"Seni ararken kendimi kaybetmekten yoruldum.
Bulduğumu zannettiğimde
kendimden ayrı düştüm."
Öyle bir aldanışım vardı işte ufak. Sevimli. İvedileşmiş aşk kırıntılarının kapatamadığı yürek boşluklarım dolmuyordu, tipik havuz problemi. hangi musluk gözlerim olmuştu bilmiyordum ama gidiyordum...
"Bu garip bir veda olacak
çünkü aslında hep içimdesin.
Ne kadar uzağa gitsem de
gittiğim her yerde benimlesin."
Bu gidiş uzaklaşma olmayacak biliyorum, nereye gitsem kendimi kovalayacağım. Bu iç aynaların sinek pisliğiyle teması olmuyor bilirsin.
Suçuma dair bir kaç günah kefilim. Sevaplarım senle kalsın, öyle güzelsin..
"Söylenecek söz yok.
Gidiyorum ben.
Hoşçakal, hoşçakal"
Hoşça kal demek de yetmiyor, hala söyleyecek bir şeyler arıyor, olmadı karalıyorum en ücra yerlerini bir harita metod defterinin. Kara kalem çalışmalarındaki suretler hep seni andırıyor, yüz hatlarında hep hüzün..
"Ben bir kısrak gibi gelmişim dünyaya,
şahlanıp koşmak içimde var.
Hoşçakal."
Her hüzünden bir mutluluk doğar,her mutluluktan bir hüzün.. Baharını yaşadık ya ondandır acısı güzün. Eylül geldi, ayrılık vakti. Hoşcakal.
"Biraz su biraz yeşillik
her yer benim evimdir.
Taşırım dünyayı sırtımda
Her dil benim dilimdir"
Özgürlük çığlıklarım içinde bu ayrılık oldukça her yerin buradan farkı olamayacak çünkü sen yoksun. Her dil meramımı anlatacak yaşamak için, çünkü kullanacağım mecralar bilindik.
"Ama söylenecek söz yok.
Gidiyorum ben.
Hoşcakal."
Söylenecek sözleri de tüketebilirmişim meğer. Gözlerim seni görünce uyuşmuştu ya o ağrı hissi de hissizleştirmeye başladı, görüş alanımdaki buğu azalıyor. Seviyorum seni ama hoşcakal.
*** Şarkı bir Şebnem Ferah abidesidir.
Esra Mercan


LinkBack URL
About LinkBacks
