “genç kurtlar”ın portresini çizelim: (Bir zamanlar bizim “prensler” vardı. Ya da Yuppieler . Anlamak)



    “Genç kurtlar”ın eylemleri her zaman, bir tür liberal işletme yönetimi (management) ideolojisi ile haklılaştırılır:



    faal olmak ve gerçekleştirmek gerekir (bunlar faal ve iradeci işçilerdir);



    keşfetmek, yaratmak, yeni buluşlar ortaya koymak gerekir (dinamiktirler ve ilericilerdir);

    sorunları iyi ortaya koymak, tahlil etmek, akıl yürütmek gerekir (bilimsel ve rasyonalisttirler);

    kumanda etmek, karar vermek gerekir (elitisttirler ve “insan yüzlü” otoriterizmin çekiciliğine kapılmışlardır);



    kendini ve kendi görüşlerini kabul ettirmek gerekir (kendilerini be ğenirler, değerlerinden emindirler, kendilerini vaz geçilmez görürler, güzel dilli ve iyi göri ol maları kullanıriar);



    ilişki kurmak, tanımak, iyi konumdaki güçlülerin takdirini kazanmak gerekir (çıkarcı ve hesapçıdırlar).



    Değerleri şunlardır: faaliyet, çalışma, akıl, ön görü, değişim, otorite, bireycilik, görünüm ve kişisel uyarlanma.



    Genç kurtlar 25 ile 35 yaşlarındadırlar. Genel-bireysel psişizmlerde konumlanacaktır.) Dışsallaştırılmış kültür kültürel öncüller sistemine bağlı ifadelerin bütünüdür. Bu ifadeler davranışlar, zanaat veya sanayi üretimleri kadar, kültür teriminin dar ve basit bir anlamında sanatsal ve edebi üretimlerdir de.



    Zihniyet kavramı içselleştirilmiş kültür nosyonu ile kesişir. Sosyologlara göre, zihniyet değerlerden kurulu bir sistemdir; bu sisteme dünya görüşü, düğüm noktası (odak) olan nesnelere karşı tutumlar ve bir grup bireyin (veya bu grubu temsil olan bir bireyin) tipik davranışları dahil edilebilir.



    Zihniyet bir grup için, çevredeki kültürün içerdiği norm ve değerlerin özümsenmesi ile edinilen ortak bir referans çerçevesidir. Zihniyet demek ki, psişizmlerde toplumsallaşmanın bıraktığı bir izdir. Bu tipik davranışlardan yola çıkılarak zihniyetin içselleştirilmiş bir kültürü ifade ettiği söylenebilir. Bu tipik davranışlar sözkonusu grubun kültürünün (geniş anlamda) bir parçasıdır.

  6. #6
    csyasoo adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    09-07-2005
    Mesajlar
    16,466
    Karizma Gücü
    10
    IV. Zihniyetin işlevleri



    Zihniyet algıda doğrudan yer alır. Zihniyetin oluşturduğu örtük referanslar sistemi sürekli olarak, alınan haberlerin şifresinin çözülmesinde ıskara rolü oynar. Uzun zamandan beridir algıda nesnellik olmadığı biliniyor. Bu türden bir verimin deformasyonu ve yorumlanması olgusu, son bölümde göreceğimiz gibi, zihniyetlerin incelenmesinde projeksiyona dayalı testlerde kullanılır (aynı fotoğraf farklı referans sistemleri üzerine bilgi veren değişik yorumlara konu olabilir)



    İlkeler sistemi olarak zihniyet bir ideoloji gibi çalışır ve her türden olguyu açıklamaya çaba gösterir. Bir “dünya görüşü”nün taşıyıcısı olan zihniyet, gerçeğin bir açıklamasını verir ve böylece kendine göre, anlama ve bilme ihtiyacını karşılar. Kitle iletişim araçları her gün, zihniyetlerin bu işlevi gördüğünün kanıtlarını sunarlar. Bir olgu ortaya çıktığında, farklı toplumsal oyuncular o olguda değişik şeyler göreceklerdir. Patronların çalışma özgürlüğünün ihlali olarak gördüğü bir şeyi, sendikalar örneğin işçilerin haklarının korunması, olarak görürler.






    Zihniyetin değerler sistemi akıl yürütme sürecini devamlı olarak etkiler. Başkalarını ikna etmek için hazırlanan sözde akılcı söylem, zihniyetten bilinçsiz bir biçimde türeyen önsel (a priori) yargı biçimlerini haklılaştırma ve rasyonelleştirme çabasından başka bir şey değildir.



    Zihniyet bir grubun kültürel, kimliğinin temel bir bileşkenidir. Bu zihniyet aynı zamanda, bir toplumsal grubun kimliğini oluşturan diğer öğelerle sıkı bir bağıntı içindedir ve bu öğelere bağımlıdır (kökenleri, sahip oldukları şeyler, bileşim, ilişkiler, üretimler, imge...). Zihniyet kendisinden türeyen tutumlar, davranışlar ve söylemler aracılığıyla, grup kimliğini dolaysız bir biçimde ifade edebilir.



    Zihniyet toplumsal etki güçlerinin kaynağıdır. Gerçekte iki büyük sosyo-psikolojik mekanizma grupların yaşamını yönetir: edinim-yayılma mekanizmaları ve korunma-savunma mekanizmaları. İlk türden mekanizmalar herhangi bir toplumsal grubu kendi görüşü doğrultusunda örgütlemek için kendi çevresi üzerinde etkili olmaya iter. Bu durumda her grup, çeşitli yollardan kendi değerlerini yaymaya çalışacaktır. İkinci tür mekanizmalar sayesinde, herhangi bir toplumsal grup kendini tehdit altında hissedince kimliğini savunabilecektir (Bu ikinci türden mekanizmalara zihniyetlerin değişime direnişi sırasında rastlanır.)



    Zihniyet aynı zamanda, bir grubun iç tutkunluğunun da kaynağıdır. Zihniyet toplumsal katılmanın taşıyıcılığı işlevini de görür. Gruplara, oralarda kendi fikir ve görüşlerimizi bulduğumuz için katılır, üye oluruz. Bu grup mensubiyetinin ayrıca, bir başka temel toplumsal işlevi vardır: güvenlik sağlayıcı işlev. Referans gruplarımızdaki partnerlerimizle mübadele içine girerek, kendi bakış açımıza, davranış biçimlerimize olan güvenimizi güçlendirir, kendi imajımızı ve kendimize olan güvenimizi kuvvetlendiririz.

  7. #7
    csyasoo adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    09-07-2005
    Mesajlar
    16,466
    Karizma Gücü
    10
    Sonuç



    Zihniyet o halde, bir grup insanın ortak psişik referans örüntüsüdür.



    Ortak eylemleri anlamak için zihniyet hakkında bilgi sahibi olunmalıdır.



    Gerçekte ortak eylem mantığı sadece durumu tanımlayan dış tahditler sistemince belirlenmemektedir (meğer ki bu sistem ezici bir ağırlıkta olmasın ve üstelik…) Bu durum, yani tahditler sistemi grup ya da gruplarca kendi zihniyetlerine göre değerlendirilir, “algılanır’. Bu zihniyet durum içinde grubun çıkar ve hedeflerini tanımlar. Ortak davranış insanlarla tahditler yapısı arasındaki etkileşimin bileşkesidir. Her toplumsal oyuncu, kendi değerleri temelinde, tahditler yapısı içinde yaptığı eylemleri optimalleştirmeye çalışır.



    Kararların optimalleştirilmesi ölçütlerinin, hızlı bir kişisel içe bakışla ulaşılan evrenselci psikolojinin kullanılmasıyla elde edilen ölçütler olduğunu ileri süren R. Boudon’un (1977) yöntembilimsel bireycilik postülasını referans olarak göstererek psiko-sosyolojik yöntembilimsel bireycilik postülasını ileri sürüyorum.



    Bu son postülaya göre, her oyuncu doyumunu kendi psikolojik değerler sistemine göre (yani kendi zihniyetine göre) en üst düzeye vardırmaya çalışır. Bir oyuncunun kendini içinde gördüğü tahditler sistemi, kendi dünya görüşü sistemine göre açımlanamazsa, davranışsal kararları önceden tahmin edilemez.

  8. #8
    MeDiD adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    03-01-2006
    Mesajlar
    33,295
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    13
    başarılı bir arşiv...emeğine sağlık

    ...Kuyruguna basilMAdikca, tirmalaMAyan KeDiGiL...


  9. #9
    wedsa adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    10-11-2005
    Mesajlar
    1,616
    Karizma Gücü
    7
    güzel arşiv niteliğinde çalışma olmuş emeğine sağlık teşekkürler ...

  10. #10
    csyasoo adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    09-07-2005
    Mesajlar
    16,466
    Karizma Gücü
    10
    destegınız ıcın tesekkurler

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. paşa saçkıran olmuş(Emek ve Barış Partisi çalışmasıdır)
    2007 Konuları bölümünde ..NemesiS.. tarafından açılmış
    Yanıt: 6
    Son Mesaj: 20.11.11, 01:27
  2. bizim evlatlarımız olmuşlardır(Emek ve Barış Partisi çalışmasıdır)
    2003 - 2004 Konuları bölümünde ..NemesiS.. tarafından açılmış
    Yanıt: 6
    Son Mesaj: 21.09.11, 17:22
  3. BAYRAKLI SINIF TAHAKKÜMÜ(Emek ve Barış Partisi Çalışmasıdır)
    2003 - 2004 Konuları bölümünde ..NemesiS.. tarafından açılmış
    Yanıt: 2
    Son Mesaj: 21.09.11, 17:19

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •